Fetva Meclisi
Soru
Hocam üvey anne gerçek anne hükmünde midir? Bizi büyüten kişiye de öz annemiz gibi mi muamele etmeliyiz ve ona itaat etmemiz farz mıdır? O da Peygamberimizin dediği gibi, kendisine iyilik edilmesine en layık olan kişi midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Mü'min, nefsini müdafaa eder, malını korur. Babaya anneye bile kendini öldürtmez, namus çiğnetmez elbette.
Nasıl namaz herkesin kendisine ait bir görev ise anne baba görevi de herkesin kendine ait bir görevdir. Kim cenneti kazanmak istiyorsa bu görevi yerine getirir. Büyük küçük yok, mü'min olmak veya olmamak var. Allah kolay etsin.
Kadının üvey annesi kadının kocasına mahrem değildir. Bu da öz annesi gibi olmaması anlamına gelmektedir.
Selamünaleyküm. Üvey annenin kardeşleri dayı değildir. Onlara dayı gibi davranamazsınız.
Selamünaleyküm.Nikâhlı bir kadının, eşinden izinsiz farz olmayan bir ibadeti yapması bile caiz değildir. Öyle bir şeye dine hizmet adı verilemez. O ifsada hizmettir.
Selamünaleyküm. Bir insanın üvey çocukları mahremleridir. Mahrem demek ebedi olarak kendisi ile evlenilmesi caiz olmayan yakın demektir. Dolayısıyla üvey çocuk mahremlik bakımından öz çocuk gibidir.
anne konusundaki diğer fetvalar
İki noktaya dikkat ediniz: Birincisi, kabiliyetinizdir. Fıkıh ve hadis iki farklı zekâ isteyen ilimdir. Mesela Fıkıh, daha çok matematik gibi bir zekâ ister. İkincisi de, gurbet ağırdır; her insan ona dayanamaz. Bunu iyi düşünün. Elbette ailenizin size müsamahası da ayrı bir başlık olarak önünüzde duracak. Örnek olarak, Annenizin rızasından bir santim uzak kaldığınızda bereketi kaybedersiniz. Ayrıca evlilik gelişmelerinin sizi ne oranda etkileyeceğini iyi hesap ediniz. Allah yardımcınız olsun.
Hayır, böyle bir hakkı yoktur. İkinizin de anlaşabileceği bir ortamda bu engelleme olabilir ya da ortada tıbben/dinen makul bir gerekçe olabilir. Bunun dışında evliliğinizi yıkma noktasına getirmeden bu sorunu çözmeye bakınız. Allah yardımcınız olsun.
Kızım, Bu hayatta bedeli olmayan bir şey var mı? En basit gördüğümüz şeyin bile kendi çapında bir değeri ve bedeli vardır. Değil mi? Sen, Allah sana bereketli ömürler ihsan etsin, cennet gibi bir değere sahip olmak yoluna girmişsin. Sana melekler hayran iken, şeytan senin çevreni nasıl kışkırtmaz, mümkün mü? Söz konusu olan cennet, bırak bedel de cennete değer diyebileceğin bedeller olsun. Bir de şunu açıkça söyleyebilirim ki, aslında sen kıskanılıyorsun. Senden daha yaşlı insanlardan daha iyi durumda olman kıskanılmaz mı? Ben bile senin çileni imrendim. Seni tebrik ederim, Rabbim seni korusun, ufkunu açık etsin. Şöyle bir plan uygula: - Dinen haram olmayan işlerde kendini serbest bırak. Haram olan şeylerde de asla taviz verme. - Çevrenle bilhassa da anne babanla tartışma. Her tartışma seni santim santim yıpratır. Vakur dur, ciddi ol. Tartışma vakarını tüketir. Sadece sorulana cevap ver, cevabın cevabına cevap verme. - Nezaketinden hiç eksik yapma. Sana en ağır ithamlarda bulunanlar bile senin nezaketine hayran olmalıdırlar. - İbadetlerini sıkı tut. Bilhassa namazında heyecanın tam olsun. Namazlardan sonra güzel dualar et. Kendine et, insanlara et, anne babana et. - Bilgi dağarcığını sürekli besle. Gıdasız kalmaya benzeyen bir bilgisiz kalma yaşamayasın. - Meşhur isimlerden birini insanlarla konuşma ki seni “filancaya kapılmış” diye itham etmelerine vesile açılmasın. - Ve kızım, duanı eksik etmeyeceksin, hiç!
Allah annenize rahmet etsin, size de sabırlar ihsan etsin. Babanızın durumunun iyi olması mirastan pay almasını değiştirmiyor. Onun feragat etmesi dışında hakkı haktır. Soruda erkek kardeşten söz etmiyorsunuz. Bu nedenle size iki türlü cevap vereceğiz. Erkek kardeşiniz varsa o, yüzde 37,5, kızlar yüzde 37,5 aranızda bölüşeceksiniz. Babanız da yüzde yirmi beş alacak. Erkek kardeş yoksa babanız yüzde yirmi beşi alacak, gerisini siz kızlar bölüşeceksiniz.
Babanızı çok iyi sevmeyi isteseniz de beceremeyebilirsiniz. Ona karşı kötü söz söylememeyi, el kaldırmamayı, emirlerine açık bir muhalefet yapmamayı, ona hayır dua etmeyi ise becermek zorundasınız. Bu da şu demektir: Bir seviye koymanız mümkündür ama kesip atmanız mümkün değildir.
Allah Teâlâ size sabırlar versin. Yetimle ilgilenmek onu muhakkak eve almak değildir. Siz evinize kaç yetim alabilirsiniz ki? Başkasının doğurduğu asla sizin evladınız olamaz. Bunu unutun. Ancak aldığınız çocuğu iki yaşını bitirmeden emzirirseniz onun sütannesi olursunuz, eşiniz de sütbabası olur. O zaman evinizde evlat olarak kalır ama yine de mirasınızı siz öldükten sonra alamaz. Tek çareniz emzirebileceğiniz bir çocuk almanızdır. Unutmayın, iki yaşını bitirmemiş olacak. Emzirmeniz de sizin memenizden çıkan sütle olsun yeter. Yani bir cihazla memenizden alıp onun ağzına koyabilirsiniz. Bunu beş kere yaptığınızda o sizin evladınızdır artık. Allah Teâlâ size yardım etsin.