Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben evliliğimi istemeden bitirmek zorunda kaldım. Eşim sürekli benden şüphelendiğini söylüyordu ama ben tepki verince kendi içinin kötü olduğunu benim bir şeyimin olmadığını söylüyordu. Onu affettikten sonra yine aynı şeyleri yapıyordu. Sürekli beni boşamakla tehdit edip evden atıyor ve arada darp ettiği de oluyordu. Son kavgamızda ölmüş anneme ve aileme ağza alınmayacak küfürler edip beni evden attı. Defalarca aile büyüklerine danıştım ve yardım istedim ama sonuç hep aynı. Tedavi olsun dediğimde de onun ailesi “Sen akıllı adamın adını deliye çıkarıyorsun.” diye tepki veriyordu. Hocam şimdi ben boşandığım için günahkâr oldum mu? Sabretmeli miydim, imtihanımı tamamlayamadım mı, ya Rabbim bana kızgınsa diye ahiretimden sürekli endişe ediyorum.
Cevap
Benzer fetvalar
Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Allah’ın mağfiret buyurduğu bir şeyi yeniden tazeletmeyin. Geçmişinize tevbeniz samimi ise o samimiyetin gereği olarak Allah’ın affına güvenmelisiniz. Şeytan sizi bir kere o bataklıkta batmış olarak gördükten sonra yeniden oraya dönmenizi istiyor. Sizi aynı delikten iki kere ısıracak o akrep, aklınızı kullanın. Bu tür düşüncelerden kurtulmak için yoğun bir gün yaşamanız gerekir. Vaktin size yetmeyeceği işler yapın. Derslere katılın. Sosyal faaliyetlere iştirak edin. Özellikle cinsel hayatınızı daha aktif duruma getirin. Eşinize beklediğinden fazlasını verir duruma gelmeye çalışın. Kitap okuyun. Zikirler yapın. Göreceksiniz, bu gereksiz sıkıntıdan biiznillah kurtulacaksınız. Allah’a emanet olun.
Size önce şunu tavsiye etmeliyim: Bu dünya bir imtihan yeridir. Rabbimiz, her birimiz için ayrı ayrı bedenler ve ruhlar yarattığı gibi farklı farklı imtihanlar da takdir buyurmuştur. Her birimiz, kendi imtihanımızla baş başayız. Bunu unutmayalım. Bir de şunu unutmayalım: İmtihanı ancak sabredenler kazanacaktır! Sabredip kazanacaksınız. Başınıza büyük bir felaket gelmiş, haklısınız ama ne yaparsanız sizin için daha iyi olur bunu çok iyi düşünün. Çocuklarınızın hatırına, çevrenin sizi horlamasına karşı sabretmeyi de tercih edebilirsiniz. Bunun dinen bir sakıncası olmaz. Dilinizi ve elinizi bir kötülüğe bulaştırmadan boşayabilirsiniz de. Bunun da dinen bir sakıncası olmaz. Aile büyüklerinizden birini kendinize hakem yaparak, ne yapacağınız konusunda fikir alırsanız daha iyi edersiniz. Allah yardımcınız olsun. Ne edin edin, dilinizi ve elinizi kötülüğe bulaştırmayın. Bir olan derdi ikiye çıkarmayın. Size dua ederiz.
Evliliğinizi yürütme konusunda enerjinizin kalmadığını düşünüyorsanız mümkünse aile büyüklerinizle, değilse Müslüman ve olgun aile terapistiyle bir araya gelmeden bir karara varmayın. Acele bir sonuca ulaşmaya çalışmayın. Boşanmanızın hayatınızda ne gibi olumsuzluklar getirebileceğini de tek tek düşünün.
Bu anlattığın eş profili ile sabrı birleştirmek zor. Bir psikoloğa gidip onunla karar vermeniz uygun olur. Belki o da kendisini toparlamayı düşünür. Bu kararı yani ne yapabileceğinizi sizi yüz yüze gören bir psikolog veya aile danışmanı vermelidir.
Selamünaleyküm. Bu anlattıklarınızın ne kadar tek taraflı/adil olduğu sizin mesuliyetinizdedir. Ancak bu anlattıklarınızla bir yuvanın sürdürülmesi zordur. Yarın harama kayma ihtimaline rağmen bir işi sürdüremeyiz. Yöre kültürü gibi bir nedenle dünya ve ahiretimizi batıramayız. Aile büyüklerinizle geniş bir istişare yapın, onun ailesinden de katılanlar olsun. O istişarede size ve ona bir çare üretilemezse ayrılma sürecini başlatın. Eğer size kendinizi düzeltmeniz gereken hususlar iletilirse siz de kendinizi düzeltin.
Bir kere eşinizde iman bulunduğunu siz de söylüyorsunuz. Bütün çirkefliğe rağmen biiznillah o dönecektir. Yeter ki siz sabredin ve işi inada dönüştürmeyin. Sık sık her gün aynı tartışmalar hiç bir sonuç getirmez bilakis kötülüğün kökleşmesine sebep olur. Yapacağınız en önemli iş, eşinizin size cinsel bir kilitle kilitlenmesidir. Kendinizi, internetteki kadınlardan daha cazip, daha bakımlı ve çekici yapmaya mecbursunuz. Bunu da lafla ve reklamla yapamazsınız. Bedeninizi kullanın ağzınızı susturun. Gözlerinizin birini kullanmayın, bir kulağınız duymasın. Tartışmaya girmenizin bir yararı olmayacak, boşuna kendinizi yıpratmayın. Eşinizi bir hasta gibi görmeye çalışın. Sizin bedeniniz, onun gözünde vazgeçilemez bir nimet olarak yer edinirse kısa zamanda iyi bir eşle karşılaşabilirsiniz. Unutmayın, onu siz kurtaracaksınız. Onun şifası sizsiniz. Siz de sabır ve gayretle yol alabilirsiniz. Sakın korkmayın, umutsuz olmayın. Bir de dönüş sürecine girdiğinde kalkıp 'biliyor musun...' diye eskiyi hatırlatır sözler kullanmayasınız. Yarayı kaşıttıkça kaybeden siz olacaksınız.
aile konusundaki diğer fetvalar
Babanı karşına alıp evlenme sakın.
Dediğiniz gibi bir ortamda aile sürmeyebilir, sürse de altından kalkamayacağınız sonuçlara sebep olabilir. Belirttiğiniz bu durumu sizin dışınızda aklına ve hikmetine itimat ettiğiniz bir iki kişiye daha onaylattırın. Durum böyle ise yasal yollardan vakit geçirmeden boşanmayı gerçekleştirin. Allah yardımcınız olsun. Âmin.
Kızım bu anlattığın durum şeytan için çok iyi bir malzeme olabilir ve yuvanı yıktırabilir bununla, aman dikkat et, sabrını derinleştir. Allah yardımcın olsun. Eşin bu konuda anlayış göstermiyorsa üçüncü kişileri yani onun ailesinden sayacağı kimseleri araya koyarak arzunu yerine getirtmeye çalış.
Kızım, böyle BETERİN İYİSİNE RAZI OLMAK mantığını terk etmelisin. Hayat böyle yaşanmaz. En iyisini ara, en iyisini bulmak için gerekeni yap. Öncelikli olarak bir psikologla durumu değerlendirmeni tavsiye ederim sana. İbadetlerini artır ve ezber bildiğin yerleri kuvvetlendir. Her şeyi duyma ve görme. Göreceksin bir zaman sonra kendini daha huzurlu hissedeceksin biiznillah.
Bizim Müslümanlar olarak iki bayramımız vardır; Ramazan ve Kurban bayramlarımız. İkisinin de aslı dini kaynaklardır. Bu sebeple bayramlarımızı sıradan bir gün gibi göremeyiz. Elbette tebrikleşiriz, hediyeleşiriz, dualar ederiz. Bayramlarımız yeryüzünde yaşanıyor olsa da asılları göklerdedir. Bayram tebriği ile alakalı olarak şu bilgileri derleyebiliriz: Bayramın aslı dinidir ama bayram tebrikleşmesi/kutlaması insanların adetlerindendir. İlk nesilden itibaren Müslümanlar birbirlerinin bayramlarını tebrik etmişlerdir ama Peygamber aleyhisselam efendimiz, şöyle olacak tebriğiniz şeklinde bir emir buyurmadığı için tebrikleşmenin başka türlüsü olmaz bir dini kalıbı yoktur. Şöyle anlayabiliriz bu farkı: Bayram namazını bütün Müslümanlar aynı kılarlar, başka türlüsü de olmaz. Çünkü bayram namazını nasıl kılacağımızı Peygamber aleyhisselam efendimiz bildirmiş ve uygulamıştır. Buna biz, din kaynaklı diyoruz. Tebrikleşme ise böyle olmamıştır, insanlar örflerine göre belirlemişlerdir bunu. Bu da tebrikleşme, dine aykırı bir yön barındırmadıkça mübah bir eylemdir deriz. Tebrik etme, kutlama durumu Müslümanlar arasında kardeşliği pekiştirme, mutluluğu artırma gibi roller icra ettiği için önemli görülmelidir. Hanefi uleması tebrikleşmeyi müstehap işlerden görmüşlerdir. Özellikle de sahabi neslinden beri süre gelen bir adet olduğuna bakılırsa önemli bir müstehap olarak görülmesi gerektiği de anlaşılacaktır. Neticede bu bir duadır. Bayramda tebrik etmek kadar tebriğe mukabele etmek yani cevap vermek de müstahab görülmüştür. Bayram tebriği olarak sabit bir şekil yoktur. Örfe bakılabilir bu konuda. İlk nesilden itibaren söylenenler olarak şunlar öne çıkmaktadır: - Allah sizden de bizden de kabul buyursun. (Ramazan boyunca yaptıklarımızı kabul buyursun anlamında bir duadır. Diğer mü'min de buna aynı cümle ile cevap verir.) - Bayramınız mübarek olsun. - Allah Teâlâ size benzer bayramlar nasip etsin. - Allah size hayırlı bayramlar nasip etsin. e- Tebrikleşme bayram namazı vaktinden itibaren başlayabilir. Bayram tebriği için musafaha şart değildir. Önemli olan tebrikleşmenin kendisidir. Musafaha her zaman önemli bir sünnettir, özellikle bayram için tahsis edilmemelidir ama tebrikleşme ile beraber musafaha da olabilir. Kucaklaşma ise uzaktan gelenler için müstehap olabilir şart değildir. Uzakta olanlar için modern iletişim cihazları ile tebrikleşme yapılabilir. Buradaki ölçü, yöntem olarak kâfirlerin taklit edilmemesi ve sılayırahim için iletişim cihazının yeterli olmayacağı durumları iyi kollamak olmalıdır. Mesela insanın babasının bayramını sosyal medya üzerinden tebrik etmesi yeterli olmayabilir. Buradaki ince çizgi kollanmalıdır.
Faizli bir bankada çalışılamaz. Ailenizin de sizi haram olan bir işe sevk etmesini kabul etmemelisiniz. Onların bu baskısını durdurmak için de daha helal bir iş bulup çalışmalısınız.