Fetva Meclisi
Soru
Hocam bir arkadaşımızın kocası misafirin geleceğini kendisine haber vermiyor. Arkadaşımız misafirlere kalan yemekleri ikram etmekten çekiniyor lakin kocası, “gelen misafir benim misafirim, dünden kalan yemekleri ikram etmek sorun değil” diyor. Bu durumda ne yapmalılar?
Cevap
Benzer fetvalar
Belli ki eşiniz bu konuda hassas, siz de bir denge kurabilirsiniz: Onun en az rahatsız olacağı zamanda mesela evde olmadığı zamanda misafir alın. Misafir gelince masraf olarak görülecek şeyler yapmayın. Misafiri az tutun. Anne ve babanız dışında uzun saatli misafir almayın. Ve en önemli yardımcınız misafiriniz gittikten sonra eşinizi yatak odasında daha fazla tatmin edin. Onun bir ihtimal korkusu misafir nedeniyle kenara itilmiş olacağı endişesidir. Size göre belki öyle değil ama his onun hissi. Onu düşünün. Gelen misafirlerin hediye getirmeleri de onun için rahatlatıcı olabilir. Misafirlerinizin gündeminden ona aktarmayın. Sadece hoşlanacağı konular olursa aktarın. Onun endişesi sizin gündeminizin ondan başkası ile dolmasıdır. Eşinizle asla “misafirdi, ne zararı oldu…” gibi bir gündem tartışması yapmayın. Bu onu derinleştirebilir. “Gelene ısrar etmedim ama gelmiş…” gibi aslında onun beklentisini önemsediğinizi hissettiren konuşmalar yapın. Dikkat ederseniz kısa bir zamanda olmasa da eşiniz bu sorunu aşar ama dikkat etmezseniz yuvanın dağılması için iyi bir gerekçedir bu, unutmayasınız.
Misafir ağırlamak, ona ikramda bulunmak, sofra kurmak dinimizin emrettiği ve sevap umduğumuz işlerdendir. Biz, misafir ağırlamayı ibadet düzeyinde gören bir ümmetiz. Ancak namaz dâhil en büyük ibadetlerde bile aşırılığa izin vermeyen dinimiz elbette misafir ağırlamada da aşırılığa izin vermeyecektir. Külfet denebilecek düzeye taşınmış ziyafet ve karşılama uygun değildir. Her şeyin görseli ile ölçüldüğü zamanımızda ne yazık ki misafir ağırlamayı da ibadet noktasından alıp birbirimize şov yapma noktasına taşıdık. Karşılama, konaklattırma, yedirme içirme gibi ikramlarımızda misafire karşı aşırılık sakıncalıdır. Evin tabii hâli en samimi şekli ile misafire yansımalıdır. Misafirden sonra yorgunluğu, masrafı, huzursuzluğu rahatsız edecek düzeyde bir ağırlamanın din ölçüleri ile yapıldığı söylenemez. Ekonomik olarak aile kaldırabileceği ile yetinilmelidir. Evin kapasitesi zorlanmamalıdır. Huzursuzluk nedeni olacak misafir ağırlaması yapılmamalıdır. Kaş yaparken göz çıkarmak olarak adlandırılabilecek işlerimizde hayır olmaz. Özellikle de israf varsa o işte Allah’ın rızasını bulamayız.
Misafir ağırlamak, ona ikramda bulunmak, sofra kurmak dinimizin emrettiği ve sevap umduğumuz işlerdendir. Biz, misafir ağırlamayı ibadet düzeyinde gören bir ümmetiz elhamdülillah. Ancak tüm ibadetlerimizde olduğu gibi misafir ağırlarken de dikkat etmemiz gereken aşırılıktan uzak durmaktır. Külfet denebilecek düzeye taşınmış ziyafet ve karşılama uygun değildir. Misafir ağırlamayı ibadet noktasından alıp birbirimize şov yapma noktasına taşımamamız gerekir. Ölçü olarak dikkat edilmesi gereken husus ekonomik olarak her aile kaldırabileceği ölçüde ikramda bulunmasıdır. Evin kapasitesi zorlanmamalıdır. Huzursuzluk nedeni olacak misafir ağırlaması yapılmamalıdır. Her birey kendi imkânlarını göz önünde bulundurarak ikram etmelidir. Allah’ın rızasını gözeterek gösteriş yapmadan, yenebilecek miktarda ve çeşitte yemek ikram etmek önemlidir. İkramın yenemeyecek kadar çok yapılmamasına ve yemeğin çöpe gitmemesine dikkat edilmelidir. Misafiri içtenlik ve samimiyetle ağırlamak önemli bir hedef olmalıdır. Allah kabul etsin.
Bu ayrıntı sizi başka ayrıntılar üzerinden de olsa insanlardan kopuk yaşamaya sevk etmemelidir. Evet, haklısınız; gereksiz hatta bir noktadan sonra sakıncalı bir tutumdur bu ama yine siz insanlardan kopmayın. Bir süre sorulanlara cevap vermeyerek tavır gösterin, daha önemli konular konuşmaya çalışın. İrdeleyen olursa da bu tür konuları önemsemediğinizi söyleyin. Mesela elinizin altında bir Riyazussalihin bulunsun, soru karıştıran olunca “Bir hadis okuyalım mı?” deyin. Böylece tebliğ de yapmış olursunuz. Allah yardımcımız olsun, garip bir zamandayız.
Bir kere ikram konusunu eşinizle aranızdaki muhabbetten daha değerli bulmanız yanlış olur. Muhabbetiniz en büyük ikram konusu olsun. İkinci olarak da kimsenin kimsenin ikramına muhtaç olmadığı bir zamanda yaşıyoruz. İnsanlar daha fazla birbirlerinin ne diyeceğini önemseyerek bunu yaptıkları ne yazık ki yaygın bir tutumdur. Orta yolu bulun ve asla bunu tartışma konusu yaparak şeytana malzeme vermeyin.
Elbette bizi Allah’a isyan noktasında tutacak bir misafirliği veya esasen güzel/iyi olmayan bir işi benimseyemeyiz. Misafire ikram da Allah’ın rızasını kazanmak içindir. Tavrınızda hatalı değilsiniz. Ancak iki şeye dikkat edin: a- Bunu aile içindeki olumsuz ilişkilerin intikamı olarak yapmış olmayın. b- Buna rağmen anne babanızla düşmanlık üretebilecek bir noktaya gelmeyin/getirmeyin. Böyle bir denge kurabilirseniz iyi yaparsınız. Allah yardımcınız olsun.
eş konusundaki diğer fetvalar
İki türlü nikâh tazelemesi olabilir. Biri, camide herkes tazeliyor bari ben de tazeliyeyim dersiniz, bunun bir değeri yok nasıl yaparsanız yapın. Bunun sadece adı nikâhtır. İkincisi ise şudur: Eşinizle nikâhınızın yenilenmesini gerektirecek bir durum vardır. O zaman ise ilk nikâhı nasıl icra etti iseniz aynısını yapacaksınız. O da şudur: Bizzat eşiniz bulunacak. Veya vekil birini tayin edecek. Mehir konuşulacak. Şahitler bulunacak. Eşiniz ve siz şartlarınızı belirleyeceksiniz.
Helal olan bir şeyi yapmamaya dair konuşulan sözler yemin hükmündedir. Bir tür siz yemin etmiş gibisiniz. Bu sözü farklı zamanlarda tekrar etmiş olsanız da durum aynıdır. Şu anda YEMİN KEFFARETİ yaparak o eve gidebilirsiniz. Yani bu bir yemin gibi sayılacaktır.
Bunu bir hastalık belirtisi sayabilirsin. Sevmeyi, sevdiğinin davasını yüceltme işleri yapmaya taşırsan bundan kurtulursun. Mezarını ziyaretten çok davasına hizmet et. Onun yanında iken Kur'an’ı oku, okut. Gençliğini onun davasına taşı. Mesela, “ben de evlenirken Hatice gibi üzerimdeki elbise ile evleneceğim” de. Atılım yap. Yerinde dururken sevmen seni bir noktaya götürmez. Bilakis şeytan seninle bu şekilde oynayabilir.
Hafızlıktan büyük bir tesbih mi olurmuş?
Bir tehdit ve ürkütme olarak söylenen “defol git” sözü boşama oluşturmaz. Niyet hatırlanmalıdır. Hatırlanmıyorsa boşama olmaz. Her sonuca göre boşama olsa bile bir kere olmuş olur ve şu anda nikâhlı olmanızda bir sakınca olmaz. Bu hususlarda daha dikkatli olalım ve evliliğin imtihan olduğunu unutmayalım.
İki önemli gerçek bilinmelidir. Birincisi, aile içinde şeffaflığın olmaması huzur açısından risktir. İkincisi de kadının malı kadının, erkeğin malı da erkeğin özelidir. Birbirlerinin malında hakları yoktur. Buna göre kadının elindeki mal, eşinden aldığı mal değilse kendisine ait malını, maaşını kocasından gizli tutmasında sakınca yoktur.