Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben altı aylık hamileyim. Ramazanda ilk üç gün oruç tuttum ama üçüncü günün sonunda bende şiddetli bir baş ağrısı oldu. Çevremdeki herkes eşim de dâhil tutmamamı söylüyor ama ben dört gün ara verdim ve sonra tekrar tutmaya başladım. Tutamadığım günleri sadece kaza etsem yeterli midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Geçmiş olsun. Çok ağrınızın olduğu günlerde orucu bozabilirsiniz. Sonra da tutamadığınız gün kadar kaza orucu tutarsınız. Yine de oruç konusunu doktorunuzla görüşseniz daha iyi olur.
Selamünaleyküm. Oruca eşiniz kendisi kararı verebilir. Sekiz aylık hamile bile oruç tutabilir. Gün ortası baygınlık olursa orucunu bozar veya ertesi gün tutmaz.
Hamile bir bayanın oruç tutmaması, orucunu kazaya bırakması demektir. Bunun dinen bir sakıncası yoktur. Ancak şöyle bir durum vardır: Oruç bırakmaya ruhsat veren şey, hamilelik değildir. Hamileliğin vereceği yük ve ağırlıktan ötürü zorluk çekmedir ruhsat nedeni. Eğer bu zorluk sizin için varsa çok rahat orucunuzu erteleyebilirsiniz. Doğumunuz berekete vesile olsun.
Hamilenin orucunu yasaklayan veya ısrarla emreden bir bilgi yoktur. Hamileye sıkıştığında İZİN VARDIR. Siz orucunuzu tutun. Baş dönmesi, kusma, halsiz kalma gibi durumlar olursa bozarsınız. Daha sonra o bozduğunuz orucu kaza edersiniz. Allah size afiyetler versin.
Bacımız oruca niyetlensin. Baş dönmesi, hareket azalması, göz kararması gibi sıkıntılar oluşursa orucunu bozsun. Böyle bir durumda oruç bozarsa iyileştikten sonra o bozduğu gün sayısı kadar kaza eder. Biiznillah hiçbir vebale de girmez. O bu ümmetin neslini çoğaltmak için görevlidir. Allah’ın rahmeti onunladır. Bu durum iki üç kere tekrarlanırsa bu Ramazan ayında tekrar niyetlenmesine de gerek yoktur. Hepsini kaza eder. Geçmiş olsun.
Toplam kaç gün oruç tutamadığınızı hesaplayın. Ne zaman ne kadar tutabilirseniz, borçtan düşecek şekilde onları yavaş yavaş tutun. Hastalık nedeniyle tutamadığınız için fazlasını tutmanız gerekmez.
anne konusundaki diğer fetvalar
Kızım, bir kere şunu bilmelisin. Senin babanın köyü de dâhil taciz edilmeye karşı garantili bir yer ve alan yok gibidir. Bu hayatı imanını ve iffetini koruyan bir mücahide olarak geçireceksin. Kaderin ve kaderimiz budur. Bunu kesin bir bilgi olarak kenara koy. Dolayısıyla kaçarak değil korunarak yaşamaya bak. Hemşirelik mübarek bir meslektir. Terk etmeni sana tavsiye edemem. Hemşire ol. İffetin ve ahlâkınla işe gir. Kendini koruyamayacağını anlarsan o zaman bırakmayı düşünürsün. Senden iyi haberler bekliyoruz.
Kocanızın annesine fitre vermenizde fitreyi veren kocanız ise bu şu anlama geliyor: Kişi fitresini annesine veriyor. Bu caiz değildir. Geçmiştekiler için istiğfar edilmelidir. Şimdikini de bir fakire verin.
Bu bir nezaket ve ince anlayış meselesidir. Evli veya bekâr özellikle baba kızının yatağına yatmamalıdır. Bunu kızı yatakta yokken olan durum için söylüyoruz. Kız yatakta iken onun yanına yatma durumu zaten olmaz. Zaruret olması durumunda kızın yatağında o yatakta değil iken anne baba yatabilir elbette.
Sevgi beslemesini bekleyemeyiz ama onun annesine karşı yüzeysel de olsa bir saygı ve alaka göstermesi ahireti açısından lehinedir. Her şeyi bu dünya olarak düşünmemek gerekir. Bir de ahiret var!
Ağzınıza kaçanı yutmadı iseniz yani sadece bir tat şeklinde size intikal etti ise ki, o yaştaki çocuk için ancak o kadar olabilir orucunuza zarar vermez.
Allah yardımcınız olsun. Bu meseleyi sakın basit bir baş açma meselesi olarak görmeyesiniz. Yanlış taktik uygularsanız çocuklarınızın imanını ve hatta sağlıklarını kaybetmelerine sebep olabilirsiniz. Size şu tavsiyelerde bulunabilirim: - Önce bu tavsiyelerimi eşinizle istişare edin. Ortak bir noktada söz birliği yapın. İki başlı bir programı başaramazsınız. Eğer eşiniz farklı düşünüyorsa sorumluluğu o alsın, siz destek olun. Ortak noktada birleşebilirseniz size o destek olsun, siz programı yürütün. Uzun soluklu bir program uygulamaya hazırlıklı olun. Üç gün birkaç ay gibi olmayacak programınız. Çünkü kızlarınız deyim yerinde ise bir iç darbe almışlar ve bu darbe her şeyi silmeye götürebilecek kadar ağır olmuş maalesef. Uzun soluklu olacaksınız. Bu da büyük bir sabır demektir. Onları sakın çocuk görüp geçiştirici tavırlara girmeyin. Onlar belki de yaşlarının birkaç katı daha derinlerden ses veriyorlar size. Gidişat ne olursa olsun, ne kadar sinirlenirseniz sinirlenin asla anneliğinizi yani onları onlardan çok düşünen kimliğinizi kaybetmeyeceksiniz. Belki bir kenara çekilip ağlayacaksınız ama onlarla bir araya gelince doktor/hasta ilişkisi gibi ilişkiniz olacak. Bu noktadan asla taviz vermeyeceksiniz. Onlar çizgiyi biraz daha aşıp başörtüsü dışındaki alanlarda da taviz isteyebilirler. Her şeye rağmen siz merhametli, karşılıklı konuşabilen, “peki yavrum” diyebilen biri olacaksınız. Tehdidinizle değil merhametinizle etki edeceksiniz. Onları karşınıza alıp pazarcı ile pazarlık eder gibi pazarlık edin. “Ne istiyorsunuz?” deyin. “Nerede duracaksınız bu tavrınızla?” deyin. Karşılığında evdeki görevlerini, ahlâklarını, ibadetlerini bırakıp bırakmayacaklarını sorun. Onlardan söz alın. Bir nevi anlaşma yapın. Gerekiyorsa bu anlaşmayı yazılı yapın. İlerleyen aşamalarda en azından başörtüsü dışında her şeyin iyi gidiyor olmasına dikkat edin. Başörtüsü konusundaki açığı, evdeki diğer iyi ilişkileriniz kapatmaya yarasın. Tatlı anne, merhametli anne kimliğiniz merhem gibi, oluşmuş yaraları sürekli kapatıyor olsun. Hiçbir gelişme bu sevgi/merhamet düzeyinizi bozdurmasın. Sordukları her soruyu açık bir dille cevaplayın, tartışmalarına dalmadan kenardan cevaplar verin. Onlar sorup karıştırdıkça size yanaşmaya mecbur kalacaklardır. Siz sorgular/ayıplar ve hatalarını yüzlerine vurursanız içlerine kapanacaklar ve elinizden kaçacaklardır. Siz ve eşiniz şunu unutmayın: Kız çocuğu erkek gibi değildir. Kendisine ve size verebileceği zarar ne başörtüsü ile ölçülebilir ne de başka bir zararla. Bu gücü hisseder ve başka seçenek bırakmadığınızı düşünürse sizi kahredebilirler. Çok dikkatli olun. Sizin arkanızda ne toplum ne de kanun desteği vardır. Her şer güç onların yanındadır tam aksine. Dua en güçlü silahınızdır. Sabah akşam sürekli o güce sığının. Hususi teheccüde kalkıp dualar edin. Salih kimselerden isminize dualar talep edin. Eşinizle süreç üzerinde fikir alışverişinde bulunun ama tartışmayın, birbirinizi itham etmeyin. Buna ne gücünüz vardır ne de fırsatınız. Bile bile enerjinizi tüketmeyin. Onların evde kalmaları sizin için bir rahmettir. Mümkün olduğu kadar evde kalsınlar. Akrabalar arasında onların halini yaygın bir gündem olarak yerleştirmemeye çalışın. Aksi takdirde “artık böyleyiz” diye inandırırlar kendilerini. Kapıyı da geri dönmeye karşı sıkıca kapatmış gibi olurlar. Çok bunalırsanız siz kendiniz bir psikologdan destek alabilirsiniz. Çocuklarınızı onlarla rahat görüşebilecek ilim adamları ile tanıştırmaya bakın. Mesela evinize ilim adamlarını davet edin, onlarla dolaylı olarak tanışmış olsunlar. Âlimlerin onları itmediğini görünce rahatlayacaklardır. Biiznillah, iyi bir program takip ederseniz bir hastalık gibi bu sıkıntı da tedavi olur ve yavrularınız asıl kimliklerine dönerler. Sizin sıkıntınız da size ecir olmuş olur. Bu bilgileri tekrar özetliyorum: Heyecanlanıp ürkmeyin. Uzun süreli bir tedaviye hazır olun. Asla eşinizle tartışma konusu yapmayın bunu. Sık sık istişare edin. (Mesela uygulamanın ikinci ayında tekrar yazabilirsiniz bize.) Dua silahınızı unutmayın. Hep anne kalın, merhamet ayarınızı yükseltin, kollarınızı daha uzun açın. Sonunda merhametiniz ve sabrınızın önünde şeytanın saldırıları çökecektir biiznillah. Sizin için dua ederim. Allah muininiz olsun, size sabırlar indirsin. Amin.