İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam dünya hayatı bu kadar meşakkatliyken üçüncü çocuğum oldu. Endişelerim ve kaygılarım arttı. Sürekli kıtlık, kuraklık, küresel ısınma, virüs ve üstüne savaş duyuyoruz. Ayrıca bir de yapay zekâyla ele geçirilen insanlar. Tüm bunları düşünmekten akıl sağlığım bozulacak, bazen gök üstüme düşecek sanıyorum, evlatlarımı tüm bu tehlikelerden nasıl koruyacağım diye düşünüyorum ve işin içinden çıkamıyorum. Her gün değişen dünyaya uyanıyoruz ve etrafımız çepeçevre sarılmış, kendimi köşeye sıkışmış hissediyorum. Bir avuç insan tüm insanlığın sonunu hazırlıyor. Ben tek başıma bunlarla nasıl başa çıkacağım. Kendimi çok yalnız hissediyorum, yaşam enerjim tükeniyor. Var mı bu aciz kula bir nasihatiniz?

Cevap

Gayet hatalı bir tutum içindesiniz. Madem bir Müslüman olarak bakıyorsunuz bu hayata, size Peygamber aleyhisselam efendimiz: “Kıyamet koparken bile elindeki fidanı dik!” demedi mi? Bu saydıklarınız kıyametin başlama anından da mı beter? Belki de siz böyle düşündüğünüz için o işleri yapanlar cüret buluyorlar. Siz hayatınıza bakın. Siz Rabbinizi kaybetmemeye bakın. Siz kıyamet kopuyor olsa bile ve tek kalsanız dahi çocuklarınızı yetiştirmeye bakın. Yılmayın ve yıkılmayın. Şeytanı sevindirecek düşüncelerden uzak kalın. Bu sıkıntılar sizi daha fazla bastırırsa muhakkak bir psikologla görüşmelisiniz. Allah'a emanet olunuz.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Evet, aklı olan herkesi hayretler içinde bırakacak, uykusunu kaçıracak ağır bir felaket yaşıyoruz. Allah'ın mülkünde aciz kullar olmanın en net tablosunu oluşturduk. Böyle büyük bir felakette kalbi olan herkes sıkıntı çeker. Hiçbir şey yokmuş gibi olmak mümkün değildir. Sabretmek nedir bunu da anlamış olacağız. Böyle bir durumda psikolojimizin ayakta duramayacak hale gelmemesi için şu hususlara önem vermeliyiz: a- Olayın nedeni, niçinleri gibi ayrıntılarına ve bilimsel boyutlu yorumlarına girmemeliyiz. Bilimsel yorumları ehline bırakmak doğru olandır. Gereksiz zihin meşguliyeti oluşturur, korkuyu artırabilir. b- Bölgede sayısını Allah'tan başkasının bilemeyeceği kadar insan kardeşimiz ya öldü, ya da ölümün kovaladığı zor anlar yaşıyor. Hastalık, soğuk, açlık ve çaresizlik içinde kıvranıyor. Elimizden ne geliyorsa profesyonel yollarla onlara ulaşmalıyız. Bir ekmek, bir bardak su bile olsa bir şeyler yapmaya çalışmalıyız. Bizim desteğimiz kimseyi kurtarmasa da bizi vicdan azabından kurtarır. c- Bu olay bize dünyanın niteliğini ve faniliğini iyice izah eden bir ders olmalıdır. “Dünya budur, böyledir” diyebilmeliyiz. Bir matem ortamı oluşturup kenara çekilmek şeklinde olmayan dersler çıkarmalıyız bu olaydan. Dünyanın dost ayırmadığını ama onu iyi kullananı seçtiğini anlamalıyız. Boş “keşkeler” yerine ciddi değerlendirmeler yapmalıyız. Siyaset başta olmak üzere özel menfaatlerimizi bu afetin ve sonuçlarının önüne geçirmemeliyiz. d- Şeytan, bizi içten çökertmek için bu musibeti kullanabilir. Ona alet olmamak için ne gerekiyorsa ihmal etmeyeceğiz. Günlük ibadetlerimizi aksatmamak en başta yapmamız gerekendir. Muhakkak bir zikir programımız olmalıdır. Günde yüz defa şu zikir, yüz defa bu zikir gibi bir plan yapmalıyız. Çokça Kur'an okumak bir çaredir. Özellikle de bu dönemde KEHF suresini sık sık sesli bir şekilde okumalıyız. e- Aile içi ilişkilerimiz, arkadaş çevremiz, akrabalarımız bir nevi ciğerlerimiz gibi etkilidir. Birbirimizi incitmemeye, zaten gergin olan ortamımızı biraz olsun muhabbetle kollamaya önem vermeliyiz. Bu dönemde bari birbirimize daha müsamahalı, görmezden gelmeye çalışır olmalıyız. f- Bu tür musibetler anında iki yoldan birinden gitmek kaderimizdir. Birincisi: Derdimizi konuşup bir kenarda mızmız ederek vakit geçiririz. Elimizden dünya da gider ahiret de. Bu açıkça felaket üstüne felaket olur. İkincisi ise başımıza gelen felaketten sonra her şeyden önce o felaketten maddi manevi ibretler çıkarırız. Elimizden gelen her türlü çareyi kullanırız. Yeni bir hayat ve yeni bir huzur arayışı içinde oluruz. Sonra da Rabbimize sığınır ve dualar ederiz. Bu da bizim dünyamızı huzur olarak kazanmamız ve ahirette ecir sahibi olmamız anlamına gelir. Bu ikinci yolu tercih etmemiz gerekiyor. Dinimiz bunu emreder, akıl da bunu gösterir. Allah yardımcımız olsun.

Hocam yaşanan olaylar neticesinde bir yanım korku içerisinde bir yanım otur sade
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hanım kızım, bunun adı tam anlamı ile yanlış çevrede bulunmak ve boşlukta kalmaktır. İnsanların gündem değerlendirmede beraber oldukları arkadaş çevrelerinden etkilenmeleri böyle olabilmektedir. Allah Teâlâ’nın size ihsan ettiği akıl, idrak ve diğer nimetleri kullanmadığınız için bir boşluk hissediyorsunuz. Kendinizi kontrol edin; Allah Teâlâ’nın haramlarından biri ile bağlantınız var mı, varsa hemen terk edin. Çok Kur'an okuyun. Kur'an’ı şifa niyeti ile okuyun. Zikir yapmaya başlayın. Arkadaş çevrenizi denetleyin. Namazınızı yeniden gözden geçirin. Gazali’nin İhya’sından okumalar yapın. Seyyid Kutub’un Fizilal’inden kısa kısa okumalar yapın. Hitabetini beğendiğiniz âlimlerin sohbetlerini dinlemeye çalışın. Sılayırahime önem verin. Özellikle büyüklerinizi ziyaret edip onlarla oturun. Ve son olarak da kademeli olarak en az üç ay haber dinlemeyin, izlemeyin, okumayın. Mesela önce TV haberlerine ara verin. Bir hafta sonra yazılı haberleri okumayın. Ardından internet haberlerini bakmayın. İnşaallah huzur bulacaksınız.

Hocam etrafımda hasta insanları görüyorum küçük çocuklar acı çekiyor. Ben bunlar
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kızım, hayatını başkalarıyla kıyas etme hatanı bırak. Senin imtihanın başka onların imtihanı başkadır. Ayrıca yaşamı başarıyla eş değer görürsen bir zaman sonra çıldırırsın. Ömrümüz inişiyle çıkışıyla ve düzlüğüyle bir bütündür. Karşılaştığın mutlu manzaraları seni üzen ve yıpratanlarla birlikte sevmelisin. Allah el-Hakîm'dir. Ne yaparsa, neyi yaparsa, niçin yaparsa ve ne zaman yaparsa bir hikmeti vardır. Sabırlı ol. Allah bu yaşadıklarında sana saklı olan nice hikmetler ve hayırlar yaratmıştır. Akıllı davran, şeytanın planının bir parçası olma. Allah'a güven, kaliteli bir Müslüman olma derdin en büyük idealin olsun.

Hocam ben yirmi dört yaşında ilahiyat mezunu genç bir kızım. İş bulamıyorum; baş
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah sizden razı olsun. Ne güzel düşünmüşsünüz. Rabbim sizi, bizi, ailelerimizi ateşten muhafaza buyursun. Rabbimizin emri budur: “Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taş olan ateşten koruyun!” Becerip bu korumayı yapabilirsek sıkıntılı günlerimizi rahmete dönüştürmüş oluruz Allah’ın izni ile. Şeytanın kışkırtması, nefsimizin hoşlanması ve çevremizin etkilemesi ile içine düşebileceğimiz her günah, ateşe bir adım atmak belki de dalmaktır. Bu sebeple her aile, çocuklarının ve kendilerinin adım adım ateşten korunmalarını sağlamaları gerekiyor. Allah yardımcımız olsun. İnsanı sonsuza kadar ateşte bırakan ağır suçlar: En büyük tehlike ŞİRKTİR. Biz şirki, Mekkeli müşriklerin hastalığı zannediyoruz ama asıl olan o bir insan hastalığıdır. Her asırda ve her zaman bulunabilir. Yerlerin ve göklerin Rabbi olan Allah’a ortak koşulan her iş ve söz bir şirktir. Dün, yontulmuş putlar bu işlevi görüyordu. Bugün insanların icat ettikleri sistemler mesela bu işi görüyor olabilir. Allah’ın sözünün kısılmaya çalışıldığı her iş için bu geçerlidir. Evet, şirk var, sonsuza kadar cehennemde hapseder; şirk var, ateş cezasına sebep olur. Hangisi olursa olsun oyun şeytan oyunudur ve biz bundan korunmaya mecburuz. İkinci büyük ateş çemberi küfür yani kâfirliktir. Allah’ı inkâr ederek, ona karşı büyüklük taslayarak, varlığından şüphe ederek, kitabını veya peygamberini kabul etmeyerek, münafıklık yaparak… Hangisi ile olursa olsun küfür sonsuza kadar cehennemde kalmaktır. Allah’tan başka güçleri Allah yerine koyarak onlara bağlanmak böyle bir hastalıktır. İslam’dan başka bir dini din olarak benimseyen herkes böyledir. Allah’ın kitabından tek bir kelime bile olsa inkâr etmek, uygun bulmamak böyledir. Üçüncü büyük tehlike ise ahireti reddetmek veya şüphe ile karşılamaktır. Öldükten sonrasına inanmamak bütün ateşliklerin ortak sorunudur. Biz ve çocuklarımız, elimizi gözümüzün önüne getirip baktığımızda kendi elimize ne kadar inanıyorsak ondan daha güçlü bir şekilde ahiretin, cennet ve cehennemin varlığına inanmadıkça mü'min olmuş sayılmayız. Dinle alay etmek, dinin mukaddesatı ile eğlenmek ateşin adamı olmaktır. İçinden inanmadığı hâlde dışından sosyal menfaatleri gereği inanıyor gibi görünüp sahte mü'min olmak yani münafıklık, tam bir ateş adamı olmaktır. Allah’ın kitabının hükümlerini bilerek ve isteyerek yok kabul etmek, onları geçersiz durumda görmek, namazlı biri olunsa bile ateşte kalmaktır. Allah hakkında suizanda bulunmak büyük bir hatadır, bedeli cehennemdir. Allah’ın kudretini zayıf görmek gibi onun azametine yakıştırılamayacak şeyleri düşünmek böyle bir suizandır. Mü'minlerin aleyhine olacak şekilde kâfirlerle iş birliği içinde olmak, onlara gönül vermek ateşe atlamaktır. Sihirbazlara, büyücülere, falcılara inanmak, onlara gitmeyi Allah’ın yasak ettiğini yok kabul etmek böyle bir ateşe tutulmuşluktur. Buraya kadar sayılanlar ateşe girip SONSUZA KADAR ORADA KALMAYI gerektiren suçlardır. Bunların tamamı imanı varsa da yok duruma getirirler maazallah. İşlendiği zaman tevbe etmek nasip olmadan ölen için cehennem cezası gerektiren büyük suçlar: Fasıklık. Fasıklık, Allah’ın yasaklarını, mü'min olduğu hâlde işleyen insanın tavrına verilen isimdir. Sürekli büyük günahlarla iç içe olan için fasık denir. Günahı umursamamak, basit görmek, uyarıları yok kabul etmek. Faiz yemek. Zulmetmek. Kul hakkı yemek. Yetim malına el koymak. Mü'min cana kıymak. Namaz kılmamak. Zekât vermemek. Oruç tutmamak. Haccetmemek. Allah yolunda cihat gerektiğinde kaçmak. İftira etmek. Yalan şahitlik yapmak. Namuslu mü'min kadınlara iftira etmek. Hırsızlık yapmak. Kumar oynamak. Ticarette hile yapmak. İsraf etmek. İntihar etmek. Her çeşidi ile yalan konuşmak, yazmak. Gıybet etmek. Nemime yapmak. Kamu malı yemek. Komşuya eziyet etmek. Kur'an’dan uzak yaşamak, onu okumamak, ilgilenmemek. Diline sahip olmamak. Riyakârlık. Kibir. Sılayırahimi yapmamak. Anne babayı üzmek. Alkol kullanmak. Mü'min kardeşle üç günden fazla küsmek. Yalan yere yemin etmek. Hayvanlara eziyet etmek. Rüşvet almak ve vermek. Kadının erkeğe, erkeğin kadına benzemesi. Erkeklerin ipek giymesi… Ana hatları ile bunlar, tevbe etmeden ölürse sahibini ateşe attırır. Allah’ın takdir edeceği kadar ateşte kalır ve imanlı öldü ise sonunda cennete girer. Maazallah. Elbette, ahirette Allah dilediğini affeder, o ayrı bir meseledir ama kural böyledir.

Hocam, derslerinizi dinliyorum. Ailece size çok dua ediyoruz. Evimize kapanınca
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. En büyük hedefiniz ve gayretiniz, eşinizle huzurunuz olsun. Onunla siz ikiniz bir dünya olun, çocuk olsa da olmasa da sizi sarsmaz. İkinci hedefiniz de, insanları yok sayan bir anlayışla yaşamak olmalıdır. Size ve eşinize Allah yetmelidir. Kendisi de kusurlarla dolu, dert küpü insanlar sizin için bir şey deseler ne olur demeseler ne olur? Bunu iyi düşünün. Üç yıl, çocuk için çok uzun bir zaman değildir. Neden sabırsızlanıyorsunuz ki? Böyle düşünürseniz, çocuğunuz olduğunda da onu normal bir çocuk gibi büyütemeyeceksiniz. Muhakkak kitap okuyun. Bir ders halkasına katılın, Kur'an okumayı sakın ihmal etmeyin. Her gün planlı bir Kur'an okumanız olsun. Belli tesbihatı ihmal etmeyin. Eşinizle küçük bir dünya kurun, birbirinizin kıymetini bilin. Özel bir dua yoktur, siz içinizden geleni dua olarak tekrar edin. Ve unutmayın ki, çocuklu olmak mı yoksa şu hâliniz mi sizin için daha hayırlıdır, bunu bilemezsiniz. Kaderinize razı olun, sabırlı olun. Şeytana ve şeytanlaşmış insanlara karşı direnin. Direnin ve kazanın. Allah'a emanet ederim sizi.

Hocam, 3 yıllık evliyim, 1 düşüğüm oldu ve bir senedir Rabbimin izniyle hayırlı
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Kış mevsiminde insanın bedeni grip nedeniyle bitkin düşebileceği gibi imanımız ve kişiliğimiz de zaman zaman böyle mevsimler yaşayabilir. Bu durum, hayatın akışı içerisinde normaldir. Dinimiz bize bu durumlarda 'bittin' demiyor. 'Kalk ve yürü!' diyor. Şeytan ise size bittiğinizi ve işe yaramayacağınızı ikna etmeye çalışıyor. Siz neden şeytanı dinliyorsunuz ki? Kendinizi toparladığınızda bu geçecek ve eskisinden iyi olabilecek imkâna sahipsiniz. Merak etmeyin; grip geçer ve yeniden delikanlı olabilirsiniz. Umudunuzu tüketmeyin. Direnin.

Selamünaleyküm hocam. Ben 38 yaşında, evli, üç çocuk babasıyım. Özel bir şirkett

çocuk konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İyi bir bölüm mezunu olmuşsunuz. Size şunları tavsiye edebilirim: Önce imanınızı dipdiri tutacak bir yöntem ve sabır geliştirmelisiniz. Ümmetin çocuklarını gaye ediniyorsanız siz de o çocuklardan birisiniz. Mum gibi ışık verirken eriyip gitmemek için planlar yapmalısınız. Çevre ve meslek sizi eritmesin. Önceliğiniz bunu yapın. Mesleğinizde güçlü olmaya çalışın. Adınız itibarlı bir ad olsun. Bu da uzmanlaşmanız demektir. Psikolojinin de içinde bir yığın farklı uzmanlık alanları var, birine yoğunluk verin. Hiçbir hayrı küçük görmeyin. Neyi yaparsanız yapın gayeniz Allah ve rızası ise o değerlidir. Az veya çok demeyin. Allah rızası deyin ve kalıcı iş deyin. Özellikle dine ait hassas meselelerde elinizi taşın altına koyun ama haddinizi ve kapasitenizi bilerek yapın bunu. Bu da sıradan konularda rahat olmak hassas konularda ise işi ehline bırakmak olarak anlaşılabilir. Elinizin, dilinizin, kalbinizin kaymaması için çok dua edin. Allah yardımcınız olsun. Âmin.

Hocam ben psikoloji bölümü mezunuyum. Bazı arkadaşlarla ümmetin çocukları ve gen
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bütün Müslümanlar her durumda ve her yerde Kur'an’a saygı ve tazim ile yükümlüdürler. İyi niyetle bile olsa Kur'an’a, Kur'an’dan bir âyete saygıyı zedeleyecek bir iş yapamazlar. Pasta yenmek için yapılan bir şeydir. Pastanın kendisini yapıp yemek caiz olsa bile üzerinde bir âyet yazılı olması veya Mushaf’a benzetilmesi abes bir iş olur. İnsanların düğünlerde ve toplantılarda kimi zaman alkolle beraber kutlama yapmak için kullandıkları bir yöntem ile Kur'an sevdirmek isabetsiz bir görüş olur.

Çocuklar Kur'an okumayı sevsin diye Mushaf şeklinde ve üzerinde ayetler yazan pa
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Asla hafızlığa devam ettirmeyin. Bu haliyle hafızlığı bıraksın. Örgün eğitimden devam etsin. Örgün eğitim mümkün değilse basit bir iş de olsa iş yapsın. Siz aile olarak da HİÇBİR ŞEY YOKMUŞ GİBİ davranın. Özellikle annesi sevgi açısından itici olmamaya çalışsın. Bu süreci işletebilmek için de mesela bir köy gezisi yaparak başlamanız faydalı olur. Allah yardımcınız olsun.

Hocam bir oğlum var on dört yaşında. Hafızlık kursuna gidiyor. Şimdiye kadar dör
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Konu sadece doğacak çocuğunuz konusu değildir. Siz de zamanla ya onun fikirlerine kayacaksınız ya da sizi yasal olmayan tutumlara sevk edecek, böyle bir risk vardır. Bu nedenle eşinizle direkt çatışmaya girmeden sabırla ve incelikle ıslah yoluna gitmeye bakın. Çok dua edin. Nazik ve saygılı olmayı ihmal etmeyin.

Eşim insan olarak iyi bir insan olsa da namaz ve tesettür konusunda çok eksiği v
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Rabbimizin yarattığı insan bedeninin en ucunda duran ve nice hikmetler taşıdığına inandığımız bir parçamız olarak tırnaklarımız bir nimettir. Bütün nimetler gibi tırnaklarımızı da Rabbimizin razı olacağı şekilde kullanacağız. Tırnaklarımız Müslümanlık alanımızın içinde bilinecek. Tırnakların temizlenip kesilmesi fıtrî yani doğal görevlerdendir. Büyümüş tırnağın uzunluğu parmak ucunu geçmeyecek bir sürede temizlenmeli kesilmelidirler. Abartmadan ve ihmal etmeden tırnak kesimi yapmak müekked/herkese emredilmiş olan sünnettir. Tırnak uzatmak ise bizim ümmetimizin kültürü dışındakilerin kültürüdür. Çocukların eğitimini planlarken tırnak başlığı unutulmamalıdır. Yanlış ve aşırı kesilen tırnaklar geç büyüme, şekil değiştirme, cilt hastalığı dâhil kimi bulaşıcı hastalıklara neden olma, tırnak altında bakteri üretmeye varıncaya kadar hastalık nedeni olma ihtimali taşımaktadır. Tırnak makası olarak kullanılan aletlerin kişiye özel olması, aletin temiz saklanması ve kullanılması, kesimden önce ve sonra ellerin muhakkak yıkanması, tırnak keserken küçük parçalara asılınmaması, sert tırnakları kesme konusunda cildiye doktorundan yardım alınması, tırnak yeme denen alışkanlıktan uzak durulması, bilhassa büyüklerin tırnakları için törpü kullanılması, tırnakların kesici veya tornavida gibi kullanılmaması önemli tutulmalıdır. Tırnakları boyamanın abdest açısından sakıncalı olduğu namaz kılanlar için bilinmelidir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin tırnak kesme konusunda tembihleri bulunmakla beraber tırnak kesme şekli ve günü hakkında kati bir uyarıları olmadığı bilinmelidir. Bazı sahabilerden bu temizliği Cuma günü yaptıklarına dair rivayetler vardır. Bu konuda öncelikli olanın temiz ve bakımlı tırnakla yaşamak olduğudur denebilir.

Sitenizde tırnak konusunda çok cevap buldum. Sağlık açısından da bakıldığında tı
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu sorunun kesin bir cevabı yoktur. Her çocuğun zekâsı farklıdır. Her çocuk kendi başına bir dünyadır. Beş yaşında uygun olan çocuk olur on yaşında olan olur. Kesinlikle her çocuk için özel karar verilmelidir. Şunu söyleyebiliriz ki: Çocuğun hafızlığı beş yaşından itibaren başlar ve yirmi yaşlarına kadar devam eder. Yaş ilerledikçe ezber zorlaşabilir ama olmaz diye bir şey yoktur.

Çocuğun hafız olması için en uygun yaş hangisidir?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.