Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben askere gideceğim, hem kendim için hem de orada ki kardeşlerim için tavsiyelerinize ve nasihatlerinize ihtiyacım var, özellikle namazlarım için. Belki oradaki kardeşlerime de bir nebze olsa faydam olabilir.
Cevap
Benzer fetvalar
Allah Teâlâ size rahmeti ile muamelede bulunsun. Siz de biliyorsunuz ki babanız sizin cennetinizdir. Cennetten önce de biiznillah siz evlatlarınızdan hayır göreceksiniz. Aman sabredin, aman yılmayın. Ne kaldı şu dünya hayatından. Şu kadar yıldır çekiyorsunuz, çoğu gitti azı kaldı sayın. Sabredin ve karşılığını Allah’tan bekleyerek yapın yapacağınızı. Size tavsiyem, bir psikologla muhakkak görüşün. Ola ki gözünüzden kaçan bir şeyi size tavsiye eder. Bir de şunu söyleyebilirim: Aile fertleri hepiniz aynı anda hizmette bulunmayın. Bir tür nöbet oluşturun. Çevrenizde bakımevi bulunuyorsa biraz dinlenmek için ve orada daha iyi bakılabilir umudu ile babanızı oraya yerleştirebilirsiniz de. Ne edin edin işi sonuna kadar getirip ipi salmayın. Allah yardımcınız olsun. Size dua ediyorum.
Onlardan biri seni eğlence konusu yapıncaya kadar bin kere iki bin kere git ayaklarına. Söyle, rica et ve dön. Sen kulaklara ulaşabilirsin. Kalplere ise sadece Allah ulaşabilir. Ve senin işin kalplerle değildir. Mübarek bir iş yapıyorsun, kıymetini bil. Moralini yüksek tut. Bir veya bin olay işini bitirmiş olmasın. Konu olarak temel esasları esas al. Asla tartışma gerektirecek konulara girme. Sıradan ve herkesin anlayabileceği konuları işle. Acele etme. Hiç acele etme. Asla acele etme ve acele etme.
Bu tür olaylar karşısında korkmak iman gereğidir. Biz, Allah'ın azabından korkmayacağız da neden korkacağız? Durumunuzu anormal görmedim. Allah size sabır versin. Namazlarınızı ihmal etmeyin. Orada bulabildiğiniz kadar mümin insanlarla beraber olmaya çalışın. Her gün bir miktar mesela on sayfa Kur'an okuyun. Kur’an okumayı beceremiyorsanız mesela yirmi kere Ayetelkürsi okuyarak o açığı kapatın. Aynı şekilde Fatiha suresini de okuyabilirsiniz. Sabah namazından önce ve sonra zikir yapın. Kelime-i Tevhidi yüz kere mesela tekrar edin. Namazlardan sonra dua edin. Ve derslerinize yoğunluk verin. Allah yardımcınız olsun.
1. Hemen güzel bir tevbe yap. Bütün günahlarını sil. Yeniden doğmuş gibi ol. Ve artık o tevbenin adamı ol. 2. Namaz enerjidir. Sürekli enerji depola. Vakit namazları ve nafileleri adeta biriktir. 3. Duadan üşenme. Evde otururken, yürürken, uyumadan önce, kalkınca, yemekten önce... Hep dua et. Arapça bildiklerini yap, Türkçe yap… Hep dua yap. 4. Karşılıksız iyilikler belayı def eder. Para vermekten, tatlı söz söylemeye varıncaya kadar çok iyilik yap. O iyiliklerin sana bir koruma çadırı oluşturur. 5. Çok tesbih yap. Subhanallah de, Elhamdülillah de, Allahu ekber de. Yürürken, otururken, bakarken… Hep yap. Dilin zikirle taptaze kalsın. 6. Haram ortamları terk et. İnternetin haramından kop. 7. Anne babanın duasını al. Onlar yoksa onların yaşıtı akrabalarını ara, dualarını iste. 8. Çok istiğfar et. Sürekli “estağfurullah/Allah’ım beni bağışla” demeye alış. 9. Kur'an oku. Onu oku. Oku, oku… 10. Bil ki, sabretmeden cennete girilmez. Sabrı nefesin bil, soluğun say.
Allah Teâlâ yardımcınız olsun. Özet olarak size şu tavsiyelerde bulunabilirim: - Acele etmeyeceksin. Bedenin büyüdüğü gibi maneviyatın da büyüyecek. Bunun adına sabırla ve yılmadan, erimeden yaşamaya devam etmek diyebiliriz. - İbadetlerini ihmal etmeyeceksin. Elbette önce farz ibadetleri kastediyoruz. Nafile ibadetleri artırmaya bakacaksın. Mesela Kur'an okumayı, zikir yapmayı günlüğün haline getireceksin. - Çevreni temiz tutacaksın. Zararı yok, kimse olmasın yanında ama olan sana zarar vermesin. Üç kişi de olsalar, Allah yolunda arkadaş edindiklerin çevrenden eksik olmasın. - Haramlardan ve haramlara götüren sebeplerden uzak duracaksın. - Aile saadetini ahiretin açısından çok önemli olarak göreceksin. - Haber programları dâhil, dünyevileşmeye neden olacak bilgi kirliliğinden kendini koruyacaksın. - Çok dua edeceksin. Çok, çoook... Allah yardımcın olsun.
İnsanız, böyle inişler, ardından çıkışlar normaldir. Normal olmayan ise bunu benimsemektir. Her kalktığınız sabahı sizin için yeni bir doğum günü kabul ederek silkinmeye çalışın. Şeytanın “bittin, toparlanamazsın” türünden vesveselerini reddedin. Bunu fiziki bir hastalık gibi görmeye çalışın. Tedavi olduğunuzda bu da geçecek olarak inanın. Sabredin, acele etmeyin. Son nefese kadar mücadeleye hazır olun. Namaz dinin direğidir, onu sarsmamak en büyük hedefiniz olsun. Dua ederiz sizin için, Allah yardımcınız olsun. Âmin.
ahiret konusundaki diğer fetvalar
Sözünü ettiğiniz oluşumların hangisi tam güvenli, hangisi dünya ve ahiretimize dokunmuyor? Bir zaman “şimdi buna saldırıyoruz” der gibi hedef gösteriliyor sonra bakıyoruz değişen bir şey yok. Bu bir oyun. Kökten direnebiliyorsak ne ala. Zararı kendimizden ne kadar savabiliyorsak ona da şükür. Kanaatimiz budur.
Hayır, sürekli kötüyü ve kötülüğü gündemimiz yapmamız gerekmez, doğru bile olmaz esasen. Belli ölçülerle yürümemiz yeterlidir. Örnek olarak şu noktalara dikkat ederek yürürsek biiznillah iyi yolda olduğumuz anlaşılır: a. İmanımızı ve Müslüman kimliğimizi yaşarken dış amellerimiz kadar iç amellerimize, kalp dünyamıza da dikkat ederiz. Özellikle tevazu, zühd, ihlas gibi başlıkları ihmal etmeyiz. b. Zamanı hassas kullanırız. c. Çevre konusunda hassas oluruz. Arkadaşlarımızın dini üzere olma inceliğini unutmayız. d. Allah’ın emir ve yasakları konusunda tavizsiz oluruz. e. Dinimizin yaşanması ve yaşatılması konusunda çalışmalarımız olur. f. Ahiret hayatını öteleyen bir anlayış içinde olmayız. g. Cahillikten sıyrılmaya gayret ederiz.
Peygamberimiz aleyhisselamdan başka da Allah’ın şefaat izni vereceği kimseler vardır ama bunların bizzat şu kimsedir denmesi mümkün değildir.
Mü’minin mantığı mezarın içini imar etmektir. O imar da iman ve salih amel ile olur. Bu imarı beceremeyen nesillerin mezarın dışını imarda geliştirdiği yeniliklerin Allah katında hiçbir değeri yoktur. Allah katında değeri olmayan bir şeye mü'minin yatırım yapması ne kadar ahiret için yaşama gerçeği ile bağdaşabilir? Bu bir tuzaktır, tuzağı şeytan kurmuştur. Tuzağın içeriği ise mezarın içini imar etme gayesini dışı ile geçiştirmektir. Evet, merak ettiğiniz şeyler dinden çıkaran şeyler değildir ama ne yararı var sorusunun da cevabı yoktur. Allah yardımcımız olsun.
Azap dünyada olur, ölürken olur, kabirde olur, ahirette olur ve hem dünyada hem ahirette olur. Dünyadaki azap bedenle hissedilen azap olur, içte hissedilen manevi azap olur. Neden biz, dünyada Allah’a asi olanların azaba uğradıklarını hemen göremiyoruz sorusu haddimizi aşan bir sorudur. Biz hayata, yaşadığımız an olarak bakabiliyoruz. Ne dünü ne de geleceği bilmiyoruz. Allah Teâlâ ise ezelden ebede olan süreç içerisinde her şeyi bir hikmetle yapmaktadır. Biz, bize göre bir uygulama isteriz ama biz yok denecek kadar kısa bir zaman için varız ve sadece kendi eksenimizde döneriz. Bütün kâinat içinde biz yok gibiyiz. Allah Teâlâ ise yaratan ve idare eden olarak hükmetmektedir. Yine de neden hemen azap etmiyor sorusuna bazı cevaplar tahmin edebiliriz: - Çünkü Allah çok mağfiret eden, çok merhamet edendir. Tevbe ederler diye asi kullarının azabını ertelemektedir. - Helim (yumuşak) olmak onun sıfatlarındandır. Azapta acele etmemek helim olmasının sonucudur. - Asi kullarının azabı kesindir, erteleme ile ne unutulur ne de azalır. Kıyamet gününe ertelenmiş olması büyük bakış açısından sonucu değiştirmez. Aksine azabı geciktikçe günahı artacağı için azabı da artacaktır. Bu anlamda da azabın gecikmesi de onlar için bir azaptır.
Müslüman insan dünyada gülmez diye bir kural yoktur. Gülmek haram değildir. Gülerken gülünç duruma düşmek kötüdür. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin elinde en iyi nesil olarak yetişen ashabı kiram o muhteşem imanlarına rağmen gülüyorlardı da. Ancak Müslüman ve gülmek bir araya geldiğinde şu kurallar önümüze gelir: - Gülme TEBESSÜM şeklinde ve düzeyinde olmalıdır. Peygamber aleyhisselamın gülmesi o şekilde idi. Müslüman’ın Müslüman kardeşinin yüzüne tebessüm etmesi sadakadır, tebessüm sıradan bir tavırdan öteye sadaka düzeyinde bir tavır olabilir. - Sebepsiz gülmeler Müslüman için uygun değildir. - Zorlama gülme de olmamalıdır. Ağlamanın veya tefekkürün gerektiği bir yer ve zamanda gülmek de çizgiyi zorlamaktır. - Mübah da olsa gülme, aşırı olmamalıdır. Bu hayat, sürekli gülenlerin sırlarını yakalayabileceği kadar basit değildir. - Gülme, din, mukaddesat ve din önderleri üzerine olmamalıdır. - Dünya olayları, tabii hadiseleri gülme konusu olarak görmek de gaflettir. Dünyada çok gülüp ahirette çok ağlayanlardan olmamak gerekir.