Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben yirmi sekiz yaşında bir kızım. Affınıza sığınarak yaklaşık on yıldır şehvani duygular hissediyorum. Zamanında evlenmek için çok çabaladım ancak olmadı. Şimdi ise psikolojik sorunlar yaşıyorum ve tedavi görüyorum. O sebeple de iyileşene kadar evlilikten uzak durmam gerektiğini düşünüyorum. Ancak nefsim hâlâ beni bırakmıyor ve bu hislerim yüzünden hatalar yapıyorum. Zaman geçtikçe daha kötüye gitmekten korkuyorum. Bu süre zarfında maneviyatım da zarar gördü. Bu konuyla alakalı sohbetlerinizi dinledim ve yazılarınızı da okudum. Evlilik dışındaki tüm yollara başvurdum ancak bana çare olmadı. Kendimi köşeye sıkışmış hissediyorum. Allah'tan çok utanıyorum. Bana ne tavsiye edersiniz hocam?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Evet bu sizin imtihanınız ama imtihanınızın gereği olarak oturup beklemeniz gerekmez. Eşiniz sizin anlattığınız kadarı ile doktor tedavisi görmesi gerekiyor. Eşinizin babası veya annesi ile ya da onun mecburen sözünü dinleyeceği biri ile bu işi çözmeye çalışın ve eşinizin acilen bir doktor tedavisi görmesini sağlayın. Oturup beklemeniz bir çözüm olmadığı gibi başınızı dertten de kurtaramazsınız. Allah yardımcınız olsun.
Bu durumu bir hastalık kabul etmek ve tedavisi için imkânları kullanmak son derece doğal ve olması gereken bir sonuçtur. Allah’ın bu nimetini helal daire içinde aramanız ancak bir fazilet olabilir. Çocuk olmuyor diye boşanmak şart değildir. Eğer bu durum eşlerden birinin tahammül seviyesini zorluyor ve sağlığını etkiliyorsa boşanmak normal görülebilir, belki bir psikologla görüşülebilir. Bununla yaşamayı kabullendiğiniz takdirde bunu eşinizle paylaşınız ki o da rahatlasın. Tam tersi kaldıramayacağınızı anlarsanız da boşanmayı düşünmeniz bir vebal değildir. Çocuk sahibi olmak güzeldir ama yaşamak için şart değildir. Allah yardımcınız olsun.
Evet, büyük bir musibete düşmüşsünüz. Allah Teâlâ yardımcınız olsun. Sakın gevşemeyin ve yılmayın. Kural şudur: Ölüm hariç her derdin devası vardır. Doktorların 'yok' demeleriyle yetinmeyin. Farklı uzmanlarla tedaviye devam edin siz. Bu birinci hareket noktanız olsun. İkinci olarak da en büyük hedefiniz, sizdeki sıkıntıyı ikinci bir bayana sıçratmamak olsun. Kendi derdinizle yoğrulun ama ikinci bir insan kıyamet günü sebep olarak sizi göstermesin. Üçüncü olarak, sizdeki bu sıkıntıyı depreştirecek veya azdıracak sebepleri azaltmaya bakın. Şehvetinizi azdıracak yiyecekleri tespit edin, onları azaltın. Gözünüzü kışkırtan çevreyi daraltın. Dördüncü olarak da şunu yapın ki en önemli yatırımınız da bu olabilir: Hayatınızı size yetmeyecek kadar doldurun. Gün otuz saat olsa bile size yetmeyecek gibi olsun. İşi işle kovalayın. Boş saatiniz olmasın. Bu bölüm çok önemlidir. Beşinci olarak size şunu söylemeliyim: Bir kanser hastası düşünün. O hastanın mücadelesi, acıları, ağlamaları nasıl onun için bir sevap kaynağı ise sizin bu hastalıkla mücadelenizi de siz o şekilde bir sevaba dönüştürebilirsiniz. Sakın yılmayın. Yorulmaya razı olmayın. Üşenmeyin. Yoğun dua saatleriniz olsun. On yıl sonra da olsa düzeleceğinize umudunuz olsun. Allah Teâlâ ölüden diri çıkarıyor da size mi şifa vermez? Kültür düzeyinizi, yaşınızı, ailenizin meşgalesini ve benzeri özel dünyanızı tanıtacak bilgi vermediğiniz için size özel aktiviteler tavsiye edemiyorum. Belirttiğiniz boşalma yöntemi bildiğiniz gibi normal durumlarda caiz değildir. Bir haram bulaşma riskinize karşı sizin için caiz olabilir ama iyi bilesiniz ki, öyle bir rahatlamanın da kendine göre sıkıntıları olabilir. Size dua ediyoruz, Allah yardımcınız olsun.
Bu anlattıkların evlenmenin sana farz duruma geldiğini göstermektedir. İffetinden taviz vermeden, sabretmesini bilerek o süreci kendin için işletebilirsin. Sen yapabileceğini yaparsın, kaderin seni gelir bulur. Şunu unutmayasın: bir isteğin zaruri olması onun uğruna daha zaruri olanı feda etmeyi gerektirmez. Evlenmek zaruri ama iffetten daha önemli ve öncelikli değildir. Sabretmeyi bilmeyen bulamaz, bulduğunu alamaz. Allah yardımcın olsun.
Doktora gidin ve sizin durumunuzun normal olup olmadığını öğrenin. Doktor size normaldir isteğiniz derse, eşinizi karşınıza alın ve dinen hakkınız olan şeyi istediğinizi söyleyin. (Bu sizin dinen hakkınızdır çünkü.) Doktor sizde bir aşırılık görürse onu tedavi ettirin. Eşiniz, farklı özürler üretirse o özürleri bir hakem eşliğinde çözmeye çalışın. Çözülmezse sizin evliliğiniz ve sizin helal yaşama arzunuz risk altında demektir. Bu da sizin olağanüstü bir döneme girmeniz anlamına gelecektir. Üç beş ay sonra eşinizde bir farklılık olmazsa boşanmaya kadar varacak bir süreci işletebilirsiniz.
İstiharenizi ve rüyanızı bilemem ama siz eş seçiminde acele etmişsiniz, onun karakteri bu imiş zaten, siz geç öğrendiniz. Size tavsiyem şudur: Eşinizin bu yapısını maddeler halinde bir psikologla istişare edin. Psikolog sizi nasıl yönlendirirse onu yapın, ayrılmak veya devam etmek konusunda bilimsel destek almış olun. Allah yardımcınız olsun.
Beslenme konusundaki diğer fetvalar
Yaptığınız iş tıp kurallarına göre gerekli bir iş ise ve helal bir şekilde yapıyorsanız sakıncası yoktur. Allah’ın nimetlerini israf etmeden helal bir şekilde kullanmamızda, elimizdeki nimetin gerektiğinde zekâtını veriyorsak sakınca yoktur.
Takdir edersiniz ki bir marka ismi zikretmemiz yakışık almaz. Bunu sizin daha değişik yollardan öğrenmeniz gerekir. Tavuk etinde iki sorun yaşıyoruz. Birincisi tavuğun besmele ile kesilmesi meselesidir. Bunu yerine getiren firmaların bulunduğunu biliyoruz. Helal patenti almış firmaları bulabilirsiniz. Bu besmele ile kesilme ile yakından alakalı bir konu da tavuğun yolunması meselesidir. Tavuğun “kuru yolma” adı verilen bir yöntemle temizlenmesi de gerekmektedir. Helal gıda başlığında bu da bulunuyor. İkinci mesele ise tavukların beslenmesi meselesidir. Bu da ciddi bir sağlık sorunu olarak karşımızda durmaktadır. Bunu da devletin bununla ilgilenen biriminden tekit etmek gerekmektedir. Allah Teâlâ yardımcımız olsun.
Sorun çok yerinde, çağımızın hem nefsî hem sosyal bir imtihanına temas ediyorsun. Bu sorunu birkaç başlık halinde cevaplamaya çalışayım. 1. Beslenme, dinin kendisi değil vasıtasıdır. Evet, yediğimiz şeyler hem vücudumuzu hem de ruhumuzu etkiler. Ama din, gıda takıntısı değildir. Kur’an bize “helal ve temiz olanı” yemeyi emreder (Bakara sûresi 168. âyet). Ama bu, şu maddeyi yiyen cennete giremez, bu karbonhidratı tüketen asi olur gibi bir anlayışa asla dönüşmez. Dinimizde haram olan yiyecekler bellidir: domuz, kan, leş, sarhoş eden her şey. Onun dışında şeker, un, gluten gibi şeyler “zaruret yoksa terk edilmesi tavsiye edilebilir” ama “dini bir vecibe hâline getirilemez.” 2. Sağlık için dikkatli olmak güzel, takıntıya dönüştürmek hastalıktır. Evet, bu çağda çok fazla katkı maddesi, GDO, şeker vs. tüketiliyor. Uzmanların dikkat çektiği şeyler boş değil. Ama mesele dengeyle yaşamak meselesidir. Peygamber Efendimiz sallalahü aleyhi vesellem nasıl yaşamış? Aşırıya kaçmamış. Sofrasında israf ve lüks olmamış. Ama bal da yemiş, et de yemiş, hurma da yemiş. Arada tatlı da ikram etmiş, hepsini helal ölçülerle ve ölçülü yaşamış. Bugün bazı kimseler, gıdayı âdeta dinleştiriyor. “Sıfır glütensiz yaşamak farzdır” der gibi konuşuyor. Bu bâtıl bir anlayıştır. Din, Allah’ın dinidir. Sağlıklı yaşam tavsiyesini İslam’ın yerine geçiremezsin. 3. Müslümana düşen nedir? Helal ve tayyib (temiz) gıdayı tercih etmek. Vücuda zararlı olanı olabildiğince azaltmak, ama haramlaştırmamak. İsraf etmemek. İmkânı ölçüsünde organik, doğal, katkısız ürünler bulmaya çalışmak. Bunu başkalarına da dayatmadan, kibirlenmeden yapmak. 4. Pratik hayatta nasıl yaşamalı? Elinden geldiğince temiz gıda yemeye çalış. Evde pişirmeye ağırlık ver, dışarıda yediklerini azalt. Beyaz şeker ve un gibi şeyleri azalt ama haramlaştırma. “Yediğim helal mi?” sorusu kalbini kuşatmasın, çünkü vesvese başlar. Bu alanda paylaşım yapanları da filtrele, her söyleyeni alim zannetme. Özetle, dengeli ol, sapma. Az ye, öz ye, şükret. Bu ümmetin şiarı budur. Yani Müslüman ne şeker bağımlısıdır ne de gıdaya farklı kutsallıklar atfedecek şekilde takıntılıdır. Müslüman dengededir. Ağzını olduğu kadar kalbini de beslemeye bakan insandır. Allah senin de gönlünü ferah, sofranı bereketli, hayatını da itidalli eylesin.