Fetva Meclisi
Soru
Hocam evimizin bahçesinde eskiden ailemize ait olduğunu öğrendiğimiz bir gömü var. Makineyle arattık, makineye göre altmış cm aşağıda gözüküyor. Kazıyoruz bakıyoruz yine altmış cm mesafe var ve devamlı aşağı kayıyor. Sürekli denememizin bir sakıncası var mıdır? Uğraşmayın başınıza iş açılır musallat olurlar dendi, ne yapmalıyız?
Cevap
Benzer fetvalar
Sağlık açısından daha büyük bir sıkıntıya neden olmamak kaydı ile bir sakınca yoktur. Herhangi bir yöntemle aldırılabilir.
Aleykümselam. Allah rızasına bağlı olarak yapılan işlerde ihlas ve helal kaynaklılık çok önemlidir. Yapacağımız işin bereketi açısından bu hususu önemli tutmalıyız. Bir kişinin kazancının sadece haramdan olması durumunda onun malını bilerek çalışmamıza katmamız yanlış olur. Malında haram karışımı bulunan içinh ise aynı şeyi söyleyemeyiz.
Böyle bir şeyi yapmak makul değildir, asla yapmayın.
Yasal bir uygulama gereği mezar açılabilir. Ortada bir hile ve aldatmaca yoksa inşaallah sakınca yoktur.
Erkeğin insanların içine açık iken çıkamayacağı kıyafet bölgesi, göbek ile diz kapağı arasıdır; bu bölge örtüldü ise yeter ama bir de insanın şahsiyeti ve izzeti vardır, ahlâk diye bir ilke vardır. Ona da dikkat edilmesi gerekir.
Müminler birbirlerinin kardeşleridirler. Her mümin diğer müminin aynası gibi olmak zorundadır. Şu kadar ki, kaş yaparken göz çıkarmak gibi bir hata işlemekten kaçınmak gerekir. Yaşa başa, birikime dikkat ederek ve tatlı dilli konuşarak iş yapmak gerekiyor.
büyü konusundaki diğer fetvalar
Şu hayatta kimin her istediği, istediği gibi olmaktadır? Biz, yazılan kaderimizi yaşıyoruz, kendi kaderimizi yazma imkânımız yoktur. Sizin evlenmeniz olduğu gibi kaderinizdir. Size iki şeyi hatırlatmak isterim: Birincisi “evlenemiyorum” diyebilmeniz için beklemeniz gereken süreyi nasıl belirlediniz? Evlenmenin yaşı mesela yirmi olarak son mudur? Zihninizdeki olguları bedeniniz ve hayatınız için son kanun olarak mı görüyorsunuz? İkinci olarak da şunu düşünmenizi tavsiye ederim size: Evlenmek mutluluğun garantisi midir? Milyonlarca genç kadın “dul” vasfı ile hayat sürdürüyorlar. Allah sizi, “dul” kalmanız anlamına gelebilecek evliliklerden korumuş olamaz mı? Hayata daha geniş açıdan bakmaya çalışalım. Yapabildiğimizi yapıp tedbir alalım ama olmayana esef etmeyelim. Allah yardımcınız olsun.
Bunun belli bir kuralı yoktur. Onu size tanıtanların samimiyeti ve onunla ilişkinizdeki ciddiyet üzerinden ölçebilirsiniz.
En temel itikat esaslarımıza kaynak olan Kur'an, sünnet ve icma gibi delillere dayanarak sihir vardır deriz. Sihrin varlığı inkâr edilecek olsa en başta Kur'an âyetleri inkâr edilmiş olur maazallah. Buna rağmen sihir, ilk yedi büyük günahtan biridir. Yapılması en ağır günahlardan biri olduğuna inanılması gerekir. Kıyamete kadar sihir üzerinden zarar vermek isteyenler bulunuyor olacaktır. Bu zarar iki türlüdür. Birincisi fiilen sihri yapıp insanlara zarar verenlerin zararıdır. İkincisi de aslında sihir yapamadığı hâlde veya sihir ortada bulunmadığı hâlde insanların sihir psikolojisi ile yıpratılmalarıdır. Buna biz bir nevi sihir sömürüsü de diyebiliriz. Öyle veya böyle mü'min insan, gerekli tedbirlerini aldıktan sonra Allah’a sığınmasını bilen insandır. Sihirden de Allah’a sığınmak nihai çaredir. Felak-Nas surelerini sabah akşam bu niyetle okuyarak bir sığınma yapılmış olur. Takva ehli olmaya çalışmak, takvayı gerektiren tercihleri kullanmak ya da işler yolunda iken Allah’tan yana olarak sıkıntıda onun yardımını hak etmek bir başka izlenmesi gereken yöntemdir. Sabrın en ince ayrıntıları ile hayat tarzı olarak bilinmesi önemlidir. Allah’a tevekkülü iman gereği bilmek önemlidir. Bir başka husus da şudur: Sihir var olmakla beraber onu, peşinden gidilir bir gündem durumuna getirmek, kendi korkunu kendin üretmek düzeyine gelecek şekilde sihirden etkilenmek yanlış bir yöntemdir. Bu tür takıntılar, olmayan sihri bile var edebilir. İlerlediğinde psikiyatrik vakalara neden olabilir. Bundan uzak durmasını bilmek gerekir. Tevbe ederek geçmiş hatalardan arınmak bir iç huzur vereceği için tevbe de sihre karşı manevi bir destektir. Bela olan her şeye karşı sadakanın defedici olduğu da unutulmamalıdır.
Bir kere böyle şeylerin basit ve seviyesiz insanların işi olduğunu, asla zannedildiği gibi etkili olmadığını, insanın psikolojik bir huzursuzluk yaşamasına sebep olacağını biliniz. Bunu yapan ise muhakkak kul hakkına girmiştir. Helallik almadıkça da ahirette ateşi bulacaktır. Zira insana zarar veren her ne ise o bir kul hakkı konusudur.
Haram olan bir şeyi icra etmek veya zaruret olmadan seyretmek, icra edilmesine katkıda bulunmak o harama ortak olmaktır. Ancak küfür yani dinden çıkmak o haramı inkâr etmekle gerçekleşir.
Her ikisi de günahkâr olur. Büyü yapılan kimsenin sorumlu olmaması için deli olması gerekir. Büyülenmiş kimse iradesi zayıflamış kimsedir. Dolayısıyla kişi büyülenmiş de olsa iradesini kontrolü elden bırakmamalıdır. Allah bu hallerden hepimizi korusun.