Fetva Meclisi
Soru
Nişanlıyken imam nikâhı kıyıldı. Şimdi yüzükler atıldı ama imam nikâhı var. Nikâh bozulduktan sonra bayanın ne yapması gerekiyor? Mesela 4 ay 10 gün evden çıkmama gibi bir durum olabilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu ayrılma kararı ikisinin beraberce aldığı bir karar ise ve ikinci evliliği bu olaydan üç ay sonra gerçekleşti ise ortada bir sakınca yoktur. Kız tek başına “ben ayrılıyorum” dedi ama erkek kabul etmedi ise durum vahimdir. Bir müftüye gidilip görüşülmelidir.
Sizi boşamış bir Müslüman ile tekrar evlenebilmeniz için şart olan, bir başka erkekle nikâhlanıp cinsel ilişki yapmış olmanızdır. Eğer ikinci kişi de sizi boşarsa onun boşamasından üç ay sonra birinci eşinize yeni bir nikâhla dönebilirsiniz. Bunun dinen bir sakıncası yoktur. Yalnız ne kadar doğru bir iş yapmış olacağınızı siz belirleyeceksiniz.
Aleykümselam. İMAM NİKAHI demeyin. Nikâh nikahtır. Şartlarına uyan, eksikliği olmayan, şahitlerden özellikle gizlemeleri istenmeyen nikâh aleni nikâhtır ve nikâh olarak ona itimat ederiz. Yüzeysel ve geçici, sonradan daha sağlamı yapılacak bir nikâh batıldır.
Allah Teâlâ aklımızı ve dinimizi korusun. Ne büyük bir musibet bu. Bir insana veya insanlara kızıp intikamını dininden alır mı bir insan! Maazallah büyük bir cahillik, çok büyük! “Ben Müslüman değilim” şeklindeki bir söz, başka türlü yorumlanamayacak kadar açık bir dinden çıkma sözüdür. Ama sonra tevbe etmek veya hemen ardından namaza durmak gibi dönüş söz konusu değilse sözün sahibi dinden çıkmıştır. Dinden çıkanın karısı eşinden ayrılmış olur yani nikâhları düşer. Eğer karı koca olmadan önce böyle bir şey oldu ise yani nikâhları var ama karı koca olmamışlar ise ayrılık tamamen gerçekleşmiş olur. Erkek tekrar Müslüman olursa yeni bir nikâhla bir araya gelebilirler. Karı koca olduktan sonra dinden çıkma söz konusu ise kadın iddet beklemeye başlar. İddet üç aybaşı dönemi demektir. Üçüncü aybaşı bittiğinde kocası dine dönmedi ise nikâh tamamen bitmiş demektir. İddet içinde iken İslam’a geri dönse yani tevbe etse nikâhları devam ediyor olacaktı. İddetten sonra ise ancak tekrar Müslüman olmak şartı ile yeni bir nikâh ile bir araya gelebilirler.
Nikâh eğlence değildir. Nikâh neyi helal yapıyorsa o helaldir, zamanında iyi düşünmeli idiniz.
Nikâh için herhangi bir vakit sınırlaması yoktur. Ancak, düğüne kadar geçici bir rahatlama sağlaması için gerçekleştiren nikâhta sıkıntı vardır. Nikâh ya vardır ya da yoktur. Yüzeysel veya muvakkat nikâh olmaz. Eğer bu kıyacağınız nikâh sonrasında eşinizle gerdeğe girme hakkınızın sizde olacağını ve düğünden önce nikâhı tekrarlamak gereği olmayacağını düşünüyorsanız nikâh kıyın. Yoksa yaptığınız iş yanlıştır. Ayrıca nişanlınıza da bunu böyle izah edin; on yıllık yirmi yıllık evli bir hanım durumuna düşecektir. Siz boşamadıkça hanımınız olarak kalacaktır.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Allah’ın en büyük haramlarından biri zinadır. Zina pek ağır bir haramdır. Evli kadının zina etmesi ise daha ağır bir haramdır. Bir erkeğin nikâhında iken zina eden kadınla alakalı hükümleri şöyle özetleyebiliriz: a- Bu kadın, Rahîm ve Ğafûr olan Allah’a sığınıp tevbe etsin. Kalbinin nabzı kadar önemli bilsin bu tevbeyi. Tevbesindeki ciddiyeti meleklere ispat etsin. Kendisini ibadete versin. O çirkinliği sevk eden ortamlara veda etsin. İspat edilmiş ve korunmuş bir tevbe ile yaşasın. b- Çirkinden daha çirkin bir iş olan bu zinası ile kadının nikâhı düşmez. Böyle bir kadının zinasını kocası bildiğinde onu boşama hakkına sahiptir. Çocuklar veya sosyal konum gibi bir nedene binaen boşayamaz bir durum olursa onunla karıkocalığa devam etmesinin dinen bir sakıncası yoktur. Ulemanın ağırlıklı görüşü böyledir. Kadının, bu kabahati tekrarlamak gibi bir duruma dönüştürmesi hâlinde ise erkeğin onu boşaması en azından mürüvvet açısından tavsiye edilir. c- Kesinlikle ve kesinlikle kadın bu rezilliği kimseye söylememelidir. Şeytan onu bu bataklığa düşürdükten sonra yaptığını ona buna anlatarak ikinci, üçüncü, dördüncü kere aynı suçun melekler tarafından kaydedilmesine sebep olmaktadır. Eğer tevbesinde samimi değilse o zaten laneti bulmuş demektir. Tevbesinde samimi ise tevbenin gereği olarak kabahatini gizlemelidir. Bu gizlemeye eşi de dâhildir. Allah Teâlâ ona ömür verir de yaşatırsa tevbe fırsatı da veriyor demektir; fırsatı iyi değerlendirilmelidir. d- Elbette böyle bir faciada nikâhlı erkeğin hakkı bir nebze vicdanı kalmış bir insanı ezip duracaktır. Yani o kadın, eşinin hakkını düşündükçe ezilecektir. Buna denecek bir şey yoktur. Zaten o kadının tevbesini de biz, içine doğru akıp duran gözyaşları olarak anlamaya çalışıyoruz. Elbette ezilecektir. Burada bu kadının eşi ile olan ilişkilerinde eşinin hakkını, onurunu korumayı konuşurken bir de mü'min bir toplumda evli bir kadının zinasının ifşa edilmesi ile oluşacak rezaletin onun eşini de aşıp sayısını Allah’tan başkasının bilemeyeceği kadar mü'min insanı erkeğiyle kadını ile yaralayacağını unutmamak gerekir. Zinanın yayılma sürecinin hızlanmasına sebep olacaktır. Dağ ağırlığında bir suçun çakıl taşı gibi görülmesine neden olacaktır. Meseleyi aile olarak gördüğümüzde, bu ümmetin de bir aile olduğunu unutmadan karar vermeliyiz. e- Kadın gerçekten bu rezilliğin altında ezildiğini hissediyorsa ve boşanmayı kendisi için kurtuluş görüyorsa başka bir gerekçe altında boşanmayı sağlamasını tavsiye ederiz. Ateşe benzin dökmenin hiçbir anlamı yoktur.
Çocuğunuzun adının Muhammed Mustafa olmasının dinen bir sakıncası olmaz. Ağır gelmek gibi bir durum da söz konusu değildir. Şu kadar ki, böyle bir isim yerine sadece Mustafa veya sadece Muhammed daha uygundur. Tercihiniz böyle olsun.
Bir bayan bir erkekle evlilik görüşmesini sürdürürken, bir başka erkeğin o bayanla evlenme görüşmesi yapması dinimizce yasaklanmıştır. Bunun haricinde dinen bir bayanla görüştü, ben de o bayanın arkadaşıyım diye bir erkeği yok saymak gerekmiyor. Bunu bir kabullenebilme meselesi olarak görmek daha doğru olur. Eğer aranızdaki samimiyet, birinizin reddettiğini diğerinin de reddetmesini gerektirecek kadar ileri ise bu sizin bileceğiniz bir iştir. Birinizin filtresine takılmış olmak diğeri için de zaten kabul edilmemesi gerekir mantığı oluşturuyorsa o da sizin bileceğiniz özel durumunuzdur. Dinen bunda bir sakınca yoktur. Bunu bir uğursuzluk nedeni gibi de görmek gerekmez. Allah yardımcımız olsun.
Bundan sonra böyle bir düşünceye gerek yoktur. Hepimiz Rabbimizin rahmet ve mağfiretine muhtacız; biz de siz de istiğfar ederiz, hata etmiş isek de Rabbimizin rahmetine sığınırız. Öyle yapın, işinize bakın, ibadetlerinizi yapın. Biiznillah rahat edersiniz.
Onlar bebek niteliğinde değildir. Hastanenin onları kötü bir maksatla kullanmamasını temin ettikten sonra imha edilmelerinde sakınca olmaz. Allah yardımcınız olsun.
Bunu doktorla çözmelisiniz.