Fetva Meclisi
Soru
Hocam eşime ailemin ve akrabalarımın yaşadığı sorunları anlatmam doğru mudur? Sonuçta bunlar benim hayatımın bir parçası ve sorunları eşim ile paylaşmak istiyorum. Nasıl davranman lazım? Hiçbir şey demeyip susmak mı daha doğru olur?
Cevap
Benzer fetvalar
Böyle bir durumda mesafe koyabiliriz, düzey belirleyebiliriz, konu sınırlaması getirebiliriz. Sınırsız küsme, ilgilenmeme ve selamlaşmama yapamayız.
Kıymetli kardeşim sen iki ateşin ortasında kalmışsın. Ama önce şunu bil: Senin sağlığın, senin iyiliğin hepsinden önemli. Sen ayakta kalamazsan, kimseye de faydan olmaz. Bu yüzden önce kendini toparlaman lazım. Öncelikle bu yükü taşımanın seni hasta ettiğini fark et. Çünkü bu bir “görev” değil, hakkın olmayan bir yük. Annene de, eşine de, açıkça ve saygıyla bu seni hasta eden ortamı konuşman gerekiyor. Yanı sıra onların birbirleriyle olan diyaloglarını azaltacak adımlar at. Onların birbirleriyle ne kadar az görüşebileceği makul ve meşru yöntem varsa ortaya konulmalı ve ikisi birbirinden uzak tutulmalı. Senin onlardan birine gidince de birinin diğeri hakkındaki konuşmasından kaçınman lazım. "Bu konuşmanın kimseye bir faydası yok ama bana çok zararı var. Sağlığım bozuluyor. Bana zarar vermek mi istiyorsun açık açık söyle!" diyerek kişilere yaptıklarının tek sonucunun ne olduğunu iyice göster. Bu süreçte yalnız kalma. Dertleşeceğin dostlar bul. Bir psikologdan veya aile danışmanından yardım al. Allah yardımcın olsun. Allah'a emanet ol.
Selamünaleyküm. İkiniz de sevmediğiniz bir ortamı paylaşıyorsanız ortada 'çocuk dışında bir bahane' olmalıdır. İlerisi sıkıntılı bir yolu şimdiden çözmeniz daha doğru olur. Aile büyüklerinizi devreye sokun.
Acele karar vermemeye çalışın. Biraz zamana yayın, eşiniz belki rahatlar geri döner. Sonra da aile büyüklerinizi araya koyarak çözümü araştırın. Allah yardımcınız olsun.
O veya sen ölene kadar tatlı dille, sabırla anlatmaya devam et. Yılma ve bırakma. Ama bıktırmadan yapmaya da dikkat et. Ara ara anlatmayı bırak. Sonra tekrar et. Üslup değiştir ama bunu aile sorunu da yapma sakın. Bir olan zararı ikiye çıkarma. Allah yardımcın ola.
Bunun dini bir boyutu yoktur. Eşlerin aralarındaki muhabbetle çözecekleri bir sorundur bu. Sizin bunu dert etmeniz şeytana kapı aralayabilir. Bir bayan olarak bunu bayanlığınızı kullanarak ve hissettirmeden çözmeniz gerekir. Şeytana aranıza gireceği bir kapı aralamayın.
aile konusundaki diğer fetvalar
Böyle bir şey için CAHİLİYE KALINTISI deriz. Allah Teâlâ affetsin. Bir sıkıntı tıbben giderilebiliyorsa tıbba müracaat edilir. Beşeri olarak çaresiz kalındı ise dua edilir. Ve her durumda mü'min sabrederek kaderin tecellisini bekler ama cahilce işler yapmaz. Herkes istiğfar etsin.
Evlenmek veya evlenmemek konusunda ailenin sana baskı yapma hakkı yoktur. Bir harama düşecek olursan ona mani olmaları gerekir. Helal olan bir şeyde sana baskı yapamazlar. Bunun hocası, şeyhi de yoktur. O bir basitliktir. İtaat etmemekle vebale girmezsin. Nezaketini bozmadan “yok” de.
Yaşadığımız zamanda herkesin özel bir evi olması gereklidir demek zorunda hissediyoruz kendimizi. İki aile bir arada olmuyor ne yazık ki. Annenize bakmanız onunla veya ayrı iken vazifenizdir. Ayrı yaşamanız bunu etkilememelidir. Annenizin gönlünü alarak, onu kırmadan özel bir eve geçin. Mübarek olsun.
Şeyh veya hoca da insandır neticede. Ailesine, çocuklarına ve yakın çevresine muhakkak etki edebilecek diye bir kural yoktur. İnsanlığın geçmişinde bunun acı ve ağır örneklerini hepimiz biliyoruz. Eğer şeyh veya hoca, yapabildiği kadar ıslaha çalışıyor ama netice alamıyorsa onun bir vebali yoktur. Onun irşadı ve eğitimi bizim nazarımızda değer yitirmez. Aksi ise yani o ailesinin gidişatından sıkıntı hissetmiyorsa sözlerine kulak vermemiz gerekmez.
Evlenme ihtiyacını iki sınıfa ayırırız. Birincisi şöyledir: Evlensem iyi olur, evlenmesem de sabrederim. Sıkışık değilim. Kim bu grupta ise anne babasının dediğini yapacak, rızasını alacak, gerekiyorsa yirmi, otuz, kırk sene bekleyecek. Onun cenneti anasıdır, babasıdır. O zarar etmez annesine babasına itaat ederek. İkincisi de şöyledir: Bugün yarın evlenmesem ya bir ay sabrederim ya iki ay, muhakkak başım belaya girer, harama bulaşırım. Anadolu deyimiyle YUMURTA KAPIYA DAYANDI. Bu gruptaki, çocuk ya da çok genç olduğu için öyle zannediyor olabilir yani kendi kendini aldatmış olur fark etmeden. İtimat ettiği biri ile istişare eder. Bir psikoloğa, aile danışmanına da gidebilir. Danıştıkları, artık onun çaresi kalmadığını söylerlerse anne babasına bu durumu açar. ZİNA TEHLİKESİ hissettiğini söyler. Onlar kendisine aile olarak, kültür ve tip olarak uygun birini bulurlarsa hemen evlenir. Bulmaz veya bulamazlar ama onu bulmakta serbest bırakırlarsa o da güzel, bir çaresini bulur evlenir. Anne baba hem bulmaz hem de engel olmaya kalkarlarsa onlara itaat etmesi gerekmez. Helal bir şekilde evlenir. Onlar beddua da etse bir sakıncası yoktur. Bir mümin, Allah'ın haramını işlemekten ise dünyayı tersten dolaşmaya razı olur. Anne baba bu durumda hadlerini aşmış olduklarından onlara itaat gerekmez.
Mümin, yolunu Allah ile yürüyen insandır. Sadece sen değilsin bu bunalımı yaşayan; hangi genç, hangi mümin elini kolunu sallayarak dinini yaşayabildi. Mümin olmak ve dinini yaşamak rahatça namaz kılmak, oruç tutmak ve zikir yapmak değildir, böyle olmamıştır hiç. Allah muhakkak imtihan edecek, içindeki samimiyeti ve direnci görecek. Bunun çaresi yoktur. Kimi dışarıda izlediğimiz gibi zalimlerin silahı ile bu imtihanı görür. Kimi fakirlikle boğuşur. Kimi medyaya esir kalır. Bir başkası da senin gibi kendi öz ailesi tarafından dışlanır. Ama herkesin hedefi aynıdır: İyi mümin olmak. Direneceksin, yıkılmayacaksın. Bugün değilse yarın evlenirsin meraklanma. Temel ilkelerden taviz verme. Biraz esnetilebilecekleri ise esnet zamanla. “Olmaz/olmuyor” sözünü kullanma. “Olacak, olana kadar direneceğim” demeye alıştır kendini. Bu arada dua etmeyi asla ihmal etme. Çok dua et, Allah çevrendekilerin kalbini yumuşatsın. Hazır ol, bu büyük mücadeleyi kazanmaya hazır ol.