İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam ben yirmi altı yaşındayım. Kadınların olduğu bir ortamda çalışıyorum. Kendimce dinimi yaşamaya çalışan biriyim. Rabbin rızasını arayan biriyim. Evliliği cihat olarak görüp Allah rızası için çok istiyorum. Tabii nefsim de çok büyük etken. Sürekli bir bekleyiş içindeyim gözümü koruyamıyorum artık o mu bu mu evleneceğim kişi diye bekliyorum. Zihnimi toparlayamıyorum artık bunu düşünmekten. Harama bulaşmaktan korkuyorum. Evlilik benim için farz duruma gelmiş midir, onu merak ediyorum.

Cevap

Bu anlattıkların evlenmenin sana farz duruma geldiğini göstermektedir. İffetinden taviz vermeden, sabretmesini bilerek o süreci kendin için işletebilirsin. Sen yapabileceğini yaparsın, kaderin seni gelir bulur. Şunu unutmayasın: bir isteğin zaruri olması onun uğruna daha zaruri olanı feda etmeyi gerektirmez. Evlenmek zaruri ama iffetten daha önemli ve öncelikli değildir. Sabretmeyi bilmeyen bulamaz, bulduğunu alamaz. Allah yardımcın olsun.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Yaşınız evlilik ihtimali olmayan bir yaş değildir. Hiçbir yaş evlenemez hükmü verdiremez insana. Evlilik, kaderdir. Allah'ın kaderidir. Evliliği istemek, günlerce, aylarca, yıllarca bu isteği Rabbine dile getirmek bir ibadettir. Dua ediyor olmak arz talep meselesi olmaktan çok uzak bir kulluk pozisyonudur. Bu pozisyonla iftihar ediniz. Evliliği düşünüyor, istiyor, ihtiyaç duyuyor olmanız tabidir, doğaldır. Bu doğallığı aman şeytanın vesveseleri ile bozmayınız. Sabredin, sabretmeye devam edin. Bu duyguların sizi harama sürüklemesine izin vermeyin. Unutmayın Allah'ın kaderinden umut kesmek de günahlardan bir günahtır. Allah'a emanet olun.

Hocam ben yirmi dokuz yaşında gayet mutaassıp, iyi ve bilinen bir ailenin kızıyı
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Beklentilerinde haksız değilsin, öyle olmalıdır. Aksi seni bir ömür eziyete sokabilir. Evlilik seni farz duruma getirecek kadar sıkıştırırsa şartlarında esnetme yaparsın. Öyle olmazsa sabırla uygun olanı beklersin. Allah yardımcın olsun.

Hocam ben on iki yıl Şam’da kalıp Arapça ve şeri ilim ve hafızlıkta icazet tahsi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah yardımcın olsun. Bir kere bu durumu kendin için ölümcül düzeyde kahreden bir yaratılış olarak görme. Harama düşmedikçe böyle olman bir ayıp değil, senin hatan değil. İçin rahat olsun. Evlilikle ilgili kararı tedavi gördüğün doktor ve psikoloğa bırak. Sen evleneyim veya evlenmeyeyim deme. Evlilik yollarını sürekli açık tut. İlk evlilik fırsatını gerekiyorsa beklentilerini de düşürerek değerlendirmeye çalış. Bu durumu muhakkak bir veya iki farklı doktorla değerlendir. Doktorların sana tavsiye edeceği yemek, giyim dâhil ne varsa onlara uy. Psikolojik tedavini önemse, psikologlar seni anlamaya en yakın arkadaşların durumundadır. Psikologlar gezmeni, spor yapmanı, yazmanı veya benzeri bir faaliyeti tavsiye ediyorlarsa o faaliyeti yap. İbadetlerini farz olanlar ve olmayanlar diye ikiye ayır. Farz olanları hiçbir şekilde erteleme, nafile yani farz olmayanları ise zorlandığın zamanlarda erteleyebilirsin. Senin için dua ederim. Allah yardımcın olsun.

Hocam ben yirmi sekiz yaşında bir kızım. Affınıza sığınarak yaklaşık on yıldır ş
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Biyolojik olarak evlenmemenin sana zarar vermediği ve evli olmadığın için harama düşme tehliken yoksa evlenmek zorunda değilsin. İstersen evlenirsin istersen bekâr kalırsın. Bu şartlarda evlenmez ve bekâr olduğun için günaha bulaşmazsan vebalin olmaz. Yalnız şunu da bilmelisin: Kaderin sana ne hazırladığını bilmiyorsun. Kimse ile görüşmekten korkman gerekmez. Dik dur. Rabbine dayan. Kaderinde varsa evlenmeye hazır ol.

Hocam ben yirmi üç yaşında genç bir kızım. Ben çok küçük yaşta tecavüze uğradım
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Af dileyin Rabbimizden. Tevbe edin! Allah'ın mağfireti dışında bir çıkışımız yoktur. Kurtuluşumuz O'nun bizi affına bağlıdır. Bundan sonra aynı hatanın yanından dahi geçmemek için şunlara dikkat etmelisiniz; - Zina günahına, haramına insanı sürükleyen ilk aşama gözdür. Gözünüzü kontrol altına almaya çalışın, ufacık gördüğünüz bir hatadan pişmanlığa koşun. Gözünüzü sizi kışkırtan şeylerden uzak tutun. - Gıdanıza, uykunuza özen gösterin. Düzenli ve yoğun bir hayatınız olsun. - Sizi olumsuz yönde etkilendiğini alenen gördüğünüz çevre, sosyal medya ilişkinizden uzaklaşın. - İşlemiş olduğunuz bu büyük günahı kimseye anlatmayın, yazarak dahi olsun tekrar o cümleleri kurmayın. Tevbe edin ve unutun. - İbadetlerinizle teselli bulun. İbadetle teselli bulduğunu düşündüğünüz insanlarla bir araya gelin, konuşun, takip edin. Bir kötülükten insan iyiliği hayatına geçirerek çıkabilir. Yaptığınız güzel amelleri artırın, dua edin, tevbe edin, namaz kılın, Kur'an’ı Kerim okuyun.

Hocam ben yirmi beş yaşındayım. Yıllardır evlilik istediğim halde düzgün bir kıs
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Kesinlikle kendinizi 'evde kalmış' görmeyin. 'Olgunlaşmaya daha yakın' biri olarak görün. Yaşınız bitmişliği gösteren bir yaş değildir. Bir kere evleneceğiniz kişide arayacağınız vasıfları azaltın. On şartınız varsa bunları yavaş yavaş azaltarak pazarlığa girin. Böylece kendi yolunuzu tıkamış olmazsızın. Bir de çevrenizi değiştirin. Bir vakıf, dernek faaliyetine katılın. Yeni bir çevre edinin. Bulunduğunuz çevre sizin için ölü çevre olmuş olabilir. Özellikle de yatmadan önceleri kendinize boş vakit bırakmayın; tam yorgun olarak yatağa girin. Gün içinde de işler üretin kendiniz için. Namaz ve zikir dışında bir on dakikanız kalmasın boş olarak. Zaten dua da ediyorsunuz. Sabredin, aradığınızdan güzeline nail olun.

Evlilik değerli hocam sizden öncellikle Allah razı olsun ve sizden bu soruma açı

cihat konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Suriye veya bir başka yer hakkında öncelikle o bölgenin insanları, o sorunun içinde yoğunluğu olanlar konuşup karar vermelidirler. Dert hepimizin derdidir ama çözümü o derdin en yakınında olanların üretme ihtimali daha yüksektir, başarı oranı da öyle yüksektir. Bu nedenle olayın uzağında olanlar olarak kendimizi istişare mevkiinde görmeli, takatimizin en uç noktasına kadar da destek olmalıyız. Ümmet olarak tek vücut gibiyiz ama ağrı olan bölgeye yaklaşıldıkça hissiyat ve uygulama da yoğunlaşır. Rabbim muinimiz olsun.

Hocam Suriye’de cihat eden farklı gruplar hakkında ne düşünüyorsunuz?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kadın veya erkek hepimiz bütün ümmetimiz için hatta insanlık için endişe taşımalıyız. Bu konuda da muhakkak hesaba çekileceğiz. Yalnız şunu da bilmemiz gerekir: Herkes takati kadar sorumludur. Takatimizin üstündekinden sorumlu değiliz. Bir ikinci gerçek de şudur: Sorumluluk alanımız en yakınımızdan başlayarak çevremizden uzaklaştıkça azalarak devam eder. Bugün Halep veya başka bir yer, bize coğrafya olarak yakınlığı ve bizim takatimizin etkisi açısından sorumluluk alanımızda durmaktadır. Siyaset, ekonomi veya bir benzeri yardım edebileceğimiz her şey bu noktada önemlidir. Dua ise sürekli ve her yer için takatimiz dâhilindedir.

Hocam bir kadın olarak Halep’teki kardeşlerim için ne yapabilirim? Bundan hesaba
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Babanız hakkında iyi niyetli bakışınız güzel. Siz de babanızın bir kastı olmadığını ama iyi olanı yapmaya çalışırken yanlış yaptığını itiraf etmiş oluyorsunuz. Bu güzel bir şeydir. Size tavsiye edebileceğim direkt bu konuyu anlatan Türkçe bir kitap bilemiyorum. Bütün ahlâk ve tasavvuf kitaplarında bu konu vardır ama özet olmayabilir. Ben sizin için kitaplığımdaki akademik bir çalışmayı özetliyeyim. Dilerim size de bize de faydası olur. (el-Meşakkatü Ala’n-Nefsi’s-Sadiretu Min Zati’l-Mükellef, Abdülaziz bin Muhammed el-Uveyd; 1437, Riyad) Allah Teâlâ, insanın gücü üstünde bir sorumluluk yüklemeyi koymamıştır. Rahmeti gereği kullarına kaldırabileceklerini emretmiştir. Özellikle de bu ümmete getirdiği budur. Mevcut emir ve yasaklarını da kulunun daralması ve zorlanmasına göre hafiflettiği de olmuştur. Bu en tabii uzantılarından biri de Allah Teâlâ böyle bir zorluk emretmediği gibi kulun kendisine zorluk çıkarmasını da yasaklamasıdır. Zorluk/meşakkat kavramını üç basamaklı olarak ele alabiliriz: - Ölüm veya organlara zarar gelmesi gibi ağır olanlar, Parmağının incinmesi gibi hafif olanlar ve Birinci ve ikinci durum arasında ortada olanlar. Bu üç durumdan birincisinde hükümler hafifletilir veya kaldırılabilir. İkincide ise hiçbir hüküm değiştirilemez. Üçüncüde ise şahıstan şahsa değişiklik olur. Birinci noktaya yakın ise birinci noktanın hükmünü alır, ikinci noktaya yakın ise onun hükmünü alır. İnsanın kendisine eziyet olan şeyleri yapması caiz olmaz. Kural böyledir. Bu tür eylemlere şu örnekleri verebiliriz: - Kulun, Allah’ın emretmediğini kendisine zorunlu yapması durumu: Gece teheccüd namazı terkedilemez bir farz durumuna getirmek, farz-ı ayın olmayan cihadı farz-ı ayın gibi kabullenmek, her türlü gidilebilir iken mesela hacca yürüyerek gitmeyi görev bilmek. Olmayan bir şeyi ibadet düzeyinde iş edinmek gibi uygulamalar buna örnek görülebilir. - Farz ve vacip olmayan işleri farz ve vacip düzeyinde görüp terkedilemez zannetme de hatadır. Allah Teâlâ’nın emrettiği işler arasında farz veya değil tasnifi yapmasının hikmeti kaldırılmış olmaktadır. Peygamber aleyhisselamın bile kimi zaman terk ettiği bazı nafileleri hiç terk edilemez görmek böyle bir uygulamadır. Yolculukta nafileleri hiç terk etmemek bunun örneğidir. Başka bir örnek de tavaf ederken neye mal olursa olsun Hacerulesved’i öpmeye çalışmak da başka bir örnektir. - Mubah olan şeyleri yasak gibi görmek de hatadır. Adeta mubahlarla meşgul olan cennete gidemez gibi kabul edilmiş olur ki aslında böyle bir anlayış dine karşı da bir cürettir. - Dinde var olan ruhsatları kullanmamak da yanlıştır. Emreden de Allah, ruhsat veren de Allah olduğuna göre kulun ruhsatları sakıncalı gibi görmesi temelden yanlıştır. Örnek olarak hasta olanın orucunu ertelemesi bir ruhsattır. Doktorun tavsiyesine rağmen bu ruhsatı hata gibi görmek gayet yanlış bir iş olur. - Farklı fetvalar ve hükümler bulunduğunda en ağır ve en zor olanı tercih etmek bir fazilet değildir. Müslüman insanın neden kendisine böyle bir “zoru arama” mantığı oluşturduğunu incelediğimizde şunlar dikkatimizi çeker: Dinin esasını bilememek, kör taklit ve özenti, kolayından sevap biriktirme emeli, yanlış zühd ve takva anlayışı, ihtiyatlı olma arzusu, eski hatalarından kurtulma takıntısı, çok ve gereksiz sorgulama, vesvese, riya ve şöhret hastalığı. Bu tür zorluğu tercih etme uygulamalarının kişinin dindarlığına ve Müslüman toplum yapısına getirebileceği muhtemel tehlikeler de vardır. Şu başlıkları örnek olarak kaydedebiliriz: Dinin yanlış anlaşılması, bidate kapı aralanması, önceki ümmetlerin dindarlarına benzeme riski, zoru aradıkça Allah’ın kuluna zorluk yaratması, kişinin esasen kendisini zayıf ve yetersizliğe itmesi, bunun sonucu olarak da daha az ibadet ve daha az etkili bir kişilik oluşması, başkalarının hakkının çiğnenmesi, erken bıkma ve terk etme oluşması, doğan bir sonuç olarak günahlara yol açma zikredilebilir. Bu tür uygulamaları yapanların genelde kendilerine özellikle ilk üç asırdaki kimi âbidlerin mesela bir rekâtta hatim yapmasını örnek almaları da dikkat çeker. Bu noktada deriz ki: - Bir kere o tür haberlerle dinimizin temel kurallarını karşılaştırdığımızda bize düşen dinimizin kurallarına sarılmaktır. Biz kişilere değil dinimize bağlıyız. - Bu tür nakillerin bir bölümü abartılı ve aslı ispat edilemez haberlerden oluşmaktadır. - İlk dönem âbidlerinden doğru olduğuna inandıklarımız için de söyleyeceğimiz bir söz vardır. O söz de şudur: O şahsiyetlerin bulunduğu zaman dilimi, çevreleri ve özel konumları onları bizim onlarla kıyas edilmemiz zor olarak bir seviyeye getirmiş olabilir. Bazı kulların keramet seviyesine gelmesi bunun açık bir örneğidir. Biz o noktaya gelmeyi, onların ulaştığı en üst seviyeden başlayan bir süreçle elde etmeye çalışırsak yanılırız. O noktaya şeriatın çizgileri ile yürüdüğümüz bir yolda gelmeyi hedeflemeliyiz. Allah yardımcımız olsun. Âmîn.

Hocam, benim babam bir tarikata bağlı ve kendisi çok değerli bir insandır. Bizi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sıradan bir mü'min genç olarak sizin kendinizi Medine’deki Musab gibi imanı güçlü, ibadeti donanımlı bir genç olmanız gerekiyor. Sizin cihadınız fitnelere kapılmadan, iyi bir insan olarak yaşayan mümin olmanızdır. Bunu becerebilmeniz şeytanın emellerini çökertir. Bunun dışında yapabileceğiniz bir cihat yoktur. İmanı sağlam, tavizsiz, İbadet donanımlı, Sosyal ve bilhassa ebeveynine karşı narin, Alan el değil veren el olan, Zamanını iyi değerlendiren, Şehvetine esir olmayan, Üreten, Sabreden, Sıradanlığı kabul etmeyen, Ümmet kafalı, yöreselleşmeyen, futbol takımı başta olmak üzere aklını kimseye veya kitleye kiralamayan, günlük konulara kilitlenmeyen, Aktif genç olun. Böylece şeytanı delirtir, ümmeti umutlandırırsınız biiznillah.

Hocam Türkiye’de yaşayıp ümmet ve İslam adına cihat etmek isteyen gençler, neler
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Cihat; İslam dinini ve ona iman eden Müslüman’ı korumak, Din olarak karşısına çıkan engelleri kaldırmak, Can, mal, namus ve vatanı savunmak, Mazlumları müdafaa edip zalimi engellemektir.

Bizim cihat dediğimiz şeye başkaları terör veya benzeri ürkütücü bir kavramı kul
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Spor sevap olabilir ama cihada ve “güçlü mümin” mantığına hizmet eden spor olmalıdır. Müslüman şov adamı olmaz/olmamalıdır.

Spor yapmak sevap mıdır? Eğer sevapsa bunu şov için yapan veya kaslarıyla hava a

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.