Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben on sekiz yıldır evliyim ve çocuğum olmadı. İki defa tüp bebek yöntemiyle hamile kaldım ve bebeği kaybettik. Ondan sonra eşim bir türlü doktora gitmeyi kabul etmedi ve on yıldır hiç tedavi görmedik. Eşim çocuğun mutluluk getirmediğini düşünüyor ve şimdiki çocukların çok zor olduğunu söylüyor. Çok sorunlar yaşadık ama sonra kabullendim, ben kaderime razıyım. Şimdi ise eşim evlatlık alalım diyor. Ben de çok isterim çünkü yetim çocuklara ayrı bir sevgim var, onlar da yaralı benim gibi ama hocalara sorduk bazıları caizdir diyor bazıları caiz değil diyor. Peygamber efendimizin onca hadisi var yetimlere sahip çıkın, onları gözetin diyor, bununla ilgili bana bilgi verir misiniz? Kararsız kaldım eğer caiz değilse ben aynı şekilde tevekkül edip hayatıma devam edeceğim.
Cevap
Benzer fetvalar
İki yaşından küçük bir çocuk alınız. Onu anne olacak kişi emzirsin. Sütünü başka bir aletle çekip biberonla ağzına akıtmayla da olsa emzirsin. Bu emzirme dört beş kahve fincanı kadar olsun. Artık o çocukla aranızda hiçbir mahremiyet sorunu yoktur. Kendi doğurduğunuz gibidir. Kendi doğurduğunuzla ne olacaktı iseniz siz ve eşiniz için o odur. Sadece mirasınızı alması ona helal olmaz. Onu da önceden ona devrederek çözersiniz. Ona söyleyip söylememe meselesini onun ileri yaşlarında bir pedagog/psikolog nezaretinde çözersiniz. Şu anda bunu düşünmeniz gerekmez. Dinen ise onun sütannesi/sütbabası olduğunuzu söylemeniz gerekir. Bunun yaşını pedagogla görüşerek belirlersiniz. İnsanların kendi doğurdukları ile yaşadıklarını duyuyorsunuzdur. Bu muhtemel yavrunuzun da size neler getirebileceğini bilemezsiniz, siz her şeye hazır olun. Onu şımarık bir puta çevirmemeye bakın ki sizi de çiğnemesin ileride. Allah Teâlâ yüreğinize rahatlık versin.
İki yaşından küçük bir çocuğu hanımızın emzirmesi dışında evinize alabileceğiniz bir çocuk yoktur. Yetim de olsa evlatlık gibi bir çocuk alma dinimizde yoktur. Ancak eşinizin süt emzirdiği bir çocuğu alabilirsiniz. O da neticede mirasınıza sahip olacak şekilde evinize evlat olmuş olmaz. Sadece mahremiyet sorunu bulunmaz.
A- Çocuklu veya çocuksuz, hangi ailenin daha iyi olacağını bilemezsiniz, bilemeyiz. Sabırla geçirmemiz gereken bir hayatı böyle bir takıntıya kurban etmeyiniz. B- Toplumdan etkileniyor olmanız, birinin hamilelik haberinin sizi etkilemesi Allah’ın size verdiği enerjiyi tüketmiyor olmanızdandır. Ev işi size az geliyordur, kendinize aktif işler üretin, bir vakıfta sosyal işler yapın. Çok Kur’an okuyun, zikir yapın, ilim meclislerine katılın. Şeytanın sizinle ilgilenmesine fırsat bırakmayın. Duanız eksik olmasın. Dünyayı cennetiniz zannetmeyin. Dertlerden daha büyük bir yürek taşımaya bakın. Allah yardımcınız olsun. Selamünaleyküm.
Boşanmak tüm alternatifler tüketildiğinde yuvanızın yürümesi mümkün olmadığında düşünülebilir. Bilgilerinizden mücadele ettiğinizi anlıyorum. Fakat kocanızla evlilik yoluna girdiğinizi unutmayın. Hemen vazgeçmeyin. Kocanız size zulmetmiyorsa Meryem ve Asiye olmaya devam edin. Bunun için; -Çevre büyüklerinizden destek alma konusunda ısrarcı olun. -Kocanızla cennette beraber olmak üzere birbirinize destek olun. -Eşinize baskı yapmadan tatlı dil ve güler yüzünüzü eksiltmeden iyi hanım olmaya devam edin. -Çocuk sahibi olmak için çaba gösterin ama olmazsa olmaz gibi de görmeyin. Bir imtihan anlayışı içinde olun. -Yaşadıklarınızı iç dünyanızda kavga etmemek için kendinize bir eğitim programı oluşturun. Bu konuda hocamızın, "Kadın Fıkıh Okulu" derslerini not tutarak dinlemenizi tavsiye ederim. -Dua ve sabrınız her zaman yanı başınızda olsun. -Kendi başınıza sakın kesin kararlar almayın. Bir karar alacaksanız mutlaka büyüklerinizle istişare yapınız. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Bir kere tıbbin bütün imkanlarını kullanın. Ondan sonra olmuyor deyin.İkinci olarak da asıl bu durumda yatak ilişkinizi bir tedavi-teselli olarak sürdürmeniz gerekirdi, yanlış yapmışsınız. Yeniden yatağa dönün. Çok dua edin. Kitap okuma, sohbetlere gitme gibi bir ilave iş üretin kendinize. Bayanlar arasında çocuğunuzun olmamasını gündem yapmamaya çalışın. Biri bin yaparak size yaralarlar. Allah yardımcınız olsun. Çocuk büyük bir nimettir elbette ama hayat çocuk demek değildir. Dengeli bakmaya çalışın. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Bu soruyu okuyunca çok üzüldüm. Genelde erkekler, eşlerinin çocuk istememesini şikâyet olarak yazıyorlar. Sizde ise tersi olmuş. Çok üzüldüm. Üzüntüm de, ümmetim adına bir kişinin daha çoğalmasına bir mü'minin engel olması ve Allah'ın kaderine teslimiyette sıkıntı varlığı. Bir kere bu düşünce, tevbeyi gerektiren bir durumdur. Mü'min, Rabbine teslim olmuş insandır. Siz hayatta olsanız ne olacak, olmasanız ne olacak; kim yarattı ise ona bırakın çocuğu. Birinci yavrunuzun da sadakası olur o. İlk fırsatta teslim olun Rabbinizin kaderine. Hem nereden biliyorsunuz size çocuk verileceğini; kim bilir çocuğunuz da olmayacak da siz, boşuna korkuyorsunuz. Lütfen kendinize gelin ve ilk fırsatta Allah'ın kaderine teslim olduğunuzu ispat edin. Sizden iyi haber bekliyorum. Sizin için dua ederiz. Allah yardımcınız olsun.
anne konusundaki diğer fetvalar
Babanızı çok iyi sevmeyi isteseniz de beceremeyebilirsiniz. Ona karşı kötü söz söylememeyi, el kaldırmamayı, emirlerine açık bir muhalefet yapmamayı, ona hayır dua etmeyi ise becermek zorundasınız. Bu da şu demektir: Bir seviye koymanız mümkündür ama kesip atmanız mümkün değildir.
Annenin günahından sana yazılmaz. Şu anda da annen o beladan kurtulmak istiyor ve tevbe etti ise anneni ateşten kurtarman açıktan sadaka vermenden daha iyidir. Annen ateşin etrafında dönüyor.
Güzel kardeşim benim, delikanlım, kıyamet vaktine kadar ömrün olsa, sen ve annen o zamana kadar yaşasanız asla ve asla “sen veya annen” türünden bir seçim yapamazsın. Dünyada annen olur başka bir şey olmaz, sen bile yoksun onun önünde. O senin annendir. Sen olduğun gibi onunsun ama o olduğu gibi senin değildir. Eğer cennet istiyorsan durum böyledir. Sabredeceksin ve kazanacaksın. O annendir senin. Annen demek cennetin demektir. Gördüklerinde haksızsın o haklıdır demiyorum sana güzel kardeşim. Meselemiz kim haklı kim haksız meselesi değildir, ne yapmamız gerekir meselesini konuşuyoruz. Alttan al, paspas ol, yol ol annene. Böylesi senin güzel bir dünya ve mutlu bir cennet kazanman demektir. Haydi, güzel genç, göreyim seni; sil eski birikimini ve dön annenin bağrına; dünya güzelliğin oradadır. Cennetin de onun göğsünün tam ortasındadır. Tamam mı?
İnsanın iniş çıkışları olması normaldir. Bunu hemen bir yıkım gibi görmemelisiniz. Geçici bir grip gibi görebilirisiniz mesela. Özellikle arkadaş çevrenizi derleyin. Yeni arkadaşlar üretin. Camilerle bağlantınızı artırın. Kur'an okuyun. Yeni tür kitaplar okuyun. Bir sohbet izlemeye çalışın. Dua edin. Anne babanızın ekseninde olmayı artırın.
Kızım, Allah Teâlâ annene rahmeti ile muamelede bulunsun, günahlarını mağfiret etsin. Size de sabırlar versin. Bir kere şunu unutma: İlk günlerdeki pozisyonun böyledir senin, bir sene sonra bunları konuşmayacaksın. İnsanlar ilk acı anında o acıya ait izlerin ebedi kalacağını zannederler ama öyle olmaz. Öyle olacak olsaydı hayat devam edip bu günlere gelmezdi. Sana düşen sabır ve metanetle bugünleri geçirmesini bilmendir. A- Annen için sürekli dua et. Namazlarının ardından ve her fırsatta annene dua et. B- Annen için yapabileceğin en iyi şey, o gittiği yerlerde ona yeni dertler açmamaya çalışmandır. Sen onun yetiştirdiği bir çocuksun. İyi mümin olursan senin iyiliğinden ona bereket ulaşır. Sen arızalı olursan, senin arızan ona tesir edebilir. İyi mümin ol, bereketin onu bulsun. Haramlardan uzak dur. Farzları ihmal etme. Tesettürüne dikkat et. C- Annenin bir emaneti olarak kardeşlerine annelik yapmasını bil. Bu annene yapabileceğin en büyük iyiliklerden olur. D- Paran olduğu zaman annen adına küçük miktar da olsa sadakalar ver. Para veremeyeceksen bedeninle annen için sadakalar ver. Mesela ihtiyar bir kadının temizliğine annenin ruhu için yardım et. Bu da bir sadakadır. E- Anneni güzellikleri ile an, onun varsa hataları ve yanlışlarını unut, unuttur. Evet, ölüm haktır, yakındır bize. Boşuna esef etmek yerine ona hazırlanmak gerekir. Kendine bak. Kardeşlerini kurtar ve annenin de babanın da umudu ol. Allah annene rahmet etsin.
Hayır, üvey anne, anne gibi değildir. Elbette insanın babasının eşi olması bakımından bile bakıldığında gayet nazik ve insani ilişkiler içinde olacaktır, bunu söylemeye bile gerek yoktur ama öz annenin hukuku üvey annede yoktur.