Fetva Meclisi
Soru
Hocam eşim, annesi, kız kardeşi, teyzesi ve kuzenleriyle birlikte tatile gidebilir mi? Tatile gitmek istedikleri yer doksan kilometreden daha uzak.
Cevap
Benzer fetvalar
Meselemiz yolculuk meselesidir. Seksen km mesafeden daha uzun mesafelerin gidişi bir yolculuk, dönüşü ise ayrı bir yolculuktur. İki ayrı yolculuk gibi görünüz meseleyi.
Kadın için yasak olan iki şehir arasındaki mesafeyi mahremsiz olarak gitmesi veya gelmesidir. Eşinizi oraya götürürken ki gerekçe dönerken de devam etmektedir.
Bayanlar iki kişi de olsalar mahremsiz olarak umreye gitmeleri caiz olmaz.
Çocuğun mahrem olması için en azından mümeyyiz olması gerekir ki bu da hemen hemen on yaşları demektir. Allah Teâlâ yardımcınız olsun, evinize huzur indirsin.
Bir bayanın, beraberinde mahremi olmadan toplamı 90 km'den fazla olan bir yola çıkması caiz değildir. Kat edilen yolun mesafesi önemlidir. Uçak veya başka bir araç hükmü değiştirmiyor. Bazı âlimler, bu asırda gelişen imkânların böyle bir yolculuğu mübahlaştırabileceğini söylemişlerse de takvaya uygun olan ve tercih edilen görüş, kadının mahremi olmadan tek başına yolculuğa çıkamayacağı görüşüdür.
Selamünaleyküm. Annesi ile alakalı zaruri bir durum olursa yapabilir.
aile konusundaki diğer fetvalar
Nikâhsız bir çocuk doğurduğunuza göre çocuk sizde kalacaktır, çocuğun sorumlusu sizsiniz. Çocuğunuza baba olan kişi ise hatalıdır. Onun yaptığını onun insanlığı ile alakalı bir durum olarak görürüz.
Haklı olmanız veya olmamanız bir yana, sizin böyle bir meselede çözüm sahibi olmanız çok zordur. Sadece kendinizi yıpratmış olursunuz. Size tavsiyemiz şudur: Aile büyüklerinize karşı asi durumunda olmayın. Onların aralarındaki tartışmalara açık bir taraf olmayın. Evet, annenizin yanında olun, onu teselli edin ama bir savcı gibi de olmayın. Sabırla ve seviyenizi koruyarak olayı izlemeye bakın. Büyüklerinize sevgi beslemeyebilirsiniz, elinizden gelmeyebilir sevmek ama seviyesizlik de yapmamaya çalışın. Böylece ilerisi için size kazanç getirecek olanı yapmış olursunuz. Nefsinizin hoşuna gitmese ve zor da olsa seviyeli olan budur.
Mü'min bir kadın mü'min olmayan mahremleri ile aynı evde ve ev kıyafetleri ile yaşayabilir. Onların hassasiyetleri olmayacağı için biraz daha dikkatli olur elbette ama onlarla sokak kıyafeti ile bir arada bulunabilir şeklinde bir kural yoktur. Kâfir olmak mahremiyeti yani akrabalık bağı ile oluşan yakınlığı kaldırmaz. Elbette ahlâk yoksunu kimseler ise onlara karşı titiz ve korunmalı olmak Müslüman bile olsalardı gerekli olacaktı. Allah Teâlâ size afiyet onlara da iman ihsan etsin.
Dini ilimler almış gibi görmeyin onları şeytanın herkese göre bir külahı vardır. Utanmanıza da gerek yoktur. Bir kenara çekin veya bir yerde bir dondurma yemeye gidin. Elinden tutarak, elinizi omuzuna koyarak şirin bir ablanın yüreğinin nasıl yandığını ve onu ne kadar sevdiğinizi hissettirerek konuşun. Büyük ihtimalle o da ağlayarak size yüreğini açacak ve çözüm için yardım isteyecek. Bir haftada olmaz ama uzun vadede onun korunmasını biiznillah sağlamış olursunuz. Onun için de çok dua edin.
Örfün böyle bir engellemesi bulunduğu için nikâh düğüne en yakın günlerde akdedilmelidir diyoruz. Bir yandan her şeyi mubah duruma getiren nikâh diğer yandan da aileyi ve kadını itibarsız gibi görebilecek bir örf vardır ortada. Bunun itidali nikâh ile düğünü yakın zamana getirmektir.
Kızım, böyle bir durumda sen yalvaran gibi duruyorsun. Erkeğin çözmesi gereken boyuta müdahil olma. Anlaşılan o ki, annesi sen gelini olsan bile sana soğuk bakacak. Vakarını korumak zorundasın. Dertli bir evlilikten ise onurlu bir bekârlık yaşamalısın. Adaya, kısa bir zaman dilimi ver mesela iki hafta içinde çözdün çözdün yoksa bırak benim peşimi de. Bu açıdan da bak meseleye kızım. Onurun ve insani kimliğin evlenmenden önemlidir.