Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben yirmi dokuz yaşında gayet mutaassıp, iyi ve bilinen bir ailenin kızıyım. Hiç okumayı veya çalışmayı planlamadım, vakti gelince evlenmeyi düşündüm hep. Ailem ve çevrem evlenmek istediğimi biliyor, birkaç görücüm oldu ama olmadı. Evlenmeyi, çocuk sahibi olmayı çok istiyorum ve hep dua ediyorum. Artık düşünüyorum kısmetimi kaçırmış olabilir miyim? Yoksa mutlaka o kişi beni bulur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu anlattıkların evlenmenin sana farz duruma geldiğini göstermektedir. İffetinden taviz vermeden, sabretmesini bilerek o süreci kendin için işletebilirsin. Sen yapabileceğini yaparsın, kaderin seni gelir bulur. Şunu unutmayasın: bir isteğin zaruri olması onun uğruna daha zaruri olanı feda etmeyi gerektirmez. Evlenmek zaruri ama iffetten daha önemli ve öncelikli değildir. Sabretmeyi bilmeyen bulamaz, bulduğunu alamaz. Allah yardımcın olsun.
Selamünaleyküm. Kesinlikle kendinizi 'evde kalmış' görmeyin. 'Olgunlaşmaya daha yakın' biri olarak görün. Yaşınız bitmişliği gösteren bir yaş değildir. Bir kere evleneceğiniz kişide arayacağınız vasıfları azaltın. On şartınız varsa bunları yavaş yavaş azaltarak pazarlığa girin. Böylece kendi yolunuzu tıkamış olmazsızın. Bir de çevrenizi değiştirin. Bir vakıf, dernek faaliyetine katılın. Yeni bir çevre edinin. Bulunduğunuz çevre sizin için ölü çevre olmuş olabilir. Özellikle de yatmadan önceleri kendinize boş vakit bırakmayın; tam yorgun olarak yatağa girin. Gün içinde de işler üretin kendiniz için. Namaz ve zikir dışında bir on dakikanız kalmasın boş olarak. Zaten dua da ediyorsunuz. Sabredin, aradığınızdan güzeline nail olun.
a- Kadere iman ettiğimizi unutmayalım. Cennete, cehenneme iman ettiğimiz gibi kadere de iman ediyoruz. Kader şu demektir: Rabbimiz, biz yaratılmadan önce bize ait her şeyi yazmıştır, yazdığı da gerçekleşecektir. O'nun yazısını bozacak bir güç yoktur. Eğer Allah size bir evlilik yazdı ise muhakkak o yazdığı vakitte evleneceksiniz. Yazmadı ise de kesinlikle evlenemezsiniz. Sudan bahanelerle, her tuttuğunuz elinizde kalır, bir türlü düzelmeyen terslikler hiç eksik olmaz. b- Ne evlenmek kurtuluştur ne de bekâr kalmak helâk olmaktır. Herkes imtihan halindedir. Hangi halin kıymetini bilip imtihanı kazanabilirsek bizim için hayırlı olan odur. c- İnsan olarak biz, üzerimize düşeni eksiksiz yapmaya mecburuz. Evlenmemiz gerekiyorsa evlilik yollarını kullanırız. Hasta olursak tedavi sürecini işletiriz. Sonra da kendimizi Rabbimizin koruması altında huzur içinde hissederiz. d- Şüphesiz evlilik, bedenlerin birleşmesinin adıdır. Eşler kesinlikle körü körüne evlenmemelidirler. Beyinlerinin ve gözlerinin doyduğu bir evlilik daha doğru olandır. Sizin, evleneceğiniz eş adayında güzellikten vesaireye kadar bazı şartlar aramanız pek tabiidir. Şu kadar ki, yeri geldiğinde aradığınız şartlar arasında öncelikli ve vazgeçilmez gibi bir düzenleme yapmalısınız. Mesela yaşınız ilerlediğine göre dün aradığınız şartlardan bazılarını hafifletebilirsiniz. e- Kesinlikle kendinizi güzellik ve çekicilik bakımından helallik sınırları içinde bakımlı tutmalısınız. Siz, bazı şartlar aradığınız gibi erkeklerin de aradığı şartlar vardır ve bu şartların önemli bir bölümü sizin elinizle sunulabileceklerdir. Allah'a tevekkül edin, çok dua edin, sabredin; son gülen iyi güler bunu unutmayın.
Kıymetli kardeşim, bu kararı almadan önce aile büyüklerinizden sözüne itibar ettiklerinizle istişare edin. Sırf laf olsun, torba dolsun, diye konuşan insanlarla değil de adalet sahibi, vicdan sahibi, ilim-irfan sahibi kişilerle istişare edin. Buna binaen de bir karar alın. Kararınızı alırken istihare duası yapmayı da unutmayın. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Şu hayatta kimin her istediği, istediği gibi olmaktadır? Biz, yazılan kaderimizi yaşıyoruz, kendi kaderimizi yazma imkânımız yoktur. Sizin evlenmeniz olduğu gibi kaderinizdir. Size iki şeyi hatırlatmak isterim: Birincisi “evlenemiyorum” diyebilmeniz için beklemeniz gereken süreyi nasıl belirlediniz? Evlenmenin yaşı mesela yirmi olarak son mudur? Zihninizdeki olguları bedeniniz ve hayatınız için son kanun olarak mı görüyorsunuz? İkinci olarak da şunu düşünmenizi tavsiye ederim size: Evlenmek mutluluğun garantisi midir? Milyonlarca genç kadın “dul” vasfı ile hayat sürdürüyorlar. Allah sizi, “dul” kalmanız anlamına gelebilecek evliliklerden korumuş olamaz mı? Hayata daha geniş açıdan bakmaya çalışalım. Yapabildiğimizi yapıp tedbir alalım ama olmayana esef etmeyelim. Allah yardımcınız olsun.
Af dileyin Rabbimizden. Tevbe edin! Allah'ın mağfireti dışında bir çıkışımız yoktur. Kurtuluşumuz O'nun bizi affına bağlıdır. Bundan sonra aynı hatanın yanından dahi geçmemek için şunlara dikkat etmelisiniz; - Zina günahına, haramına insanı sürükleyen ilk aşama gözdür. Gözünüzü kontrol altına almaya çalışın, ufacık gördüğünüz bir hatadan pişmanlığa koşun. Gözünüzü sizi kışkırtan şeylerden uzak tutun. - Gıdanıza, uykunuza özen gösterin. Düzenli ve yoğun bir hayatınız olsun. - Sizi olumsuz yönde etkilendiğini alenen gördüğünüz çevre, sosyal medya ilişkinizden uzaklaşın. - İşlemiş olduğunuz bu büyük günahı kimseye anlatmayın, yazarak dahi olsun tekrar o cümleleri kurmayın. Tevbe edin ve unutun. - İbadetlerinizle teselli bulun. İbadetle teselli bulduğunu düşündüğünüz insanlarla bir araya gelin, konuşun, takip edin. Bir kötülükten insan iyiliği hayatına geçirerek çıkabilir. Yaptığınız güzel amelleri artırın, dua edin, tevbe edin, namaz kılın, Kur'an’ı Kerim okuyun.
dua konusundaki diğer fetvalar
Bugün HAK MEZHEB olarak bildiğimiz dört mezhepten herhangi birine ibadetlerde uymamız sakıncalı olmaz. Mümkün olduğu kadar zihin karışıklığı oluşturmadan dinimizi yaşamalıyız ama bu tür ayrıntıları dinde ayrılmak gibi de göremeyiz.
Rabbimizden, Ramazan ayının bereketini sağanak sağanak üzerimize yağdırmasını niyaz ederiz. Evet, aradığımız gece, Ramazan içinde saklı Kadir gecesidir ve bunun için Allah Teâlâ Ramazan gecelerini ihya etmeyi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin örnekliğinde göstermiştir. O gecede affedilmiş olmak bu dünyadaki her şeyden değerlidir. Arzuladığımız da budur. Nitekim Ramazan'ın tam bir imanla hakkıyla geçirilmesi sonucunda geçmişimizin temizleneceğine dair sahih hadisler vardır. Müjde af olma müjdesidir. Yine Kadir gecesini bir kişinin bilmesi durumunda yapması gerekeni soran hanımı Aişe annemize Peygamber efendimiz, Allah'tan affedilmeyi istemesini tavsiye etmiştir. Kıldığımız teravih namazları, tilavet ettiğimiz sure ve ayetler, yaptığımız iyilikler, hep bu af olmaya vesile olması için fırsat amelleridir. Son on gün özelindeki İtikâf ibadeti de buna yöneliktir. Gecenin ihyası ise her şeyden önce farz ibadetlerin yerine getirilmesi ile olur. Yatsı ve sabah namazlarını vaktinde cemaatle kılmış biri genel hatlarıyla gecesini ihya etmiştir. Hanımlar ise kendi başlarına kıldıklarında aynı sevabı yakalamış olurlar. Öte yandan böylesine mübarek geceleri şeytanın çalmak için uğraşacağı da unutulmamalıdır. Farzlar kadar değerli bir başka konu da günaha, özellikle de kul hakkına girmemektir. Mesela; insanın ailesi ile tartışmalı ve kavgalı geçirdiği geceler büyük bir kayıptır. Belki de teravihleri kaptırdığı, gönül kırdığı için kul hakkından dolayı vebal taşıdığı geceler olabilir. Özetle söyleyecek olursak geceleri uykusuz kalıp sabaha kadar namaz kalmak değildir bizden beklenen. Tam bir kul olma bilinciyle hataya düşmeden, önce asıl görevlerimizi ahlakımızla, hakkıyla yerine getirip sonra da üzerine, gücümüz yettiğince affedilmeyi hak edecek işler yapmaktır. Bundan sonrası için Kadir gecesini değerlendirmek isteyenler için şöyle bir yol haritası çizebiliriz: Her geceyi Kadir olma ihtimali ile değerlendirin. Sizi günaha sürükleyecek ortamlardan kaçının. İkinci bir insana karşı yanlış yaparak kul hakkına girmemek için özen gösterin. Tartışmayın, dilinizi tutun, yumuşak olun, affedin, görmezden gelin, dua edin. Özellikle de anne baba, eş, kardeş ve evlada karşı çok daha sabırlı ve merhametli olun. Gecenizi ve gündüzünüzü heba edecek faydasız, lüzumsuz işlerden uzak durun. Sosyal medyanızı geceleri kapatın. Vaktinizi boşa harcamayın. Akşam ve yatsı namazınızı geciktirmeden kılın. Sonrasında kendinizi dinç hissediyorsanız yavaş ve rahatça gücünüz yettiği kadar teravih namazı kılın ve yoğun bir şekilde dua edin. Yorgunsanız dinlenmeye geçin. En az dört saat uyuyun, sonra kalkıp az da olsa gece namazı kılmaya gayret edin. Namaz kılamazsanız bile sadece dua ve istiğfar için kalkın. Okuyabilirseniz Kur'an okuyun. Ezber ya da yüzüne okuyabilirsiniz. Bunu imsak vaktine yakın bir zaman dilimi içinde de yapabilirsiniz. Hastalık ya da ev hali, insan her zaman aynı durumda olamayabilir. Böyle hallerde niyetinizle Allah'ın size sevap yazdığını bilin ve üzülmeyin, strese girmeyin. Gece uykusunu ihmal etmeyin. Üstelik gündüz yoğun meşgaleniz varsa, çocuklarınızla ilgileniyorsanız dinlemeniz ibadet gibidir. Sevap sadece namaz ve tilavetle kazanılmaz. Evlatlarınıza olan görevleriniz, ailenizin geçimini sağlamak için verdiğiniz helal rızık mücadelesi de ibadettir. Gündüz bunları sağlıklı bir şekilde yerine getirmek için gece uykunuz şart olabilir. Farz olan ibadetleri yerine getirip haramlardan kaçtığınız sürece uykuda olmanız size zarar vermez. Kadir gecesine de zarar vermez. Fırsatınız varsa gündüzün öğle vakti öncesi ya da sonrasında da kaylule dediğimiz kısa uykudan faydalanabilirsiniz. Allah'tan hepimiz için afiyet ve aile huzuru niyaz ederiz. Ümmetimiz için ıslah, kendimiz için de arınma vesilesi olsun Ramazanımız.
Açık okunan bölümler için meraka gerek yoktur. Arkasındaki cemaat dinledi ve bize nakletti. Rükû ve secde gibi zikrin gizli yapılması evla olan yerler için ise şunları söyleyebiliriz: Zaman zaman sesli okuduğu da olmuştur. Özelikle yanındakiler öğrensin diye de sesli okumuş olabilir. İkinci olarak da sessiz dediğimiz okumanın da belli bir telaffuz gerektirdiğini, bunun da sessiz bir odada dikkat edilince duyulabilir olacağını bilmek gerekir.
Bunun için belli bir dua yoktur ama sizin gayretiniz vardır. Sevilmek istediğiniz kadar seveceksiniz ve sevginizde gerçekçi olacaksınız. Siz böyle olursanız insanların sevgisini kendinize çekmiş olursunuz.
Bu, sağ el mi sol el mi demek gibi olur. Bunları birbirlerinin rakibi değil iç içe görmek gerekir.
Gazze'ye zulmeden kâfirlerin asıl gayelerini bil, onların derdinin iman ve tevhid olduğunu anla. Bu da seni müminlerle beraberliğe, kâfirlerden ve ürettikleri siyasetten gıdaya kadar ne varsa ondan gücün kadar uzak kalmaya sevk etsin. Dua et. Duana sadık kal. Dostu tanı. Düşmanı tanı. Allah yardımcın olsun.