Fetva Meclisi
Soru
Ben 40 yaşında, elhamdülillah sağlıklı biriyim. 2 yıl önce 37 yaşında olan kardeşime bir böbreğimi verdim. Organı verirken dinen caiz mi değil mi bunu hiç sorgulamayı düşünemedim. Şimdi ise haram olma ihtimali var diye vicdan azabı duyuyorum. Bu durumda hüküm nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Bırak geleceği Allah'a, işini yap. Rahat edersin. Yapacak başka bir şeyin de yoktur zaten.
Böyle bir mecburiyet yoktur. Vermeseniz de günaha girmiş olmazsınız. Allah Teâlâ hepimize afiyetler versin.
Kardeşinizin kazancı onun açısından helal bir kazanç değildir ama sizinle beraber kalması ayrı bir mesele olarak düşünülmelidir. Onunla beraberlik konusunda şartlarınızı, ebeveyninizin gönlünü dikkate almalısınız. Allah'a emanet olun.
Elhamdülillah Allah’a ve onun iman edin dediklerine iman ediyorsunuz. Hayat buradadır. Bu iman var oldukça sizde can var demektir. Can varken de umutsuz kalmayız. Evet, namaz kılmak ve namaza âşık olmak mesela gerekli olandır ama bu gerekliliği bir seviye olarak görüp o seviyeye henüz tırmanamadığınızı da düşünebilirsiniz. Gayret ederseniz bir gün o seviyeye de tırmanırsınız biiznillah. Şeytan mevcut durumu takıntınız hâline getirip sizi yoldan çevirmesin sakın. Bilin ki, bu durumunuz imanınıza zarar vermemektedir. İnsan olarak iş yapmaktan, yük kaldırmaktan uzak durmak istiyor olabiliriz ama yüreğimiz dinimizi içine bastıktan sonra biiznillah yoldayız demektir. Gayret ve dua ile bu engel de aşılabilir. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm.Bile bile harama yanaşmayın, harama karşı gevşek tepki vermeniz doğru olmaz. Şimdiden alkolü önünüze çıkaran yarın, diğer haramlarda da taviz ister; bunu iyi düşünün.
Kendinizi Allah'tan başka kimseye muhtaç hissetmemeye alıştırınız. En yakınlarınız bile olsa insandan medet ummayın. Bunu hayat ilkeniz edinmeye çalışın. Birilerinin size karşı akrabalık hakkını gözetmemesini ise sizi yaratan Rabbinize bırakın. Böylesi sizin için daha huzurlu olur.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Onlar bebek niteliğinde değildir. Hastanenin onları kötü bir maksatla kullanmamasını temin ettikten sonra imha edilmelerinde sakınca olmaz. Allah yardımcınız olsun.
Çocuğunuzun adının Muhammed Mustafa olmasının dinen bir sakıncası olmaz. Ağır gelmek gibi bir durum da söz konusu değildir. Şu kadar ki, böyle bir isim yerine sadece Mustafa veya sadece Muhammed daha uygundur. Tercihiniz böyle olsun.
Bunu doktorla çözmelisiniz.
Allah’ın en büyük haramlarından biri zinadır. Zina pek ağır bir haramdır. Evli kadının zina etmesi ise daha ağır bir haramdır. Bir erkeğin nikâhında iken zina eden kadınla alakalı hükümleri şöyle özetleyebiliriz: a- Bu kadın, Rahîm ve Ğafûr olan Allah’a sığınıp tevbe etsin. Kalbinin nabzı kadar önemli bilsin bu tevbeyi. Tevbesindeki ciddiyeti meleklere ispat etsin. Kendisini ibadete versin. O çirkinliği sevk eden ortamlara veda etsin. İspat edilmiş ve korunmuş bir tevbe ile yaşasın. b- Çirkinden daha çirkin bir iş olan bu zinası ile kadının nikâhı düşmez. Böyle bir kadının zinasını kocası bildiğinde onu boşama hakkına sahiptir. Çocuklar veya sosyal konum gibi bir nedene binaen boşayamaz bir durum olursa onunla karıkocalığa devam etmesinin dinen bir sakıncası yoktur. Ulemanın ağırlıklı görüşü böyledir. Kadının, bu kabahati tekrarlamak gibi bir duruma dönüştürmesi hâlinde ise erkeğin onu boşaması en azından mürüvvet açısından tavsiye edilir. c- Kesinlikle ve kesinlikle kadın bu rezilliği kimseye söylememelidir. Şeytan onu bu bataklığa düşürdükten sonra yaptığını ona buna anlatarak ikinci, üçüncü, dördüncü kere aynı suçun melekler tarafından kaydedilmesine sebep olmaktadır. Eğer tevbesinde samimi değilse o zaten laneti bulmuş demektir. Tevbesinde samimi ise tevbenin gereği olarak kabahatini gizlemelidir. Bu gizlemeye eşi de dâhildir. Allah Teâlâ ona ömür verir de yaşatırsa tevbe fırsatı da veriyor demektir; fırsatı iyi değerlendirilmelidir. d- Elbette böyle bir faciada nikâhlı erkeğin hakkı bir nebze vicdanı kalmış bir insanı ezip duracaktır. Yani o kadın, eşinin hakkını düşündükçe ezilecektir. Buna denecek bir şey yoktur. Zaten o kadının tevbesini de biz, içine doğru akıp duran gözyaşları olarak anlamaya çalışıyoruz. Elbette ezilecektir. Burada bu kadının eşi ile olan ilişkilerinde eşinin hakkını, onurunu korumayı konuşurken bir de mü'min bir toplumda evli bir kadının zinasının ifşa edilmesi ile oluşacak rezaletin onun eşini de aşıp sayısını Allah’tan başkasının bilemeyeceği kadar mü'min insanı erkeğiyle kadını ile yaralayacağını unutmamak gerekir. Zinanın yayılma sürecinin hızlanmasına sebep olacaktır. Dağ ağırlığında bir suçun çakıl taşı gibi görülmesine neden olacaktır. Meseleyi aile olarak gördüğümüzde, bu ümmetin de bir aile olduğunu unutmadan karar vermeliyiz. e- Kadın gerçekten bu rezilliğin altında ezildiğini hissediyorsa ve boşanmayı kendisi için kurtuluş görüyorsa başka bir gerekçe altında boşanmayı sağlamasını tavsiye ederiz. Ateşe benzin dökmenin hiçbir anlamı yoktur.
Sana ne insanların ne diyeceğinden? Bu da başka bir hata, madem kalbin rahat bak işine geveleme şeytanın sakızını kızım.
a- Nikâh kıyılmış olması, ‘nişanlı iken’ süreci değildir artık. Siz nikâhlı idiniz. b- Boşanma eğer karıkoca olmadan ve kapalı bir odada başbaşa kalmadan gerçekleşti ise yani sadece nikâh yapıldı ama karıkocalık ortamı oluşmadı ise boşanma ile beraber yapılması gereken bir şey yoktur. Beklemek yani iddet beklemeniz gerekmez. c- Eğer karıkoca oldu iseniz ya da karıkoca olmaya uygun bir ortamda başbaşa kaldı iseniz boşama anından sonra üç aybaşı geçene kadar beklemeniz gerekir. Bu da yaklaşık olarak üç ay sayılabilir. Daha sonra kadın serbesttir.