Fetva Meclisi
Soru
Hocam otuz iki yaşında bekâr ve memur bir kız kardeşinizim. Tesettürüme elimden geldiğince dikkat ediyor, ibadetlerimi yerine getiriyorum. Evlilik için, birbirimize dünyamızı ve ahiretimizi güzelleştireceğimiz, birbirimizi cennete hazırlayacağımız bir eş ve evlilik diliyorum dualarımda. Bu yaşıma kadar benim için bir görücü dahi gelmedi. İş arkadaşlarımın vesilesi ile tanışıp görüştüğüm kişiler oldu ancak namaz alışkanlıklarının olmaması nedeniyle bir daha görüşmedim hiçbiriyle. Bazı arkadaşlarım kendi eşlerinin evlenmeden önce namaz kıldıklarını ancak evlendikten sonra bıraktıklarını ya da tanıştıklarında kılmıyorken sonradan namaz alışkanlığı edindiklerini, sırf bu nedenle direkt kestirip atmamam gerektiğini söylediler ama bu konuda taviz vermek istemedim. “Evlilik kaderdir ancak kul da bu konuda çabalamalıdır.” şeklinde ifadelerle karşılaşıyorum. Bir kız olarak nasıl çabalayabilirim ki? Ben sadece hayırlısını dileyerek, eğer evlilik hakkımda hayırlıysa nasip olsun diye dua ederek hayatıma devam ediyorum. Bu çabasızlık mıdır? Biliyorum Allah neyi takdir ederse en hayırlısı da odur ama evlenenin imanının yarısını tamamlamış olduğu hadisi geliyor aklıma, bundan ve anneliğin, bir evlat yetiştirmenin sevabından mahrum mu kalıyor evlenemeyenler? Bu imtihanı doğru yönetmenin yolları nedir, nasıl hareket etmek mümince bir davranış olur? Bana dua eder misiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Evlenmek istemek fıtri bir durumdur, kardeşler olarak bunun hayırlısını istemeniz çok güzel. Evlilik hayırsız bir eş olduktan sonra evlenerek hem dünyanızı hem de ahiretinizi kaybetmeniz daha mı iyi; Rabbim böyle evlilikten herkesi korusun. Siz en güzelini yapıyorsunuz, sakın çevrenizin dediklerine kulak asmayın. Evliliğin yaşı yok ki evlilik yaşı geçmiş olsun. Evlilik kişinin tercihiyle yapılır şüphesiz ama Rabbimizin kaderi olduğunu da unutmamak gerekir. Allah her kulunu her an görür, duyar. Biz hayırlısını isteyelim, kalbimiz ile razı olalım, başımıza ne gelirse gelsin hayırlısı buymuş diyerek teslim olalım. Bakın o zaman nasıl da kalbimiz huzurlu olur. Onlar istemediğiniz dua etseler bile âmin demeyin, sizin duanız olmasın. Rabbimiz ile bağınızı hiç koparmayın. Dikkat edin, şeytan kulluğunuzu unutarak evlilik konusunu sizin çıkmazınız yapmasın. Kendinizi geliştirmeye bakın, güzel çevreler edinin, evlilik konusunda büyüklerinizden yardım isteyin ve istişarede bulunmayı ihmal etmeyin onlarla. Bekârlık da bir imtihan, evlilik de; sakın unutmayın! Cenneti kazanmak için bize verilmiş olan dünya hayatını güzel değerlendirelim. Rabbimizden hayırlısını ve vereceği her şeye kalbimizin de razı olmasını istemeyi ihmal etmeyelim.
Evlilik kararı verirken basiretli davranamamışsın, bunun bir yorumu olabilir ama anne olduktan sonra vereceğin kararlarında yine basiretsiz davranırsan bunun anlamlı bir yorumu olamaz. Zannederim, kendini bile bile yıpratacak bir takıntı içindesin. Şunları tavsiye edebilirim sana: Dini hayatını Allah’ın emir ve yasakları, Allah’ın rızası için yapılacak nafileler olmak üzere iki görev üzerinde yürütmeye çalış. Farzlar ve haramlar konusunda kimseye taviz verme. Hayatın gibi gör farzları ve haramları. Nafileler de ise tercih yapmayı becer. Sen bunu beceremezsen şeytan seni ailen üzerinden sömürmeyi becerir. Bu kurala ilmihal öğrenmen de dâhildir. Ne kadar eşinin hataları ve ne kadar senin özel beklentin üzerinden değerlendirme yaptığına dikkat et yani kendine karşı da adil ol, dengeli ol. Aile huzurun, eşinle saadetin nafile ibadetlerin önüne geçebilir. Bu gerçeği benimsemeye çalış. Huzurun olmadan nafile ibadet bile yapamazsın. Basiretli ve anlamlı işler yapman durumunda eşinin iyi bir öğretmeni olabilirsin ve bunun yararı onun kadar sana da döner. Erkeklere eşlerinden nasihat dinlemenin ağır gelebileceğini unutma. En anlamlı ve gerekli nasihati bile yapsan, sana inat o yanlışında direnebilir. Sen doğru diye anlatmaya ısrar ettikçe yokuşta daha fazla hızlı koşmaya çalışan birine benzersin. Boşuna yorulursun ve boşuna nabzını artırırsın. Sonuca da ulaşamazsın. Bütün bunları uzun bir zamana mesela bir beş yıla yaymaya çalış. Kimsenin huyu suyu iki haftada değişmez. Sabret ve kazan. Allah yardımcın olsun. Âmîn.
a- Kadere iman ettiğimizi unutmayalım. Cennete, cehenneme iman ettiğimiz gibi kadere de iman ediyoruz. Kader şu demektir: Rabbimiz, biz yaratılmadan önce bize ait her şeyi yazmıştır, yazdığı da gerçekleşecektir. O'nun yazısını bozacak bir güç yoktur. Eğer Allah size bir evlilik yazdı ise muhakkak o yazdığı vakitte evleneceksiniz. Yazmadı ise de kesinlikle evlenemezsiniz. Sudan bahanelerle, her tuttuğunuz elinizde kalır, bir türlü düzelmeyen terslikler hiç eksik olmaz. b- Ne evlenmek kurtuluştur ne de bekâr kalmak helâk olmaktır. Herkes imtihan halindedir. Hangi halin kıymetini bilip imtihanı kazanabilirsek bizim için hayırlı olan odur. c- İnsan olarak biz, üzerimize düşeni eksiksiz yapmaya mecburuz. Evlenmemiz gerekiyorsa evlilik yollarını kullanırız. Hasta olursak tedavi sürecini işletiriz. Sonra da kendimizi Rabbimizin koruması altında huzur içinde hissederiz. d- Şüphesiz evlilik, bedenlerin birleşmesinin adıdır. Eşler kesinlikle körü körüne evlenmemelidirler. Beyinlerinin ve gözlerinin doyduğu bir evlilik daha doğru olandır. Sizin, evleneceğiniz eş adayında güzellikten vesaireye kadar bazı şartlar aramanız pek tabiidir. Şu kadar ki, yeri geldiğinde aradığınız şartlar arasında öncelikli ve vazgeçilmez gibi bir düzenleme yapmalısınız. Mesela yaşınız ilerlediğine göre dün aradığınız şartlardan bazılarını hafifletebilirsiniz. e- Kesinlikle kendinizi güzellik ve çekicilik bakımından helallik sınırları içinde bakımlı tutmalısınız. Siz, bazı şartlar aradığınız gibi erkeklerin de aradığı şartlar vardır ve bu şartların önemli bir bölümü sizin elinizle sunulabileceklerdir. Allah'a tevekkül edin, çok dua edin, sabredin; son gülen iyi güler bunu unutmayın.
Kızım, bir de şöyle baksan olmaz mı? Allah Teâlâ seni oturduğun yerde sevap kazanan kulu yapmak istiyor olmasın? Zannedersem öyledir, çektiğin sıkıntı senin için sevaptır. Namaza ağırlık ver, namazlarını daha huzurlu kıl, rahatlığı içinde hissedersin. Babanın tavırlarını duymazdan gel, görmez gibi yap. Bu sabrının boşa gitmeyeceğine de iman etmelisin. Kimseni seni anlamasını bekleme, seni Rabbin anlasın yeter, değil mi? Bir de sana amca tavsiyesi: Sakın bu gelişmeler seni, sana uygun olmayan bir evliliğe evet dedirtmesin, sakın ha! Yağmurdan kaçarken doluya tutulursun maazallah. Senin için hususi dualar ediyorum kızım.
Siz onunla ilgilendikçe o kendini naza aldığına göre siz şimdilik kendinizi geliştirmeye bakın. Onunla özellikle bu konularda ilgilenmeyin. Aranızdaki muhabbet arttıkça sizin etkiniz de artabilir ama bu mantıkla onu kendinizden itmiş oluyorsunuz. Bir de böylesini deneyin.
Yanlış düşünüyorsunuz; savcı da siz hâkim de. Bu yanlış. Evlilik bir nasip işidir. Size nasip olsa idi siz o tavırların hiç birini yapamazdınız. Bir de yaşıtlarınızdan evlenenler kanatlanıp uçuyor mu zannediyorsunuz? Herkes dışarıdan seyrediyor, kim bilir içinden neler olup bitiyor. Siz böyle yaparak kendinizi yıpratıyorsunuz ve zamanla dışarıdan bakıldığında evlenilemez biri görüntüsü vereceksiniz. Oturun, işinizi gücünüzü yapın, kendinizi kaderin kollarına salın ve huzur içinde bekleyin. Göreceksiniz daha rahat olacaksınız ve vakti gelince de evlenmiş olacaksınız. Allah yardımcınız olsun.