Fetva Meclisi
Soru
Hocam iki kız çocuğum var, biri on iki diğeri dokuz yaşında. Büyük kızımı hafız olması için bir yurda yerleştirdim. Başta çok büyük bir hevesle başladığı hafızlık yolunda, şimdi haftada iki ders verebilecek tempoya kadar düştü. Yurtta ve evde huzursuzluk çıkaran yalan söyleyen annesini üzen bir çocuk haline geldi. Elbette sizin sohbetlerinizden bu yolun sadece hafızlık olmadığının farkındayım ama bu çocuğun hafız olup olamayacağının kararını nasıl vereceğim? Size getirsem çocuğu dinleyip bize bir yol gösterir misiniz? Sizin vakıfta bir denemesi yapılabilir mi? Oraya yerleşmesi gerekirse hemen yerleştirebilirim. Ne yapacağımı gerçekten bilmiyorum, bu din kardeşinize bir yol gösterin.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bacım, bu durumu abartmayın. Kızınız sizin hassas olduğunuz noktayı keşfetmiş ve sizi oradan etki altına almaya çalışıyor. Umarım bu onun ileride zekasını dini için kullanacağı günlere işarettir. Yavrunuza dua ediyorum. Size de Allah'tan sabır dilerim.Şöyle bir iki ay kadar susun, kızmayın, tebessüm edin, istediklerini yapın, mesela o 'Allah rızası için' demediklerini hemen yapın, öyle deyince de bir zaman sonra yapın. Bunu iki ay sürdürün, göreceksiniz bu sıkıntı bitecek. Bir de size tavsiyemiz şudur: Çocuğu bir nebze bulunduğu evden, semtten uzak tutun, gezmeye, akrabalardan birinin evinde yatıya götürün ara sıra. Farklı emsallerini görsün.Sabredin, dua edin. Sabredin, dua edin. Usanmayın dua edin, sabredin ve kazanın.
Kızım, bunu denemen mümkündür. Şöyle yap: - Bir sahifeyi hatasız bir şekilde iki dakikada okuyabiliyor musun? Okuyamıyorsan bunu geliştir. Okuyabiliyorsan, - Herhangi bir sahifeyi bir sabahtan akşama kadar ezberlemeye çalış. Bir günde ezberleyebiliyorsan, ertesi gün onu ezber okuyup okuyamadığını dene. Okuyamıyorsan, yüzünden okumayı biraz daha geliştirip iki hafta sonra tekrar denetle. - Okuyabiliyorsan mesela Hicr suresini ezberlemeye çalış. Her günü bir sahifeyi geçmeyecek şekilde ezberlemen gerekiyor. Hicr suresini bitirince onun tamamını okuyup okuyamadığına bak. Sonucu tekrar bana yaz, ona göre değerlendiririz. Allah kolay etsin.
Allah yardımcınız olsun. Bu meseleyi sakın basit bir baş açma meselesi olarak görmeyesiniz. Yanlış taktik uygularsanız çocuklarınızın imanını ve hatta sağlıklarını kaybetmelerine sebep olabilirsiniz. Size şu tavsiyelerde bulunabilirim: - Önce bu tavsiyelerimi eşinizle istişare edin. Ortak bir noktada söz birliği yapın. İki başlı bir programı başaramazsınız. Eğer eşiniz farklı düşünüyorsa sorumluluğu o alsın, siz destek olun. Ortak noktada birleşebilirseniz size o destek olsun, siz programı yürütün. Uzun soluklu bir program uygulamaya hazırlıklı olun. Üç gün birkaç ay gibi olmayacak programınız. Çünkü kızlarınız deyim yerinde ise bir iç darbe almışlar ve bu darbe her şeyi silmeye götürebilecek kadar ağır olmuş maalesef. Uzun soluklu olacaksınız. Bu da büyük bir sabır demektir. Onları sakın çocuk görüp geçiştirici tavırlara girmeyin. Onlar belki de yaşlarının birkaç katı daha derinlerden ses veriyorlar size. Gidişat ne olursa olsun, ne kadar sinirlenirseniz sinirlenin asla anneliğinizi yani onları onlardan çok düşünen kimliğinizi kaybetmeyeceksiniz. Belki bir kenara çekilip ağlayacaksınız ama onlarla bir araya gelince doktor/hasta ilişkisi gibi ilişkiniz olacak. Bu noktadan asla taviz vermeyeceksiniz. Onlar çizgiyi biraz daha aşıp başörtüsü dışındaki alanlarda da taviz isteyebilirler. Her şeye rağmen siz merhametli, karşılıklı konuşabilen, “peki yavrum” diyebilen biri olacaksınız. Tehdidinizle değil merhametinizle etki edeceksiniz. Onları karşınıza alıp pazarcı ile pazarlık eder gibi pazarlık edin. “Ne istiyorsunuz?” deyin. “Nerede duracaksınız bu tavrınızla?” deyin. Karşılığında evdeki görevlerini, ahlâklarını, ibadetlerini bırakıp bırakmayacaklarını sorun. Onlardan söz alın. Bir nevi anlaşma yapın. Gerekiyorsa bu anlaşmayı yazılı yapın. İlerleyen aşamalarda en azından başörtüsü dışında her şeyin iyi gidiyor olmasına dikkat edin. Başörtüsü konusundaki açığı, evdeki diğer iyi ilişkileriniz kapatmaya yarasın. Tatlı anne, merhametli anne kimliğiniz merhem gibi, oluşmuş yaraları sürekli kapatıyor olsun. Hiçbir gelişme bu sevgi/merhamet düzeyinizi bozdurmasın. Sordukları her soruyu açık bir dille cevaplayın, tartışmalarına dalmadan kenardan cevaplar verin. Onlar sorup karıştırdıkça size yanaşmaya mecbur kalacaklardır. Siz sorgular/ayıplar ve hatalarını yüzlerine vurursanız içlerine kapanacaklar ve elinizden kaçacaklardır. Siz ve eşiniz şunu unutmayın: Kız çocuğu erkek gibi değildir. Kendisine ve size verebileceği zarar ne başörtüsü ile ölçülebilir ne de başka bir zararla. Bu gücü hisseder ve başka seçenek bırakmadığınızı düşünürse sizi kahredebilirler. Çok dikkatli olun. Sizin arkanızda ne toplum ne de kanun desteği vardır. Her şer güç onların yanındadır tam aksine. Dua en güçlü silahınızdır. Sabah akşam sürekli o güce sığının. Hususi teheccüde kalkıp dualar edin. Salih kimselerden isminize dualar talep edin. Eşinizle süreç üzerinde fikir alışverişinde bulunun ama tartışmayın, birbirinizi itham etmeyin. Buna ne gücünüz vardır ne de fırsatınız. Bile bile enerjinizi tüketmeyin. Onların evde kalmaları sizin için bir rahmettir. Mümkün olduğu kadar evde kalsınlar. Akrabalar arasında onların halini yaygın bir gündem olarak yerleştirmemeye çalışın. Aksi takdirde “artık böyleyiz” diye inandırırlar kendilerini. Kapıyı da geri dönmeye karşı sıkıca kapatmış gibi olurlar. Çok bunalırsanız siz kendiniz bir psikologdan destek alabilirsiniz. Çocuklarınızı onlarla rahat görüşebilecek ilim adamları ile tanıştırmaya bakın. Mesela evinize ilim adamlarını davet edin, onlarla dolaylı olarak tanışmış olsunlar. Âlimlerin onları itmediğini görünce rahatlayacaklardır. Biiznillah, iyi bir program takip ederseniz bir hastalık gibi bu sıkıntı da tedavi olur ve yavrularınız asıl kimliklerine dönerler. Sizin sıkıntınız da size ecir olmuş olur. Bu bilgileri tekrar özetliyorum: Heyecanlanıp ürkmeyin. Uzun süreli bir tedaviye hazır olun. Asla eşinizle tartışma konusu yapmayın bunu. Sık sık istişare edin. (Mesela uygulamanın ikinci ayında tekrar yazabilirsiniz bize.) Dua silahınızı unutmayın. Hep anne kalın, merhamet ayarınızı yükseltin, kollarınızı daha uzun açın. Sonunda merhametiniz ve sabrınızın önünde şeytanın saldırıları çökecektir biiznillah. Sizin için dua ederim. Allah muininiz olsun, size sabırlar indirsin. Amin.
Siz ve eşiniz var kabul edin. Aileniz olarak gerisini yokmuşlar gibi kabul edip yaşamaya alışın. Dertsizlik cennettedir, burası dert diyarıdır. Bırakın dertleriniz olsun ama siz dik olun, sağlam durun. 'Eşiniz ve siz', bunu unutmayın! Gerisine yüzeysel olarak hatasız bir yakınlık gösterin, onları hayatınızın ortağı yapmayın. Seviyeli ve açık vermeyen bir mesafe koyabilirsiniz aranıza. Onlarla ilgilenmeyecek kadar vaktinizi iyi işlerle doldurun. Kendinize ve ahiretinize yatırım yapın. Allah yardımcınız olsun.
Allah Teâlâ sizi emelinize kavuştursun. Kur'an hafızı olmak çok önemli değildir. Önemli olan Kur'an ehli olabilmektir. Çocuğunuzun üzerindeki emelinizi bu isimle anın. Kur'an'ı ezberlemese bile Kur'an ehli olduğu zaman dünya ve ahiretinizi kazanmış olursunuz. - Bir kere, çocuğunuzu Kur'an ehli yapmayı, sizin için tıpkı hacca gidip cennet kazanmak gibi büyük bir iş olarak görün. Hatta yer yer haccetmekten de önemli görebilirsiniz. - Bu hususta eşinizle hem fikir olmaya gayret edin. Şeytan sizin aranızdaki düşünce farkını büyütüp çocuğu boşluğa çekebilir. - Böyle bir emelde insanların sizin etrafınızda kümelenerek tebrikler yağdıracağını zannetmeyesiniz. Tam aksine, hiç ummadıklarınızdan şeytanı bile güldürebilecek tepkiler görmeye hazır olun. - Hafızlık, ortalama iki yılda biter. Bir yıl da sürebilir, üç yıl da sürebilir. Normal süre böyledir ama siz en az elli yıl sürecekmiş gibi hazır olun. Elli yıl sürecek bir proje olarak görün bunu. Böylece şeytan sizi ikinci basamakta yıldıramaz. Pes etmezsiniz. - Hafızlık veya Kur'an ehli çocuk yetiştirmek, hafız olmaktan ya da Kur'an ehli olmak için çalışmaktan çok daha zordur. Çok, çok daha zordur! Buna hazırlıklı olun. Yer yer, 'ben kendim mi hafız olsa idim?' diyebilirsiniz. - Sakın hafızlığı evde yaptırmayı denemeyin. Riski ikiye katlayabilirsiniz. Muhakkak ev ortamının dışında olsun denemeniz. - Hafızlık, onu yapacak talebe kadar yaptıracak hoca işidir aynı zamanda. Bulduğunuz hocanın, hafız yetiştirmeyi Bedir'de cihat etmekten daha hafif görmesi durumunda ona çocuk teslim etmeyin. Hoca aramaya devam edin. Bu süre zarfında da çocuk, Kur'an ehli yetiştirmeyi 'hocalık' zannedecek birinin elinde sürece hiç başlamasın. Ayarları ile oynanmış bir çocuğun hafızlık süreci neredeyse tıkanmış gibi olur. Şöyle de diyebiliriz: Hafızlık sevdası, ayarlarıyla oynanmış bir çocuğun hafızlığından daha iyidir. - Gerek hafızlık öncesinde ve gerekse süreç işlerken çocuğu sürekli abluka altında tutacaksınız. Emsalleri ile bir aralığına dikkat edeceksiniz. Tamamen tecrit ederseniz kompleksli, kendini hiç sayan bir çocuk yetiştirirsiniz. Büyük ihtimalle de psikolojik sorunları olan bir çocuğunuz olur. Hafız da olabilir ama öyle olur. Karma bir ortamda tutarsanız bu sefer de hafızlık yaptıracak bir akıl bırakmazsınız çocukta. Ortasını bulmaya da 'Bedir'deki iş' diyoruz. - Hafızlık öncesinde ve süreç işlerken, çocuğun matematik zekasının ezber zekasını ezmemesine dikkat etmelisiniz. Matematik zekâsı ezber zekâsını ezerse hafızlık işi yokuşa sürülmüş olur. Oyuncağından espriye kadar her alanda buna dikkat etmeniz gerekir. - Yavrunuz, dört yaşından itibaren, hafızlık süreci için incelenmelidir. Dört yaşını doldurduğunda mesela bize getirebilirsiniz. Beş yaşını doldurunca da muhakkak çocuğu, bir Kur'an hafızı yetiştirebilecek hoca görmelidir. Bu hocanın kimliğini tekrar vurguluyorum: Bir hafız yetiştirmeyi, Bedir'deki üç yüz kişiden biri olmak şeklinde algılayacak. Bedir mücahitleri gibi sabırlı olacak. - Yavrunuz beş yaşında bu testlere girmeye başladığında hafızlıkla ilgili zaman da belirlenebilir. Genelde on yaşına kadar acele etmemeyi tercih ediyoruz. On yaşından sonra da zaman başladı diyoruz. Yirmi beş yaşına kadar da geç kalma yoktur. - Benim şahsi kanaatim, mevcut şartlarımızda zorluk ortamından yola çıkarak yaptığım tespitlerde, okul hayatının çocuk için hafızlık yolunu tıkatmayacağını düşünüyorum. Üniversite bile bu yolu tıkatamaz. Tıkatan, çocuğun kafasında Kur'an'a yer kalmayacak ortamlar ve anlayışlardır. Ya da çocuğun Kur'an'ı ikinci iş olarak görmesidir. Bu da sözünü ettiğimiz afetlerden biridir zaten. - Çocuğun üç yaşından itibaren, çevresini yorumlamada hassas olacağını bilin. Buna göre dikkat edin. Mesela çocuğu, Kur'an kıymeti bilmez bir akraba ile buluşturmayacağınız gibi onun gibi olmasını istemediğiniz bir hafızla da asla buluşturmayın. Kur'an'ın ehli olamamış bir hafızı görürse bindiğiniz dalı kesmiş olursunuz. - Eğer tespitlerde, çocuğun hafızlığı size tavsiye edilmezse asla üzülmeyin. Biz hafızlığı 'ezberlemek' ve 'emmek' olarak ikiye ayırmıştık zaten. Çocuğu ezberleme bölümünden alıp emme bölümüne geçiririz ki, asıl hedef de bu idi. Kur'an emsin dursun o zaman. Damarlarındaki kan gibi olsun Kur'an. Böyle bir eğitim uygulamasına geçersiniz. - Bütün bunlar olup biterken sizin dualarınız, süreç öncesinden binlerce kere Arş'a ulaşmış olmalıdır. Bunu unutmayın. Kuru temennilerin hiçbir değeri yoktur. - Bu sürecin öncesinde ve sonrasında gücünüz, istişare ile aktif duruma gelir. Evhama dönüşmeyecek tarzda bir istişare ağı kurun. -Duayı, çevreyi, muallimi, örnekleri tek ve garip kalmayı sabırlı olmayı ve kaderi asla unutmayın!
Kızım, Allah seni ailenle imtihan ediyor. Bunun bilinciyle hareket et. Aceleci davranma. Eğer ailende bazı dönen yanlışları düzeltme imkânın varsa orada kalmanı tavsiye ederim. Ama ailenin düzelmeyeceği kanısındaysan ve kendinin de bahsettiğin bu ahlaki zafiyetlerinden bozulacağını düşünüyorsan kardeşinle daha uygun/güvenilir/Müslümanlığın daha iyi yaşandığını düşündüğün bir yere hicret edebilirsin. Yalnız yaşın daha çok genç; kandırılma/aldatılma/yanlış karar verme riskini ihmal etmemelisin. Çevrende seni tanıyan ahlaklı ve olgun bir hanım ablanla veya yakın bir akraba büyüğünle bu konuyu istişare edebilirsin. Allah yardımcın olsun.
anne konusundaki diğer fetvalar
Böyle bir mecburiyet yoktur. Vermeseniz de günaha girmiş olmazsınız. Allah Teâlâ hepimize afiyetler versin.
Peki atman çare mi? Sen reddedince, dine mi dönecek? Hastalananı evden mi atıyorsun? Nuh aleyhisselam oğlunu attı mı? O, hasta, iyileşinceye kadar uğraşacaksın ve sevap kazanacaksın, o da kendi sevap veya günahına baksın. Babalığı veya anneliği biz ne zannetmiştik?
Yalan büyüğe söylenince nasıl günah ise çocuğa söylenince de öyle haramdır. Evet, çocuklara her şeyi anlatmak mümkün olmayabilir. Bu durumda yalan olmayan ama ona söylendiğinde sakınca oluşturmayacak olan bir ifade kullanılmalıdır.
Sütanne, mahremiyet ile alakalı konularda öz anne gibidir. Oturup kalkma, konuşma, evlenememe gibi konularda aynıdırlar. Miras ve nafaka gibi konularda ise sütanne öz anne gibi değildir. Bunun sonucu olarak, süt çocuğu sütannesine bakmak zorunda değildir denir. Bu durumda da sütanneye zekât verilmesinde hiçbir sakınca olmaz. Süt kardeşin durumu da aynı süt anne gibidir.
Böyle bir bağlantıya gerek yoktur. Siz anneniz için Kur'an okuyun, başka yakınlarınız okusun. Konuyu “hatim” olarak görmeyin, Kur'an okumak olarak görün. Allah Teâlâ annenize rahmet etsin.
Bacı, Allah yardımcınız olsun. Çocuğunuzun durumu doktorluk bir durumdur. Asla umutsuz olmayın. Onun tedavisinden daha önemlisi sizin onun bu halinden dolayı yıkılmamanızdır. Onun doktoru da tedavisi de sizsiniz biiznillah. Onunla tartışmamaya çalışın. Kronik hasta gibi değil de BUGÜN BİRAZ CANI SIKILMIŞ BİR HASTA gibi davranın ona. Mümkün olduğu kadar onun havasına uyun. Yapmadığı veya yapamadığı şeyleri hemen tenkit etmeyin ki sizden soğumasın. Şunu bilin: Siz ayakta kalmayı becerebildiğiniz sürece er veya geç o toparlar. Muhakkak iyi bir doktora gidin ve sakın dua etmeyi unutmayın. Her namazınızın arkasından onun için dua edin. Eğer İstanbul’da bulunuyorsanız beraber bize gelebilirsiniz; bir iki dakika da olsa dertleşiriz onunla. Sizler için, yavrumuz için dua ederim. Allah içinizi ferah tutsun, kalbinize huzur indirsin, yavrumuza da afiyet versin. Âmîn.