Fetva Meclisi
Soru
Babam 72 yaşında diyaliz hastası, ben 48 yaşında evli üç çocuk annesiyim. Babam benden böbreğimi vermemi istiyor fakat çocuklarım ve eşim istemiyor, ben de istemiyorum ama mecbur kalırsam vereceğim. Ben babama böbreğimi vermesem bunun dinen bir günahı var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Asla günaha girmezsin. Babana karşı başka bir kusurun olmasın yeter.
Selamünaleyküm. Vermeme yönündeki tercih fıkha daha uygun düşmektedir; kaş yaparken göz çıkarmamak gerekir.
Bundan sonra böyle bir düşünceye gerek yoktur. Hepimiz Rabbimizin rahmet ve mağfiretine muhtacız; biz de siz de istiğfar ederiz, hata etmiş isek de Rabbimizin rahmetine sığınırız. Öyle yapın, işinize bakın, ibadetlerinizi yapın. Biiznillah rahat edersiniz.
Allah'a iman ve kulluktan sonra en büyük vazifemiz ebeveynimize itaattir. Onların meşru hiçbir isteğine yok deme hakkımız yoktur. Meşru olmayan isteklerini de kırmadan, incitmeden reddetme hakkına sahibiz. Sizin, dayılarınızla veya o derecen yakın bir akrabanıza sılayı rahimde bulunmanız da Allah'ın emri idi. Amma babanızı kırmayacaktınız. Çünkü babanızın rızası çok daha değerlidir. Ne edip edip gönlünü alın. O emretti diye dayınızı itmeniz de gerekmiyor ama onun haberi olmadan veya daha makul bir yolla o bağı kurabilirsiniz. Anne babanızın değerinde hiçbir değer yok, bunu bilin. Ayağına kapanın duasını alın, kendinizi affettirin. Dünyadaki mahçubiyetler geçicidir; ahiret perişanlığını unutmayın. Allah yardımcınız olsun.
Doktorun reçetesine uymakla vebale girmezsiniz. Allah Teâlâ ona afiyet size de sabır ihsan etsin.
Çocuk açısından değil sizin günahınız açısından endişe etmelisiniz. Siz istiğfar edin. Çocuğu da tertemiz büyütmeye çalışın.
anne konusundaki diğer fetvalar
Endişelenmeyin. Uzaktan yapıp yapamayacağına dair bir karar vermek isabetli olmaz. Şu anda da vakıf olarak kapalıyız. Yalnız sözünü ettiğiniz durum ortada ise çocuğa acilen hafızlığı bıraktırın. Bunu yaparken de bir plan dâhilinde yapın. Şöyle yapabilirsiniz: Hocası ile görüşün. Hocası kızımızın tıkandığını bir süre izin yapmasının yararlı olacağını size ve ona söylesin. Siz de “elbette, bize kızımızın huzuru gerekli, o nasıl isterse biz öyle yaparız” gibi bir cevap verin. Kızınız, sizden ve evden ürkmesin. Böylece kıza en az üç ay izin alın. Bu üç ayda kızımız toparlanabilirse zaten kendisi ben gideceğim der, sorun da çözülmüş olur. Olmazsa üç ay daha izin alırsınız. Bu arada da asla onunla bırakma konusunu tartışmayın. Alakanız azalmasın. Bilhassa annesi yüz asmasın onun yanında. Akrabanızla onun bu durumunu paylaşmayın. Özellikle de onun yanında hiç konuşmayın. Bu zaman zarfında imkânlar düzelir de bize gelebilirseniz biz de inceler size cevap veririz biiznillah. Diğer okul programı da bu arada devam etsin. Şeytan sizi yıkmasın, dikkat edin. Yavrunuz için sabah namazlarından sonra dua edin. O size, iyi bir insan, iyi bir Müslüman olarak lazımdır. Böyle yaparsanız bunları kaybetmezsiniz Allah’ın izni ile.
Peki atman çare mi? Sen reddedince, dine mi dönecek? Hastalananı evden mi atıyorsun? Nuh aleyhisselam oğlunu attı mı? O, hasta, iyileşinceye kadar uğraşacaksın ve sevap kazanacaksın, o da kendi sevap veya günahına baksın. Babalığı veya anneliği biz ne zannetmiştik?
Yalan büyüğe söylenince nasıl günah ise çocuğa söylenince de öyle haramdır. Evet, çocuklara her şeyi anlatmak mümkün olmayabilir. Bu durumda yalan olmayan ama ona söylendiğinde sakınca oluşturmayacak olan bir ifade kullanılmalıdır.
Bacı, Allah yardımcınız olsun. Çocuğunuzun durumu doktorluk bir durumdur. Asla umutsuz olmayın. Onun tedavisinden daha önemlisi sizin onun bu halinden dolayı yıkılmamanızdır. Onun doktoru da tedavisi de sizsiniz biiznillah. Onunla tartışmamaya çalışın. Kronik hasta gibi değil de BUGÜN BİRAZ CANI SIKILMIŞ BİR HASTA gibi davranın ona. Mümkün olduğu kadar onun havasına uyun. Yapmadığı veya yapamadığı şeyleri hemen tenkit etmeyin ki sizden soğumasın. Şunu bilin: Siz ayakta kalmayı becerebildiğiniz sürece er veya geç o toparlar. Muhakkak iyi bir doktora gidin ve sakın dua etmeyi unutmayın. Her namazınızın arkasından onun için dua edin. Eğer İstanbul’da bulunuyorsanız beraber bize gelebilirsiniz; bir iki dakika da olsa dertleşiriz onunla. Sizler için, yavrumuz için dua ederim. Allah içinizi ferah tutsun, kalbinize huzur indirsin, yavrumuza da afiyet versin. Âmîn.
Sütanne, mahremiyet ile alakalı konularda öz anne gibidir. Oturup kalkma, konuşma, evlenememe gibi konularda aynıdırlar. Miras ve nafaka gibi konularda ise sütanne öz anne gibi değildir. Bunun sonucu olarak, süt çocuğu sütannesine bakmak zorunda değildir denir. Bu durumda da sütanneye zekât verilmesinde hiçbir sakınca olmaz. Süt kardeşin durumu da aynı süt anne gibidir.
Kadının üvey annesi kadının kocasına mahrem değildir. Bu da öz annesi gibi olmaması anlamına gelmektedir.