Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben annemle beraber yaşıyorum. Yirmi yıl önce babam vefat etti. Düzenli olarak meal ve hadis okumaya çabalıyorum. Şu an içinde bulunduğum ev ortamı ve akrabalarımın dini hassasiyetlerinin zayıf olması benim de yaşantımı olumsuz etkiliyor. Kendime ait bir yaşantım yok. Daha sakin ve huzurlu yaşamak için ayrı bir eve taşınmayı düşünüyorum. Bunu yapmam doğru olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Boşandıkları kati olan iki insan artık iki yabancı gibidirler. Geniş bir evde iki yabancı gibi mahremiyet inceliklerine dikkat ederek yaşamaları mümkündür. Zamanla bir gevşeklik göstermeleri ise açık bir tehlikedir, bunu da unutmayın.
Siz kendinizi babanıza veya annenize göre organize etmeyin. Onlara karşı iyi bir evlat olmanın gerekenlerini yapın, gerisini de onların sorunu olarak onlara bırakın. Düzeltemeyeceğiniz bir hatayı kendinize dert etmeyin.
Bu dönemde insanların müstakil evlerde yaşamaları uygun olandır. Eşinizin ebeveyni bu konuda müsamaha göstermelidirler. Bu müsamahayı sağlamak da sizin değil eşinizin görevidir. Kırmadan ve dualarını alarak bu müstakilliği sağlamaya çalışsın. Allah'a emanet olun.
Anneniz yaşlılık ve sağlık durumundan dolayı bir desteğe ihtiyaç duyuyorsa, bu durumda onun ihtiyaçlarını karşılamak sizin bir evlat olarak en temel görevlerinizdendir. Annenize bakmanız ve ihtiyaçlarını karşılamanız dinen önceliklidir. Eğer anneniz yalnız kalacak ve mağdur olacaksa, onunla ilgilenmeniz vacip olur. Eşinizin, ayrı bir yaşam alanı istemesi ve aynı binada yaşamayı tercih etmemesi bir tercih meselesidir. Bu tercih, dini bir zorunluluk olmamakla birlikte, onun kişisel rahatlığı ve evliliğinizin huzuru açısından dikkate alınmalıdır. Aynı binada yaşama konusundaki endişeleri, sınırların bulanıklaşabileceği ya da kendi özel alanını koruyamama hissiyle ilgili olabilir. Bu, çözülmesi mümkün bir meseledir. Eşinizin de rahat edebileceği bir düzen kurmak, evliliğinizin huzuru için gereklidir. Aynı apartmanda yaşamak istememesi, onun annelik gibi ağır bir sorumluluğa hazır olmadığı ya da kendi düzenini korumak istediği anlamına gelebilir. Bu durumda hem annenizin hem de eş adayınızın ihtiyaçlarını gözeterek bir denge kurmanız gereklidir. Bu sorunu çözmeden de kervan yolda düzülür mantığıyla evlenmenizi tavsiye etmem.
Selamünaleyküm. İçine düşeceğin kuyuyu kendin kazmış olursun.
Selamünaleyküm. Ağabeyinizin hanımı, sizin hiçbir şekilde mahreminiz değildir. Onunla bir yabancı gibi durmalısınız. Aynı evde kalmanız için onun da, sizin de dikkatli olmanız şarttır.
aile konusundaki diğer fetvalar
Şeyh veya hoca da insandır neticede. Ailesine, çocuklarına ve yakın çevresine muhakkak etki edebilecek diye bir kural yoktur. İnsanlığın geçmişinde bunun acı ve ağır örneklerini hepimiz biliyoruz. Eğer şeyh veya hoca, yapabildiği kadar ıslaha çalışıyor ama netice alamıyorsa onun bir vebali yoktur. Onun irşadı ve eğitimi bizim nazarımızda değer yitirmez. Aksi ise yani o ailesinin gidişatından sıkıntı hissetmiyorsa sözlerine kulak vermemiz gerekmez.
Böyle bir şey için CAHİLİYE KALINTISI deriz. Allah Teâlâ affetsin. Bir sıkıntı tıbben giderilebiliyorsa tıbba müracaat edilir. Beşeri olarak çaresiz kalındı ise dua edilir. Ve her durumda mü'min sabrederek kaderin tecellisini bekler ama cahilce işler yapmaz. Herkes istiğfar etsin.
Açılan her sır, büyüyen bir sorun ve zorlaşan çözüm demektir. Anlatmamayı tercih edin. Zorunlu bir durum olursa o zorunluluk kadarını anlatırsınız.
Evlenme ihtiyacını iki sınıfa ayırırız. Birincisi şöyledir: Evlensem iyi olur, evlenmesem de sabrederim. Sıkışık değilim. Kim bu grupta ise anne babasının dediğini yapacak, rızasını alacak, gerekiyorsa yirmi, otuz, kırk sene bekleyecek. Onun cenneti anasıdır, babasıdır. O zarar etmez annesine babasına itaat ederek. İkincisi de şöyledir: Bugün yarın evlenmesem ya bir ay sabrederim ya iki ay, muhakkak başım belaya girer, harama bulaşırım. Anadolu deyimiyle YUMURTA KAPIYA DAYANDI. Bu gruptaki, çocuk ya da çok genç olduğu için öyle zannediyor olabilir yani kendi kendini aldatmış olur fark etmeden. İtimat ettiği biri ile istişare eder. Bir psikoloğa, aile danışmanına da gidebilir. Danıştıkları, artık onun çaresi kalmadığını söylerlerse anne babasına bu durumu açar. ZİNA TEHLİKESİ hissettiğini söyler. Onlar kendisine aile olarak, kültür ve tip olarak uygun birini bulurlarsa hemen evlenir. Bulmaz veya bulamazlar ama onu bulmakta serbest bırakırlarsa o da güzel, bir çaresini bulur evlenir. Anne baba hem bulmaz hem de engel olmaya kalkarlarsa onlara itaat etmesi gerekmez. Helal bir şekilde evlenir. Onlar beddua da etse bir sakıncası yoktur. Bir mümin, Allah'ın haramını işlemekten ise dünyayı tersten dolaşmaya razı olur. Anne baba bu durumda hadlerini aşmış olduklarından onlara itaat gerekmez.
Evlenmek veya evlenmemek konusunda ailenin sana baskı yapma hakkı yoktur. Bir harama düşecek olursan ona mani olmaları gerekir. Helal olan bir şeyde sana baskı yapamazlar. Bunun hocası, şeyhi de yoktur. O bir basitliktir. İtaat etmemekle vebale girmezsin. Nezaketini bozmadan “yok” de.
Mümin, yolunu Allah ile yürüyen insandır. Sadece sen değilsin bu bunalımı yaşayan; hangi genç, hangi mümin elini kolunu sallayarak dinini yaşayabildi. Mümin olmak ve dinini yaşamak rahatça namaz kılmak, oruç tutmak ve zikir yapmak değildir, böyle olmamıştır hiç. Allah muhakkak imtihan edecek, içindeki samimiyeti ve direnci görecek. Bunun çaresi yoktur. Kimi dışarıda izlediğimiz gibi zalimlerin silahı ile bu imtihanı görür. Kimi fakirlikle boğuşur. Kimi medyaya esir kalır. Bir başkası da senin gibi kendi öz ailesi tarafından dışlanır. Ama herkesin hedefi aynıdır: İyi mümin olmak. Direneceksin, yıkılmayacaksın. Bugün değilse yarın evlenirsin meraklanma. Temel ilkelerden taviz verme. Biraz esnetilebilecekleri ise esnet zamanla. “Olmaz/olmuyor” sözünü kullanma. “Olacak, olana kadar direneceğim” demeye alıştır kendini. Bu arada dua etmeyi asla ihmal etme. Çok dua et, Allah çevrendekilerin kalbini yumuşatsın. Hazır ol, bu büyük mücadeleyi kazanmaya hazır ol.