Fetva Meclisi
Soru
5 ay sonra erkek bir çocuğum olacak. İsmini Muhammed Mustafa koymayı çok istiyorum. Ancak çevreden aldığım duyumlar, ağır gelir koyma vb. söylemler. Bu isimleri koymamın sakıncası olur mu hocam?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Mus'ab, mübarek bir isimdir, anlamına takılmayın.
Babanın adının çocuğa da verilmesinde hiçbir sakınca yoktur. Özellikle de MUHAMMED gibi mübarek bir isim söz konusu olunca daha da normal olur. Mübarek olsun.
Çocukta asıl olan isminin bir tane olmasıdır. Mesela Muhammed ismi yeterlidir. Birden çok isim İslam’ın ilk dönemlerinde yoktu. Çocuklarımızın isimlerinin için doldurma sıkıntısı yaşadığı dönemlerde ise isimler çoğaldı ama adamlık oranı o isimler çapında büyümedi ne yazık ki. Bu ayrıntıya dikkat ediniz.Birden çok isim vermenin ise dinen bir sakıncası yoktur.
Selamünaleyküm. Eşiniz doğru düşünüyor ama çare onun dediği gibi isim koymaktan vaz geçmek değil yanlış ve kaba söz kullanmaktan vaz geçmek şeklindedir. Muhakkak Muhammed ismini koyun. Bereket görürsünüz. Çocuğunuz da inşaallah hayırlı olur.
Ağır/hafif doğru değil ama gerekli olmayan bir iş olur. İkisi de mübarek bir isimdir. Neden iki isim koyma ihtiyacı hissediyorsunuz ki?
Bu isimlerin hepsi mübarek isimler. Bir tercih yapamayacağım. Duanızı eksik etmeyiniz. Allah Teâlâ sizi de bizi de rızasına erdirsin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Allah’ın en büyük haramlarından biri zinadır. Zina pek ağır bir haramdır. Evli kadının zina etmesi ise daha ağır bir haramdır. Bir erkeğin nikâhında iken zina eden kadınla alakalı hükümleri şöyle özetleyebiliriz: a- Bu kadın, Rahîm ve Ğafûr olan Allah’a sığınıp tevbe etsin. Kalbinin nabzı kadar önemli bilsin bu tevbeyi. Tevbesindeki ciddiyeti meleklere ispat etsin. Kendisini ibadete versin. O çirkinliği sevk eden ortamlara veda etsin. İspat edilmiş ve korunmuş bir tevbe ile yaşasın. b- Çirkinden daha çirkin bir iş olan bu zinası ile kadının nikâhı düşmez. Böyle bir kadının zinasını kocası bildiğinde onu boşama hakkına sahiptir. Çocuklar veya sosyal konum gibi bir nedene binaen boşayamaz bir durum olursa onunla karıkocalığa devam etmesinin dinen bir sakıncası yoktur. Ulemanın ağırlıklı görüşü böyledir. Kadının, bu kabahati tekrarlamak gibi bir duruma dönüştürmesi hâlinde ise erkeğin onu boşaması en azından mürüvvet açısından tavsiye edilir. c- Kesinlikle ve kesinlikle kadın bu rezilliği kimseye söylememelidir. Şeytan onu bu bataklığa düşürdükten sonra yaptığını ona buna anlatarak ikinci, üçüncü, dördüncü kere aynı suçun melekler tarafından kaydedilmesine sebep olmaktadır. Eğer tevbesinde samimi değilse o zaten laneti bulmuş demektir. Tevbesinde samimi ise tevbenin gereği olarak kabahatini gizlemelidir. Bu gizlemeye eşi de dâhildir. Allah Teâlâ ona ömür verir de yaşatırsa tevbe fırsatı da veriyor demektir; fırsatı iyi değerlendirilmelidir. d- Elbette böyle bir faciada nikâhlı erkeğin hakkı bir nebze vicdanı kalmış bir insanı ezip duracaktır. Yani o kadın, eşinin hakkını düşündükçe ezilecektir. Buna denecek bir şey yoktur. Zaten o kadının tevbesini de biz, içine doğru akıp duran gözyaşları olarak anlamaya çalışıyoruz. Elbette ezilecektir. Burada bu kadının eşi ile olan ilişkilerinde eşinin hakkını, onurunu korumayı konuşurken bir de mü'min bir toplumda evli bir kadının zinasının ifşa edilmesi ile oluşacak rezaletin onun eşini de aşıp sayısını Allah’tan başkasının bilemeyeceği kadar mü'min insanı erkeğiyle kadını ile yaralayacağını unutmamak gerekir. Zinanın yayılma sürecinin hızlanmasına sebep olacaktır. Dağ ağırlığında bir suçun çakıl taşı gibi görülmesine neden olacaktır. Meseleyi aile olarak gördüğümüzde, bu ümmetin de bir aile olduğunu unutmadan karar vermeliyiz. e- Kadın gerçekten bu rezilliğin altında ezildiğini hissediyorsa ve boşanmayı kendisi için kurtuluş görüyorsa başka bir gerekçe altında boşanmayı sağlamasını tavsiye ederiz. Ateşe benzin dökmenin hiçbir anlamı yoktur.
a- Nikâh kıyılmış olması, ‘nişanlı iken’ süreci değildir artık. Siz nikâhlı idiniz. b- Boşanma eğer karıkoca olmadan ve kapalı bir odada başbaşa kalmadan gerçekleşti ise yani sadece nikâh yapıldı ama karıkocalık ortamı oluşmadı ise boşanma ile beraber yapılması gereken bir şey yoktur. Beklemek yani iddet beklemeniz gerekmez. c- Eğer karıkoca oldu iseniz ya da karıkoca olmaya uygun bir ortamda başbaşa kaldı iseniz boşama anından sonra üç aybaşı geçene kadar beklemeniz gerekir. Bu da yaklaşık olarak üç ay sayılabilir. Daha sonra kadın serbesttir.
Bundan sonra böyle bir düşünceye gerek yoktur. Hepimiz Rabbimizin rahmet ve mağfiretine muhtacız; biz de siz de istiğfar ederiz, hata etmiş isek de Rabbimizin rahmetine sığınırız. Öyle yapın, işinize bakın, ibadetlerinizi yapın. Biiznillah rahat edersiniz.
Onlar bebek niteliğinde değildir. Hastanenin onları kötü bir maksatla kullanmamasını temin ettikten sonra imha edilmelerinde sakınca olmaz. Allah yardımcınız olsun.
Bunu doktorla çözmelisiniz.
Bir bayan bir erkekle evlilik görüşmesini sürdürürken, bir başka erkeğin o bayanla evlenme görüşmesi yapması dinimizce yasaklanmıştır. Bunun haricinde dinen bir bayanla görüştü, ben de o bayanın arkadaşıyım diye bir erkeği yok saymak gerekmiyor. Bunu bir kabullenebilme meselesi olarak görmek daha doğru olur. Eğer aranızdaki samimiyet, birinizin reddettiğini diğerinin de reddetmesini gerektirecek kadar ileri ise bu sizin bileceğiniz bir iştir. Birinizin filtresine takılmış olmak diğeri için de zaten kabul edilmemesi gerekir mantığı oluşturuyorsa o da sizin bileceğiniz özel durumunuzdur. Dinen bunda bir sakınca yoktur. Bunu bir uğursuzluk nedeni gibi de görmek gerekmez. Allah yardımcımız olsun.