Fetva Meclisi
Soru
Hocam, kızım on iki yaşına geldi ama namaz kıldıramıyorum. Artık bunalmaya başladım. Sanki namaz diye bir görevi yok gibi davranıyor, neredeyse bize diklenecek durumda. Ne tavsiye edersiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Bazı erkekler duygularını dışa vurmadan iç âlemlerinde yaşarlar. İçlerindeki sevgiyi çevreleriyle paylaş(a)mazlar. Kendi annelerine dahi sevgilerine hissettirme konusunda pasiftirler. Bu hususta ailenin çocuğunu yetiştirme noksanlığının da payı vardır. Böyle de olsa kocanızı tavrının sebebini bilmeden ve onun hakkında da konuşmadan size bir iki tavsiyede bulunabilirim. Bu konudaki rahatsızlığınızı dile getirmeye devam edin; vazgeçmeyin. Gerekirse duymak istediğiniz ifadeleri çocuğa ezberletir gibi siz söyleyin arkasından da ona söyletin. Arzuladığınız mutluluk ortamını kocanızın oluşturması için beklemeyin. Ortamı siz oluşturmaya çalışın. Örneğin baş başa bir gezintiye/gezmeye çıkın. Konuşun, konuşturmaya çalışın. Gülerek gözlerinin içine bakın. Bazen ellerinizle duygu yüklü bir şekilde kocanızın iki yanağına dokunun; yanaklarını sıkın. Güzel sözcüklerle hitap etmeye devam edin. Kayanın suyun damlarının sürekliliğinden aşınma vakti mutlaka gelecektir. Sakın yuvanızla ilgili olumsuz bir düşünce gelmesin. Evinizin bir yerinin tamire ihtiyacı varsa tamamını yıkmaz; tamir edersiniz. Siz de evinizdeki arızaları tespit ederek tamir etmeye çalışın. Olduğu kadarıyla ilgilenin. Olmadığını görmeyin. Sizin kocanıza ne sevginiz ne de saygınız da kusur olmasın. Allah yardımcınız. Sabırlı olun.
Selamünaleyküm. Namaz dinimizin direğidir, namazdan elbette taviz veremeyiz. Kendimiz, eşlerimiz, çocuklarımız açısından bakışımız böyle olmalıdır. Eşinizi namaza davette ısrardan vazgeçmeyin. Önce namazı oluşturacak alt yapıdan başlayın. Mesela bir iki ay evden çıkarken abdest alıp çıkmasını rica edin. Bir zaman sonra yatarken de abdest almasını rica edin. Başka bir zaman da çocuklardan birini bir camiye götürmesini rica edin. Bu tür uygulamalar bin zaman sonra namaza da ısınmasını sağlayacaktır. Yalnız sakın kendinizi savcı yerine koyarak konuşmayın, işi uzatırsınız. Sabredin, yılmayın. Allah yardımcınız olsun.
Allah yardımcınız olsun. Bu meseleyi sakın basit bir baş açma meselesi olarak görmeyesiniz. Yanlış taktik uygularsanız çocuklarınızın imanını ve hatta sağlıklarını kaybetmelerine sebep olabilirsiniz. Size şu tavsiyelerde bulunabilirim: - Önce bu tavsiyelerimi eşinizle istişare edin. Ortak bir noktada söz birliği yapın. İki başlı bir programı başaramazsınız. Eğer eşiniz farklı düşünüyorsa sorumluluğu o alsın, siz destek olun. Ortak noktada birleşebilirseniz size o destek olsun, siz programı yürütün. Uzun soluklu bir program uygulamaya hazırlıklı olun. Üç gün birkaç ay gibi olmayacak programınız. Çünkü kızlarınız deyim yerinde ise bir iç darbe almışlar ve bu darbe her şeyi silmeye götürebilecek kadar ağır olmuş maalesef. Uzun soluklu olacaksınız. Bu da büyük bir sabır demektir. Onları sakın çocuk görüp geçiştirici tavırlara girmeyin. Onlar belki de yaşlarının birkaç katı daha derinlerden ses veriyorlar size. Gidişat ne olursa olsun, ne kadar sinirlenirseniz sinirlenin asla anneliğinizi yani onları onlardan çok düşünen kimliğinizi kaybetmeyeceksiniz. Belki bir kenara çekilip ağlayacaksınız ama onlarla bir araya gelince doktor/hasta ilişkisi gibi ilişkiniz olacak. Bu noktadan asla taviz vermeyeceksiniz. Onlar çizgiyi biraz daha aşıp başörtüsü dışındaki alanlarda da taviz isteyebilirler. Her şeye rağmen siz merhametli, karşılıklı konuşabilen, “peki yavrum” diyebilen biri olacaksınız. Tehdidinizle değil merhametinizle etki edeceksiniz. Onları karşınıza alıp pazarcı ile pazarlık eder gibi pazarlık edin. “Ne istiyorsunuz?” deyin. “Nerede duracaksınız bu tavrınızla?” deyin. Karşılığında evdeki görevlerini, ahlâklarını, ibadetlerini bırakıp bırakmayacaklarını sorun. Onlardan söz alın. Bir nevi anlaşma yapın. Gerekiyorsa bu anlaşmayı yazılı yapın. İlerleyen aşamalarda en azından başörtüsü dışında her şeyin iyi gidiyor olmasına dikkat edin. Başörtüsü konusundaki açığı, evdeki diğer iyi ilişkileriniz kapatmaya yarasın. Tatlı anne, merhametli anne kimliğiniz merhem gibi, oluşmuş yaraları sürekli kapatıyor olsun. Hiçbir gelişme bu sevgi/merhamet düzeyinizi bozdurmasın. Sordukları her soruyu açık bir dille cevaplayın, tartışmalarına dalmadan kenardan cevaplar verin. Onlar sorup karıştırdıkça size yanaşmaya mecbur kalacaklardır. Siz sorgular/ayıplar ve hatalarını yüzlerine vurursanız içlerine kapanacaklar ve elinizden kaçacaklardır. Siz ve eşiniz şunu unutmayın: Kız çocuğu erkek gibi değildir. Kendisine ve size verebileceği zarar ne başörtüsü ile ölçülebilir ne de başka bir zararla. Bu gücü hisseder ve başka seçenek bırakmadığınızı düşünürse sizi kahredebilirler. Çok dikkatli olun. Sizin arkanızda ne toplum ne de kanun desteği vardır. Her şer güç onların yanındadır tam aksine. Dua en güçlü silahınızdır. Sabah akşam sürekli o güce sığının. Hususi teheccüde kalkıp dualar edin. Salih kimselerden isminize dualar talep edin. Eşinizle süreç üzerinde fikir alışverişinde bulunun ama tartışmayın, birbirinizi itham etmeyin. Buna ne gücünüz vardır ne de fırsatınız. Bile bile enerjinizi tüketmeyin. Onların evde kalmaları sizin için bir rahmettir. Mümkün olduğu kadar evde kalsınlar. Akrabalar arasında onların halini yaygın bir gündem olarak yerleştirmemeye çalışın. Aksi takdirde “artık böyleyiz” diye inandırırlar kendilerini. Kapıyı da geri dönmeye karşı sıkıca kapatmış gibi olurlar. Çok bunalırsanız siz kendiniz bir psikologdan destek alabilirsiniz. Çocuklarınızı onlarla rahat görüşebilecek ilim adamları ile tanıştırmaya bakın. Mesela evinize ilim adamlarını davet edin, onlarla dolaylı olarak tanışmış olsunlar. Âlimlerin onları itmediğini görünce rahatlayacaklardır. Biiznillah, iyi bir program takip ederseniz bir hastalık gibi bu sıkıntı da tedavi olur ve yavrularınız asıl kimliklerine dönerler. Sizin sıkıntınız da size ecir olmuş olur. Bu bilgileri tekrar özetliyorum: Heyecanlanıp ürkmeyin. Uzun süreli bir tedaviye hazır olun. Asla eşinizle tartışma konusu yapmayın bunu. Sık sık istişare edin. (Mesela uygulamanın ikinci ayında tekrar yazabilirsiniz bize.) Dua silahınızı unutmayın. Hep anne kalın, merhamet ayarınızı yükseltin, kollarınızı daha uzun açın. Sonunda merhametiniz ve sabrınızın önünde şeytanın saldırıları çökecektir biiznillah. Sizin için dua ederim. Allah muininiz olsun, size sabırlar indirsin. Amin.
Selamünaleyküm.Size sabır diliyorum. Evet, katlanılması sıkıntılı bir süreçle imtihan oluyorsunuz. Anlattığınız kadarıyla siz haklısınız. Eşinizin yaptığı kendisine ve size kuyu kazmaktır. Bunda bir itiraz yoktur. Siz ise, susadıkça tuzlu su içiyorsunuz. Tuzlu su içtikçe de susuyorsunuz. Size öncelikli tavsiyemiz, eşinizin üzerinde etkisi olan çevreyi değiştirin; kadına karşı en büyük silah kadındır. Ona etki eden başka kadınlar vardır muhakkak. Bu kadınlar annesi olur, komşusu olur. Her kim ise siz, eşinize yeni bir çevre oluşturun. Bütçenizden ilave ayırın ve süslenmeye teşvik edin onu. Cinsel gücünü ve isteğini artıracak gıda tüketimini sağlayın. Size üç çocuk verdiğine göre tamamen kör bir kadın değil demek ki, siz hamle yapmak zorundasınız. Nasihat yerine uygulama yapın. Eşiniz de insandır, kadındır. Her kabahati ona yıkmayın. Ben size desem ki, siz de bir erkek olarak becerip bir kadını şekillendiremediniz, ne diyeceksiniz? Bu kadın üç çocuk doğurduğuna göre kendini ispat etmiştir. Siz bir nasihat edip ömür boyu garanti bekliyorsunuz. Allah Teâlâ her gün beş kere ezan okutuyor da yine namaz kılmıyor insanlar. Sakın surat asmayın, sadece kendinizi yakarsınız. Kadına karşı kati zafer kazanmış erkek yoktur bu dünyada. Kendi kendinizi yiyerek bitirirsiniz de onu bitiremezsiniz. Kadın tatlı dilden anlar, nazlanmak ister. Sürekli alaka ister. Bunları yapın siz.Evlilik böyle bir şeydir, her gün takviye ister, her gün. Siz çabuk yılıyorsunuz. Tuzlu su içme yerine daha aktif olun, kendinizi cazip duruma getirin, peşinizden koşmak istesin. Yatak odasını renklendirin. Mesela banyoyu daha neşeli duruma getirin. Sık sık olmasa da baş başa kalabileceğiniz uzak geziler yapın. Yenilik yapmak sizin görevinizdir. Bıkmayın, usanmayın, erken verdiğiniz kararın şeytandan olacağını unutmayın. Sonunda kazanmak üzere yol alın. Dua etmeyi ihmal etmeyin. Allah size sabırlar versin.
Evlilik kararı verirken basiretli davranamamışsın, bunun bir yorumu olabilir ama anne olduktan sonra vereceğin kararlarında yine basiretsiz davranırsan bunun anlamlı bir yorumu olamaz. Zannederim, kendini bile bile yıpratacak bir takıntı içindesin. Şunları tavsiye edebilirim sana: Dini hayatını Allah’ın emir ve yasakları, Allah’ın rızası için yapılacak nafileler olmak üzere iki görev üzerinde yürütmeye çalış. Farzlar ve haramlar konusunda kimseye taviz verme. Hayatın gibi gör farzları ve haramları. Nafileler de ise tercih yapmayı becer. Sen bunu beceremezsen şeytan seni ailen üzerinden sömürmeyi becerir. Bu kurala ilmihal öğrenmen de dâhildir. Ne kadar eşinin hataları ve ne kadar senin özel beklentin üzerinden değerlendirme yaptığına dikkat et yani kendine karşı da adil ol, dengeli ol. Aile huzurun, eşinle saadetin nafile ibadetlerin önüne geçebilir. Bu gerçeği benimsemeye çalış. Huzurun olmadan nafile ibadet bile yapamazsın. Basiretli ve anlamlı işler yapman durumunda eşinin iyi bir öğretmeni olabilirsin ve bunun yararı onun kadar sana da döner. Erkeklere eşlerinden nasihat dinlemenin ağır gelebileceğini unutma. En anlamlı ve gerekli nasihati bile yapsan, sana inat o yanlışında direnebilir. Sen doğru diye anlatmaya ısrar ettikçe yokuşta daha fazla hızlı koşmaya çalışan birine benzersin. Boşuna yorulursun ve boşuna nabzını artırırsın. Sonuca da ulaşamazsın. Bütün bunları uzun bir zamana mesela bir beş yıla yaymaya çalış. Kimsenin huyu suyu iki haftada değişmez. Sabret ve kazan. Allah yardımcın olsun. Âmîn.
Selamünaleyküm. Sağlığımızın iniş çıkışları olduğu gibi ibadet hayatımızın da iniş çıkışları olabilir. Allah Teâlâ hepimizi iman ve ibadet ehli olarak bu hayatı bitirebilenlerdin kılsın. Eşinizi geçici bir sorun yaşıyor olarak kabul edin, daha rahat çözersiniz sorunu. Bıktıracak tarzı da seçmeyin. Her gün aynı tepkilerle karşısına çıkmayın. Ara ara ve farklı diller kullanın. Onun durumun çocuğunuza yansıtmayın. Adı kirlenmesin. İç sesler genellikle boş vakitten ve gereksiz işlerle meşguliyetten kaynaklanır. Dolu dolu bir hayat yaşayın. Daha kaliteli işler üretin. Kur'an okumayı ve zikir yapmayı ihmal etmeyin.
anne konusundaki diğer fetvalar
Her yerde her zaman Müslümanca yaşamaya ve nesil yetiştirmeye hazır olun. Hedefiniz HER YER VE HER ZAMAN olsun. Kendinizi buna kilitleyebilirseniz daha cesur iş yaparsınız. Aksi takdirde yeni nesli yetiştirebilmek için gidebileceğiniz yer neredeyse yoktur. Dünyanın her yerinde oraya ait sorunlar bulunuyor. Şöyle bir planınız olsun: Önce kendi imanınızı ve iffetinizi korumayı ve öyle ölmeyi gaye edinin. Kendi gayretlerinizden çok Allah’ın yardımına güvenin, bunun için de dualar edin. Evinizi mü'min bir ev, bir Kur'an medresesi yapın. Bu elbette sizin çapınız ve imkânınız kadar olacak. Çevre seçin. Yakın akrabalar bile olsa çocuklarınıza olumsuz etki edebilecek zorunlu olmayan beraberlikleri engelleyin. Üç aile ile sınırlı olsa bile mini bir MÜMİN TOPLUM kurun kendinize. Çocuklarınız ve ailelerinizle ilgili sürekli destek alın, bunun için tatilinizi feda etmek gerekiyorsa feda edin. Bunun için şehir değiştirmeniz gerekiyorsa değiştirin. Bunun için ülke değiştirmek gerekiyorsa değiştirin. Bu sizin hicretiniz ve cihadınız olsun. Bir gün Türkiye’ye dönmenin daha yararlı olabileceğini anlarsanız ve bunu da size yön verenler tavsiye ederseler dönün. Ve korkmayın. Tedbirli olun ama korkmayın. Allah yardımcınız olsun.
Anne babaya hizmet etmek Allah’ın emridir. Allah’ın kulu olduğuna iman eden herkes bu emre muhataptır. Bu emir açısından erkek kadın ayrımı yoktur. Çocuklardan biri yaptığı hizmetin karşılığı bir ücret alamaz. Bu bir nevi namazı ücretle kılmak gibi olur. Çocuklardan biri, o hizmeti yaptığı için maişetini temin edemeyecek bir zorluk içinde kaldığı için diğer kardeşleri onu desteklerler ise bu caiz olur. Evli bir kız çocuğu, önceliği eşine vermek durumunda olduğu için anne babasının hizmetinden geri kalıyorsa onun için günah söz konusu olmayabilir.
Allah’ın cennetine girmek isteyen herkes anne babasının hizmetinde bulunmak zorundadır. Evli veya bekâr olmak bu kuralı değiştirmez. Çünkü bu bir ibadettir, ibadet herkesin sorumluluğudur. Böyle bir ayrıma gitmeden herkes namaz kıldığı gibi ebeveyninin rızasını kazanmaya da gayret etmelidir. Gücünün yetmediği bir noktaya gelen elbette güç yetiremediğinden sorumlu olmaz. Ne kadar gücü yetiyordu da yetmedi dedi onu sadece Allah bilir.
Allah Teâlâ bu mübarek günde dedenize rahmet etsin. Âmîn. Hatimle teravih kılmak bir nafile ibadettir. Sevabı ve bereketi ne olursa olsun nafiledir. Gideceğiniz cenaze namazı ve annenize refakatiniz de nafile bir ibadettir. İki nafile arasında tercih yaptığınızı unutmayın. Hatimle teravih ve mubah bir iş şeklinde tercih yapacak olsa idiniz kesinlikle teravihi kaçırmayın denirdi ama burada iki nafile arasında tercih yapacaksınız. Belki de annenizin gönlü burada teravihten de ağır basabilir, tekrar düşünün. Allah Teâlâ muvaffak etsin. Âmîn.
Evet, asıl endişemizin cennete girmenin “bize de nasip olması” olmalıdır. Allah Teâlâ lütfu ve keremi ile hepimizi mü'min kulları olarak cennetlerine kabul buyursun. Âmîn. Bu konudaki bilgimizi şöyle özetleyebilirim: Âlimlerimiz, ruh verilip yaratıldıktan sonra buluğa ermeden vefat eden annesi babası Müslüman çocukların cennette olduklarını söylemişlerdir. Elimizdeki hadislerden anlaşılan da budur. Bu da esasen onların anne ve babalarına Allah Teâlâ’nın bir ikramıdır. Öldükten sonra berzah âlemindeki çocukların ruhları direkt cennete geçer ve İbrahim aleyhisselamın himayesinde kıyameti beklerler. Bu da hadislerden anlaşılıyor. Kıyamet koptuğunda ise çocuklar da kabirlerinden büyükler gibi diriltilecekler ve anne babalarına şefaat edecekler. Allah’ın lütfu ile de cennete girecekler. Cennete girdikten sonra da herkes otuz üç yaşında olacak. Âlimlerin önemli bir bölümünün kanaatine göre anne babası Müslüman olmayan çocuklar da çocuk olarak öldü iseler onlar da sonuçta cennette olacaklardır.
Bir kere şunu bilmelisiniz: Güzellik denen şeyin bir üst sınırı yoktur, kim kime göre ne kadar güzeldir bunu ölçülendiremeyiz aslında. Herkesin beğenisi farklıdır, bu da normaldir. Siz konuya güzeldi değildi penceresinden bakmak yerine “onu beğenmedim” diye bakmaya çalışın. Beğenmediğiniz biri ile de evlenmeyin. Karakter ve diğer beğendiğiniz yönleri o açığı kapatamayabilir. Sizdeki bu beğenmeme bir psikolojik takıntı ise yani kolay kolay kimseyi beğenmiyorsanız o takdirde bir psikologla muhakkak görüşün.