Fetva Meclisi
Soru
Selamün aleyküm hocam, düğün, mevlüt, ev yemekleri veya hayır amaçlı yapılan yemeklerde kullanılan etlerin ALLAHIN (C.C) adıyla kesilip kesilmediğine dair bilgimiz olmuyor ve gittiğimiz yerde bizlere ikram ediliyor fakat tereddütte kaldığımız için yiyemiyorum. Bu gibi durumlarda ne yapmalıyız? Bize düşün görev nedir? Eğer bu konuyla ilgili PEYGAMBER (S.A.S) EFENDİMİZİN yapmış olduğu bir sünnet veya davranış şekli varsa bize iletir misiniz? Allah'a emanet olun. Şimdiden Allah razı olsun.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Elbette öyle davranacaksınız, imanımız bunu gerektirir. Şu kadar ki, mesela bir Müslüman’ın evinde yemek yerken o da sizin gibi hassasiyeti olan biri ise, orada araştırma yapmanız gerekmez. Ama ulu orta her yerde et yiyemeyiz. Allah işimizi kolay etsin.
Selamünaleyküm. Canlı hayvanlardan balık türü hariç, eti yenebilen hayvanların yenebilir olması için besmele ile ve usulüne göre kesilmesi gerekmektedir. Tavuk kesimindeki tüyünün yolunması için kolaylık olsun diye, içindeki pisliği ile kaynar suya sokulmaması gerekir. Bunların her biri, yaşadığımız topraklar Şeriat ile hükmeden topraklar olsaydı rahat edebilirdik. Ne eseftir ki, imanımıza rağmen böyle bir nimetten mahrumuz. Bu durumda yapabileceğimiz tek şey, firma seçmektir. Helal demgalı firmeler seçebiliriz. Etten tamamen yoksun kalmamızın zor olduğu bir hakikattir.
Selamünaleyküm. Seçici olmamız gereken alanlardan biri de et ile alakalı durumdur. Haram helal hassasiyeti olmayan kasaptan et tüketmeyeceğiz. Lokantaları bu mantıkla değerlendireceğiz. En azından kalbimizin rahat etmediği durumlarda etli yemek yemeyeceğiz. Aynı hassasiyetimiz tavuk tüketimi için de geçerli olacaktır.
Selamünaleyküm. Ulemamız, bütün kazancı haramdan olan yani sofrasındaki yiyeceğin yüzde yüzü haramdan olan birinin yemeğinin yenmesini uygun görmemişlerdir. Bunun gerisindeki yani kazancının bir bölümü haram olanın yemeğini yemeyi ise böyle görmemişlerdir. Burada önemli bir husus şudur: Bu çeşit kişilerin yanında bulunmayı onlara bir ikaz fırsatı olarak değerlendirmeliyiz ki biz de onları benimsemiş durumunda olmayalım. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Diyanet'in böyle bir izni olduğunu bilmiyorum. Kesen Müslüman olursa yiyebiliriz ama satıcının Müslüman olması işi değiştirmiyor. Dini yaşamak böyle bir şeydir. Allah Teâlâ imtihan eder kulunu; kim ne kadar dayanacak, görmek ister. Midelerine giren rızkın ne olduğunu merak etmeyen bir nesil nasıl iyi bir mümin nesil olabilir? Direnin ve ayakta kalın. Bin yıl yaşayın ama midenize Allah'ın helallerinden başkasını koymayın. Bir gün ebedî yurdumuza cennetlere geçince kim ne yiyecek göreceğiz, kim aşırı kim normal belli olacak! Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Hedefimiz yüzde yüz helal olsun. Hedefimize yürürken, elimizde olmayan nedenlerle midemize girebilecek haramdan ötürü de Rabbimizin rahmetine sığınız. Kazancının tümü haramdan olanın verdiğini yemeyiz. Kazancına haram karışan için ise aynı şey söz konusu değildir. Dikkatli ve titiz olalım yeter. Allah'a emanet olunuz.
davet konusundaki diğer fetvalar
Namaz en büyük ibadetlerdendir. Ve namaz ağırdır. Allah'ın lütfedip yardım ettiği kulları dışındakiler için ağırdır. Bunu bilelim. Bundan sonra bilhassa çocuklardan hemen bir namaz dönüşü beklemeyelim. Sabretmek gerekiyor. Bu sabır da on yıl, yirmi yıl sürebilir. Örnek olmak çok önemlidir. Namaz kılan biri olarak insanî yönü iyi olanlar yürüyen vaiz durumundadırlar. Namaz kılıp da ahlak zafiyeti bulunduranlar ise namaz için itici durumdadırlar. Bu sebeple yapabileceğimiz en iyi şey namaz kılan iyi bir insan olarak bilinmektir. Yoğun olmayan, serpiştirilmiş nasihatler de yapabiliriz. Kılmayanın vay haline yerine kılan ne güzel ediyor anlamlı üslup kullanabiliriz. Kimi kast ediyorsak ona çok dua edeceğiz. Zira hüküm Allah'ındır.
Evimizi, işimizi, tatilimizi, köyümüzü, şehrimizi, her fırsatı dinimize hizmet için kullanmak zorundayız. Sadece Müslüman olmayanlarla karşılaştığımızda değildir bu görev; nerede bulunuyorsak orada dinimizin mümessiliyiz. Ama bu başka iş yapmama seviyesine gelmemelidir. Yaşarken, yer içerken bunu da yapmalıyız. Şimdiye kadar yapamadıklarımızı bırakıp bundan sonra yapmaya gayret edelim. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Bunu evlenmeden önce düşünecektiniz. Şimdi yapacağınız şudur: Eşinizi bir ilk okul talebesi kabul edin; harf harf öğretin onu. En az beş yılda öğrenecek diye karar edin içinizden rahat edersiniz, o da düzelir inşaallah. Sakın bıkmayın, sinirlenmeyin.
Selamünaleyküm. Allah Teâlâ'nın sizi ebedi ateşten korumuş olma nimeti size mübarek olsun. İmanınız kavi ve sabit olsun. mîn. Sizin yapmanız gereken iki şey vardır: - İmanınızı sarsıntılardan korumak ve ilk günkü heyecanınızı artırarak devam ettirmek. - Yağcılığa kaymadan çevrenizdekilere ve ebeveyninize Müslümanlığınızın güzelliğini yaşantınızla göstermek. Bu iki şeyi yaptığınızda zaten siz bir nevi tebliğ yapmış, onlara yol göstermiş olacaksınız. Yer yer onlara kışkırtmadan ve nefret uyandırmadan dininizi izah etmekle de davetinizi yapmış olursunuz. Allah Teâlâ sizi muhafaza buyursun.
Bizim asıl vazifemiz dinimize hizmet etmek, davamıza katkıda bulunmak değildir. Biz önce kendimizi korumak, iyi bir mü’min olmak için varız. İyi bir mü’min olmadan başkalarının dindar olmasına hizmet etmek bir tuzak olabilir. Siz önce bu hedefi gerçekleştirin. Böyle bakmazsanız kendinizi kandırmış olursunuz. Bunun için de namaz başta olmak üzere ibadetlerin hakkının verilmesi, Kur'an başta olmak üzere iyi okumaların yapılması, belli zikirlerin günlük uygulama içine yerleştirilmesi önemlidir. Bu açıdan bakmaya çalışır ve ilkeli bir uygulama yapabilirseniz takılıp kaldığınız konuyu da çözmüş olursunuz biiznillah.
Bu konudaki incelik şudur: “Fakirleri sofraya uygun bulmama” mantığına dayalı olarak sadece zenginlere mahsus bir sofrada bereket olmaz. Siz sofranıza öyle bir ayrım yapmadan herkesi çağırdığınız sürece bir sıkıntı yoktur. Rahat olunuz.