İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam ben on sekiz yaşında bir kızım. Hz. Hatice annemize olan sevgim çok büyük, Resûlullah’tan sonra bu hayatta en büyük örneğim. Hatta ona olan sevgim o kadar büyük ki adını duyduğum an gözlerim doluyor. Hayatı, fedakârlıkları ve Peygamberimize duyduğu o sevgi beni mest ediyor. Biliyorum ki Hz. Hatice de Efendimizin tüm eşleri arasında en sevdiği eşiydi. Bütün günüm üzülmekle geçiyor ve defalarca hakkında okuduğum hadisleri tekrar okuyorum. Kabrini iki kere ziyaret etme şerefine nail oldum. Yalnız ben Hz. Hatice’yi o kadar çok seviyorum ki Hz. Ayşe’yi bu durumdan sanki kıskanıyorum gibi. Daha toyum, ne doğru ne yanlış tam olarak ayırt edemiyorum maalesef. Hz. Ayşe’nin Hatice annemizi kıskanıp “Bu yaşlı kadını ne diye hala anıyorsun Allah sana daha hayırlısını verdi.” demesine çok üzülmüştüm. Resûlullah'ın onu kördüğüm gibi seviyorum demesi, ona gözbebeğim demesi onla şakalaşması ve bunun gibi birçok şeyi okuyunca hep düşünüyorum Hatice annemiz duysaydı acaba üzülür müydü diye. Hz. Ayşe’nin bu dediklerine ve Efendimizin Ayşe annemize duyduğu bu sevgiye üzülmem çok mu yanlış? Açıkçası ahiretim için korkuyorum yanlış bir düşünceye girmekten.

Cevap

Bunu bir hastalık belirtisi sayabilirsin. Sevmeyi, sevdiğinin davasını yüceltme işleri yapmaya taşırsan bundan kurtulursun. Mezarını ziyaretten çok davasına hizmet et. Onun yanında iken Kur'an’ı oku, okut. Gençliğini onun davasına taşı. Mesela, “ben de evlenirken Hatice gibi üzerimdeki elbise ile evleneceğim” de. Atılım yap. Yerinde dururken sevmen seni bir noktaya götürmez. Bilakis şeytan seninle bu şekilde oynayabilir.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Evvela şunu bil, aile rızası, özellikle anne duası bu hayatta öyle bir berekettir ki ne aşkla ne tutkuyla ölçülebilir. Annenin gözyaşıyla kurulan bir yuvada huzur kolay kolay yeşermez. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) annenin ayağının altını cennet olarak tarif etti. Annenin rızası olmayan bir evlilik, rüzgârsız denize açılmış yelkenlidir. Ama senin halini de küçümseyemeyiz. Kalbin birini sevmiş. Sevmek suç değil. Allah'ın yarattığı bir duygudur. Ancak evlilik, sadece aşkı değil; aklı, imanı, sabrı ve istikameti de omuzlamaktır. Bu hanımefendi belki iyi niyetlidir, belki seninle mutlu olmayı da ister. Fakat unutma, evlilik, iki kişi arasında kurulmaz sadece. İki ailenin, iki geçmişin ve iki farklı dünyanın da buluşmasıdır. Burada dikkat edilmesi gereken birkaç hususu sana maddeler hâlinde aktarayım: Aileni ezerek evlenme. Onların rızasını almadan yapılan evlilik, ileride seni ya onların vefatıyla ya da pişmanlıkla sınar. Onlara rağmen bir hayat kurarsan bu sevgi zamanla külfete dönüşebilir. Hanımefendinin bakış açısını da ölç. "Senin hayatın, sen karar ver." diyen bir yaklaşım kulağa doğru gelse de aileni yok sayan bir anlayışa dönüşüyorsa, bu ileride seni yalnızlığa sürükleyebilir. Evleneceğin insan, sadece seni değil aileni de sevebilecek bir gönle sahip olmalı. Sevgi büyüktür ama istikamet daha büyüktür. Şeytan bazen meşru olmayan yollarda bizi duygularımızla kandırır. Aşkın haram boyutu yoksa sabredilirse sevap olur. Ama sabredilemezse günaha döner. Senin durumun henüz bu sınıra gelmemiş görünüyor. Ama dikkat et, kalbin fitneye de açıktır. İstişare ve dua silahın olsun. Ailenden başka değer verdiğin, Allah’tan korkan bir iki kişiyle istişare et. Ve özellikle istihareyi ihmal etme. Gönlün huzur bulana kadar aceleci olma. Seni kendine çağıranla değil, Allah’a yaklaştıranla yürümeye bak. Bu hanımefendi seni ailesiz bir karar almaya çağırıyorsa “Yarın bir gün başka kırılmalarda da seni yalnız bırakabilir mi?” sorusunun cevabı da önemlidir. Son söz olarak sakın karamsarlığa düşme. Allah senin niyetine bakar. Doğru olanı yaparsan, seni sevdiğinden mahrum etmez, ya onunla ya da ondan daha hayırlısıyla buluşturur. Allah'a emanet ol, gönlünü Rabbine aç, annenin duasına sarıl.

Hocam benden on yaş büyük, daha önce evlenip boşanmış ve bir çocuğu olan bir han
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bu soruyu okuyunca çok üzüldüm. Genelde erkekler, eşlerinin çocuk istememesini şikâyet olarak yazıyorlar. Sizde ise tersi olmuş. Çok üzüldüm. Üzüntüm de, ümmetim adına bir kişinin daha çoğalmasına bir mü'minin engel olması ve Allah'ın kaderine teslimiyette sıkıntı varlığı. Bir kere bu düşünce, tevbeyi gerektiren bir durumdur. Mü'min, Rabbine teslim olmuş insandır. Siz hayatta olsanız ne olacak, olmasanız ne olacak; kim yarattı ise ona bırakın çocuğu. Birinci yavrunuzun da sadakası olur o. İlk fırsatta teslim olun Rabbinizin kaderine. Hem nereden biliyorsunuz size çocuk verileceğini; kim bilir çocuğunuz da olmayacak da siz, boşuna korkuyorsunuz. Lütfen kendinize gelin ve ilk fırsatta Allah'ın kaderine teslim olduğunuzu ispat edin. Sizden iyi haber bekliyorum. Sizin için dua ederiz. Allah yardımcınız olsun.

Hocam ben 8 yıldır evliyim ve 6 yaşında bir evladımız var. Yavrumuzun gözleri gö
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah Teâlâ size sabırlar versin. Yetimle ilgilenmek onu muhakkak eve almak değildir. Siz evinize kaç yetim alabilirsiniz ki? Başkasının doğurduğu asla sizin evladınız olamaz. Bunu unutun. Ancak aldığınız çocuğu iki yaşını bitirmeden emzirirseniz onun sütannesi olursunuz, eşiniz de sütbabası olur. O zaman evinizde evlat olarak kalır ama yine de mirasınızı siz öldükten sonra alamaz. Tek çareniz emzirebileceğiniz bir çocuk almanızdır. Unutmayın, iki yaşını bitirmemiş olacak. Emzirmeniz de sizin memenizden çıkan sütle olsun yeter. Yani bir cihazla memenizden alıp onun ağzına koyabilirsiniz. Bunu beş kere yaptığınızda o sizin evladınızdır artık. Allah Teâlâ size yardım etsin.

Hocam ben on sekiz yıldır evliyim ve çocuğum olmadı. İki defa tüp bebek yöntemiy
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kızım, anne babanın ilişkilerine bir evlat olarak müdahale etmen yanlış olur, edemezsin de. Gereksiz yere kendini yıpratırsın. Evet, öyle bir ilişki normal değil ama senin karışman veya dayanamaman da normal değil. Sen bunu onların bir imtihanı olarak gör. Onların ikisine karşı da sen aynı yerde dur, birini diğerine tercih etme. Bunu yapamazsan şeytan seni de yıpratır, kendi evlilik hayatını başlamadan bitmişe çevirir. Sabret ve hayatın akışı içinde bir nokta gibi görmeye çalış bu durumu. Çok dua et. Allah yardımcın olsun.

Kıymetli hocam derslerinizi ciddiyetle dinleyen, kendine uyarlayan, ders çıkaran
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Eşiniz ile olan muhabbetinizi daima sıkı tutun. Siz eşinizin gönlünü yapmakla sorumlusunuz. Diğerleri mecbur olduğunuz bir şey değil. Fakat elbette Müslümana yakışan yumuşak huyluluk bellidir. Başkalarının evliliğinize müdahalesinden dolayı duyduğunuz rahatsızlığı daha stratejik bir biçimde kocanıza anlatıp bu konuda daha dirayetli durmasını sağlamaya çalışın. Siz de bu süreçte ona destek olun. Yorulunca ayağa kaldırın. Enerjik olun. Başkalarına olan tepkiselliğinizi de biraz kısıp kendi huzurunuza odaklanın. Bazen sorunlar onları bir miktar kendi haline bırakarak da çözülür. Bunu da gözetin. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.

Hocam ben elhamdülillah İslam terbiyesinin hâkim olmaya çalışıldığı bir evde yet
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir kayıp geri gelmediği sürece aynen devam edebilen, zaman zaman köpüren duygularla bizi zorlayan durumlar yaşanabilir. Devamlı yokluk ve buhran olmayacak tabi ki lakin zaman zaman bu duygularla yüzleşiriz. Kimi kaybedersek kaybedelim hayatımız hiçbir zaman o varken gibi olmayacak ve bizler de hiçbir zaman kayıptan önceki biz olmayacağız. Bunun tamamı bir süreçtir. Tam bu sürecin içinden geçerken böyle hissetmeniz çok normal. Hele ki bazı yaslar toplumun onaylamadığı, yaşanmasına izin verilmediği yaslardır. Ablanızın yası sizi rahatsız ettiği için hemen kapatmak ve geçmek istemiş olabilir misiniz bir bakın. Hâl böyleyse, ablanızın hatalarına rağmen onun anısına ve yasına sahip çıkın. Onun kaybından önceki yaptıkları ve kayıp şekli yaralayıcı olsa da bununla yüzleşip tüm zorlayıcı duygulara rağmen kabul etmek daha rahatlatıcı olur. Bazen onun ölümüyle birlikte onunla ilgili hayallerimizi, umutlarımızı da kaybetmiş oluyoruz. Anneniz ve siz birlikte bu umutları kaybetmiş olmanın da yasını yaşayabilirsiniz, bunlar da çok normal. Ablan sadece son süreçte yaptıklarından ibaret olmamalı, onunla yaşadığınız uzun ve anlamlı geçmişinize bakın ve onun değerli olan yönleriyle birlikte hatırlamaya çalışın. İnşaallah sizin dualarınız, niyetleriniz ve yaptıklarınız vesilesiyle Rabbim size ve ablanıza merhamet eder ve sizi güzel rızıklarla rızıklandırır. Tüm bunlardan sonra onlarca kez hayatınızı baştan sarmaya, düşünmeye, zor taraflarınızın üstesinden nasıl gelebileceğinize dair yüzleşme yaşamanız sizin inşaallah hayrınıza olan durumlar olacaktır. Tam burada uzun uzun secdeyi, düzenli zikirlerinizi devam ettirmeye çalışın. Eğer yoksa kendinize hayırlı uğraşlar edinebilirsiniz. Muhtemeldir ki kısa bir ömrümüz var, hem ömrümüz ne kadar uzun olursa olsun gittikçe yavaşladığımız, yeteneklerimizin azaldığı daha az işlevsel olduğumuz zamanlara doğru gideceğiz. Ne kadar zorlarsak zorlayalım Allah'ın bize emanet verdiği bu beden yaşlanacak. Hâl böyleyken merkezinize çoğunlukla kayıplarınızı, sizi aşağı çeken duygularınızı almak yerine, onları hayatınıza uyarlayıp devam edebilmek, değerlerinize, niyet ve çabalarınıza göre uzun vadede size iyi gelecek işlerde bulunmayı önceleyebilirsiniz. İmanınız, inancınız sizi korur elbette. İman diyabetten de korur normalde. Müslümanlığım bana ölçülü olmayı, az yemeyi de hatırlatır. Buna rağmen diyabet hastası olabiliriz. Aynı iman bizi öfkeden koruyacak yolları gösterir, öğütlerde bulunur. Ama öfkem beni zorlayacak duruma geldiyse imanımla alakalı bir eksiklik var demek değildir. İnancımız bize problemden kaçmayı değil, problemle nasıl yaşayacağımızı, ehline danışmayı, şifa için yardım almayı da öğütler. Bu nedenle kardeşim, önce kendi iyiliğin için ihtiyaç alanlarını belirleyip ona göre yaşamaya niyet edebilirsin. Rabbim yardımcınız olsun, şifa her neredeyse size yaklaştırsın, en güzel şekilde hayırlı kapılar açsın.

Hocam benim benden bir yaş büyük ablam kayboldu. Sonra örgüte katıldığını, orada

eş konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hafızlıktan büyük bir tesbih mi olurmuş?

Hocam bir arkadaşım hafızlık yapıyor. Bunun yanı sıra tarikat tesbihi var. Hafız
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir tehdit ve ürkütme olarak söylenen “defol git” sözü boşama oluşturmaz. Niyet hatırlanmalıdır. Hatırlanmıyorsa boşama olmaz. Her sonuca göre boşama olsa bile bir kere olmuş olur ve şu anda nikâhlı olmanızda bir sakınca olmaz. Bu hususlarda daha dikkatli olalım ve evliliğin imtihan olduğunu unutmayalım.

Hocam kocamla beraber biz “defol git” kelimesinin niyette boşamak varsa talak ol
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Misafir konusunda resmi bir standart belirlemek mümkün olmaz. Bu bir gönül meselesidir. Erkeğin ansızın misafir getirmesinin yanlış olması yanında kadının da kendisini lokantacı gibi görmesi de yanlıştır. Evin erkeği misafire eski yemeği vermekte sakınca görmüyorsa kadın hiç görmemelidir. Misafir konusu aile içinde huzursuzluk nedeni oluyorsa hiç misafir alınmasın. Zira bizim için eşlerin huzuru misafirden çok daha önemli ve önceliklidir.

Hocam bir arkadaşımızın kocası misafirin geleceğini kendisine haber vermiyor. Ar
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İki türlü nikâh tazelemesi olabilir. Biri, camide herkes tazeliyor bari ben de tazeliyeyim dersiniz, bunun bir değeri yok nasıl yaparsanız yapın. Bunun sadece adı nikâhtır. İkincisi ise şudur: Eşinizle nikâhınızın yenilenmesini gerektirecek bir durum vardır. O zaman ise ilk nikâhı nasıl icra etti iseniz aynısını yapacaksınız. O da şudur: Bizzat eşiniz bulunacak. Veya vekil birini tayin edecek. Mehir konuşulacak. Şahitler bulunacak. Eşiniz ve siz şartlarınızı belirleyeceksiniz.

Hocam nikâh tazelemek için eşimden nasıl vekâlet almam gerekiyor?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Helal olan bir şeyi yapmamaya dair konuşulan sözler yemin hükmündedir. Bir tür siz yemin etmiş gibisiniz. Bu sözü farklı zamanlarda tekrar etmiş olsanız da durum aynıdır. Şu anda YEMİN KEFFARETİ yaparak o eve gidebilirsiniz. Yani bu bir yemin gibi sayılacaktır.

Hocam eşimle tartışma esnasında babasının evini kastederek “ölünceye kadar o eve
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İki önemli gerçek bilinmelidir. Birincisi, aile içinde şeffaflığın olmaması huzur açısından risktir. İkincisi de kadının malı kadının, erkeğin malı da erkeğin özelidir. Birbirlerinin malında hakları yoktur. Buna göre kadının elindeki mal, eşinden aldığı mal değilse kendisine ait malını, maaşını kocasından gizli tutmasında sakınca yoktur.

Hocam kadın malını kocasından gizlemiş olsa günah olur mu?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.