Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben dört kızlı bir ailenin ilk çocuğuyum. Babam babaannemin sözünü çok dinleyen bir adam. Onun ailesi babaannem amcam ve halamdan oluşuyor ve tek değer verdiği kişiler de onlar. Annemi ve kız kardeşlerimi yani bizi ailesi olarak görmüyor. Bizi aşağılıyor ve küçük düşürüyor. Her yaz bize gelip huzurumuzu bozup öyle gidiyorlar. Özellikle anneme, ona dört çocuk vermiş kadının gözünde hiç değeri yok. Anneme yaptıklarını ve onu insan yerine koymadığını gördükçe onu sevemiyorum. Ona her koşulda saygı duymam gerekiyor ama gerçekten zorlanıyorum. Biliyorum Allah, kendisine şirk koşulmaması gerektiğini belirttikten sonra anne babaya itaati söylüyor. Bu çok ciddi bir şey. Elimden geldiğince annemi savunmaya çalışıyorum ama bir yere kadar. Ne yapmalıyım hiç bilmiyorum. Bana bir yol gösterin hocam.
Cevap
Benzer fetvalar
Allah sana sabır versin kızım. Sen kendi aileni ve huzurunu öncelikli düşün. Eşine sarıl, çocuklarına sarıl. Annenin unutmaya çalış. Onun hakkını helal etmemesinden çekinme. Senin bir kusurun olmadığı sürece ne dediği önemli değildir. Bile bile derdini derinleştirme sen. Dua ederim senin için.
Babanızla çatışarak hem bir şeyleri düzeltme ihtimaliniz düşer hem de kendinize verdiğiniz zarar artar. Babanızla şikâyetlerinizle tatlı bir dille konuşmanın yollarını arayın. Sorun ister çözülsün ister devam etsin, siz babanızla iyi geçinmenin yollarını arayın. Babanızın ebeveyni gibi görmeyin kendinizi. Onun yanlış hareketlerinden dolayı kınanacağınızdan endişe duymayın. Babanızı sahiplenip kabullenmeye çalışın. Onun daima size karşı şefkatini ve merhametini hatırlamaya çalışın. Hatalarını ve kusurlarını affedin. Bunun yanı sıra iyi bir çevreyle sosyalleşin. Yalnız kalmayın. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Anne ve babayı Allah’tan sonraki en büyük hak sahipleri olarak bil. Allah’a isyan olmayan isteklerinde onlara itaat et. Konuşma tarzın ve ilişkilerin bu hassasiyet üzerinden olsun. Yüzün onların önünde mütebessim olsun. Kalbin huzurlu olsun. Onların onurlarını onların arkasından da korumayı vazifen bil. Onları mutlu edecek şeyleri tespit et ve yap. Onlara danışmayı ihmal etme. Böylece senin onların önünde böbürlenmeyeceğine inanmış olsunlar. Onlar seni çağırınca veya bir istekte bulununca anında cevap ver. Onların yakınlarına ve dostlarına alaka göster. Onlarla hiçbir şeyi tartışma, haklı olsan da tartışma. Onlara karşı inat etme, inatlaşma. Onların gönlüne dokunacak ise kardeşlerinle tartışma, incitme onları. Ev işlerinde özellikle annene yardım et. Hata etmen durumunda defalarca özür dile, gönüllerini toparla. Onların odalarına izinsiz asla girme. Sofrada onlardan önce yemeğe başlama. Onlara asla yalan konuşma. Eşin ve çocuklarını onlardan üstün tutma. Eşini de ezme arada tampon gibi kalmaya razı ol. Onlardan daha yüksek ve değerli bir yere oturma. Senin konumun ne olursa olsun baban ve annen ile iftihar etmekten kaçınma. Onlara karşı cimri olma. Evlilik konusu gibi konularda onlarla farklı düşünüyorsan konuşu bir ilim adamının hakemliğine havale et. Dualarını ömrünün bereketi bil. Onlar ölünce onlar için sadakalar ver, dualar et… Onları hiçbir zaman ve hiçbir yerde unutma.
Sizin böyle bir baba gören ilk çocuk olmadığınızı iyi bilin. Bu bir fitnedir, imtihandır. Sizi de böyle sınamayı dilemiştir Allah Teala; gayret edip bu sınavı kazanmalısınız. a- Asla babanızın şirk ve haram olan bir emrine itaat etmeyin, yardım etmeyin. Sizden böyle bir şey isterse nezaketle karşı durun. Ama seviyenizi kesinlikle düşürmeyin. b- Evlat olarak, babanızın babalığını inkâr edemezsiniz. İnkâr etmedikçe de babanızın evladı olarak yapmanız gerekenleri istemeyerek, hoşlanmayarak da olsa yapacaksınız. Mesela hastalanınca ilgileneceksiniz. Ama o, sizden bir şey beklemediği sürece siz bir şey yapmak zorunda değilsiniz. c- Hidayeti için dua etmeye devam edin. Onun kötülüğünü uluorta konuşmayın. Zira siz, onu kötü olarak konuştukça kendinizi de yıprattığınız gibi şeytanın da işini kolaylaştırmaktasınız. d- Annenize sahip çıkın. Onun yanında olun, duasını alın. Fakat, ikisinin arasında hakem ya da savcılık rolüne bürünmeyin. Annenizi mesela döverken annenizi kurtarmaya çalışın ama babanızı ezerek olmasın bu. Çok sabırlı olun; sabrınız sayesinde bu sıkıntınız sevaba dönüşsün. Allah yardımcınız olsun.
Size kim dedi kardeşlerinize anneliğe soyunun diye. Anne babanız hayatta değildi de siz mi mecbur kaldınız? Sınırlarınızı aşmışsınız. Aile içerisinde rolünüzü değiştirmeyin. Ablalık annelik değildir. Bahsettiğiniz çabayı kendi yuvanıza göstereceksiniz. Biraz geri çekilin. Enerjinizi toparlayın. Hayatın daha başındasınız. Müstakbel kocanıza ve yavrularınıza sarf edeceğiniz enerjiyi şimdiden tüketmeyin. Endişelenmenize gerek yok. Abla gibi davranmaya başlarsanız evlenme konusunda özgüveniniz tekrar gelir. Kimse yıpranmış, içi çökmüş bir kadınla evlenmek istemez. Dolayısıyla kendinizi yenileyin. Başaracağınıza inanıyorum.
Babanızla ilgili bilgileri olduğu gibi kabul ederek bu çerçevede tespit ve tavsiyelerimiz olacaktır. Babanızın yaptığı davranışlar ve söyledikleri, İslam'ın öğretileriyle bağdaşmamaktadır. Bir baba, ailesine bakmak, onlara merhametle yaklaşmak ve haksızlık yapmaktan uzak durmakla yükümlüdür. Ancak, babanızın bu yükümlülüklerini yerine getirmemesi sizin İslamî görevlerinizi değiştirmez. Ailenize olan sorumluluklarınız, sizi evlenmekten alıkoymamalıdır. Şayet yanınızdaki kardeşlerinizin ihtiyaçlarını organize edebilecek bir sistem kurabilir ve yeni bir aile hayatına adım atarsanız, bu hem sizin hem de onların yararına olabilir. Evlenmek, hem dininizi tamamlamanızı sağlar hem de psikolojik olarak size destek olacak bir yoldaş sunar. Babanızın amacı sadece maddi menfaatlerini sürdürmekse ve bu konuda haksız yere sizi baskı altına alıyorsa, babanıza karşı gelmeden ama bağımsız bir karar alarak evlenmek sizin hakkınızdır. Bu, ona karşı bir isyan değil, kendi hayatınızı İslamî ölçülerde sürdürme hakkınızdır. Evlendikten sonra da imkânlar elverirse kardeşlerinizin ve annenizin ihtiyaçlarına destek olabilirsiniz. Yalnız burada dengeyi kurmak önemlidir. Ailenizde aklıselim bir birey ya da güvendiğiniz bir büyüğünüz varsa, arabulucu olarak onları sürece dâhil edin. Kararınızda Allah’tan yardım dilemek için dua edin ve istihare yapın. Rabbimizin rahmetiyle yolunuzu aydınlatmasını isteyin.
aile konusundaki diğer fetvalar
Nikâhsız bir çocuk doğurduğunuza göre çocuk sizde kalacaktır, çocuğun sorumlusu sizsiniz. Çocuğunuza baba olan kişi ise hatalıdır. Onun yaptığını onun insanlığı ile alakalı bir durum olarak görürüz.
Eşinin mahremlerinden biri beraberlerinde olmadıkça hüküm değişmez. Yol boyunca mahremlerinden biri yanlarında olacak, gittikleri yerde ise tek olmalarında sakınca yoktur.
Mü'min bir kadın mü'min olmayan mahremleri ile aynı evde ve ev kıyafetleri ile yaşayabilir. Onların hassasiyetleri olmayacağı için biraz daha dikkatli olur elbette ama onlarla sokak kıyafeti ile bir arada bulunabilir şeklinde bir kural yoktur. Kâfir olmak mahremiyeti yani akrabalık bağı ile oluşan yakınlığı kaldırmaz. Elbette ahlâk yoksunu kimseler ise onlara karşı titiz ve korunmalı olmak Müslüman bile olsalardı gerekli olacaktı. Allah Teâlâ size afiyet onlara da iman ihsan etsin.
Örfün böyle bir engellemesi bulunduğu için nikâh düğüne en yakın günlerde akdedilmelidir diyoruz. Bir yandan her şeyi mubah duruma getiren nikâh diğer yandan da aileyi ve kadını itibarsız gibi görebilecek bir örf vardır ortada. Bunun itidali nikâh ile düğünü yakın zamana getirmektir.
Dini ilimler almış gibi görmeyin onları şeytanın herkese göre bir külahı vardır. Utanmanıza da gerek yoktur. Bir kenara çekin veya bir yerde bir dondurma yemeye gidin. Elinden tutarak, elinizi omuzuna koyarak şirin bir ablanın yüreğinin nasıl yandığını ve onu ne kadar sevdiğinizi hissettirerek konuşun. Büyük ihtimalle o da ağlayarak size yüreğini açacak ve çözüm için yardım isteyecek. Bir haftada olmaz ama uzun vadede onun korunmasını biiznillah sağlamış olursunuz. Onun için de çok dua edin.
Mümin, yolunu Allah ile yürüyen insandır. Sadece sen değilsin bu bunalımı yaşayan; hangi genç, hangi mümin elini kolunu sallayarak dinini yaşayabildi. Mümin olmak ve dinini yaşamak rahatça namaz kılmak, oruç tutmak ve zikir yapmak değildir, böyle olmamıştır hiç. Allah muhakkak imtihan edecek, içindeki samimiyeti ve direnci görecek. Bunun çaresi yoktur. Kimi dışarıda izlediğimiz gibi zalimlerin silahı ile bu imtihanı görür. Kimi fakirlikle boğuşur. Kimi medyaya esir kalır. Bir başkası da senin gibi kendi öz ailesi tarafından dışlanır. Ama herkesin hedefi aynıdır: İyi mümin olmak. Direneceksin, yıkılmayacaksın. Bugün değilse yarın evlenirsin meraklanma. Temel ilkelerden taviz verme. Biraz esnetilebilecekleri ise esnet zamanla. “Olmaz/olmuyor” sözünü kullanma. “Olacak, olana kadar direneceğim” demeye alıştır kendini. Bu arada dua etmeyi asla ihmal etme. Çok dua et, Allah çevrendekilerin kalbini yumuşatsın. Hazır ol, bu büyük mücadeleyi kazanmaya hazır ol.