Fetva Meclisi
Soru
Düğün yemeği için fakir insan bulmakta zorlanıyoruz veya bulunsa da gelmeyebiliyorlar. Biz de yurt dışında fakirler için düğün yemeği versek olur mu hocam? Sadece çevremizdeki kişileri yemeğe davet etsek soframızda fakir bulunmadığı için Peygamber efendimizin fakirin çağrılmadığı yemek ikazına ters mi düşeriz?
Cevap
Benzer fetvalar
İsraf yapılan, Riyaya dönüştürülen, Haramların işlendiği, Sadece zenginlerin ve forsluların çağırıldığı, Seferîlik mesafesi (doksan km) kadar uzak olan, Daha yakın bir akrabanın aynı anda düğünü olması, Davetin özelikle isme değil de genele yapılması gibi nedenlerle düğün yemeğine katılmamak caizdir.
Selamünaleyküm. Yüzde yüz haramla oluşan bir sofraya oturamayız. Karışık olan kazancın sofrasına ise tebliğ maksatlı olarak oturabiliriz ama karnımızı doyurmak gibi bir maksatla oturmak bizi zayıflatır, imani direncimizi eritir.
Selamünaleyküm. Yüzde yüz haramla oluşan bir sofraya oturamayız. Karışık olan kazancın sofrasına ise tebliğ maksatlı olarak oturabiliriz ama karnımızı doyurmak gibi bir maksatla oturmak bizi zayıflatır, imani direncimizi eritir.
Misafir konusunda resmi bir standart belirlemek mümkün olmaz. Bu bir gönül meselesidir. Erkeğin ansızın misafir getirmesinin yanlış olması yanında kadının da kendisini lokantacı gibi görmesi de yanlıştır. Evin erkeği misafire eski yemeği vermekte sakınca görmüyorsa kadın hiç görmemelidir. Misafir konusu aile içinde huzursuzluk nedeni oluyorsa hiç misafir alınmasın. Zira bizim için eşlerin huzuru misafirden çok daha önemli ve önceliklidir.
Selamünaleyküm. Ulemamız, bütün kazancı haramdan olan yani sofrasındaki yiyeceğin yüzde yüzü haramdan olan birinin yemeğinin yenmesini uygun görmemişlerdir. Bunun gerisindeki yani kazancının bir bölümü haram olanın yemeğini yemeyi ise böyle görmemişlerdir. Burada önemli bir husus şudur: Bu çeşit kişilerin yanında bulunmayı onlara bir ikaz fırsatı olarak değerlendirmeliyiz ki biz de onları benimsemiş durumunda olmayalım. Allah'a emanet olun.
Tasadduk ederek o vebalden kurtulmak olmaz. İstiğfar edin ve girip çıkmaya mesafe koyun.
davet konusundaki diğer fetvalar
Elbette Allah’ın daveti üzerine kulları hacca veya umreye giderler ama bu bir yerden gelen bir sese kulak verip gitmek şeklinde anlaşılamaz.
Bizim asıl vazifemiz dinimize hizmet etmek, davamıza katkıda bulunmak değildir. Biz önce kendimizi korumak, iyi bir mü’min olmak için varız. İyi bir mü’min olmadan başkalarının dindar olmasına hizmet etmek bir tuzak olabilir. Siz önce bu hedefi gerçekleştirin. Böyle bakmazsanız kendinizi kandırmış olursunuz. Bunun için de namaz başta olmak üzere ibadetlerin hakkının verilmesi, Kur'an başta olmak üzere iyi okumaların yapılması, belli zikirlerin günlük uygulama içine yerleştirilmesi önemlidir. Bu açıdan bakmaya çalışır ve ilkeli bir uygulama yapabilirseniz takılıp kaldığınız konuyu da çözmüş olursunuz biiznillah.
Kâfirlere dini anlatmak kapasite ve imkân meselesidir. Bir hoca ile siz aynı olmazsınız sorumlulukta. Bir de sizin yasal olarak nasıl görüleceğinizi de dikkate alarak baktığınız pencereden sorumlu olursunuz.
Selamünaleyküm. Allah Teâlâ'nın sizi ebedi ateşten korumuş olma nimeti size mübarek olsun. İmanınız kavi ve sabit olsun. mîn. Sizin yapmanız gereken iki şey vardır: - İmanınızı sarsıntılardan korumak ve ilk günkü heyecanınızı artırarak devam ettirmek. - Yağcılığa kaymadan çevrenizdekilere ve ebeveyninize Müslümanlığınızın güzelliğini yaşantınızla göstermek. Bu iki şeyi yaptığınızda zaten siz bir nevi tebliğ yapmış, onlara yol göstermiş olacaksınız. Yer yer onlara kışkırtmadan ve nefret uyandırmadan dininizi izah etmekle de davetinizi yapmış olursunuz. Allah Teâlâ sizi muhafaza buyursun.
İslam’ın asılacak sancağı değil örnek gösterilecek Musab gibi davetçileri olur. Davetçiler kendilerini örnek olarak vitrine koyamayınca sancak ve flamalar asılmaya başlandı. Allah için, onun dini ve o dinin devleti için iş yapacak olanlar kendilerini “İşte Yesrib’teki Musab!” denecek konuma getirmelidirler. Sancağı melekler de dikerler biiznillah.
Her şeyden önce biz mümin olarak yaptığımız ücretli veya ücretsiz her işimizde Allah’ın rızasını ararız. Bunu aramak imanımızın gereğidir. Sosyal hizmetleri bir kurum olarak gerçekleştirdiğimizde veya birey olarak adına sosyal hizmet denebilecek bir iş gerçekleştirdiğimizde şu sonuçların dünyada iken önümüze çıkmasını isteriz: Allah’ın mükerrem kıldığı insanı mükerrem duruma getiririz yani insan mahlûkatın içindeki en şerefli konumunda olur. Dinimizin insanı kollamadaki temel çizgilerini sabitleştiririz: İnsan için onun dinini, canını, aklını, neslini ve malını koruruz. İnsanın maddi ihtiyaçlarından elden geldiği kadarını karşılarız, muhtaçlığı gideririz. Böylece yaşadığımız toplumun parçalanması veya zayıflamasını engellemiş oluruz. Bu da Müslüman Toplum-Müslüman İnsan profilini gerçekleştirir. Toplumsal barış güçlü olur. Bu ruh ve görüntüdeki Müslüman Toplum, İslam dinini yaymaya biiznillah muktedir olur.