Fetva Meclisi
Soru
Hocam daha önce çalıştığım iş yerlerinde yurt dışı seyahatlerinde yabancılarla muhatap oluyordum. Seyahat süresince geneli iş olmak üzere değişik konularda konuşuyorduk. Din konusu gündeme pek gelmiyordu. Sohbet sırasında bu insanları İslam'a davet etmem gerekiyor muydu? Gerekiyorsa davranış biçimim nasıl olmalıydı?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Dinimize hizmet etmek için şu veya bu iş sahibi olmak gerekmez. Her mü'minin dini için yapabileceği pek çok şey muhakkak vardır. Alim olma yöntemi ile hizmet etmeyi kastediyorsanız o ilme meyilli bir kabiliyetinizin olmasını gerektirmektedir. Bunun da bulunup bulunmadığı bu zamana kadar anlaşılmıştır. Dert etmenizi gerektiren bir durum yoktur. Siz önce İYİ BİR MÜMİN olma gayesi ile hareket edin. İyi bir mü'min oldunuz mu zaten dininiz sizden istifade etmeye başlar. Gerisini de Allah önünüzü açarak ne yapacağınızı size gösterir.
Fakihlerimiz arasında yabancı erkekle bir kadının tokalaşabileceğine olabilir diyen biri yoktur. Sadece çok yaşlı bir kadın için tokalaşmak olabilir diyen olmuştur. Yaşadığımız çağa ve mekâna dinimizi en ince ayrıntılarına kadar taşımak zorundayız. En azından bunun için gayret etmek zorundayız. Müslümanlığımız bize uyduğu kadar olamaz. Biz Müslümanlığımızın gereğine uyacağız.
İyi mümin olmak birinci işimizdir. Kötü insandan uzak durmak ikinci işimizdir. Faydası olacak ve bizi yıpratmayacak bir tebliğ yani iyiliği ulaştırma vazifesi üçüncü işimizdir. Neyin iyilik getireceği neyin de kötülük getireceğini dengeleyerek iş yapmak dördüncü işimizdir. Kendimizi ümmetimizin bir ferdi, ümmetimizi de kendimiz gibi bilmemiz de temel hakikattir.
Tam bir fitne zamanında yaşıyoruz. İmanın fitneye kapılma ihtimali yüksek olan bir zamandır bu zaman. Buna göre de bir mü'min olarak ilk ve öncelikli vazifemiz, imanımızı korumak olmaktır. Başkaları ile ilgilenirken biz eriyor olabiliriz. İmanımızı, salih amellerimizi, mü'min çevremizi, cihat heyecanımızı, ahiret endişemizi eskitmeden korumakla başlayan bir görevimiz vardır. Bu bölümü teminat altına almalıyız. İkinci olarak da şunu bileceğiz: Biz kuluz. İnsanlar da bizim gibi kuldurlar. Kalplerimiz Allah Teâlâ'nın elindedir. Hidayet etmek onun işidir. Biz ses çıkarırız, yol alırız; neticeyi Allah Teâlâ verir. Sanki her sözümüz bir kişiyi hidayete erdirecek gibi bir beklenti içinde olamayız. Görevimizi iyi belirleyelim. Bizim görevimiz hidayete erdirmek değil hidayete davet etmektir. Bunu becerebilirsek gerisini Allah Teâlâ kolaylaştırır. Üçüncü olarak da şunu bileceğiz: İnsanlar sözlerden çok örneklerden etkilenirler. Biz iman iddiası olan mü'minler olarak iyi mü'min olma gayretinde olacağız. 'Bütün dünya fesada boğulsa ben tek başıma son iyi mü'min örneği olarak kalacağım' şuuru bize hakim olmalıdır. Başarı burada gizlidir. Anlatan, anlattığını kendi üzerinde örneklendiremeyen mü'min başarılı olamaz. Resmi görevli, memur mantıklı hocalık başarısızlık bir numaralı örneğidir. Bir başka temel husus da şudur: İnsanların kul olmaları ile alakalı derdi olanlar insanlarla mal ilişkisine girmeyecekler. Mal alıp verme ile sürdürülen ilişkilerin üzerine imani etki geliştirmek zordur. Ve özellikle Allah Teâlâ'nın bizi başarılı kılması için samimi dualar yapmaya mecburuz. Duamız kadarız biz, duamız! Rabbim muvaffak kılsın.
Selamünaleyküm. Ziyaretin sebebi annelik, babalık, dedelik gibi yakın akrabalık ise onların ne kadar oturacağını belirleyemeyiz. Üzerimizde hakları vardır, diledikleri kadar otururlar. Arkadaş, dost ziyareti ise sözü edilen ziyaret, sınırlı olmalıdır. Mü'min, işi vaktinden çok olan insandır. Dostluk, arkadaşlık belli bir sınırda vakit alabilir. Daha fazlası israftır. Emekli mantıklı Müslüman olamaz. Herkesin işi olmalıdır. İşimiz ise muhabbetle vakit geçirmek değildir. Kendimiz ve ümmetimiz için yapmamız gereken çok iş vardır.
Selamünaleyküm. Namaz hususu, taviz veremeyeceğimiz bir husustur. Muhakkak diretin ama nefret noktasına getirmeyin. Bu da şu demektir: Ara sıra gevşetiyor gibi olun sonra da ısrar edin. Allah yardımcınız olsun.
davet konusundaki diğer fetvalar
Namaz en büyük ibadetlerdendir. Ve namaz ağırdır. Allah'ın lütfedip yardım ettiği kulları dışındakiler için ağırdır. Bunu bilelim. Bundan sonra bilhassa çocuklardan hemen bir namaz dönüşü beklemeyelim. Sabretmek gerekiyor. Bu sabır da on yıl, yirmi yıl sürebilir. Örnek olmak çok önemlidir. Namaz kılan biri olarak insanî yönü iyi olanlar yürüyen vaiz durumundadırlar. Namaz kılıp da ahlak zafiyeti bulunduranlar ise namaz için itici durumdadırlar. Bu sebeple yapabileceğimiz en iyi şey namaz kılan iyi bir insan olarak bilinmektir. Yoğun olmayan, serpiştirilmiş nasihatler de yapabiliriz. Kılmayanın vay haline yerine kılan ne güzel ediyor anlamlı üslup kullanabiliriz. Kimi kast ediyorsak ona çok dua edeceğiz. Zira hüküm Allah'ındır.
Selamünaleyküm. Elbette, etin üzerinden bir tahlil yapma imkânımız yoktur ama şahısları tahlil edebiliriz. İkram sahibinin bu konuda hassas olduğunu biliyorsak mesele yoktur. Zira biz neden kaçınıyorsak o da ondan kaçınıyordur. Ya da bulunduğunuz köyün mesela bu husustaki hassasiyetini de ölçü alabilirsiniz. Ama her halükârda asla taviz veremeyiz. Şüpheli etten yiyemeyiz.
Selamünaleyküm. Bunu evlenmeden önce düşünecektiniz. Şimdi yapacağınız şudur: Eşinizi bir ilk okul talebesi kabul edin; harf harf öğretin onu. En az beş yılda öğrenecek diye karar edin içinizden rahat edersiniz, o da düzelir inşaallah. Sakın bıkmayın, sinirlenmeyin.
Selamünaleyküm. Allah Teâlâ'nın sizi ebedi ateşten korumuş olma nimeti size mübarek olsun. İmanınız kavi ve sabit olsun. mîn. Sizin yapmanız gereken iki şey vardır: - İmanınızı sarsıntılardan korumak ve ilk günkü heyecanınızı artırarak devam ettirmek. - Yağcılığa kaymadan çevrenizdekilere ve ebeveyninize Müslümanlığınızın güzelliğini yaşantınızla göstermek. Bu iki şeyi yaptığınızda zaten siz bir nevi tebliğ yapmış, onlara yol göstermiş olacaksınız. Yer yer onlara kışkırtmadan ve nefret uyandırmadan dininizi izah etmekle de davetinizi yapmış olursunuz. Allah Teâlâ sizi muhafaza buyursun.
Bizim asıl vazifemiz dinimize hizmet etmek, davamıza katkıda bulunmak değildir. Biz önce kendimizi korumak, iyi bir mü’min olmak için varız. İyi bir mü’min olmadan başkalarının dindar olmasına hizmet etmek bir tuzak olabilir. Siz önce bu hedefi gerçekleştirin. Böyle bakmazsanız kendinizi kandırmış olursunuz. Bunun için de namaz başta olmak üzere ibadetlerin hakkının verilmesi, Kur'an başta olmak üzere iyi okumaların yapılması, belli zikirlerin günlük uygulama içine yerleştirilmesi önemlidir. Bu açıdan bakmaya çalışır ve ilkeli bir uygulama yapabilirseniz takılıp kaldığınız konuyu da çözmüş olursunuz biiznillah.
Bu konudaki incelik şudur: “Fakirleri sofraya uygun bulmama” mantığına dayalı olarak sadece zenginlere mahsus bir sofrada bereket olmaz. Siz sofranıza öyle bir ayrım yapmadan herkesi çağırdığınız sürece bir sıkıntı yoktur. Rahat olunuz.