Fetva Meclisi
Soru
Hocam yatak odamdaki yataktan birkaç gün arayla eşime ve bana bir şey battı ve kanattı arayınca ucu yukarı bakacak şekilde yatağa ters batırılmış bir iğne bulduk. Birkaç gün sonrada yatak örtüsünden iğne çıktı ancak yatak örtüsünü keserek çıkarabildik. Yatak odamıza nasıl girdiğini anlamadığımız bu iğneleri çöpe attık. Tüm bunlardan sonra eşim aylarca koltukta uyudu. Israr edince yatak odasında yatmaya başladı ama yatağın bir ucundan başka bir yere yatmıyor ne olduğunu anlamıyorum. Kimseye soramadım çöpe atmakla yanlış mı yaptım diye. Bugüne kadar sorduğum ne varsa yardımcı oldunuz Allah’ın izniyle içinden çıkamadığımız konularda bize rehber oldunuz. Allah razı olsun. Bu konuda da Allah’ın razı olmadığı bir şey yapmak istemiyorum. Sizden yine rehber olmanızı bekliyorum.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Kalbinizde bir reklam uru oluşmadıkça bunlara takılmayın. Başka türlü bir şey toplayamazsınız.
Selamünaleyküm. Allah işinizi kolay kılsın, amellerinizi kabul buyursun. Namazın dinimizin esası, direği olduğunu hepimiz biliyoruz. Ne yazık ki şeytanın aldatmalarına karşı bir kısmımız dikkatli olamamaktadır. Eşinize karşı gayet nazik olmalısınız. Asla bu nedenle ona karşı bir kin biriktirmeyin, aksı takdirde aranız tamamen dağılır, şeytan bunu çok iyi kullanır. Her gün hiçbir şey olmamış gibi konuşun, rica edin. Bir hafta hiçbir şey söylemeyin sonra söyleyin. Bir de onu çok sevdiğinizi sık sık söyleyin. Yatak odasını çok iyi kullanın, kadın olarak kıymetli olduğunu anlasın. Çok geçmeden istediğinizden daha iyi olduğunu biiznillah göreceksiniz. Siz de namaza ait fıkhı iyi öğrenin, bir ders halkasına muhakkak katılın. Allah yardımcınız olsun.
Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Allah’ın mağfiret buyurduğu bir şeyi yeniden tazeletmeyin. Geçmişinize tevbeniz samimi ise o samimiyetin gereği olarak Allah’ın affına güvenmelisiniz. Şeytan sizi bir kere o bataklıkta batmış olarak gördükten sonra yeniden oraya dönmenizi istiyor. Sizi aynı delikten iki kere ısıracak o akrep, aklınızı kullanın. Bu tür düşüncelerden kurtulmak için yoğun bir gün yaşamanız gerekir. Vaktin size yetmeyeceği işler yapın. Derslere katılın. Sosyal faaliyetlere iştirak edin. Özellikle cinsel hayatınızı daha aktif duruma getirin. Eşinize beklediğinden fazlasını verir duruma gelmeye çalışın. Kitap okuyun. Zikirler yapın. Göreceksiniz, bu gereksiz sıkıntıdan biiznillah kurtulacaksınız. Allah’a emanet olun.
Selamünaleyküm. Gayet yersiz bir ifade olmuş, nikâhınız açısından ise bir risk geçirdiğinizi de bilmelisiniz. İnşallah şu anda sakıncalı bir durumda değilsiniz. Tekrarına karşı dikkatli olunuz. Üç boşama hakkınızdan birinin düşmüş olduğunu bilin yeterlidir.
Çektiğiniz sıkıntıyı siz bilirsiniz elbette. Çektikleriniz konusunda vicdanen adil karar verdi iseniz sıkıntı etmenize gerek yoktur. Huzurlu olun. Şeytan sizi bir boşanmayı kırk kere olmuş gibi ezmek isteyebilir, takılmayın ona. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. On kişilik bir ailesiniz. Yaklaşık olarak beş ev demektir bu. Sıradan beş evi gezerseniz böyle şeylerin onlarda da olduğu görürsünüz. Abartmayın, normal hayatınızı yaşayın. Namazları aksatmayın, kul hakkına girmeyin. Abartırsanız şeytan sizi kullanır.
büyü konusundaki diğer fetvalar
Falcı ve gaipten haber verdiğini iddia edenlere inanmadığı halde gidenin tevbe etmediği sürece, kırk gün namazı kabul olmaz. İnanarak gidenin ise zaten imanında sorun oluşur maazallah. Buradaki namazın kabul olmamasını âlimler “o namazdan sevap kazanamaz” şeklinde yorumlamışlardır. Kıldığı namazlar üzerindeki namaz görevini düşürür.
İyi oldu isen ne güzel, şükret. Hâlâ hasta isen tekrarından uzak dur. Hepimiz insanız, ilk defa girdiğimiz bir odada bile bu kadar heyecanlanabiliriz, abartmaya ve ürkmeye gerek yoktur. İbadetinize devam edin. Sabah ve akşam zikir yapın. En az yirmişer dakika zikir yapın, geçer biiznillah. Bu arada doktoru da ihmal etmeyin.
Haram olan bir şeyi icra etmek veya zaruret olmadan seyretmek, icra edilmesine katkıda bulunmak o harama ortak olmaktır. Ancak küfür yani dinden çıkmak o haramı inkâr etmekle gerçekleşir.
Bu söyledikleriniz şirk değilse bile cahilliktir. İnsanların zafiyetlerini ve korkularını bu şekilde sömürenlere alet olmamak gerekir. Bize Rabbimiz yeter. İmanımız bizi her yerde mü'min kimliğimizle tutmalıdır. Gayret edelim, dökülmeyelim. Allah hepimizi muhafaza buyursun.
En temel itikat esaslarımıza kaynak olan Kur'an, sünnet ve icma gibi delillere dayanarak sihir vardır deriz. Sihrin varlığı inkâr edilecek olsa en başta Kur'an âyetleri inkâr edilmiş olur maazallah. Buna rağmen sihir, ilk yedi büyük günahtan biridir. Yapılması en ağır günahlardan biri olduğuna inanılması gerekir. Kıyamete kadar sihir üzerinden zarar vermek isteyenler bulunuyor olacaktır. Bu zarar iki türlüdür. Birincisi fiilen sihri yapıp insanlara zarar verenlerin zararıdır. İkincisi de aslında sihir yapamadığı hâlde veya sihir ortada bulunmadığı hâlde insanların sihir psikolojisi ile yıpratılmalarıdır. Buna biz bir nevi sihir sömürüsü de diyebiliriz. Öyle veya böyle mü'min insan, gerekli tedbirlerini aldıktan sonra Allah’a sığınmasını bilen insandır. Sihirden de Allah’a sığınmak nihai çaredir. Felak-Nas surelerini sabah akşam bu niyetle okuyarak bir sığınma yapılmış olur. Takva ehli olmaya çalışmak, takvayı gerektiren tercihleri kullanmak ya da işler yolunda iken Allah’tan yana olarak sıkıntıda onun yardımını hak etmek bir başka izlenmesi gereken yöntemdir. Sabrın en ince ayrıntıları ile hayat tarzı olarak bilinmesi önemlidir. Allah’a tevekkülü iman gereği bilmek önemlidir. Bir başka husus da şudur: Sihir var olmakla beraber onu, peşinden gidilir bir gündem durumuna getirmek, kendi korkunu kendin üretmek düzeyine gelecek şekilde sihirden etkilenmek yanlış bir yöntemdir. Bu tür takıntılar, olmayan sihri bile var edebilir. İlerlediğinde psikiyatrik vakalara neden olabilir. Bundan uzak durmasını bilmek gerekir. Tevbe ederek geçmiş hatalardan arınmak bir iç huzur vereceği için tevbe de sihre karşı manevi bir destektir. Bela olan her şeye karşı sadakanın defedici olduğu da unutulmamalıdır.
Bunun adını ATEŞLE OYNAMAK olarak koyabiliriz. Sihir, büyü kesin haramlardandır. Yapılması, öğrenilmesi, öğretilmesi de haramdır. Âlimler, bu işleri öğrenmek kâfir olmak mıdır sadece büyük günah mıdır diye münakaşa etmişlerdir. Bu da konunun ne kadar ağır bir risk taşıdığını gösterir. Müslüman haramlardan uzak durur. Uzak durduğu kadar da dinini korur. Haramlar bizim kırmızı çizgilerimiz olmalıdır. Bu sakıncayı sadece büyü ve sihir için de söylemeyiz. Yasak ve şer olan, kötülük olan ne varsa onun yapılması kadar öğrenilmesi, ona kapı aralanması aynı şekilde haram olur. Ateşle oynamak akıllıca değildir.