Fetva Meclisi
Soru
Hocam bazı isteklerimizden dolayı şeyhlerin yanına gidiyoruz bize muska yapıyorlar. Onların yanına gitmemiz ne kadar doğru ve onların verdiği muskaları üstümüzde taşımak şirk midir? Bir de türbeye gitsen kısmetin açılır, işin rast gider veya çocuğun olur diyorlar, bizim türbeleri bu şekilde ziyaret etmemiz günah mıdır? Şimdiden Allah razı olsun.
Cevap
Benzer fetvalar
Bir hastalık yaşayınca hayatı terk ediyor muyuz? Elbette hayır. O hastalıktan iyileşmeye çalışıyor, yaşama gayretimizi de sürdürüyoruz. Şeytanın bir dönemi kazanması hayatın tamamını ona vermemizi gerektirmez. Yaşadığımız sıkıntıyı düzeltmeye çalışırken yeni bilgiler, ibadetler, heyecanlar elde etmeye de çalışacağız. Doğrusu böyledir. Yılıp yıkılan mü'min şeytana teslim olan mü'min sayılır. Şeytanı sevindirmek hiçbir zaman doğru değildir. Bin kere yıkılsak bile bin birinci kalkışımız ve Rabbimize doğru yürüyüşümüz zorunludur. İbadet de böyledir. İlim de böyledir. Ahlâk da böyledir. Sosyal ilişkiler de böyledir. Hayata bakışımız böyledir.
Biz, Allah'ın kullarıyız. Onun emrettiğini yapar, gerisini ona bırakırız. Peygamberler de yer yer istediklerini yapamadılar ama azimleri eksilmedi, yılmadılar. Şeytan sizi yarınlarla korkutup şimdiden çökertmesin. Siz dik durun, Allah'ın emir ve yasaklarına riayet edin. Gerisini ve yarını da Allah'a bırakın. O sizi mahcup etmez, asla etmez!
Selamünaleyküm. Bu zamanda yapmamız gereken en önemli iki şeyden biri şerden uzak durmaya çalışmak ve Mü'min insanlarla beraber olmaktır. Bu beraberliğimiz, camide namaz kılarken de geçerlidir müminlerin marketinden alış veriş yaparken de geçerlidir. Fitne zamanında yaşamak, buzlu bir yolda yürümek gibi anlaşılmalıdır. Kendimizi saldığımız zaman şeytana daha yakın bir noktada bulunuyoruz demektir. Buzda yürür gibi yaşayacağız. İbadetlerimizi ihmal etmeyeceğiz. Nefsi kışkırtan ortamlardan uzak durmayı ilke edineceğiz. Çok dua edeceğiz. Allah yardımcınız olsun.
Evet, bu sorun size mahsus bir sorun değildir. Kitleler bazında sahiplenilmiş bir din davasından ne yazık ki her alanda yoksunuz. Bu da gösteriyor ki Rabbimiz bizi, bulunduğumuz alanlarda tek başına bir ümmet gibi görmek istiyor. Kimse yoksa sen varsın ya! Peygamberlerin ve onların izinden gidenlerin kaderi budur. Ne mutlu size ki bu yalnızlığı dert edinmemeye hazırsınız. Kalabalıkları beklemeyin, kendinizi dik tutarak tek başına bir ümmet olmaya çalışın. Yüreğiniz dininizi ve bütün insanlığı kuşatacak çapta olsun. Yalnızlıktan yılmayın. Mahzun olmayın. Şeytanın size yapabileceği baskılardan biri budur; kimse yok diyecektir size. Melekler var ve sizin büyük yüreğiniz var Allah’ın izni ile. İmanınızı her an çalınabilecek bir mücevher gibi koruyun. Şüpheler ve tereddütler ortamına bulaşmamaya çalışın. Size yenilik ve atılım gibi gösterilebilecek ama imanınızı sarsacak ortamlardan, fikirlerden uzak durun. Haramlardan kaçının, haram şüphesinden bile uzak durun. Namaz başta olmak üzere ibadetlerinize ciddiyetle sarılın. Kur'an okuyun. Mü'min kardeşliği korumayı imanınızın gereği olarak bilin. Bulunduğunuz ortamın doğal İslam davetçisi olarak yaşayın. Kalbinizin Allah ile bağlantısını güçlü tuttuğunuz sürece de işte siz, insanlık oldunuz ümmet oldunuz tek başınıza. İlgilenmeyin gerisi ile o zaman. Allah yardımcınız olsun, yolunuz mübarek olsun.
Evimizi, işimizi, tatilimizi, köyümüzü, şehrimizi, her fırsatı dinimize hizmet için kullanmak zorundayız. Sadece Müslüman olmayanlarla karşılaştığımızda değildir bu görev; nerede bulunuyorsak orada dinimizin mümessiliyiz. Ama bu başka iş yapmama seviyesine gelmemelidir. Yaşarken, yer içerken bunu da yapmalıyız. Şimdiye kadar yapamadıklarımızı bırakıp bundan sonra yapmaya gayret edelim. Allah'a emanet olun.
Bu mantıkla insanlar namaz kılmıyor diye namazdan da mı soğuyacaksınız? Böyle düşünmeyin. Bunun yerine tam cihadın ortasına düşmüşüz diyerek sevabınızı artırmaya çalışın. Öncelikle imanınızı ve insanlığınızı koruyun. Bu sizin birincil hedefiniz olsun. İkinci olarak da siz bulunduğunuz yere ağırlığınızı koymaya çalışın. En azından bunun için çırpının. Allah sizi gayret ederken görsün. Ayrıca bulunduğunuz şehirde sizin derdinizle dertlenmiş vakıflar dernekler var. Sırayla onları da takip edebilir ve erimekten kurtulabilirsiniz. İbadetlerinizi yoğunlaştırın. Orada kimse yoksa siz varsınız biiznillah.
büyü konusundaki diğer fetvalar
İyi oldu isen ne güzel, şükret. Hâlâ hasta isen tekrarından uzak dur. Hepimiz insanız, ilk defa girdiğimiz bir odada bile bu kadar heyecanlanabiliriz, abartmaya ve ürkmeye gerek yoktur. İbadetinize devam edin. Sabah ve akşam zikir yapın. En az yirmişer dakika zikir yapın, geçer biiznillah. Bu arada doktoru da ihmal etmeyin.
Bunun adını ATEŞLE OYNAMAK olarak koyabiliriz. Sihir, büyü kesin haramlardandır. Yapılması, öğrenilmesi, öğretilmesi de haramdır. Âlimler, bu işleri öğrenmek kâfir olmak mıdır sadece büyük günah mıdır diye münakaşa etmişlerdir. Bu da konunun ne kadar ağır bir risk taşıdığını gösterir. Müslüman haramlardan uzak durur. Uzak durduğu kadar da dinini korur. Haramlar bizim kırmızı çizgilerimiz olmalıdır. Bu sakıncayı sadece büyü ve sihir için de söylemeyiz. Yasak ve şer olan, kötülük olan ne varsa onun yapılması kadar öğrenilmesi, ona kapı aralanması aynı şekilde haram olur. Ateşle oynamak akıllıca değildir.
Falcı ve gaipten haber verdiğini iddia edenlere inanmadığı halde gidenin tevbe etmediği sürece, kırk gün namazı kabul olmaz. İnanarak gidenin ise zaten imanında sorun oluşur maazallah. Buradaki namazın kabul olmamasını âlimler “o namazdan sevap kazanamaz” şeklinde yorumlamışlardır. Kıldığı namazlar üzerindeki namaz görevini düşürür.
Çöpe atarak çok iyi yapmışsınız. Geçmiş olsun. Basit bir unutma, kaza diyebilirsiniz bunun için. Başka bir anlam yüklemeye çalışarak şeytana prim vermeyesiniz. Geçmiş olsun.
Böyle bir ayrıntı bilmiyorum. İsabetli bir görüş olduğunu da zannetmiyorum.
Haram olan bir şeyi icra etmek veya zaruret olmadan seyretmek, icra edilmesine katkıda bulunmak o harama ortak olmaktır. Ancak küfür yani dinden çıkmak o haramı inkâr etmekle gerçekleşir.