Fetva Meclisi
Soru
Hocam muska, büyü ve büyüleri çözme konusunda uzman olduğu söylenen bir hocaya neye göre güvenmeliyiz?
Cevap
Benzer fetvalar
Her gün sabah akşam Fatiha sunesini, Ayet'el kürsi, Felak Nas surelerini okuyup üzerinize üfürün. Gerisini de takmayın.
Selamünaleyküm. Büyünün olması mümkündür ama şu anda büyü adı ile dolaştırılan şeylerde yüzde bir bile doğruluk oranı yoktur, sadece insanların duyguları ile oynanmaktadır. Sizin durumunuzun ayrıntılarını bilmediğimiz için vardır yoktur diyemeyiz ama siz önce sıkıntınız varsa bir doktora görünün daha yararlı olur sizin için.
Aleykümselam. Böyle bir ara bulma muskası yoktur, insanların zafiyetlerini kullanmaktadırlar. Olmayan bir şeyin de caiz olması mümkün değildir
İhbarcılığı meslek edinmek uygun olmaz ama insanlara faydalı olacağını düşündüğümüz bir ihbar yapılmalıdır elbette.
Mushaf’ı tutmadan okumanızı caiz gören ulemamız vardır. Kurs hocanız o görüşü tercih ediyorsa biiznillah bunda sakınca yoktur.
Rüyaya güvenme, hele evlilik aşamalarında hiç güvenme. Gündüz görmeye bak aradığını.
büyü konusundaki diğer fetvalar
Bunun dini bir boyuttan çok akıl ve mantıkla alakalı boyutu olmalıdır.
Şu hayatta kimin her istediği, istediği gibi olmaktadır? Biz, yazılan kaderimizi yaşıyoruz, kendi kaderimizi yazma imkânımız yoktur. Sizin evlenmeniz olduğu gibi kaderinizdir. Size iki şeyi hatırlatmak isterim: Birincisi “evlenemiyorum” diyebilmeniz için beklemeniz gereken süreyi nasıl belirlediniz? Evlenmenin yaşı mesela yirmi olarak son mudur? Zihninizdeki olguları bedeniniz ve hayatınız için son kanun olarak mı görüyorsunuz? İkinci olarak da şunu düşünmenizi tavsiye ederim size: Evlenmek mutluluğun garantisi midir? Milyonlarca genç kadın “dul” vasfı ile hayat sürdürüyorlar. Allah sizi, “dul” kalmanız anlamına gelebilecek evliliklerden korumuş olamaz mı? Hayata daha geniş açıdan bakmaya çalışalım. Yapabildiğimizi yapıp tedbir alalım ama olmayana esef etmeyelim. Allah yardımcınız olsun.
Bir kere böyle şeylerin basit ve seviyesiz insanların işi olduğunu, asla zannedildiği gibi etkili olmadığını, insanın psikolojik bir huzursuzluk yaşamasına sebep olacağını biliniz. Bunu yapan ise muhakkak kul hakkına girmiştir. Helallik almadıkça da ahirette ateşi bulacaktır. Zira insana zarar veren her ne ise o bir kul hakkı konusudur.
En temel itikat esaslarımıza kaynak olan Kur'an, sünnet ve icma gibi delillere dayanarak sihir vardır deriz. Sihrin varlığı inkâr edilecek olsa en başta Kur'an âyetleri inkâr edilmiş olur maazallah. Buna rağmen sihir, ilk yedi büyük günahtan biridir. Yapılması en ağır günahlardan biri olduğuna inanılması gerekir. Kıyamete kadar sihir üzerinden zarar vermek isteyenler bulunuyor olacaktır. Bu zarar iki türlüdür. Birincisi fiilen sihri yapıp insanlara zarar verenlerin zararıdır. İkincisi de aslında sihir yapamadığı hâlde veya sihir ortada bulunmadığı hâlde insanların sihir psikolojisi ile yıpratılmalarıdır. Buna biz bir nevi sihir sömürüsü de diyebiliriz. Öyle veya böyle mü'min insan, gerekli tedbirlerini aldıktan sonra Allah’a sığınmasını bilen insandır. Sihirden de Allah’a sığınmak nihai çaredir. Felak-Nas surelerini sabah akşam bu niyetle okuyarak bir sığınma yapılmış olur. Takva ehli olmaya çalışmak, takvayı gerektiren tercihleri kullanmak ya da işler yolunda iken Allah’tan yana olarak sıkıntıda onun yardımını hak etmek bir başka izlenmesi gereken yöntemdir. Sabrın en ince ayrıntıları ile hayat tarzı olarak bilinmesi önemlidir. Allah’a tevekkülü iman gereği bilmek önemlidir. Bir başka husus da şudur: Sihir var olmakla beraber onu, peşinden gidilir bir gündem durumuna getirmek, kendi korkunu kendin üretmek düzeyine gelecek şekilde sihirden etkilenmek yanlış bir yöntemdir. Bu tür takıntılar, olmayan sihri bile var edebilir. İlerlediğinde psikiyatrik vakalara neden olabilir. Bundan uzak durmasını bilmek gerekir. Tevbe ederek geçmiş hatalardan arınmak bir iç huzur vereceği için tevbe de sihre karşı manevi bir destektir. Bela olan her şeye karşı sadakanın defedici olduğu da unutulmamalıdır.
Her ikisi de günahkâr olur. Büyü yapılan kimsenin sorumlu olmaması için deli olması gerekir. Büyülenmiş kimse iradesi zayıflamış kimsedir. Dolayısıyla kişi büyülenmiş de olsa iradesini kontrolü elden bırakmamalıdır. Allah bu hallerden hepimizi korusun.
Haram olan bir şeyi icra etmek veya zaruret olmadan seyretmek, icra edilmesine katkıda bulunmak o harama ortak olmaktır. Ancak küfür yani dinden çıkmak o haramı inkâr etmekle gerçekleşir.