Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben Hristiyan’ım ve oğlumun babası Müslüman. Ben hamile kaldığımda bunu aileme söyleyemem bebeği aldır dedi. Benim için kürtaj söz konusu değildi. Sonra bizim yanımızda kalmaya karar verdi. Benim hamile olduğumu ailesine de söyledi ve olumsuz tepki aldı. Hamileliğimin sonlarına doğru tavrı değişti ve doğumdan iki gün sonra başka bir kadınla nişanlı olduğunu ve evleneceğini söyledi. Ailesinden çekindiği için bu evliliği yapması gerekiyormuş. Biz ayrıldıktan sonra ben annemin evine geçtim. Bana çocuğu kaçırdığımı söyleyip hakaret etmeye başladı. Evliliğine kadar irtibatı koparmadı ama o zamanlarda bile birileri görür diye çocuğuyla dışarı çıkmaktan çekiniyordu. İki buçuk yıl geçti aradan ve benimle hala görüşüyor fakat çocuğuyla vakit geçirmiyor. Ailesinden çok korkuyor. Yaptığı doğru mudur? Oğluma çok acıyorum. Onun bu durumda hiçbir suçu yok. Ne yapmalıyım bu durumda?
Cevap
Benzer fetvalar
Yaptığının incelemesine girmeden şu anda ne yapabilirsin ona bakmalısın. Olan oldu, düzeltebiliyorsan bundan sonrasını düzelt.
Selamünaleyküm. Evli bir kadının, eşiyle böyle konularda tartışması uygun değildir. Eşinize karşı, Müslümanlar arasındaki ihtilaflı konulardan birini tutmayın. Hiçbir şekilde eşinizle tartışmayın bunları. Onun düşündüğü gibi düşünmek zorunda değilsiniz ama şeytana aranıza fitne sokması için fırsat vermeniz de hakkınız değildir. Özür dileyin ve tekrarlamayacağınızı bildirin on, durum düzelsin.
Aile büyüklerinden birini kendine hakem yap. O senin adına diğer tarafla da görüşsün. Eğer o boşanmanızı uygun bulur noktaya gelirse öyle yaparsın. Anlaşılan senin yapabileceğin şeyler bitmiş. Sonra pişman olmaman için böyle yapman gerekir. Bunu da eşine bildir yaparken.
Selamünaleyküm. Her iki aile büyüklerinin bulunduğu bir meclis kurun, bu konuyu enine boyuna orada tartışın. Mecliste eşiniz de bulunsun. Meclisin kararına göre uygulama yapın
Böyle bir rezaleti rezaletle devam ettirmen yanlış olur. Önce sen şu geçmişine tevbe et. Tevbeni samimiyetle koru. Kimseye de bu rezaletleri anlatma. Tekrar bir araya gelmenizin anlamı yoktur. Bu yara çocuk büyüyünce tekrar depreşir sende. Gerekiyorsa çocuğu bir başkası götürüp getirsin.
Eşiniz ile olan muhabbetinizi daima sıkı tutun. Siz eşinizin gönlünü yapmakla sorumlusunuz. Diğerleri mecbur olduğunuz bir şey değil. Fakat elbette Müslümana yakışan yumuşak huyluluk bellidir. Başkalarının evliliğinize müdahalesinden dolayı duyduğunuz rahatsızlığı daha stratejik bir biçimde kocanıza anlatıp bu konuda daha dirayetli durmasını sağlamaya çalışın. Siz de bu süreçte ona destek olun. Yorulunca ayağa kaldırın. Enerjik olun. Başkalarına olan tepkiselliğinizi de biraz kısıp kendi huzurunuza odaklanın. Bazen sorunlar onları bir miktar kendi haline bırakarak da çözülür. Bunu da gözetin. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
aile konusundaki diğer fetvalar
Haklı olmanız veya olmamanız bir yana, sizin böyle bir meselede çözüm sahibi olmanız çok zordur. Sadece kendinizi yıpratmış olursunuz. Size tavsiyemiz şudur: Aile büyüklerinize karşı asi durumunda olmayın. Onların aralarındaki tartışmalara açık bir taraf olmayın. Evet, annenizin yanında olun, onu teselli edin ama bir savcı gibi de olmayın. Sabırla ve seviyenizi koruyarak olayı izlemeye bakın. Büyüklerinize sevgi beslemeyebilirsiniz, elinizden gelmeyebilir sevmek ama seviyesizlik de yapmamaya çalışın. Böylece ilerisi için size kazanç getirecek olanı yapmış olursunuz. Nefsinizin hoşuna gitmese ve zor da olsa seviyeli olan budur.
Eşinin mahremlerinden biri beraberlerinde olmadıkça hüküm değişmez. Yol boyunca mahremlerinden biri yanlarında olacak, gittikleri yerde ise tek olmalarında sakınca yoktur.
Mü'min bir kadın mü'min olmayan mahremleri ile aynı evde ve ev kıyafetleri ile yaşayabilir. Onların hassasiyetleri olmayacağı için biraz daha dikkatli olur elbette ama onlarla sokak kıyafeti ile bir arada bulunabilir şeklinde bir kural yoktur. Kâfir olmak mahremiyeti yani akrabalık bağı ile oluşan yakınlığı kaldırmaz. Elbette ahlâk yoksunu kimseler ise onlara karşı titiz ve korunmalı olmak Müslüman bile olsalardı gerekli olacaktı. Allah Teâlâ size afiyet onlara da iman ihsan etsin.
Dini ilimler almış gibi görmeyin onları şeytanın herkese göre bir külahı vardır. Utanmanıza da gerek yoktur. Bir kenara çekin veya bir yerde bir dondurma yemeye gidin. Elinden tutarak, elinizi omuzuna koyarak şirin bir ablanın yüreğinin nasıl yandığını ve onu ne kadar sevdiğinizi hissettirerek konuşun. Büyük ihtimalle o da ağlayarak size yüreğini açacak ve çözüm için yardım isteyecek. Bir haftada olmaz ama uzun vadede onun korunmasını biiznillah sağlamış olursunuz. Onun için de çok dua edin.
Örfün böyle bir engellemesi bulunduğu için nikâh düğüne en yakın günlerde akdedilmelidir diyoruz. Bir yandan her şeyi mubah duruma getiren nikâh diğer yandan da aileyi ve kadını itibarsız gibi görebilecek bir örf vardır ortada. Bunun itidali nikâh ile düğünü yakın zamana getirmektir.
Mümin, yolunu Allah ile yürüyen insandır. Sadece sen değilsin bu bunalımı yaşayan; hangi genç, hangi mümin elini kolunu sallayarak dinini yaşayabildi. Mümin olmak ve dinini yaşamak rahatça namaz kılmak, oruç tutmak ve zikir yapmak değildir, böyle olmamıştır hiç. Allah muhakkak imtihan edecek, içindeki samimiyeti ve direnci görecek. Bunun çaresi yoktur. Kimi dışarıda izlediğimiz gibi zalimlerin silahı ile bu imtihanı görür. Kimi fakirlikle boğuşur. Kimi medyaya esir kalır. Bir başkası da senin gibi kendi öz ailesi tarafından dışlanır. Ama herkesin hedefi aynıdır: İyi mümin olmak. Direneceksin, yıkılmayacaksın. Bugün değilse yarın evlenirsin meraklanma. Temel ilkelerden taviz verme. Biraz esnetilebilecekleri ise esnet zamanla. “Olmaz/olmuyor” sözünü kullanma. “Olacak, olana kadar direneceğim” demeye alıştır kendini. Bu arada dua etmeyi asla ihmal etme. Çok dua et, Allah çevrendekilerin kalbini yumuşatsın. Hazır ol, bu büyük mücadeleyi kazanmaya hazır ol.