Fetva Meclisi
Soru
Hocam tasavvuf ile ilgilenen bir kişinin eşi açık ise ve tesettüre riayet etmiyorsa bu kişinin verdiği tesbih ve derslere itibar edilir mi? Buna uyulur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Bunların hiçbiri değildir. Evleneceğiniz kadın, insan ve eş olmalıdır. İnsanlığı üzerinden araştırma yapın. İnsan olmadıktan sonra Mekke hareminde elli sene yaşasa ne olacak? İnsan, insan, insan. Anne ve eş. Aradığın bu olsun.
Bayanın haram/helal ölçülerine riayet edip sululuk yapmadığı sürece, erkeklerle görüşmemesini emreden bir kural yoktur. Elbette zaruret oranınca görüşülecektir. Ölçülere özen gösterelim yeter. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. 1- Şeriat'ımız Mü'min kadınlardan cihat mesuliyetini birinci derecede mesuliyet olmaktan kaldırmıştır. Kadınlara yüklemiş olduğu nesil yetiştirme ve iffeti muhafaza görevini onun yerine koymuştur. Kadınların, kendi aralarında toplanmaları ve Allah'ın dinine hizmet için bir şeyler yapmaları kesinlikle güzel bir şeydir ama bu, onların ilgi alanları dahilinde olmalıdır ve nikâhlı olanlarının eşlerinin izni ile bunu yapmaları gerekmektedir. Biat ve benzeri şeyler de ciddiye alınacak tutumlar olarak kabul edilemez. Herkes haddini ve hacmini bilmelidir. 2- Aile içinde çocuk talebine karşı engellemenin kadın ve erkek arasında söz birliği ile yapılması gerekir. Bu hususta iki taraf da hak sahibidir. Taraflardan birinin kendi başına bu hakkı yok sayması caiz değildir. Eşlerin rıza ile bunu yapmaları gerekmektedir. Eşinizdeki bu durumun geçici olacağını düşünürüz. İnatlaştırmadan yavaş yavaş ikna etmeniz daha doğru olur. 3- Öğretmenlik göreviniz de, Şeriat'ımızın kurallarını koruduğunuz ve kadınlığınızı, anneliğinizi aksatmadığınız sürece mübarektir. Devam ediniz. Allah Teâlâ azminizi daim kılsın.
Selamünaleyküm. Sorunuz, tesettür başlığı altında ihtilatı/erkek kadın bir arada olmayı ihtiva ediyor. Cevabı da buna göre yazıyoruz: Müslüman kadınların kafesler içinde, gözleri mühürle kapatılmış olması gerekmiyor. Müslüman kadın iffetini koruduktan sonra, fitneye sebep olmayacak şekilde, kendine mahsusu mahfilleri kullanarak Müslüman erkeklerin bulunduğu ortamlarda bulunabilir. Sıkıntı, bu bulunmanın haramların yok sayılacağı şekilde gerçekleştirilmesindedir. Gerek Aişe validemiz ve gerekse diğer sahabe kadınlarının erkeklerle beraberlik ortamlarındaki tutumlarına bakıldığında bu anlayışı bariz bir şeklide görebiliriz. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Dinimiz, işe, aşa feda edebileceğimiz bir değer değildir. Uğruna ölmeye hazır olmamız gerekirken bu kadar basit şeylerden ötürü onu nasıl eritiriz? Kadın olarak evinizde olmanız gerekirdi. Ne işiniz var devlet dairesinde? Mümin, Allah'tan korkan ve iyi insan görüntüsü olan birini bulunca evlenin.
Selamünaleyküm. Bu hususta toplumumuzun bütününde bir sıkıntı vardır. Belki de en ağır tavizlerimizden biridir bu husus. Mümkün olduğunca kendimizi şeytana teslim etmeyeceğiz. Bu birinci ilkemiz olsun. İkincisi de, insanların ne dediğine dikkat edersek nefes bile aldırmazlar bize. Üçüncü ilkemiz de, konuyu farzlar, sünnetler diye ayırabiliriz. Farzları hiç taviz verilemezler olarak görürüz, diğerlerinde ise pozisyon kollarız. Sabırlı olun, adım adım yol almaya çalışın. Kendinizi kollarken ise bir bütün olmaya çalışın.
aile konusundaki diğer fetvalar
Yaşadığımız zamanda herkesin özel bir evi olması gereklidir demek zorunda hissediyoruz kendimizi. İki aile bir arada olmuyor ne yazık ki. Annenize bakmanız onunla veya ayrı iken vazifenizdir. Ayrı yaşamanız bunu etkilememelidir. Annenizin gönlünü alarak, onu kırmadan özel bir eve geçin. Mübarek olsun.
Böyle bir şey için CAHİLİYE KALINTISI deriz. Allah Teâlâ affetsin. Bir sıkıntı tıbben giderilebiliyorsa tıbba müracaat edilir. Beşeri olarak çaresiz kalındı ise dua edilir. Ve her durumda mü'min sabrederek kaderin tecellisini bekler ama cahilce işler yapmaz. Herkes istiğfar etsin.
Evlenme ihtiyacını iki sınıfa ayırırız. Birincisi şöyledir: Evlensem iyi olur, evlenmesem de sabrederim. Sıkışık değilim. Kim bu grupta ise anne babasının dediğini yapacak, rızasını alacak, gerekiyorsa yirmi, otuz, kırk sene bekleyecek. Onun cenneti anasıdır, babasıdır. O zarar etmez annesine babasına itaat ederek. İkincisi de şöyledir: Bugün yarın evlenmesem ya bir ay sabrederim ya iki ay, muhakkak başım belaya girer, harama bulaşırım. Anadolu deyimiyle YUMURTA KAPIYA DAYANDI. Bu gruptaki, çocuk ya da çok genç olduğu için öyle zannediyor olabilir yani kendi kendini aldatmış olur fark etmeden. İtimat ettiği biri ile istişare eder. Bir psikoloğa, aile danışmanına da gidebilir. Danıştıkları, artık onun çaresi kalmadığını söylerlerse anne babasına bu durumu açar. ZİNA TEHLİKESİ hissettiğini söyler. Onlar kendisine aile olarak, kültür ve tip olarak uygun birini bulurlarsa hemen evlenir. Bulmaz veya bulamazlar ama onu bulmakta serbest bırakırlarsa o da güzel, bir çaresini bulur evlenir. Anne baba hem bulmaz hem de engel olmaya kalkarlarsa onlara itaat etmesi gerekmez. Helal bir şekilde evlenir. Onlar beddua da etse bir sakıncası yoktur. Bir mümin, Allah'ın haramını işlemekten ise dünyayı tersten dolaşmaya razı olur. Anne baba bu durumda hadlerini aşmış olduklarından onlara itaat gerekmez.
Açılan her sır, büyüyen bir sorun ve zorlaşan çözüm demektir. Anlatmamayı tercih edin. Zorunlu bir durum olursa o zorunluluk kadarını anlatırsınız.
Evlenmek veya evlenmemek konusunda ailenin sana baskı yapma hakkı yoktur. Bir harama düşecek olursan ona mani olmaları gerekir. Helal olan bir şeyde sana baskı yapamazlar. Bunun hocası, şeyhi de yoktur. O bir basitliktir. İtaat etmemekle vebale girmezsin. Nezaketini bozmadan “yok” de.
Mümin, yolunu Allah ile yürüyen insandır. Sadece sen değilsin bu bunalımı yaşayan; hangi genç, hangi mümin elini kolunu sallayarak dinini yaşayabildi. Mümin olmak ve dinini yaşamak rahatça namaz kılmak, oruç tutmak ve zikir yapmak değildir, böyle olmamıştır hiç. Allah muhakkak imtihan edecek, içindeki samimiyeti ve direnci görecek. Bunun çaresi yoktur. Kimi dışarıda izlediğimiz gibi zalimlerin silahı ile bu imtihanı görür. Kimi fakirlikle boğuşur. Kimi medyaya esir kalır. Bir başkası da senin gibi kendi öz ailesi tarafından dışlanır. Ama herkesin hedefi aynıdır: İyi mümin olmak. Direneceksin, yıkılmayacaksın. Bugün değilse yarın evlenirsin meraklanma. Temel ilkelerden taviz verme. Biraz esnetilebilecekleri ise esnet zamanla. “Olmaz/olmuyor” sözünü kullanma. “Olacak, olana kadar direneceğim” demeye alıştır kendini. Bu arada dua etmeyi asla ihmal etme. Çok dua et, Allah çevrendekilerin kalbini yumuşatsın. Hazır ol, bu büyük mücadeleyi kazanmaya hazır ol.