Fetva Meclisi
Soru
Hocam benim iki tane kızım var. Biri on sekiz diğeri on altı yaşında, bu yaşlarına kadar başları örtülüydü ama şimdi onları on yaşında kapattığım için başlarını açmak istiyorlar. Bir yıldır bu konuyla uğraşıyorum ve başımızı açmadan okula gitmeyeceğiz diyerek bir haftadır okula gitmiyorlar. Ne yaptıysam onları ikna edemiyorum, dışarı da çıkmıyorlar ve babaları bu konuda çok katı ve kuralcı. Eşim ve çocuklarım arasında kaldım bu konuda ne yapmalıyım? Çocuklara nasıl davranmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu durumdaki genç bir kız için nasihat, rica gibi yöntemler veya azarlama, kınama gibi tavırlar olumlu sonuç vermez. Büyük oranda daha da sertleşmeye ve uzaklaşmaya götürebilir maazallah. Şöyle bir yöntem izlemenizi ve sabırla sonucu beklemenizi tavsiye ederiz: - Sanki küçük bir çocukmuş da başını açmış gibi bakmaya çalışın, buna kendinizi ikna edin. - Onunla günlük hayata dair ortak noktalar oluşturun. Mesela sevdiği aile bireylerini beraberce ziyaret etme, onunla birliktelikten hiç bunalmıyormuş gibi gösterip beraberce gezme... - Örtü ve benzeri konuları onunla hiç konuşmayın ama hiç! - Babalık ve annelik sevginizi, alakanızı artırın. 'Canım kızım' gibi ifadeleri samimi bir şekilde kullanın. Mantığımız şu olacak: Zaten bu küçük çocuk, başını örtmese de olur. - Sevginizi artırmakla onun imandan çıkmasını engellemiş olursunuz. Çok geçmeden de eskisinden daha iyi örtünür biiznillah. Örtüsüne takılır kalırsanız yarın maazallah imanı ile ilgili ne yapacağınızı araştırmak zorunda kalabilirsiniz. Beterin beteri var. Kendinizden ittikçe o da şeytana daha yakın duracaktır. Bu durumda iken onu kurtarma ihtimaliniz üç ise o zaman bire düşecektir. - İnsanların, akrabalarınızın ne dediğine ne diyeceğine takılmayın. Sizin derdiniz size yeter, ateş düştüğü yeri yakar. Sizden başkası size kesin çare olacak şeyler göstermez. - Bu reçete zordur ama en azından sebep siz olmadığınız için veya onu daha fazla itmediğiniz için huzur içinde olursunuz. Aksi ise hem onu kaybetme hem kendinizi yıpratma ve kahretme şeklinde olur. - Bitmez tükenmez bir dua hamlesi başlatın. Onun yüzüne veya duyacağı ortamlarda değil ama siz ve Rabbiniz başbaşa iken çokça dua edin. Özellikle zaman zaman teheccüde kalkın ve dua edin. Duanız ve sabrınız yoksa Allah'ın yardımı da yok gibidir, bunu unutmayasınız. - Allah yardımcınız olsun, size sabırlar indirsin. Amin.Bu durumdaki genç bir kız için nasihat, rica gibi yöntemler veya azarlama, kınama gibi tavırlar olumlu sonuç vermez. Büyük oranda daha da sertleşmeye ve uzaklaşmaya götürebilir maazallah. Şöyle bir yöntem izlemenizi ve sabırla sonucu beklemenizi tavsiye ederiz: - Sanki küçük bir çocukmuş da başını açmış gibi bakmaya çalışın, buna kendinizi ikna edin. - Onunla günlük hayata dair ortak noktalar oluşturun. Mesela sevdiği aile bireylerini beraberce ziyaret etme, onunla birliktelikten hiç bunalmıyormuş gibi gösterip beraberce gezme... - Örtü ve benzeri konuları onunla hiç konuşmayın ama hiç! - Babalık ve annelik sevginizi, alakanızı artırın. 'Canım kızım' gibi ifadeleri samimi bir şekilde kullanın. Mantığımız şu olacak: Zaten bu küçük çocuk, başını örtmese de olur. - Sevginizi artırmakla onun imandan çıkmasını engellemiş olursunuz. Çok geçmeden de eskisinden daha iyi örtünür biiznillah. Örtüsüne takılır kalırsanız yarın maazallah imanı ile ilgili ne yapacağınızı araştırmak zorunda kalabilirsiniz. Beterin beteri var. Kendinizden ittikçe o da şeytana daha yakın duracaktır. Bu durumda iken onu kurtarma ihtimaliniz üç ise o zaman bire düşecektir. - İnsanların, akrabalarınızın ne dediğine ne diyeceğine takılmayın. Sizin derdiniz size yeter, ateş düştüğü yeri yakar. Sizden başkası size kesin çare olacak şeyler göstermez. - Bu reçete zordur ama en azından sebep siz olmadığınız için veya onu daha fazla itmediğiniz için huzur içinde olursunuz. Aksi ise hem onu kaybetme hem kendinizi yıpratma ve kahretme şeklinde olur. - Bitmez tükenmez bir dua hamlesi başlatın. Onun yüzüne veya duyacağı ortamlarda değil ama siz ve Rabbiniz başbaşa iken çokça dua edin. Özellikle zaman zaman teheccüde kalkın ve dua edin. Duanız ve sabrınız yoksa Allah'ın yardımı da yok gibidir, bunu unutmayasınız. - Allah yardımcınız olsun, size sabırlar indirsin. Amin.
Siz eşinizi koruyup yönlendiremezsiniz, boşuna emek vermeyin. Siz Allah’ı koruyun Allah da sizi korktuklarınızdan korusun. Bu iş böyledir. Rakipleriniz bir veya bin değil ki, nasıl baş edeceksiniz? En iyisi siz Rabbinize yönelin. Bunun için size tavsiyem şudur: Eşinizi kontrol altında tutmayı bir mücadele tarzı olarak benimsemeyin. Kendinize iyi bakın. Eşinizin cazip bulduğu renkleri giyinin, onun hoşuna giden parfümü kullanın. Onun sevdiği yemeklerle ilgilenin. Eşinizle siz bu konuları tartıştıkça onu başkalarına ittiğinizi iyi bilin. Emreden, açık sözlerle yönlendirmeye çalışan, sürekli tenkit eden kadın itici kadındır. Bunlar da sizin can noktalarınızdır. Cinsel ilişkinizin uzun soluklu olmasına gayret edin. Gerekiyorsa bir ilişkiyi bir saat gibi uzun tutmaya gayret edin. Eşiniz beceremese bile siz becermeye çalışın. Eşinizle kadın dünyasını konuşmak veya ikaz etmek yerine onu takvaya çekecek ibadetlere yönlendirin. Kur'an okumasını, camiye gitmesini, oruç tutmasını, kitap okuyup sohbet dinlemesini önermeye çalışın. Ve sabredin. Bu dünya savaşını sabredenler kazanacak. Sadece sabredenler… Gerisi toptan kaybedenlerden olacak. Bunu unutmayın.
Bazı erkekler duygularını dışa vurmadan iç âlemlerinde yaşarlar. İçlerindeki sevgiyi çevreleriyle paylaş(a)mazlar. Kendi annelerine dahi sevgilerine hissettirme konusunda pasiftirler. Bu hususta ailenin çocuğunu yetiştirme noksanlığının da payı vardır. Böyle de olsa kocanızı tavrının sebebini bilmeden ve onun hakkında da konuşmadan size bir iki tavsiyede bulunabilirim. Bu konudaki rahatsızlığınızı dile getirmeye devam edin; vazgeçmeyin. Gerekirse duymak istediğiniz ifadeleri çocuğa ezberletir gibi siz söyleyin arkasından da ona söyletin. Arzuladığınız mutluluk ortamını kocanızın oluşturması için beklemeyin. Ortamı siz oluşturmaya çalışın. Örneğin baş başa bir gezintiye/gezmeye çıkın. Konuşun, konuşturmaya çalışın. Gülerek gözlerinin içine bakın. Bazen ellerinizle duygu yüklü bir şekilde kocanızın iki yanağına dokunun; yanaklarını sıkın. Güzel sözcüklerle hitap etmeye devam edin. Kayanın suyun damlarının sürekliliğinden aşınma vakti mutlaka gelecektir. Sakın yuvanızla ilgili olumsuz bir düşünce gelmesin. Evinizin bir yerinin tamire ihtiyacı varsa tamamını yıkmaz; tamir edersiniz. Siz de evinizdeki arızaları tespit ederek tamir etmeye çalışın. Olduğu kadarıyla ilgilenin. Olmadığını görmeyin. Sizin kocanıza ne sevginiz ne de saygınız da kusur olmasın. Allah yardımcınız. Sabırlı olun.
Allah yardımcınız olsun, işinizi kolay etsin. Çocukların yirmi beş yaşlarına kadar çıkarabilecekleri sorunlardan biridir bu sorun. Önünüzde iki seçenek var: Ya çocuğunuzu tavizsiz, bildiğiniz doğrunun gereği üzere namazla buluşturacaksanız ya da siz esneterek ve bu durumu görmüyor gibi yaparak sonunda namaz ehli olması için uğraşacaksınız. Birincisinin sonucunu zikretmek bile istemem; çocuğu temelden kaybedebilirsiniz. Ne namaz kalır ne kendisi, maazallah. İkinci yöntemi muhakkak uygulayın: - Sık sık olmamak kaydıyla namazı hatırlatın. Kılmadığında üzerine gitmeyin. - Sadece namaz konuşan bir anne baba asla olmayın. Konular renklenip dursun; en az boya çeşitleri kadar... - Her şeye ve her sonuca rağmen asla cezalandırmaya gitmeyin. Yüzüne yüzüne kınamayın onu. Kardeşi veya kuzeni ile sakın kıyaslama yapmayın. - Yaptığı diğer güzel işleri övün, ödüllendirin. (Bu nokta çok mühim, bunu unutmayasınız.) - Çocuğunuzun namazlı emsalleri ile buluşmasını sağlayın. Haftada bir bile olsa ona yakın yaşlardaki arkadaşları ile namazlı ortamlarda buluşsun. Bunun etkisi sizin nasihatinizden fazla olur. - Tabii ki duanın ne kadar önemli olduğunu söylemiyorum bile... - Eşinizle nöbetleşe yürütün bu projeyi. Mesela bir hafta siz, iki hafta eşiniz şeklinde olsun. Biiznillah sonunda namaz ehli bir çocuk göreceksiniz. Ama yirmi beş yaşı uç sınırdır bunu unutmayasınız.
Endişelenmeyin. Uzaktan yapıp yapamayacağına dair bir karar vermek isabetli olmaz. Şu anda da vakıf olarak kapalıyız. Yalnız sözünü ettiğiniz durum ortada ise çocuğa acilen hafızlığı bıraktırın. Bunu yaparken de bir plan dâhilinde yapın. Şöyle yapabilirsiniz: Hocası ile görüşün. Hocası kızımızın tıkandığını bir süre izin yapmasının yararlı olacağını size ve ona söylesin. Siz de “elbette, bize kızımızın huzuru gerekli, o nasıl isterse biz öyle yaparız” gibi bir cevap verin. Kızınız, sizden ve evden ürkmesin. Böylece kıza en az üç ay izin alın. Bu üç ayda kızımız toparlanabilirse zaten kendisi ben gideceğim der, sorun da çözülmüş olur. Olmazsa üç ay daha izin alırsınız. Bu arada da asla onunla bırakma konusunu tartışmayın. Alakanız azalmasın. Bilhassa annesi yüz asmasın onun yanında. Akrabanızla onun bu durumunu paylaşmayın. Özellikle de onun yanında hiç konuşmayın. Bu zaman zarfında imkânlar düzelir de bize gelebilirseniz biz de inceler size cevap veririz biiznillah. Diğer okul programı da bu arada devam etsin. Şeytan sizi yıkmasın, dikkat edin. Yavrunuz için sabah namazlarından sonra dua edin. O size, iyi bir insan, iyi bir Müslüman olarak lazımdır. Böyle yaparsanız bunları kaybetmezsiniz Allah’ın izni ile.
Kızım, Allah sana sabır versin. Hayat bir mücadeledir, sen de bu mücadeleyi seninle ilgili takdir edilen şekliyle yaşıyorsun. Sabredersen ahiretini kazanırsın. Sabretmezsen burada sıkıntı orada ise hesap seni bunaltır. Şöyle bir uygulama yap: Annenle hiç bir konuda tartışma. Hesaplaşma yapma onunla. Allah'ın farz ve haramları dışında da ona aykırı olmamaya çalış. Mesela başını aç derse sakın açma ama şu renk kullan başörtünü derse onu yap. Böyle bir denklem kurmaya çalış. Annene değil kendi iradene güvenerek hayatını planla. Annenden doğacak açığı da amcan, dayın gibi başka bir aile büyüğün olan mahreminle doldur. Anneni doğal bir sevgi ile sevemiyorsan da mesafeli ve seviyeli bir sevgiyi korumak zorundasın. Hürmetini yap ama uzatma mesela. Sakın, evindeki bu durum sebebi ile acele karar verilmiş bir evlilik yapmayasın. Bu günlerini mumla arayacağın bir hata yapmış olursun. Danış, araştır, düşün öyle evlen. Bir de şunu unutmayasın: O kadın, kim olursa olsun senin annendir, annen! Gelme dese de bir zaman sonra gevşeyecektir. Senin tartışmadığını, bilakis seviyeli durduğunu görmesi onu değiştirir. Kızım, sana dualar ederim. Allah'a emanet olasın.
anne konusundaki diğer fetvalar
Allah’ın helal ettiği bir işi size kimse yasaklayamaz. Çocuklarınızın bu konudaki hak iddiaları boş bir söz ve edep dışılıktır. Onlar evlenip evlerinde keyif sürerken sizin evde dul beklemenizi istemeleri diye bir hak yoktur. Belki küçük olsalar da evlenmeniz onları süründürecek olsa “biraz daha sabretsen iyi olur” diyebilirdik size. Bu durumda ise Allah’ın size verdiği hakkı kullanın. Ashab-ı Kiram kadınları eşleri şehit düştükten sonra iddetini bekleyip evlendiler. Göklerin yerle bitişik olduğu bir zaman ve ortamda onları kimse ayıplamadı. Helal ve uygun bir evlilik fırsatı bulduğunuzda hemen evlenin, tereddüt etmeyin. Mübarek olsun.
Kocanızın annesine fitre vermenizde fitreyi veren kocanız ise bu şu anlama geliyor: Kişi fitresini annesine veriyor. Bu caiz değildir. Geçmiştekiler için istiğfar edilmelidir. Şimdikini de bir fakire verin.
Kızım, bir kere şunu bilmelisin. Senin babanın köyü de dâhil taciz edilmeye karşı garantili bir yer ve alan yok gibidir. Bu hayatı imanını ve iffetini koruyan bir mücahide olarak geçireceksin. Kaderin ve kaderimiz budur. Bunu kesin bir bilgi olarak kenara koy. Dolayısıyla kaçarak değil korunarak yaşamaya bak. Hemşirelik mübarek bir meslektir. Terk etmeni sana tavsiye edemem. Hemşire ol. İffetin ve ahlâkınla işe gir. Kendini koruyamayacağını anlarsan o zaman bırakmayı düşünürsün. Senden iyi haberler bekliyoruz.
Hamile bir kadın baş ağrısı, mide bulantısı, aşırı halsizlik, görme zafiyeti ve çocuk için risk gibi nedenlerle oruç tutmayabilir. Tutamadığı gün kadarını da daha sonra kaza eder. Sadece tutamadığınız günleri kaza edin. Allah size ve yavrunuza sıhhat versin.
Allah Teâlâ hepimizin akıbetini hayır etsin, iman selameti nasip etsin. Ahirete giderken en iyi hazırlıkla gitmek gerekiyor. Gidene de en iyi yardımı yapmak gerekiyor. Bu aradaki hataların ne olacağı ahirette belli olacaktır. Allah Teâlâ affetsin diye dua etmekten başka bir çaremiz yoktur.
Mesafeli ve seviyeli ol ama sılayırahimi koparma, kötü konuşma, kırıcı ve itici olma.