Fetva Meclisi
Soru
Hocam bakıma muhtaç anne veya baba bekâr olan çocuklarının sorumluluğunda mıdır? Evlenen çocuğu bu sorumluluğu taşımaz mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Allah’ın cennetine girmek isteyen herkes anne babasının hizmetinde bulunmak zorundadır. Evli veya bekâr olmak bu kuralı değiştirmez. Çünkü bu bir ibadettir, ibadet herkesin sorumluluğudur. Böyle bir ayrıma gitmeden herkes namaz kıldığı gibi ebeveyninin rızasını kazanmaya da gayret etmelidir. Gücünün yetmediği bir noktaya gelen elbette güç yetiremediğinden sorumlu olmaz. Ne kadar gücü yetiyordu da yetmedi dedi onu sadece Allah bilir.
Allah’ın cennetine girmek isteyen herkes anne babasının hizmetinde bulunmak zorundadır. Evli veya bekâr olmak bu kuralı değiştirmez. Çünkü bu bir ibadettir, ibadet herkesin sorumluluğudur. Böyle bir ayrıma gitmeden herkes namaz kıldığı gibi ebeveyninin rızasını kazanmaya da gayret etmelidir. Gücünün yetmediği bir noktaya gelen elbette güç yetiremediğinden sorumlu olmaz. Sizin durumunuzda da anne-babanıza hizmet edebilmek niyetiyle bulunduğunuz şehirde kalabilmeyi istemeniz makul bir durumdur. Ancak evlilik ihtiyacınızın sizi sıkıştırdığını hissedip şehir dışına dahi razı olacak bir duruma gelmenize rağmen hâlâ şehirde kalmak istiyorsanız kaş yaparken göz çıkarmış olursunuz. Üzerinize düşen vazifeyi yaptıktan sonra kendi ihtiyaçlarınızı göz önünde bulundurmanız gerekmektedir.
Hastaya bakmak bir insanlıktır. İnsanlıktan herkes sorumludur. Aynı zamanda da bir sevap kaynağıdır. Kim bakıyorsa o sevap kazanıyor, kim de yapabileceğini yapmıyorsa sevaptan mahrum kalıyordur. Bir noktadan sonra hasta, onun ihmali ile daha kötü oluyorsa günaha da giriyordur.
Biz elhamdülillah mü'min insanlarız. İmanımızın en önemli temellerinden biri de kadere imanımızdır. İnsanların çocuklarının nasıl olacakları da kaderin ayrıntılarındandır. Çocukların iyi veya kötü olması onların kaderi ile alakalıdır. Babalar ve anneler çocuklarının iyi/salih olmaları için çalışmakla yükümlüdürler. Ebeveyn çocuğunu ateşten korumaya çalışır. Yaşadığı çağın imkânlarına göre bu hususta gerekeni yapmış bir baba ve anne sorumluluktan kurtulmuştur. Ne kadar gerekeni yapmıştı veya yapmamıştı, bunu sadece Allah Teâlâ bilir. Sadece bir okula göndermek veya ara sıra nasihat etmek ya da kızmak, tehdit etmek gibi yöntemleri yeterli bulan biri başka, her anını çocuklarının ne olacakları endişesi ile yaşayan ve gayret eden biri başkadır şüphesiz. Müslüman’ın ailesi ile alakalı sorumluluğu ile dinine hizmet etmesi sorumluluğu aynı şeyler değildir. İki ayrı görevden birini yapmış olmak diğerinden muaf olmayı gerektirmez. Tıpkı namaz ve oruç gibi; birini yapmış olmak diğerinden muaf olmak getirmez. Baba ve anne gerekeni yaptıktan sonra çocuğunun fasık veya kâfir olması bir imtihandır. Bu imtihandan da o sorumlu değildir. Kimse kimsenin hidayetini direkt sağlayabilecek güce sahip değildir. Çevremizde veya tarihte gördüğümüz örneklerdeki gibi bir durumu o kişilerin imtihanı olarak yorumlamamız gerekmektedir.
Anne babaya hizmet etmek Allah’ın emridir. Allah’ın kulu olduğuna iman eden herkes bu emre muhataptır. Bu emir açısından erkek kadın ayrımı yoktur. Çocuklardan biri yaptığı hizmetin karşılığı bir ücret alamaz. Bu bir nevi namazı ücretle kılmak gibi olur. Çocuklardan biri, o hizmeti yaptığı için maişetini temin edemeyecek bir zorluk içinde kaldığı için diğer kardeşleri onu desteklerler ise bu caiz olur. Evli bir kız çocuğu, önceliği eşine vermek durumunda olduğu için anne babasının hizmetinden geri kalıyorsa onun için günah söz konusu olmayabilir.
Nasıl namaz herkesin kendisine ait bir görev ise anne baba görevi de herkesin kendine ait bir görevdir. Kim cenneti kazanmak istiyorsa bu görevi yerine getirir. Büyük küçük yok, mü'min olmak veya olmamak var. Allah kolay etsin.
anne konusundaki diğer fetvalar
Allah Teâlâ bu mübarek günde dedenize rahmet etsin. Âmîn. Hatimle teravih kılmak bir nafile ibadettir. Sevabı ve bereketi ne olursa olsun nafiledir. Gideceğiniz cenaze namazı ve annenize refakatiniz de nafile bir ibadettir. İki nafile arasında tercih yaptığınızı unutmayın. Hatimle teravih ve mubah bir iş şeklinde tercih yapacak olsa idiniz kesinlikle teravihi kaçırmayın denirdi ama burada iki nafile arasında tercih yapacaksınız. Belki de annenizin gönlü burada teravihten de ağır basabilir, tekrar düşünün. Allah Teâlâ muvaffak etsin. Âmîn.
Evet, asıl endişemizin cennete girmenin “bize de nasip olması” olmalıdır. Allah Teâlâ lütfu ve keremi ile hepimizi mü'min kulları olarak cennetlerine kabul buyursun. Âmîn. Bu konudaki bilgimizi şöyle özetleyebilirim: Âlimlerimiz, ruh verilip yaratıldıktan sonra buluğa ermeden vefat eden annesi babası Müslüman çocukların cennette olduklarını söylemişlerdir. Elimizdeki hadislerden anlaşılan da budur. Bu da esasen onların anne ve babalarına Allah Teâlâ’nın bir ikramıdır. Öldükten sonra berzah âlemindeki çocukların ruhları direkt cennete geçer ve İbrahim aleyhisselamın himayesinde kıyameti beklerler. Bu da hadislerden anlaşılıyor. Kıyamet koptuğunda ise çocuklar da kabirlerinden büyükler gibi diriltilecekler ve anne babalarına şefaat edecekler. Allah’ın lütfu ile de cennete girecekler. Cennete girdikten sonra da herkes otuz üç yaşında olacak. Âlimlerin önemli bir bölümünün kanaatine göre anne babası Müslüman olmayan çocuklar da çocuk olarak öldü iseler onlar da sonuçta cennette olacaklardır.
Allah yardımcınız olsun, işinizi kolay etsin. Çocukların yirmi beş yaşlarına kadar çıkarabilecekleri sorunlardan biridir bu sorun. Önünüzde iki seçenek var: Ya çocuğunuzu tavizsiz, bildiğiniz doğrunun gereği üzere namazla buluşturacaksanız ya da siz esneterek ve bu durumu görmüyor gibi yaparak sonunda namaz ehli olması için uğraşacaksınız. Birincisinin sonucunu zikretmek bile istemem; çocuğu temelden kaybedebilirsiniz. Ne namaz kalır ne kendisi, maazallah. İkinci yöntemi muhakkak uygulayın: - Sık sık olmamak kaydıyla namazı hatırlatın. Kılmadığında üzerine gitmeyin. - Sadece namaz konuşan bir anne baba asla olmayın. Konular renklenip dursun; en az boya çeşitleri kadar... - Her şeye ve her sonuca rağmen asla cezalandırmaya gitmeyin. Yüzüne yüzüne kınamayın onu. Kardeşi veya kuzeni ile sakın kıyaslama yapmayın. - Yaptığı diğer güzel işleri övün, ödüllendirin. (Bu nokta çok mühim, bunu unutmayasınız.) - Çocuğunuzun namazlı emsalleri ile buluşmasını sağlayın. Haftada bir bile olsa ona yakın yaşlardaki arkadaşları ile namazlı ortamlarda buluşsun. Bunun etkisi sizin nasihatinizden fazla olur. - Tabii ki duanın ne kadar önemli olduğunu söylemiyorum bile... - Eşinizle nöbetleşe yürütün bu projeyi. Mesela bir hafta siz, iki hafta eşiniz şeklinde olsun. Biiznillah sonunda namaz ehli bir çocuk göreceksiniz. Ama yirmi beş yaşı uç sınırdır bunu unutmayasınız.
Bir kere şunu bilmelisiniz: Güzellik denen şeyin bir üst sınırı yoktur, kim kime göre ne kadar güzeldir bunu ölçülendiremeyiz aslında. Herkesin beğenisi farklıdır, bu da normaldir. Siz konuya güzeldi değildi penceresinden bakmak yerine “onu beğenmedim” diye bakmaya çalışın. Beğenmediğiniz biri ile de evlenmeyin. Karakter ve diğer beğendiğiniz yönleri o açığı kapatamayabilir. Sizdeki bu beğenmeme bir psikolojik takıntı ise yani kolay kolay kimseyi beğenmiyorsanız o takdirde bir psikologla muhakkak görüşün.
Dindar kadınla evlenip evliliğin hayrını görmek isteyen birisinin aradığı kadın olmak için şunlara dikkat edilmelidir: İman esasları konusunda saplantılı ve tavizci olmayacak. Allah’a, peygamberlerine, ahiret gününe, Kur'an ve sünnete tavizsiz ve tartışmasız bağlı olacak, bu bağlılığı ile de iftihar edecek, kınayanın kınamasından çekinmeyecek. Karşılığını Allah’tan bulacağına inanarak eşinin gönlünü yapacak, kadınlığın gereklerini elinden geldiği kadarı ile aksatmayacak. Eş ve anne olmayı ibadet içerikli bir iş olarak görecek. Eşinin aynı zamanda bir nevi annesi gibi olacak ve onun imanına, ahlakına yardımcı olacak. Eksiklerini tamamlayacak. Ahlâk zafiyeti bulunmayacak. Büyük haramlardan kesinlikle uzak duracak ve küçük günahlarda da ısrarcı olmayacak, tevbekâr ve istiğfarlı biri olacak. İbadetlerini aksatmayacak. Namaz başta olmak üzere farz ibadetlerden geri kalmadığı gibi nafile takviyesi de bulunacak.