Fetva Meclisi
Soru
Hocam dört ablam var evliler, ben de evliyim. Gurbetteyim desteklerine çok ihtiyacım var ama benimle hiç ilgilenmiyorlar, zamanında onlarla da ilgilenilmemiş diye bana biz de zorluk çektik diyorlar. Ahirette hesap verirler mi beni sıkıntılı zamanımda yalnız bıraktıkları için?
Cevap
Benzer fetvalar
Evet, akraba ilişkilerimiz dindarlığımızın gereğidir, korumaya ve sürdürmeye mecburuz. Ahiret hedeflerimiz ise her şeyin üstündedir. Ahirette zarar etmemize neden olacak hiçbir şey bizim sempati alanımızda olamaz. Buna akrabalık ilişkilerimiz de dâhildir.
Ailemizin huzuru ve istikrarı bizim için çok önemlidir. Allah’ın haramlarından birine açık ve net bir şekilde batmadıkça önceliğimizi aile huzurumuza vermeliyiz. Mesele açık bir harama girme düzeyine gelince ahiretimizi öncelikli tutmamız gerekeceği bellidir. Mesela alkol kullanma, elle temas etme, dans etme gibi bir abeslikle yüzleşecek olursanız net tavır koyarsınız. Bu noktaya gelmeyen sıkıntılar için yaptığınız gibi yapmaya devam edin yani kendinizi kollayarak, en kenardan yürüyerek devam edin. Allah yardımcınız olsun.
Kızım, Allah seni ailenle imtihan ediyor. Bunun bilinciyle hareket et. Aceleci davranma. Eğer ailende bazı dönen yanlışları düzeltme imkânın varsa orada kalmanı tavsiye ederim. Ama ailenin düzelmeyeceği kanısındaysan ve kendinin de bahsettiğin bu ahlaki zafiyetlerinden bozulacağını düşünüyorsan kardeşinle daha uygun/güvenilir/Müslümanlığın daha iyi yaşandığını düşündüğün bir yere hicret edebilirsin. Yalnız yaşın daha çok genç; kandırılma/aldatılma/yanlış karar verme riskini ihmal etmemelisin. Çevrende seni tanıyan ahlaklı ve olgun bir hanım ablanla veya yakın bir akraba büyüğünle bu konuyu istişare edebilirsin. Allah yardımcın olsun.
Siz elinizden geleni yapın. Gözle görülür bir hata yapmayın. Eşinizle muhabbetinizi canlı tutun. Bundan sonra da kimin ne dediğine ve diyeceğine bakmayın. Rahat edersiniz. Allah yardımcınız olsun.
Bu, sizin değil eşinizin sorunudur. Kaynananızın ahirete inancı olsun veya olmasın siz insanlık yapmak zorundasınız. İnsanlığı hak etmiyorsa veya dayanılmaz bir duruma geldiyse yine de nezaketle tepki gösterin. Tepki gösterin ama tartışma yapmayın. Cevap vermeyin. Siz karşılığını Allah'tan bekleyerek yapın yapacağınızı. Tekrar size gelmek isterse kabul edin, mesafeli davranın bu sefer, fazla yüz göz olmayın, hakaret de etmeyin. Sabredin ve kazanın.
Size önce şunu tavsiye etmeliyim: Bu dünya bir imtihan yeridir. Rabbimiz, her birimiz için ayrı ayrı bedenler ve ruhlar yarattığı gibi farklı farklı imtihanlar da takdir buyurmuştur. Her birimiz, kendi imtihanımızla baş başayız. Bunu unutmayalım. Bir de şunu unutmayalım: İmtihanı ancak sabredenler kazanacaktır! Sabredip kazanacaksınız. Başınıza büyük bir felaket gelmiş, haklısınız ama ne yaparsanız sizin için daha iyi olur bunu çok iyi düşünün. Çocuklarınızın hatırına, çevrenin sizi horlamasına karşı sabretmeyi de tercih edebilirsiniz. Bunun dinen bir sakıncası olmaz. Dilinizi ve elinizi bir kötülüğe bulaştırmadan boşayabilirsiniz de. Bunun da dinen bir sakıncası olmaz. Aile büyüklerinizden birini kendinize hakem yaparak, ne yapacağınız konusunda fikir alırsanız daha iyi edersiniz. Allah yardımcınız olsun. Ne edin edin, dilinizi ve elinizi kötülüğe bulaştırmayın. Bir olan derdi ikiye çıkarmayın. Size dua ederiz.
ahiret konusundaki diğer fetvalar
Şöyle bir prensip edinin: Önce Allah sonra anne baba. Önce ahiretimiz sonra dünyamız. Bizden istenen üzerimize farz ise her şeye rağmen yaparız. Bizden istenen serbest bir konu ise tercih yaparız.
Bu değerlendirme isabetli değil. Biz mesela evlat acısına bir ağırlık veriyoruz ve arabasını kaybedeninki kolaydır diyoruz. Dışarıdan bakıldığında bu doğrudur çünkü biz sadece bize yönelik olan direkt etkiyi hissediyor ve değerlendiriyoruz. Allah Teâlâ ise bize göre çok basit gibi duran bir imtihan konusunda bizim için en ağır olan gibi imtihan sonucu çıkarabiliyor. Bu nedenle de kimin imtihanının ağır kiminkinin de hafif olduğu kararını bize göre değil bize imtihan gönderene göre tartmaya mecburuz. Şöyle bir örnek de ele alabiliriz: Bir kere mesela “suphanallah” diyen cennetler dolusu sevap elde edebilirken bir cüz Kur'an okuyan hiç sevap elde edememiş olabiliyor. Niyetten ihlasa kadar pek çok etken burada etkili olur. İmtihan da böyledir. Büyük bir başlıktan kazanamayan bir kul olarak çıkabileceğimiz gibi herkese göre basit bir başlıktan da çok şey kazanmış olabiliriz. Allah Teâlâ akıbetimiz hayır kılsın. Âmîn
Mü’minin mantığı mezarın içini imar etmektir. O imar da iman ve salih amel ile olur. Bu imarı beceremeyen nesillerin mezarın dışını imarda geliştirdiği yeniliklerin Allah katında hiçbir değeri yoktur. Allah katında değeri olmayan bir şeye mü'minin yatırım yapması ne kadar ahiret için yaşama gerçeği ile bağdaşabilir? Bu bir tuzaktır, tuzağı şeytan kurmuştur. Tuzağın içeriği ise mezarın içini imar etme gayesini dışı ile geçiştirmektir. Evet, merak ettiğiniz şeyler dinden çıkaran şeyler değildir ama ne yararı var sorusunun da cevabı yoktur. Allah yardımcımız olsun.
Sırat, cehennemin üstünde kurulu bir köprüdür. Sırat’tan geçileceği bilgisi Kur'an, sünnet ve icma ile sabittir. Sırat hesaptan sonra olacaktır. Mü'min hesaptan sonra cennet ehli olduğunu anlayacak ama ateşten kurtulup kurtulmayacağını Sırat’tan geçtikten sonra anlayacak. Herkesin onun üzerinden geçmesi farklı olacak. Bu farklılık da günahları ile alakalı olacak. Sırat’ın geçilmesi kurtuluşun tam garantisi olacaktır. Allah’tan başkasına ibadet eden kâfirler Sırat’a gelmeden cehennemin kapılarından ateşe alınacaklar.
Allah Teâlâ işini kolay etsin. Ürkerek gitme. Sen nereye gidersen veya nerede kalırsan kaderin seninledir. İnsanı kurşun öldürmez eceli öldürür. Orada imanlı bir gencin ideal örneği olarak bulunmaya çalış. Sabrı unutma, o senin miğferin gibi olsun. Namaz diye bir dert olamaz, korkma. Bizim şu kâinatta namaz kılamayacağımız bir yer yoktur. Başımızı olmadı gözlerimizi hareket ettirerek de olsa namazımızı kılarız biiznillah. Abdest alırız, alamazsak teyemmüm ederiz. Namazsız kalmayız yine de. Şimdiden öyle bir tereddüt yaşarsan şeytan sana namaz mazeretleri üretebilir. Namazsız bir dünya yoktur biiznillah, hiç korkma. Evden çıkarken Fatiha, Ayetelkürsi, İhlas, Felak ve Nas surelerini oku, üzerine üfle, öyle çık evden. Annenin babanın da duasını al. Daha korkma. Orada kendini esir havalarına daldırma. Ahiret derdi olmayanların dertlerine katılma. Boş vaktinde, normal yürürken zikirler yap. Ezber bildiğin yerleri oku. Mesela günde yüz Ayetelkürsi, yüz Fatiha gibi planlar yap. Göreceksin melekler adım adım seninle olacaklar. Garip kalmayacaksın Allah’ın izni ile. Biz de senin için dua ediyoruz. Allah emin kılsın, afiyetini daim etsin.
Sözünü ettiğiniz oluşumların hangisi tam güvenli, hangisi dünya ve ahiretimize dokunmuyor? Bir zaman “şimdi buna saldırıyoruz” der gibi hedef gösteriliyor sonra bakıyoruz değişen bir şey yok. Bu bir oyun. Kökten direnebiliyorsak ne ala. Zararı kendimizden ne kadar savabiliyorsak ona da şükür. Kanaatimiz budur.