Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben bir türlü evlenemiyorum. Her defasında bir şey sebep oluyor. Çevrem türlü şeyler, büyü ve muska gibi. Çok üzülüyorum. Hocaya git diyorlar. Evet, dünya dua üstüne de hoca görünümlü sahtekârlarla karşılaşır daha da günaha girerim diye de korkuyorum. Ne yapacağımı bilemiyorum. Elimden geldiği kadar dua ediyorum ve dua da alıyorum. Hocam bu bir imtihan mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Yaşınız evlilik ihtimali olmayan bir yaş değildir. Hiçbir yaş evlenemez hükmü verdiremez insana. Evlilik, kaderdir. Allah'ın kaderidir. Evliliği istemek, günlerce, aylarca, yıllarca bu isteği Rabbine dile getirmek bir ibadettir. Dua ediyor olmak arz talep meselesi olmaktan çok uzak bir kulluk pozisyonudur. Bu pozisyonla iftihar ediniz. Evliliği düşünüyor, istiyor, ihtiyaç duyuyor olmanız tabidir, doğaldır. Bu doğallığı aman şeytanın vesveseleri ile bozmayınız. Sabredin, sabretmeye devam edin. Bu duyguların sizi harama sürüklemesine izin vermeyin. Unutmayın Allah'ın kaderinden umut kesmek de günahlardan bir günahtır. Allah'a emanet olun.
Sorudaki sıkıntının nedeni “evlenmekten uzak kalma kararı” değildir. Senin için evlenme vakti gelmemiştir de sen bu duyguların etkisi altındasın. Bunu dert etmemelisin. Vakti geldiğinde göreceksin ki bu duyguların yerine önce “şu olmaz, bu olabilir” hissiyatı alacak. Ardından da “şu olsun” diyeceksin biiznillah. Dert edilecek bir durumun yoktur. Derslerine bak. İbadetlerini ihmal etme. Sılayırahimi başta ebeveynin olmak üzere koru. Çok Kur'an okumaya çalış. Gereksiz yere endişelenme. Senin gibilerin sıkıntısı şundan kaynaklanıyor: Kızlar umumiyetle yirmi iki yaşlarında nişanlanıyor, evleniyorlar. Senin de yaşın ona yaklaştı, henüz evlenemedim. Bu gereksiz bir düşüncedir. Senin için evlilik yaşı belki yirmi beştir, sen yersiz bir arayış içinde olursan vakti gelmemiş meyveyi ısırman gibi bir durum oluşur. İşine bak, kaderine teslim ol, huzurlu ol.
a- Kadere iman ettiğimizi unutmayalım. Cennete, cehenneme iman ettiğimiz gibi kadere de iman ediyoruz. Kader şu demektir: Rabbimiz, biz yaratılmadan önce bize ait her şeyi yazmıştır, yazdığı da gerçekleşecektir. O'nun yazısını bozacak bir güç yoktur. Eğer Allah size bir evlilik yazdı ise muhakkak o yazdığı vakitte evleneceksiniz. Yazmadı ise de kesinlikle evlenemezsiniz. Sudan bahanelerle, her tuttuğunuz elinizde kalır, bir türlü düzelmeyen terslikler hiç eksik olmaz. b- Ne evlenmek kurtuluştur ne de bekâr kalmak helâk olmaktır. Herkes imtihan halindedir. Hangi halin kıymetini bilip imtihanı kazanabilirsek bizim için hayırlı olan odur. c- İnsan olarak biz, üzerimize düşeni eksiksiz yapmaya mecburuz. Evlenmemiz gerekiyorsa evlilik yollarını kullanırız. Hasta olursak tedavi sürecini işletiriz. Sonra da kendimizi Rabbimizin koruması altında huzur içinde hissederiz. d- Şüphesiz evlilik, bedenlerin birleşmesinin adıdır. Eşler kesinlikle körü körüne evlenmemelidirler. Beyinlerinin ve gözlerinin doyduğu bir evlilik daha doğru olandır. Sizin, evleneceğiniz eş adayında güzellikten vesaireye kadar bazı şartlar aramanız pek tabiidir. Şu kadar ki, yeri geldiğinde aradığınız şartlar arasında öncelikli ve vazgeçilmez gibi bir düzenleme yapmalısınız. Mesela yaşınız ilerlediğine göre dün aradığınız şartlardan bazılarını hafifletebilirsiniz. e- Kesinlikle kendinizi güzellik ve çekicilik bakımından helallik sınırları içinde bakımlı tutmalısınız. Siz, bazı şartlar aradığınız gibi erkeklerin de aradığı şartlar vardır ve bu şartların önemli bir bölümü sizin elinizle sunulabileceklerdir. Allah'a tevekkül edin, çok dua edin, sabredin; son gülen iyi güler bunu unutmayın.
Selamünaleyküm. Anormal şartlar dışında BEĞENİP SEVDİĞİMİZ biriyle evlenmeliyiz. Evlilik bin bir dikenli bir bahçe gibidir. Bir de sevmeden beğenmeden girildiğinde dikenleri yara bere eder evliyi. Ama beğenilip sevilirse dikenlerin bir bölümü hissedilmez. Mesele budur. Bizim sadece evliliğimiz değil; her nefesimiz bile kaderimizde sabittir, yazılıdır. Biz, bizim için ne yazıldığını bilmediğimizden yoğun bir taleple araştırırız. Sonunda da gittiğimiz aslında yazılı olan kaderimizdir. Allah'a emanet olun, işiniz asan olsun.
Selamünaleyküm. Anormal şartlar dışında BEĞENİP SEVDİĞİMİZ biriyle evlenmeliyiz. Evlilik bin bir dikenli bir bahçe gibidir. Bir de sevmeden beğenmeden girildiğinde dikenleri yara bere eder evliyi. Ama beğenilip sevilirse dikenlerin bir bölümü hissedilmez. Mesele budur. Bizim sadece evliliğimiz değil; her nefesimiz bile kaderimizde sabittir, yazılıdır. Biz, bizim için ne yazıldığını bilmediğimizden yoğun bir taleple araştırırız. Sonunda da gittiğimiz aslında yazılı olan kaderimizdir. Allah'a emanet olun, işiniz asan olsun.
Rabbim hepimize rızası doğrultusunda yaşayabilmemizi nasip eylesin. Bahsettiğiniz husus birkaç açıdan ele alınmalıdır; - Düğün ve nikâh işlerinizde ailenizin rızası, memnuniyeti ve duası ilk vazifeniz olmalıdır. - Görüştüğünüz kişiyle aranızdaki mesafe ilişkinizi olumlu yönde de olumsuz yönde de etkileyebilir. Bu süreci daha sağlıklı ilerletebilmek adına görüşme sürelerinizi sınırlandırıp buluşma sürelerinizi üçüncü kişilerin katılımıyla tertip edebilirsiniz. - Dua edin. Harama bulaşmadan geçirmek istediğiniz günler için Allah Teâlâ’ya yalvarın. O size yollarınızı açar. - Bir aile büyüğünüzden yardım isteyerek evlilik sürecinizi daha erken neticelendirebilmek için destek isteyebilirsiniz. Bir büyüğünüz söz sahibi olursa bu süreç daha sağlıklı ilerler. - Meşguliyetlerinizi artırın, süreci çok fazla kafaya takıp andan kopmayın. İşiniz, okuduğunuz kitaplar, dinlediğiniz dersler özellikle bu süreçte artsın. Allaha emanet olun.
büyü konusundaki diğer fetvalar
Bunun dini bir boyuttan çok akıl ve mantıkla alakalı boyutu olmalıdır.
En temel itikat esaslarımıza kaynak olan Kur'an, sünnet ve icma gibi delillere dayanarak sihir vardır deriz. Sihrin varlığı inkâr edilecek olsa en başta Kur'an âyetleri inkâr edilmiş olur maazallah. Buna rağmen sihir, ilk yedi büyük günahtan biridir. Yapılması en ağır günahlardan biri olduğuna inanılması gerekir. Kıyamete kadar sihir üzerinden zarar vermek isteyenler bulunuyor olacaktır. Bu zarar iki türlüdür. Birincisi fiilen sihri yapıp insanlara zarar verenlerin zararıdır. İkincisi de aslında sihir yapamadığı hâlde veya sihir ortada bulunmadığı hâlde insanların sihir psikolojisi ile yıpratılmalarıdır. Buna biz bir nevi sihir sömürüsü de diyebiliriz. Öyle veya böyle mü'min insan, gerekli tedbirlerini aldıktan sonra Allah’a sığınmasını bilen insandır. Sihirden de Allah’a sığınmak nihai çaredir. Felak-Nas surelerini sabah akşam bu niyetle okuyarak bir sığınma yapılmış olur. Takva ehli olmaya çalışmak, takvayı gerektiren tercihleri kullanmak ya da işler yolunda iken Allah’tan yana olarak sıkıntıda onun yardımını hak etmek bir başka izlenmesi gereken yöntemdir. Sabrın en ince ayrıntıları ile hayat tarzı olarak bilinmesi önemlidir. Allah’a tevekkülü iman gereği bilmek önemlidir. Bir başka husus da şudur: Sihir var olmakla beraber onu, peşinden gidilir bir gündem durumuna getirmek, kendi korkunu kendin üretmek düzeyine gelecek şekilde sihirden etkilenmek yanlış bir yöntemdir. Bu tür takıntılar, olmayan sihri bile var edebilir. İlerlediğinde psikiyatrik vakalara neden olabilir. Bundan uzak durmasını bilmek gerekir. Tevbe ederek geçmiş hatalardan arınmak bir iç huzur vereceği için tevbe de sihre karşı manevi bir destektir. Bela olan her şeye karşı sadakanın defedici olduğu da unutulmamalıdır.
Bunun belli bir kuralı yoktur. Onu size tanıtanların samimiyeti ve onunla ilişkinizdeki ciddiyet üzerinden ölçebilirsiniz.
Haram olan bir şeyi icra etmek veya zaruret olmadan seyretmek, icra edilmesine katkıda bulunmak o harama ortak olmaktır. Ancak küfür yani dinden çıkmak o haramı inkâr etmekle gerçekleşir.
Bir kere böyle şeylerin basit ve seviyesiz insanların işi olduğunu, asla zannedildiği gibi etkili olmadığını, insanın psikolojik bir huzursuzluk yaşamasına sebep olacağını biliniz. Bunu yapan ise muhakkak kul hakkına girmiştir. Helallik almadıkça da ahirette ateşi bulacaktır. Zira insana zarar veren her ne ise o bir kul hakkı konusudur.
Çöpe atarak çok iyi yapmışsınız. Geçmiş olsun. Basit bir unutma, kaza diyebilirsiniz bunun için. Başka bir anlam yüklemeye çalışarak şeytana prim vermeyesiniz. Geçmiş olsun.