Fetva Meclisi
Soru
Hocam çevremizdeki insanları ibadetlerinde eksik veya yanlış gördüğümüzde uyarmadığımızda sorumlu olur muyuz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Mü'minler, bir vücudun azaları gibidirler; bir yerdeki sızıyı her yerden hissetmek zorundadırlar. Bir mü'min kardeşin, hatasını görüp de onu hissetmemek bize ait bir tavır değildir. Şu kadar ki, daha ağır bir hataya mesela onun 'boş ver' demesine neden olacak davranışı da kabul etmeyiz. Duruma bakın, yararlı olacak zannederseniz nezaketle ikaz edin. Aksi takdirde susmayı yeğleyin. Siz niyetinizle ve samimiyetinizle kazanırsınız. Nefisleri kabartmadan, incitmeden ve kınamadan yapmak gerekiyor. En azından imamlara, böyle bir hata gördüğünüzü hatırlatarak onlara söyletebilirsiniz. Allah'a emanet olun.
Bu görevi siz bayanlara bırakın. Kaş yaparken göz riski taşımamanız açısından doğrusu böyledir. Siz öncelikli olarak kendinizi koruyun. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Mü'minler, bir vücudun azaları gibidirler; bir yerdeki sızıyı her yerden hissetmek zorundadırlar. Bir mü'min kardeşin, hatasını görüp de onu hissetmemek bize ait bir tavır değildir. Şu kadar ki, daha ağır bir hataya mesela onun 'boş ver' demesine neden olacak davranışı da kabul etmeyiz. Duruma bakın, yararlı olacak zannederseniz nezaketle ikaz edin. Aksi takdirde susmayı yeğleyin. Siz niyetinizle ve samimiyetinizle kazanırsınız. Nefisleri kabartmadan, incitmeden ve kınamadan yapmak gerekiyor. En azından imamlara, böyle bir hata gördüğünüzü hatırlatarak onlara söyletebilirsiniz. Allah'a emanet olun.
Dinin muteber delilleriyle haramlığı sabit olan haramın haram olduğuna inanmamak veya temelden haramı inkâr etmek dinden çıkmaktır. İnkâr etmeden haram işlemek ise büyük günah sahibi olmaktır. İnsanların harama bakışları elbette her müminin derdi olmalıdır ama asıl olan insanın önce kendi imanını ve amelini düşünüyor olmasıdır. Takatımız yettiği kadar da insanlara doğruyu anlatmak isteriz ama asıl olanın kendi imanımızı ve amelimizi korumak olduğunu biliriz. Rabbim yardımcımız olsun.
Bütün mü'minler kardeştirler, bir duvarın tuğlaları gibi birbirleri ile bağlantılı olmak zorundadırlar. Bunu ve Allah Teâlâ’nın bütün emirlerini yerine getirirken en temel ölçümüz ‘TAKATIN KADAR SORUMLU OLMAN’ ölçüsüdür. Herkes yapabildiği kadarını yapar. Kimin ne kadar gücü yettiğini ise Allah Teâlâ bilebilir. Herkesin imanı hesap birimidir.
İmanımızı ve iffetimizi korumak zorundayız. Akraba arası veya sosyal ilişkilerde imanımıza veya onurumuza zarar verilme ihtimali varsa, o zararı önleyecek kadar bir mesafe koymamızda hiçbir sakınca yoktur. Bu mesafeyi ZARARI GİDERME ile orantılı tutmayı becerdikçe sakınca yoktur Allah'ın izni ile. Kendimizi zamana ve mekâna göre bu mantık içinde dengeleyebiliriz.
eksik konusundaki diğer fetvalar
Önceki namazlarınız açısından sakınca yoktur. Bundan sonra doğrusunu okumaya gayret edin. Allah Teâlâ ibadetlerimizi kabul buyursun, hatalarımızı mağfiret etsin.
İbadetlerdeki bazı kusurları gidermek için ödenen bedele kefaret veya fidye denmektedir. Bazı âlimler bu iki kelimeyi aynı anlamda kullanmışlardır ama kefaret fidyeye göre aralarında ağırlık bakımından farklılık vardır. Kefaret günah sayılan bir işi yapmaktan ötürü ödenen bedel iken fidye ibadet esnasında yapılan bir hata veya meşru bir özür sebebiyle ibadeti eksik yapma gibi durumlarda kullanılmaktadır.