Fetva Meclisi
Soru
Hocam, evliyken başka bir erkekle ilişki yaşamış bir kadın ve bu durumdan haberi olmayan kocası var ortada. Kocasının bu durumdan haberdar edilmesi gerekli midir yoksa bu günah saklanmalı mıdır? Çünkü bu durum kocası tarafından öğrenildiği takdirde ailenin dağılması durumu söz konusu ama diğer taraftan da kocasının bu yanlıştan haberi olması gereken bir hak durumu söz konusu. Dinimize göre yapılması gereken nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Evlilik ciddi bir müessesedir. Evlenmek isteyen kimselerin öncelikle resmî muamele yaptırmaları, sonra halk arasında “dinî nikâh” olarak bilinen merasimi yapmaları uygun olur. Bununla birlikte, evlenmek üzere nişanlanan kimselerin şartlarına uygun olarak yaptıkları nikâh akdi de dinen geçerlidir. Bu durumdaki bir kadın, nikâhlandığı kimsenin dinen eşi olduğundan, kocası kendisini boşamadıkça bir başka erkekle evlenemez. Daha sonra kız fiilen bir araya gelmekten vazgeçer; fakat erkek onu boşamazsa, dinen nikâh devam eder. Bu durumda yapılacak şey, bir şekilde erkeğin boşamasını sağlamak, bu yapılamadığı takdirde, hakemler aracılığıyla aralarını tefrik etmektir. Böyle bir durumda erkeğin, sırf kadına zarar vermek amacıyla kadını boşamamakta ısrar etmesi dinen doğru değildir. (el-Bakara, 2/231) Dolayısıyla söz konusu olayda öncelikle sözü dinlenir, ilim ve fazilet sahibi bir kişi, karı-koca arasını ıslaha çalışmalı; bu mümkün olmazsa boşamamakta direnen kocaya bu tutumunun hiçbir yarar sağlamadığını, böyle bir nikâha son vermesi gerektiğini, nikâhın karşı tarafa zarar vermek amacıyla kullanılamayacağını, bunun İslâm’ın ruhuna aykırı olduğunu anlatarak erkeğin boşamasını sağlamaya çalışmalıdır. Buna rağmen erkek boşamamakta ısrar ederse, kadın ve erkeğin aileleri bu konuda bir sonuca varmak üzere birer hakem seçerler. Ailelerden biri direnir, hakem seçmezse karşı taraf onun yerine âdil ve tarafsız bir hakem seçebilir. Seçilen hakemler öncelikle arabuluculuk yaparlar. Lüzum ve zaruret bulunduğunda kocanın rızası olmasa bile ayrılmalarına karar verebilirler. Böylece taraflar arasında nikâh bağı sona ermiş olur.
Bu soruya cevap verilebilmesi için verdiğiniz bilginin eksik olan kısımların tamamlanması gerekir. Buna göre erkek karısına boşama yetkisini nikâh akdinden önce, "evlenirsek kendini boşayabilirsin" derse veya nikâh esnasında kadın ilk olarak "istediğimde seni boşamak şartıyla evlendim" deyince adamın kabul etmesi veya nikâhtan sonra erkeğin karısına boşama yetkisi vermesiyle kadın boşama hakkına sahip olur. Aksi takdirde olmaz. Yukarıda verilen bilgilere göre kadın talak hakkı almışsa kocanın karısına boşama hakkını veriş şekli muteberdir. Buna göre de bâin olabilir, ricî boşama olabilir, bir kere boşama olabilir, kadının tekrar boşama hakkı olabilir... (Soruda bu bilgi verilmemiş. Kocanın kadına bu hakkı verirken ne dediği bilinmiyor?) Özetle bu konu biraz girift/karmaşık/çok kurallı olması münasebetiyle muhatabı olan kimseler beraberce en yakın müftülüğe giderek yüz yüze çözüm aramaları en doğru olandır. Aksi takdirde eksik bilgi farklı bir fetva verilmesine neden olacaktır. Allah yardımcıları olsun.
Eşiniz veya bir başka biri hakkında elinizde yüzde yüz bilgi olmadan zina etti dememelisiniz. Çok dikkat edin, dikkatli konuşun. Gerçekten zina varsa eşiniz en çirkin işi yapmış demektir. Allah’ın lanetini üzerine çekecek bir iş yapmıştır. Muhakkak tevbe edip Rabbine yönelmelidir. Onu ikaz edin. Bundan sonra genel ilkeler bakımından da şunu bilmelisiniz: Zina etmiş olması aranızdaki nikâhı düşürmez. Sizin onu boşamanızda da bir sakınca olmaz. Aile büyüğünüz olacak biri ile istişare edin. Karar verdikten sonra da yasal yollardan, elinizi tehlikeye bulaştırmadan boşayın veya iyi bir tevbe ile yaşarsa yolunuza devam edin.
Aleykümselam. Böyle bir nikâh yapan haram işlemektedir. Bu haram da ağır haramlardan biridir. Haram işleyen biri dinden çıkmış olmaz. Dinden çıkmadıkça da bir erkek, karısının nikâhı ondan düşmez. Bu durumda sizin, kadınlık gayreti ile eşinizin bir haramı irtikâp etmesi arasında hangisinin daha ağırlıklı etkisi altında olduğunuzu iyi kestirmeniz gerekir ki, özel nefretinizle dini heyecanınızı karıştırmış olmayasınız. Eğer bu konuda kalbiniz mutmain ise yani o haramı hafif gördüğü için bunu yaptığınızdan emin iseniz, öyle bir erkeğin karısı olmamayı istemenizde sakınca yoktur. Ne var ki aradaki bu çizgiyi yani iki durum arasındaki farkı iyi tespit etmelisiniz. Sabırla ve teenni ile hareket edin. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm.Boşama erkeğin elindedir. Kadının çıkması, kızması durumu değiştirmez. Ailenin sarsılması başka şey nikâhın bitmesi başka şeydir.
Kadın, evlendikten sonra eşinin izni olmadan evden çıkamaz mı? Kadın, meşru bir gerekçe ile evden çıkabilir ve akraba veya arkadaşlarını ziyaret edebilir. Ancak kocasının izni olmadan gereksiz yere sürekli dışarı çıkması doğru görülmemiştir. Ancak burada "izin" kelimesi yanlış anlaşılmamalıdır. Kadın, anne-babasını ve mahremlerini ziyaret etme hakkına sahiptir. Kadının sosyal hayatı tamamen kısıtlanamaz. Eş, kadının İslam’a uygun olan arkadaşlıklarını tamamen yasaklayamaz. Bir erkek, eşinin akraba veya arkadaşlarıyla görüşmesini ancak şu durumlarda sınırlayabilir: 1) Eğer o çevre, evliliğe zarar veriyorsa eşinin arkadaşları veya ailesi, evliliğe fitne sokuyorsa, yanlış yönlendiriyorsa, koca bu konuda hakkaniyetli bir şekilde önlem alabilir. Örneğin: Eğer eşinin arkadaşları sürekli ona evliliği kötülemeye, kocasına karşı doldurmaya çalışıyorsa, burada bir denge kurulması gerekir. 2) Eğer gittiği yerler haram veya şüpheli ortamlarsa kadın, İslam’a aykırı bir ortamda vakit geçiriyorsa (dedikodu, haram olan eğlence vb.), koca bunu engelleme hakkına sahiptir. Ama İslam’a uygun bir arkadaş çevresi varsa, bu kısıtlama olmaz. 3) Ev içindeki denge bozuluyorsa, kadın, sürekli dışarı çıkıp evi ihmal ediyorsa, koca bu konuda uyarıda bulunabilir. Ama kadın, eşinin ve çocuklarının hakkını gözetiyorsa, kısıtlama gereksiz olur. Evlilik öncesinde bu konuları açıkça konuşun. Eş adayın, akraba ve arkadaş ilişkileri konusunda katı mı, esnek mi olduğunu bilmek çok önemli. Allah hayırlı kapılar açsın, gönlünüze huzur versin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Çocuğunuzun adının Muhammed Mustafa olmasının dinen bir sakıncası olmaz. Ağır gelmek gibi bir durum da söz konusu değildir. Şu kadar ki, böyle bir isim yerine sadece Mustafa veya sadece Muhammed daha uygundur. Tercihiniz böyle olsun.
a- Nikâh kıyılmış olması, ‘nişanlı iken’ süreci değildir artık. Siz nikâhlı idiniz. b- Boşanma eğer karıkoca olmadan ve kapalı bir odada başbaşa kalmadan gerçekleşti ise yani sadece nikâh yapıldı ama karıkocalık ortamı oluşmadı ise boşanma ile beraber yapılması gereken bir şey yoktur. Beklemek yani iddet beklemeniz gerekmez. c- Eğer karıkoca oldu iseniz ya da karıkoca olmaya uygun bir ortamda başbaşa kaldı iseniz boşama anından sonra üç aybaşı geçene kadar beklemeniz gerekir. Bu da yaklaşık olarak üç ay sayılabilir. Daha sonra kadın serbesttir.
Bundan sonra böyle bir düşünceye gerek yoktur. Hepimiz Rabbimizin rahmet ve mağfiretine muhtacız; biz de siz de istiğfar ederiz, hata etmiş isek de Rabbimizin rahmetine sığınırız. Öyle yapın, işinize bakın, ibadetlerinizi yapın. Biiznillah rahat edersiniz.
Bir bayan bir erkekle evlilik görüşmesini sürdürürken, bir başka erkeğin o bayanla evlenme görüşmesi yapması dinimizce yasaklanmıştır. Bunun haricinde dinen bir bayanla görüştü, ben de o bayanın arkadaşıyım diye bir erkeği yok saymak gerekmiyor. Bunu bir kabullenebilme meselesi olarak görmek daha doğru olur. Eğer aranızdaki samimiyet, birinizin reddettiğini diğerinin de reddetmesini gerektirecek kadar ileri ise bu sizin bileceğiniz bir iştir. Birinizin filtresine takılmış olmak diğeri için de zaten kabul edilmemesi gerekir mantığı oluşturuyorsa o da sizin bileceğiniz özel durumunuzdur. Dinen bunda bir sakınca yoktur. Bunu bir uğursuzluk nedeni gibi de görmek gerekmez. Allah yardımcımız olsun.
Onlar bebek niteliğinde değildir. Hastanenin onları kötü bir maksatla kullanmamasını temin ettikten sonra imha edilmelerinde sakınca olmaz. Allah yardımcınız olsun.
Bunu doktorla çözmelisiniz.