Fetva Meclisi
Soru
Hocam benim evlenmem için annemle babam kız arıyorlar fakat onların din anlayışı tam bir facia. Namaz yok, eğlenceli düğünleri gayet normal karşılıyorlar ve sürekli küfür ediyorlar. Ben yaklaşık üç yıldır dinimi tam anlamıyla yaşamaya çalışıyorum. Her ne kadar ailem ve arkadaş ortamım bundan hoşnut olmasa da şu zamana kadar kimse beni engelleyemedi. Ailem tesettürü harap etmiş insanlar karşıma çıkarıp duruyor. Ben ibadet aşığı bir insanım, evlendiğim insanın da benim ibadetimden ve çalgılı düğünlere gitmeyişimden rahatsız olmaması lazım. Ailem de ısrarla namaza bile dikkat etmeyen kızlar buluyorlar. Ne yapacağımı şaşırdım. Bana yol gösterin hocam, evliliğin gecikmesi benim açımdan iyi olmuyor.
Cevap
Benzer fetvalar
Güzel kardeşim, “İslam nedir?” sorusuna namazdır, hactır gibi cevaplar veririz. Evet doğru. Ancak İslam aynı zamanda, bin kere yıkılsan da, kendinden ve yapabileceklerinden emin olmasan da Allah’ın seni her defasında kaldıracağına, sana o heyecanı, ibadetlerini yapabilecek gücü verebileceğine inanmaktır. Rabbimizden umudumuzu kesemeyiz. Her defasında namazını kılabilen, dinin emirlerini hakkıyla yerine getiren, ahlakı Kur’an’ın tarif ettiği gibi olanlardan olabilmek düştüğümüzde aynı heyecanla yola devam ederek olabilecektir. Tüm ibadetlerini zahiren yapmayı başarabilenlerin de farklı imtihanları var elbette. Sizin imtihanınız da bu. Ama bir gün istediğinizden, hayal ettiğinizden çok daha güzelini verecektir Rabbimiz. Şu an bir sınavda olduğunuzu ve bu isteğinizde ne kadar samimi olduğunuza dair bir teste tabi tutulduğunuzu düşünün. Bu zamanda şeytanın en çok kullandığı silahlarından biri Allah’ın kapısından umutsuz olarak geri dönüleceğini, ne kadar istesen de asla ibadetlerini tam yapamayacağına dair başarısızlık, heyecansızlık vererek sonu olamayan bir döngüye girdiğini vehmettirmektir. Ki bu hastalık olarak bir mümine yeter de artar. Yılmayın ve dua edin kendinize. Ailenizin verdiği tepkilere ve sizi gördüğü konuma rağmen kendinizi yeterli hissetmeyip hep bir adım ilerisi için daha güzeli, olması gereken ne ise onu huzurla, gönül ferahlığı ile yapabilmek için her daim dua edin. Vazgeçmeyin, umutsuzluğa kapılmayın. Tam şeytanı yenecekken onu güldürmeyin. Kırk kere düşseniz de kırk birinciye kalkın. Şeytan sizi etrafınızdakilerin övgüleriyle yeterliymişsiniz gibi hissettirdiği zamanlarda sizden daha iyilere bakın. Çevrenizi değiştirin. Durumu sizden daha iyi olanları gördüğünüz ve duyduğunuz zaman sadece tesettürünüzün yeterli olmadığını ve daha çok dua ederek sımsıkı sarılmanız gerektiğini anlayacaksınızdır. Rabbim yar ve yardımcınız olsun. Allah’a emanet olun.
Evlenmek, senin hayatını kökten değiştirecek büyük bir karardır. Fedakârlık güzeldir ama akıllıca ve sınırları belirli olduğunda… Senin de hakkın mutlu olmak, korunmak ve değer görmek. Bu hakkı gözeten bir evlilik olacaksa, Allah mübarek etsin. Ama olmayacaksa, sabretmen kayıp değil, rahmet olur. Doğru adımlar atabilmek için kalbinin sesine kulak verecek kimselerle değil de şu hayatın gerçeklerini dikkate alan ve senin iyiliğini düşünen kimselerle istişare et. Kalbin karışıksa ve istişareler netlik vermiyorsa, istihâre en sağlam yol. "Ya Rabbi, bu kul senin rızana uygun mu? Hayrımı oradaysa kalbimi oraya ısındır, değilse uzaklaştır." diye dua et. Kalbinin eğilimi, yolunu aydınlatır.
Değerli bacım, Ne yazık ki yaşadığımız topraklarda minarelerden ezanlar okunmasına rağmen hâlâ cahiliye etkisi mevcuttur. Herkes iyi mümin olduğunu söyler ama kadere imana gelince kimin neye nasıl inandığını anlamak zorlaşır. Seni çok iyi anlıyorum, senin gibi pek çok hanım kız biliyorum. Senin ve onlar için dua etmekten başka bir şey de dilimden gelmiyor. Bir mümin hanım kız olarak sana şunları söyleyebilirim. Umarım yaralı kalbine bir teselli olur. - Evlenmek elbette hayatın en gerekli ihtiyaçlarından biridir ama hiçbir zaman hayatın kendisi değildir. Evlenmeyen de iyi bir insan olarak yaşar. Evlenmek istemelisiniz ama evlenmeyi yaşamanın olmazsa olmazı olarak göremezsiniz. Kadere teslim olursunuz, vakti gelir, uygun bir talip olursa evlenirsiniz. İdeal ortalama budur. Siz böyle düşünün. - Babanızın onu çevreleyenleri aşamadığını zannederim. Hiçbir baba kızını üzmeye tahammül edemez diye biliyorum. Etki altında kalıyordur baban. Hayatı yanlış değerlendiriyordur. Sen onu muhatabın gibi görmemeye çalış. Yaşlı bir ihtiyar ve sana destek olamıyor gibi görmeye çalış. - Ağabeyin ve diğerlerine karşı bir kulağını ve bir gözünü yok say. Sen onları önemsedikçe şeytan seni daha rahat kışkırtır. İşine bak, işlerine baksınlar. Hakaret etme ama itibar da etme. Sana en hassas konuda nezaket göstermeyene yapabileceğin bir şey yoktur. Evlenenlerin bir gün senden daha üzgün olacakları bir afetle karşılaşabileceklerini unutmaları çok kötü bir durumdur onlar için ama bilmek istemiyorlardır. - Yoğun bir hayat yaşamaya bak. Oku, yaz, sılayırahim yap ama boş kalma. İbadetlerini dolu dolu yap. Zikir yap, tesbih çek. Özellikle çok Kur’an oku. Hele Kur’an okumanın seni açacağını göreceksin. Vakti gelince de evlilik senin ayağına gelecek, bunu kesinlikle böyle bil. Allah’a emanet ederim seni bacım.
Zorla evlendirildiğin, istemediğin bir hayatı yaşamak zorunda kaldığın ve eşinden sürekli kötü muamele gördüğün bir evlilik ne dinen ne de vicdanen kabul edilebilir bir durumdur. Öncelikle Allah seni seviyor ve senin için en hayırlısını istiyor. Ama insanlar sana zulmetmiş, senin dualarını dinlememiş. Bu zulmü yapan Allah değil, insanlar! Sen dua ettin, ağladın ama ailen zorla seni evlendirdi. Bu, Allah’ın sana bir ceza vermesi değil, insanların sana zulmetmesidir. Şu an kalbin kırık, Allah’a olan güvenin sarsılmış gibi hissediyorsun. Ama unutma, Allah her zaman senin yanında. Bak, Allah sana bu zorluktan çıkma hakkını veriyor. Senin bu evliliğe mahkûm olmadığını, çıkış kapısının açık olduğunu bilmen gerek. Allah’a küsen sen değilsin, aslında insanlara ve yaşadığın zulme isyan ediyorsun. Ama bu öfkeyi Allah’a yönlendirmek yerine, seni bu hale getirenlere yönlendirmelisin. Allah’ın huzuruna yönelmekten korkma! Çünkü seni en iyi anlayan, en iyi bilen O’dur. Rabbine küsmek yerine, O’na dön ve şöyle dua et: "Allah'ım, bana en hayırlı yolu göster, beni zulümden kurtar, bana sabır ve güç ver!" Aile hayatınla ilgili şahsi kanaatim önce çözüm odaklı olmaya çalışarak kurulan yuvanı sahiplenmeye çalışman daha doğrudur. Bu yaşadıkların ailenden intikam almak için gösterdiğin refleksten kaynaklanabilir. Dolayısıyla geçmişteki yaşanan kırgınlıkları ve yanlışlıkları bir kenara atmayı başarabilirsen evde yaşanan gerginliği de azaltabilirsin. Sen gülersen kocanın da seni sahiplendiğini göreceksin. Onunla ilgilendiğinde o da sana benliğiyle dönecektir. Kocanın gözlerinin içine bak, ellerini tut, ona merhametli ol. Allah aranıza sevgi ve saygıyı yerleştirecektir. Boşanarak bilmediğin bir yola çıkman daha problemli bir sonuca götürebilir. Fakat her şeye rağmen kocanla mutlu bir yuva sürdüremeyeceğini düşünüyorsan ailene durumu anlat ve gerekirse desteğe ihtiyacın olduğunu söyle. Sen kararını ver ve adım at. Allah seninle ve seni bu sıkıntıdan çıkaracak olan da O’dur.
Selamünaleyküm. Allah'ın emir ve yasakları ile anne babamız karşı karşıya geldiğinde tercimiz kıyamete kadar kesin bir tercihtir: Allah'ın önüne kimseyi geçiremeyiz. Dinini bilen ve yaşayan biriyle evlenmenizin karşısına onların dikilmesi yanlıştır. Onları ezmeden siz bildiğiniz gibi yapabilirsiniz. En kötü ihtimalle size ekonomik destek vermezler. O zaman da Allah size yeter.
Bizim istediğimiz şeyler, kendimizin, toplumun uygun gördüğü zamanda gerçekleşmediğinde biz onu “geç kalmış” olarak varsayıyoruz. Ama kime göre bu geç kalış? Evlenmenin yaşı olduğunu kim söyledi? Bu hayatta kimin her istediği, istediği zamanda ve şekilde olmaktadır ki? Biz, bize uygun görülen kaderi yaşıyoruz. Daha farklısını daha uygun daha hayırlısıymış sanırız ama öyle olup olmadığını da bilemeyiz. Bizim yararımıza sandığımız işler tam tersi zararımıza da olabilir. Bu sebeple biz kul olarak elimizden geleni yapar ve gerisini Allah'a salmanın rahatlığı ve ferahlığı içinde oluruz. Şeytanın tek bir meseleye odaklatıp içini kemirmesine izin vermemek adına boş kalmamaya çalış. Her an vaktini farklı işlerle doldur ki kederlenmeye zamanın kalmasın. Belli bir yaşa kadar evlenememek, evlenmeye dair tüm kapıların kapandığını göstermez. Hiç beklemediğin bir anda huzurlu bir evlilik yapabilirsin. Bu sebeple en güzeli, en rahatı teslim olabilmektir. Hayata daha geniş bir perspektiften bakmaya çalışalım. Olmayana değil olanlara bakıp daha fazla odaklanmamız gereken işler, nimetler olduğunu hatırlayalım. Elbette dua etmeyi de ihmal etmemek lazım. Evlenmek onca önemine binaen hayatımızın olmazsa olmazı değildir. Kimin ne zaman ve kiminle evleneceği bizim için meçhuldür. Buna göre siz ölümcül bir hastalığa yakalanmış biri gibi değilsiniz. Bir başka mesele de evlenmiş olmak huzurun teminatı da değildir. Evli olduğu hâlde bekârlara imrenen ve boşanmak için her şeyi feda edenleri de düşünmek gerekir. Neyin kime hayır olduğunu bilemeyiz. Mevcut durumu en iyi şekilde yaşamak için gayret edelim. Yarın iyi bir evlilik günü olabilir. Evlenmemiş olmak en iyi hâlimiz olabilir. Konuyla ilgili sitemizde yayınlanmış olan şu mektup da içinizi rahatlatacaktır: Kızım, Bir zamanlar Firavun denen zalim vardı. O da karısını en büyük harama zorluyordu. O ise, Allah'ı her şeyin üstünde tuttu. Firavun'un dediğini yapmadı. Öldü, parça parça edildi yine yapmadı. Neticede ise o kadın, bütün mü'minlerin annesi, cennetin en öncesi olarak Rabb’ine gitti. Firavun cehennem kütüğü, o da cennet kuşu oldu. İkisi de ebediyet sahibi oldular. Biri cehennemde ebediyet kazandı, diğeri cennette… Kızım, gayet esef verici bir hâle zorlanıyorsun. Hem de annen tarafından. Becerebilirsen sen de kazanırsın; ebediyetleri kazanman mümkündür. Sabret ve kazan. Sana kısaca şu tavsiyeleri zikredebilirim: A- Evlenmeyi sen de ciddiye al, vakti gelince evlenmeye hazırlıklı ol. Çok güzel ve akıllıca döşünmüşsün. Sokağa çıkıp aday arayacak değilsin elbette. Rabbinin sana yazdığı nasibin seni er veya geç bulacaktır. Buna iman et, hiç şüphen olmasın. Ne kendini sal ne de içine kapan. Helal sınırları içinde dengeli bir siyasetin olsun. B- Annen ve babana her şeye rağmen nazik davran. Asla taviz verme. Onların sözüne aldırma ama nezaketini de bozma. Neticede onlar senin asıllarındır. Bir gün onlar da söylediklerine pişman olacaklardır. Kaba konuşma, hakaret etme. Nezaketle dik dur, dimdik dur. C- Vaktini dolu dolu geçirmeye bak, boş denebilecek işlerle vakit öldürme. Oku, yaz, araştır ama boş kalma. Büyük ideallerin insanı olmaya bak. İbadetlerini aksatma. Kuran oku. Dua et. D- Kızım, o kadının adı Âsiye idi. Binlerce sene oldu o bu dünyadan gideli. Şimdi de Rabbin seni Âsiye yapmak istedi ise sakın bu fırsatı kaçırmayasın. Gayret et, sen de Âsiye ol. Binlerce sene yaşa. Cennet kuşu ol, Rabbini bul. Sakın umutsuz kalma. Sakın korkma. Sakın incinme. Sakın ağlama. Ne olacak yüz yıl bekâr kalsan, ne olacak? Allah'ın razı olmadığı bir hayat olduktan sonra evli olsan ne olur bekâr olsan ne olur? Büyük düşün kızım, çok büyük düşün. Sakın kendini yalnız zannetmeyesin, melekler seninledir. Seni onlar da heyecanla izlemektedir. Sakın onları incitmeyesin. Sana dualar ederim kızım. Rabbim seni korusun ve yüceltsin. Sen de bana dua et.
aile konusundaki diğer fetvalar
Evlenmek veya evlenmemek konusunda ailenin sana baskı yapma hakkı yoktur. Bir harama düşecek olursan ona mani olmaları gerekir. Helal olan bir şeyde sana baskı yapamazlar. Bunun hocası, şeyhi de yoktur. O bir basitliktir. İtaat etmemekle vebale girmezsin. Nezaketini bozmadan “yok” de.
Açılan her sır, büyüyen bir sorun ve zorlaşan çözüm demektir. Anlatmamayı tercih edin. Zorunlu bir durum olursa o zorunluluk kadarını anlatırsınız.
Böyle bir şey için CAHİLİYE KALINTISI deriz. Allah Teâlâ affetsin. Bir sıkıntı tıbben giderilebiliyorsa tıbba müracaat edilir. Beşeri olarak çaresiz kalındı ise dua edilir. Ve her durumda mü'min sabrederek kaderin tecellisini bekler ama cahilce işler yapmaz. Herkes istiğfar etsin.
Yaşadığımız zamanda herkesin özel bir evi olması gereklidir demek zorunda hissediyoruz kendimizi. İki aile bir arada olmuyor ne yazık ki. Annenize bakmanız onunla veya ayrı iken vazifenizdir. Ayrı yaşamanız bunu etkilememelidir. Annenizin gönlünü alarak, onu kırmadan özel bir eve geçin. Mübarek olsun.
Şeyh veya hoca da insandır neticede. Ailesine, çocuklarına ve yakın çevresine muhakkak etki edebilecek diye bir kural yoktur. İnsanlığın geçmişinde bunun acı ve ağır örneklerini hepimiz biliyoruz. Eğer şeyh veya hoca, yapabildiği kadar ıslaha çalışıyor ama netice alamıyorsa onun bir vebali yoktur. Onun irşadı ve eğitimi bizim nazarımızda değer yitirmez. Aksi ise yani o ailesinin gidişatından sıkıntı hissetmiyorsa sözlerine kulak vermemiz gerekmez.
Örfün böyle bir engellemesi bulunduğu için nikâh düğüne en yakın günlerde akdedilmelidir diyoruz. Bir yandan her şeyi mubah duruma getiren nikâh diğer yandan da aileyi ve kadını itibarsız gibi görebilecek bir örf vardır ortada. Bunun itidali nikâh ile düğünü yakın zamana getirmektir.