Fetva Meclisi
Soru
Hocam, ben 29 yaşında bir bayanım. Evlilik konusunda karar veremiyorum, talibim çok ama mutlaka bir sorun çıkıyor; namazını kılan biri oluyor ama tesettür konusunda İslam adına taviz verilebilir görüşünde oluyor, ya da çoğu çalışan eş istiyor. Ben de kendi çapımda bir şeyler yapmaya çalışıyorum bir dernekte. Eşimin de bu yönde aktif olmasını istiyorum. Yani sadece kendini düşünen pasif bir insan istemiyorum. Hocam eşim olacak insanı fiziki yönden de beğenmek istiyorum ama olmuyor. Nikahta keramet vardır, seversin falan diyorlar ama yapamıyorum. Bunun için özel bir dua var mıdır? Ya da sırf yaş geçecek diye içe sinmeyen birine evet denir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Bizim ölçülerimiz arasında taviz verilemezler ve esnetilebilirler vardır. İmani konulardan taviz vermeyiz. İbadetlerdeki gevşeklikler ise gevşekliğin boyutuna göre değişir. Evlilik öncesinde de böyle bir ölçüyü kullanmamızda bir sakınca yoktur. Eğer namaz bir karakter yani sadakat ve teslimiyet ölçüsü ise o ölçü, sizin için de çok şey ifade etmeli değil midir? Ayrıca bedensel tatmin yani göz zevkimizin yerini bulmasını önemsemeliyiz. Evliliğinizin vakti geldiyse o gerçekleşmiş olurdu. Allah'ın kaderini ne ileri ne geri almayız. Evlenemediğinize göre henüz vaktiniz gelmemiştir. Nice insanlar evlenerek zehirli bir hayata geçiş yaptılar. Bırakın her şey tabii yürüsün. Sizi Allah ezmez, merak etmeyin. Sabredin, sonunuz hayırlı olur.
Selamünaleyküm. Kesinlikle kendinizi 'evde kalmış' görmeyin. 'Olgunlaşmaya daha yakın' biri olarak görün. Yaşınız bitmişliği gösteren bir yaş değildir. Bir kere evleneceğiniz kişide arayacağınız vasıfları azaltın. On şartınız varsa bunları yavaş yavaş azaltarak pazarlığa girin. Böylece kendi yolunuzu tıkamış olmazsızın. Bir de çevrenizi değiştirin. Bir vakıf, dernek faaliyetine katılın. Yeni bir çevre edinin. Bulunduğunuz çevre sizin için ölü çevre olmuş olabilir. Özellikle de yatmadan önceleri kendinize boş vakit bırakmayın; tam yorgun olarak yatağa girin. Gün içinde de işler üretin kendiniz için. Namaz ve zikir dışında bir on dakikanız kalmasın boş olarak. Zaten dua da ediyorsunuz. Sabredin, aradığınızdan güzeline nail olun.
Selamünaleyküm. Yanlış düşünüyorsunuz. 'Evlenememiş' denecek yaşta değilsiniz. Siz kendi kendinize biçtiğiniz vakitten ötürü darlık çekiyorsunuz. Hayatın neresinde ne ile karşılaşacağımıza bir karar veremeyiz. Sabırlı olmanız gerekir. Boş vakit bırakmayın kendinize. Okuyun, yazın, şiir yazın. İbadetlerinizi ihmal etmeyin, nafile namazlar kılın. Ayda bir kere hatim indirecek şekilde Kur'an okuyun. Göreceksiniz ki, rahat bir hayatı gereksiz yere sıkıntıya sevk ettiğinizi anlamış olacaksınız. Allah kalbinize huzur versin.
Bizim istediğimiz şeyler, kendimizin, toplumun uygun gördüğü zamanda gerçekleşmediğinde biz onu “geç kalmış” olarak varsayıyoruz. Ama kime göre bu geç kalış? Evlenmenin yaşı olduğunu kim söyledi? Bu hayatta kimin her istediği, istediği zamanda ve şekilde olmaktadır ki? Biz, bize uygun görülen kaderi yaşıyoruz. Daha farklısını daha uygun daha hayırlısıymış sanırız ama öyle olup olmadığını da bilemeyiz. Bizim yararımıza sandığımız işler tam tersi zararımıza da olabilir. Bu sebeple biz kul olarak elimizden geleni yapar ve gerisini Allah'a salmanın rahatlığı ve ferahlığı içinde oluruz. Şeytanın tek bir meseleye odaklatıp içini kemirmesine izin vermemek adına boş kalmamaya çalış. Her an vaktini farklı işlerle doldur ki kederlenmeye zamanın kalmasın. Belli bir yaşa kadar evlenememek, evlenmeye dair tüm kapıların kapandığını göstermez. Hiç beklemediğin bir anda huzurlu bir evlilik yapabilirsin. Bu sebeple en güzeli, en rahatı teslim olabilmektir. Hayata daha geniş bir perspektiften bakmaya çalışalım. Olmayana değil olanlara bakıp daha fazla odaklanmamız gereken işler, nimetler olduğunu hatırlayalım. Elbette dua etmeyi de ihmal etmemek lazım. Evlenmek onca önemine binaen hayatımızın olmazsa olmazı değildir. Kimin ne zaman ve kiminle evleneceği bizim için meçhuldür. Buna göre siz ölümcül bir hastalığa yakalanmış biri gibi değilsiniz. Bir başka mesele de evlenmiş olmak huzurun teminatı da değildir. Evli olduğu hâlde bekârlara imrenen ve boşanmak için her şeyi feda edenleri de düşünmek gerekir. Neyin kime hayır olduğunu bilemeyiz. Mevcut durumu en iyi şekilde yaşamak için gayret edelim. Yarın iyi bir evlilik günü olabilir. Evlenmemiş olmak en iyi hâlimiz olabilir. Konuyla ilgili sitemizde yayınlanmış olan şu mektup da içinizi rahatlatacaktır: Kızım, Bir zamanlar Firavun denen zalim vardı. O da karısını en büyük harama zorluyordu. O ise, Allah'ı her şeyin üstünde tuttu. Firavun'un dediğini yapmadı. Öldü, parça parça edildi yine yapmadı. Neticede ise o kadın, bütün mü'minlerin annesi, cennetin en öncesi olarak Rabb’ine gitti. Firavun cehennem kütüğü, o da cennet kuşu oldu. İkisi de ebediyet sahibi oldular. Biri cehennemde ebediyet kazandı, diğeri cennette… Kızım, gayet esef verici bir hâle zorlanıyorsun. Hem de annen tarafından. Becerebilirsen sen de kazanırsın; ebediyetleri kazanman mümkündür. Sabret ve kazan. Sana kısaca şu tavsiyeleri zikredebilirim: A- Evlenmeyi sen de ciddiye al, vakti gelince evlenmeye hazırlıklı ol. Çok güzel ve akıllıca döşünmüşsün. Sokağa çıkıp aday arayacak değilsin elbette. Rabbinin sana yazdığı nasibin seni er veya geç bulacaktır. Buna iman et, hiç şüphen olmasın. Ne kendini sal ne de içine kapan. Helal sınırları içinde dengeli bir siyasetin olsun. B- Annen ve babana her şeye rağmen nazik davran. Asla taviz verme. Onların sözüne aldırma ama nezaketini de bozma. Neticede onlar senin asıllarındır. Bir gün onlar da söylediklerine pişman olacaklardır. Kaba konuşma, hakaret etme. Nezaketle dik dur, dimdik dur. C- Vaktini dolu dolu geçirmeye bak, boş denebilecek işlerle vakit öldürme. Oku, yaz, araştır ama boş kalma. Büyük ideallerin insanı olmaya bak. İbadetlerini aksatma. Kuran oku. Dua et. D- Kızım, o kadının adı Âsiye idi. Binlerce sene oldu o bu dünyadan gideli. Şimdi de Rabbin seni Âsiye yapmak istedi ise sakın bu fırsatı kaçırmayasın. Gayret et, sen de Âsiye ol. Binlerce sene yaşa. Cennet kuşu ol, Rabbini bul. Sakın umutsuz kalma. Sakın korkma. Sakın incinme. Sakın ağlama. Ne olacak yüz yıl bekâr kalsan, ne olacak? Allah'ın razı olmadığı bir hayat olduktan sonra evli olsan ne olur bekâr olsan ne olur? Büyük düşün kızım, çok büyük düşün. Sakın kendini yalnız zannetmeyesin, melekler seninledir. Seni onlar da heyecanla izlemektedir. Sakın onları incitmeyesin. Sana dualar ederim kızım. Rabbim seni korusun ve yüceltsin. Sen de bana dua et.
Evlenmek, senin hayatını kökten değiştirecek büyük bir karardır. Fedakârlık güzeldir ama akıllıca ve sınırları belirli olduğunda… Senin de hakkın mutlu olmak, korunmak ve değer görmek. Bu hakkı gözeten bir evlilik olacaksa, Allah mübarek etsin. Ama olmayacaksa, sabretmen kayıp değil, rahmet olur. Doğru adımlar atabilmek için kalbinin sesine kulak verecek kimselerle değil de şu hayatın gerçeklerini dikkate alan ve senin iyiliğini düşünen kimselerle istişare et. Kalbin karışıksa ve istişareler netlik vermiyorsa, istihâre en sağlam yol. "Ya Rabbi, bu kul senin rızana uygun mu? Hayrımı oradaysa kalbimi oraya ısındır, değilse uzaklaştır." diye dua et. Kalbinin eğilimi, yolunu aydınlatır.
Yaşınız evlilik ihtimali olmayan bir yaş değildir. Hiçbir yaş evlenemez hükmü verdiremez insana. Evlilik, kaderdir. Allah'ın kaderidir. Evliliği istemek, günlerce, aylarca, yıllarca bu isteği Rabbine dile getirmek bir ibadettir. Dua ediyor olmak arz talep meselesi olmaktan çok uzak bir kulluk pozisyonudur. Bu pozisyonla iftihar ediniz. Evliliği düşünüyor, istiyor, ihtiyaç duyuyor olmanız tabidir, doğaldır. Bu doğallığı aman şeytanın vesveseleri ile bozmayınız. Sabredin, sabretmeye devam edin. Bu duyguların sizi harama sürüklemesine izin vermeyin. Unutmayın Allah'ın kaderinden umut kesmek de günahlardan bir günahtır. Allah'a emanet olun.