Fetva Meclisi
Soru
Hocam benim annemin başı açık ben ise kapalıyım. Nereye gitsek ve kiminle konuşsak herkesin gözü benim üzerimde. Benim olmadığım yerlerde anneme benimle ilgili “Psikolojisi mi bozuk? Biri mi kapattırdı, hayatında biri mi var? Evlendi de ayrıldı mı? Sen açıksın o niye kapalı?” gibi sorular sorup hem kişiliğime hem namusuma hem aileme saldırıyorlar. Ben çok zor durumda kalıyorum, kendi açımdan önemsemiyorum ama annem üzüldüğü için huzursuzum. Üzüntüden bir şey olur diye korkuyorum. Bulunduğumuz şehirde kapalılar da az. Annem bir an önce evlenmemi istiyor ve evlenince kapan diyor. Benim durumumda olan biri nasıl Müslümanca bir tavır sergiler? Ne yapacağımı bilmiyorum, iyi bir şey yapayım derken ya kötü bir şey yaparsam diye korkuyorum hocam yardım edin.
Cevap
Benzer fetvalar
Değerli bacım, Ne yazık ki yaşadığımız topraklarda minarelerden ezanlar okunmasına rağmen hâlâ cahiliye etkisi mevcuttur. Herkes iyi mümin olduğunu söyler ama kadere imana gelince kimin neye nasıl inandığını anlamak zorlaşır. Seni çok iyi anlıyorum, senin gibi pek çok hanım kız biliyorum. Senin ve onlar için dua etmekten başka bir şey de dilimden gelmiyor. Bir mümin hanım kız olarak sana şunları söyleyebilirim. Umarım yaralı kalbine bir teselli olur. - Evlenmek elbette hayatın en gerekli ihtiyaçlarından biridir ama hiçbir zaman hayatın kendisi değildir. Evlenmeyen de iyi bir insan olarak yaşar. Evlenmek istemelisiniz ama evlenmeyi yaşamanın olmazsa olmazı olarak göremezsiniz. Kadere teslim olursunuz, vakti gelir, uygun bir talip olursa evlenirsiniz. İdeal ortalama budur. Siz böyle düşünün. - Babanızın onu çevreleyenleri aşamadığını zannederim. Hiçbir baba kızını üzmeye tahammül edemez diye biliyorum. Etki altında kalıyordur baban. Hayatı yanlış değerlendiriyordur. Sen onu muhatabın gibi görmemeye çalış. Yaşlı bir ihtiyar ve sana destek olamıyor gibi görmeye çalış. - Ağabeyin ve diğerlerine karşı bir kulağını ve bir gözünü yok say. Sen onları önemsedikçe şeytan seni daha rahat kışkırtır. İşine bak, işlerine baksınlar. Hakaret etme ama itibar da etme. Sana en hassas konuda nezaket göstermeyene yapabileceğin bir şey yoktur. Evlenenlerin bir gün senden daha üzgün olacakları bir afetle karşılaşabileceklerini unutmaları çok kötü bir durumdur onlar için ama bilmek istemiyorlardır. - Yoğun bir hayat yaşamaya bak. Oku, yaz, sılayırahim yap ama boş kalma. İbadetlerini dolu dolu yap. Zikir yap, tesbih çek. Özellikle çok Kur’an oku. Hele Kur’an okumanın seni açacağını göreceksin. Vakti gelince de evlilik senin ayağına gelecek, bunu kesinlikle böyle bil. Allah’a emanet ederim seni bacım.
Kızım, Allah yardımcın olsun. Sana kısa ve öz nasihatlerim olacak: Anne babana yaptığın hizmeti, namaz gibi bir ibadet olarak gör. Onlardan bir karşılık bekleme, Allah’tan bekle. Asla onların arasındaki tartışmaya taraf olma. Senin kalbinde haklısın belli olsa da sen bunu dillendirme. Sen onlar tartışırken sağır ol, kör ol. Özelde iken kiminle isen ona alaka göster, onu özel sevdiğini hissettir ama öbürüne laf taşıyabileceği açıklar verme. Öyle veya böyle bir gözün görmesin, bir kulağın duymasın. Bir şey olmuyormuş gibi davranmaya alış. Kaldıramayacağın yükün altına girmiş gibi olmamalısın. Senin özel hayatın, muhtemel sıkıntılarınla anne babandan kaynaklanan sıkıntıları karşılaştırma. Şöyle anla bunu: Başın ağrıyorken miden de acıktı ise yemek ve ağrı önünde birleşik olarak durmasın; sorunu çözmekten ürker ve ezilirsin. Sorunlara tek tek temas et. Bu zor bir şey değildir. Planlarsan yaparsın biiznillah. Ara sıra tek başına kalmayı, balkonda çay içmeyi, bir arkadaşınla telefonla da olsa görüşmeyi ihmal etme. Ciğerlerin ve beynin ara sıra temiz hava alsın. Özel dua vakitleri ayarla. Haftanın belli bir gününde aksatmadan ama aynı saatte özel odanda bir saatlik dua vakti ayarla: Özel abdest al. İki rekât namaz kıl. Bir sayfa Kur'an oku. Güzel bir tevbe/istiğfar yap. Belli bir sayıda salavat getir. Belli bir sayıda zikir yap. Sonra da özel dua yap. Bu duaya geçmişin, geleceğin, hayallerin, sıkıntıların, evlilik arzun… Neyin varsa kat. Aynı andaki dua vaktinde sözlerini tekrar tekrar söyle, tekrardan kaçınma. Bu dua vaktin ilk anda bir saati bulmayabilir, beceremeyebilirsin. Zamanla bir saat bile sana az gelecektir. Senin gibi anne baba sorunu yaşayan arkadaşların varsa onlardan bir süre uzak dur. Yaranı yarası ile birleştireceklerden uzak durmak gibi bir şey olacaktır. Anne babanın gözüne çarpmayacak şekilde özel bir not defterine dengeli notlar yaz. Abartmadan ezmeden yazmaya çalış. Mesela: “Bugün annem delirtti beni” diye bir not tutma. “Bugün annem epeyi gergindi” şeklinde not al. Böylece kendini olayların peşinden gitme düzeyinden olaylara şekil verme düzeyine kaldırmış olursun. Ailenden evde kardeşlerin varsa onlar yoksa diğer aileden sayılacak yakınlarınızdan hiç kimseye bu konularda güvenme, onların sana destek vermesini bekleme. Uzun yıllar tek başına bu sorunla mücadele etmeye hazır ol. İnşaallah huzurun yakın olur ama sen uzuna ve ağırına aday ol, daha rahat edersin. Evliliğini kafana takıyor olabilirsin. Bunda normalde haklısın da. Ama ben sana çok özel bir soru soracağım: Evlenen genç kızlar mı mutlu evlenemeyip evinde bekleyenler mi? Elbette bu sorunun cevabını sen tek başına veremezsin ama ben sana yardım edeyim: Neredeyse biri diğerinden daha kazançlı olmayan bir zamandayız. Dertlenme, yarın evlenmeye de on sene beklemeye de hazır ol. Kader seni senden iyi planlıyordur. Allah’a emanet ederim seni kızım, senin için dualar ederim, senden de dua beklerim.
1- Anne babanızın size karşı tutumu ne olursa olsun sizin onlara EN İYİ EVLAT muamelesi yapmanız gerekiyor. 2- Bu yaptığınız ibadettir. Nasıl ibadetler bizim zevklerimize göre belirlenmiyorsa bu da sizin hoşlanmadığınız şekilde yürüyebilir ama siz ecir kazanacaksınız. Muhakkak kazanacaksınız. 3- Sıkıntınız artarak devam edebilir. bu ecrinizin de artacağını gösterir. Ecrinizin artacağı sürece girmeniz, bir önceki süreçten kazandığınızın işaretidir. 4- Böyle bir süreci yaşamasanız Allah Teala, muhakkak sizi başka bir şeyle imtihan edecekti. Çünkü hayat imtihandır. Asla yılmayın, sabredin kazanın. Allah işinizi kolay etsin.
Kızım; • Bu geçmişin için ciddi bir tevbe sahibi ol ve tevbeni hayatın kadar değerli bil. Şeytan seni bir daha asla kandıramamalıdır. • Bu geçmiş sıkıntıları kendin için iyi bir ders yapmalısın; bak şeytan böyledir işte. Yuvarlar yuvarlar da seni sen uçurumdan düşerken kıs kıs güler. Bunu kendine ölümsüz bir ders yap. • O kişi ile bir daha mutlu olamazsınız büyük ihtimalle. O, seni her zaman çürütebileceği, ezeceği bir geçmiş serüveninle tanıdı. Onu aklından sil. • Hiçbir insana, annene, eş adayına hatta KENDİNE BİLE bu rezaletleri anlatma. Anlatma. Anlatma! Allah’ın gömdüklerini açma. • İbadetlerine sarıl. Zikirler yap. Ve ruhunu bu düzeyden daha yükseklere kaldır. Allah’a emanet olasın kızım.
Annenle babanın yıllar içinde geldikleri bu nokta, senin çözmen gereken bir mesele değil. Sen sadece evlatsın, arabulucu değil… Babanın namaz kılmaması, annenin güçsüzlüğü, evin maddi-manevi yükü… Bunların hepsini bir genç kızın sırtına yüklemek ne insanîdir ne de dînîdir. Sana rehber olacak maddeler yazacağım. Dikkatle okumanı tavsiye ederim: Annenin duygusal bağımlılığına karşı sağlıklı sınırlar koymalısın. Annenin “sensiz ayakta duramam” demesi seni duygusal olarak bağlasa da senin hayatını kilitlememeli. Senin de bir ömrün, bir geleceğin, umutların ve ihtiyacın var. Annelik hakkı kutsaldır ama “evladını kendine kurban etmek” bu hakkın sınırlarını aşar. Babanın tavırları karşısında mesafeli ama saygılı ol: Namaz kılmıyor, iletişim kurmuyor, sorumluluk almıyorsa bu onun kendi imtihanı. Senin görevin nasihat etmek değil, terbiyeni koruyup sınırını çizmektir. Babana düşmanlık etmeden ama sorumluluğunu da yüklenmeden yaşamalısın. Kendine evlenme hakkını çok görme: Evlilik, senin de hakkın. “Ben gidersem bu ev dağılır” endişesiyle sen de yıkılma. Sen bu evin direği değilsin, sen bir evlatsın. Annenin yükünü biraz paylaş, gerekirse diğer kardeşlerine danış. Ama kendi geleceğini ertelerken yılların gidişini izleme. Evlilik tekliflerini oturup değerlendir, kaçma: Gelen teklifleri “evde işler kötü, ben nasıl evleneyim” diyerek hepten geri çevirme. Her gelen teklifin içine doğmuyorsa reddet ama “evlilik beni kurtarır mı?” düşüncesiyle değil, “ben hayırlı bir eş olur muyum?” diye düşünerek karar ver. Görüşmelerde ailenin durumunu anlatmak mecburiyetinde değilsin. Sorulursa dürüstçe ama ifşa etmeden bilgi verilebilir. Bir manevi danışman edin: Yakın çevrende bir hoca hanım, bir mürşide gönül vermiş bir abla yahut ehil bir psikolojik danışman bulabilirsen ona içini dök. Yalnız kaldıkça meseleler büyür. Paylaştıkça hafifler, istişare ettikçe doğrular netleşir. Kendini heder etme. Bu evde olanları gözlemle ama aynısını yaşamaktan korkma. Çünkü sen uyanıksın, farkındasın ve istişareye açıksın. Bu bile senin aynı hataları yapmayacağının bir işaretidir. Sen Rabbine tutunmuş, duyarlılığı olan bir evlatsın. Bu acılarla şekillenmiş kalbinin karşılığı boş kalmaz. Sen Allah’a sığınırsan, O seni dünyaya da ahirete de hazırlar. Güçlü olmak zorunda değilsin, ama sabreden olmak zorundasın. Rabbim seni zayi etmesin, dualarını kabul buyursun, hayırlı bir eş, huzurlu bir yuva ve güçlü bir istikamet nasip eylesin. “Allah’ım, bu kızımızın kalbime ferahlık ver. Ona çıkış yolu göster. Ailesiyle arasına sınırlar koy, onu isyandan koru. Ona hayırlı bir eş, hayırlı bir yuva nasip eyle.”
Babanızla çatışarak hem bir şeyleri düzeltme ihtimaliniz düşer hem de kendinize verdiğiniz zarar artar. Babanızla şikâyetlerinizle tatlı bir dille konuşmanın yollarını arayın. Sorun ister çözülsün ister devam etsin, siz babanızla iyi geçinmenin yollarını arayın. Babanızın ebeveyni gibi görmeyin kendinizi. Onun yanlış hareketlerinden dolayı kınanacağınızdan endişe duymayın. Babanızı sahiplenip kabullenmeye çalışın. Onun daima size karşı şefkatini ve merhametini hatırlamaya çalışın. Hatalarını ve kusurlarını affedin. Bunun yanı sıra iyi bir çevreyle sosyalleşin. Yalnız kalmayın. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
anne konusundaki diğer fetvalar
Allah annenize rahmet etsin, size de sabırlar ihsan etsin. Babanızın durumunun iyi olması mirastan pay almasını değiştirmiyor. Onun feragat etmesi dışında hakkı haktır. Soruda erkek kardeşten söz etmiyorsunuz. Bu nedenle size iki türlü cevap vereceğiz. Erkek kardeşiniz varsa o, yüzde 37,5, kızlar yüzde 37,5 aranızda bölüşeceksiniz. Babanız da yüzde yirmi beş alacak. Erkek kardeş yoksa babanız yüzde yirmi beşi alacak, gerisini siz kızlar bölüşeceksiniz.
Hayır, böyle bir hakkı yoktur. İkinizin de anlaşabileceği bir ortamda bu engelleme olabilir ya da ortada tıbben/dinen makul bir gerekçe olabilir. Bunun dışında evliliğinizi yıkma noktasına getirmeden bu sorunu çözmeye bakınız. Allah yardımcınız olsun.
İki noktaya dikkat ediniz: Birincisi, kabiliyetinizdir. Fıkıh ve hadis iki farklı zekâ isteyen ilimdir. Mesela Fıkıh, daha çok matematik gibi bir zekâ ister. İkincisi de, gurbet ağırdır; her insan ona dayanamaz. Bunu iyi düşünün. Elbette ailenizin size müsamahası da ayrı bir başlık olarak önünüzde duracak. Örnek olarak, Annenizin rızasından bir santim uzak kaldığınızda bereketi kaybedersiniz. Ayrıca evlilik gelişmelerinin sizi ne oranda etkileyeceğini iyi hesap ediniz. Allah yardımcınız olsun.
Hayır, üvey anne, anne gibi değildir. Elbette insanın babasının eşi olması bakımından bile bakıldığında gayet nazik ve insani ilişkiler içinde olacaktır, bunu söylemeye bile gerek yoktur ama öz annenin hukuku üvey annede yoktur.
Her yerde her zaman Müslümanca yaşamaya ve nesil yetiştirmeye hazır olun. Hedefiniz HER YER VE HER ZAMAN olsun. Kendinizi buna kilitleyebilirseniz daha cesur iş yaparsınız. Aksi takdirde yeni nesli yetiştirebilmek için gidebileceğiniz yer neredeyse yoktur. Dünyanın her yerinde oraya ait sorunlar bulunuyor. Şöyle bir planınız olsun: Önce kendi imanınızı ve iffetinizi korumayı ve öyle ölmeyi gaye edinin. Kendi gayretlerinizden çok Allah’ın yardımına güvenin, bunun için de dualar edin. Evinizi mü'min bir ev, bir Kur'an medresesi yapın. Bu elbette sizin çapınız ve imkânınız kadar olacak. Çevre seçin. Yakın akrabalar bile olsa çocuklarınıza olumsuz etki edebilecek zorunlu olmayan beraberlikleri engelleyin. Üç aile ile sınırlı olsa bile mini bir MÜMİN TOPLUM kurun kendinize. Çocuklarınız ve ailelerinizle ilgili sürekli destek alın, bunun için tatilinizi feda etmek gerekiyorsa feda edin. Bunun için şehir değiştirmeniz gerekiyorsa değiştirin. Bunun için ülke değiştirmek gerekiyorsa değiştirin. Bu sizin hicretiniz ve cihadınız olsun. Bir gün Türkiye’ye dönmenin daha yararlı olabileceğini anlarsanız ve bunu da size yön verenler tavsiye ederseler dönün. Ve korkmayın. Tedbirli olun ama korkmayın. Allah yardımcınız olsun.
Allah yardımcınız olsun, işinizi kolay etsin. Çocukların yirmi beş yaşlarına kadar çıkarabilecekleri sorunlardan biridir bu sorun. Önünüzde iki seçenek var: Ya çocuğunuzu tavizsiz, bildiğiniz doğrunun gereği üzere namazla buluşturacaksanız ya da siz esneterek ve bu durumu görmüyor gibi yaparak sonunda namaz ehli olması için uğraşacaksınız. Birincisinin sonucunu zikretmek bile istemem; çocuğu temelden kaybedebilirsiniz. Ne namaz kalır ne kendisi, maazallah. İkinci yöntemi muhakkak uygulayın: - Sık sık olmamak kaydıyla namazı hatırlatın. Kılmadığında üzerine gitmeyin. - Sadece namaz konuşan bir anne baba asla olmayın. Konular renklenip dursun; en az boya çeşitleri kadar... - Her şeye ve her sonuca rağmen asla cezalandırmaya gitmeyin. Yüzüne yüzüne kınamayın onu. Kardeşi veya kuzeni ile sakın kıyaslama yapmayın. - Yaptığı diğer güzel işleri övün, ödüllendirin. (Bu nokta çok mühim, bunu unutmayasınız.) - Çocuğunuzun namazlı emsalleri ile buluşmasını sağlayın. Haftada bir bile olsa ona yakın yaşlardaki arkadaşları ile namazlı ortamlarda buluşsun. Bunun etkisi sizin nasihatinizden fazla olur. - Tabii ki duanın ne kadar önemli olduğunu söylemiyorum bile... - Eşinizle nöbetleşe yürütün bu projeyi. Mesela bir hafta siz, iki hafta eşiniz şeklinde olsun. Biiznillah sonunda namaz ehli bir çocuk göreceksiniz. Ama yirmi beş yaşı uç sınırdır bunu unutmayasınız.