Fetva Meclisi
Soru
Efendimiz aleyhisselamın şefaatinden başka âlimlerin ve hocaların şefaatinin olabileceği hususu doğru mudur? Falan âlim hakkında bahsederken Allah şefaatine nail kılsın demek sakıncalı mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Şefaat etme meselesi doğru değildir. Peygamberler, adlarını taşıyanlara değil peşlerinden gidenlere şefaat edeceklerdir.
O düşüncelerle bir sakınca oluşmaz ama ifadenin üzerinden derinlemesine gidilip tartışıldığında sakınca arayan için bir sakınca bulunabilir.
Selamünaleyküm. Allah'ın huzurunda ancak O'nun izin verdiği kimseler konuşabilir. Bu, iman ettiğimiz bir hakikattir. Peygamber efendimize de konuşması için Allah izin verecektir. Buna da iman ediyoruz. Şefaat hakkındaki bildiklerimiz ve inandıklarımızın özeti budur.
Selamünaleyküm. Bir fıkıh şematiği üzerinden olmayan bilgi aklınızı karıştırabilir.
Şefaat, sıra numarasına göre değildir ki! Bir hak ediş düzeyini yakalamak gerekmektedir. Bir kere o mantıkla bakıp ahireti basitleştirenin şefaat edilebilir niteliği kaybolur. Zira hata etmek ve günahkâr olmak başka şey, ahiret gibi bir zaman ve mekânı basite almak başka şeydir. Böyle anlayabiliriz meseleyi.
Aleykümselam. Peygamberler hariç HATASIZ İNSAN OLMAZ. Mezhep imamlarımızın da hataları vardır ama HIYANETLERİ YOKTUR. Hataları olmasaydı, onların en yakın talebeleri onların sağlığında farklı şeyler söylemezlerdi. Biz onları bildiğimiz hatalarına rağmen sevip sayıyoruz. Allah onlardan razı olsun.
ahiret konusundaki diğer fetvalar
Azap dünyada olur, ölürken olur, kabirde olur, ahirette olur ve hem dünyada hem ahirette olur. Dünyadaki azap bedenle hissedilen azap olur, içte hissedilen manevi azap olur. Neden biz, dünyada Allah’a asi olanların azaba uğradıklarını hemen göremiyoruz sorusu haddimizi aşan bir sorudur. Biz hayata, yaşadığımız an olarak bakabiliyoruz. Ne dünü ne de geleceği bilmiyoruz. Allah Teâlâ ise ezelden ebede olan süreç içerisinde her şeyi bir hikmetle yapmaktadır. Biz, bize göre bir uygulama isteriz ama biz yok denecek kadar kısa bir zaman için varız ve sadece kendi eksenimizde döneriz. Bütün kâinat içinde biz yok gibiyiz. Allah Teâlâ ise yaratan ve idare eden olarak hükmetmektedir. Yine de neden hemen azap etmiyor sorusuna bazı cevaplar tahmin edebiliriz: - Çünkü Allah çok mağfiret eden, çok merhamet edendir. Tevbe ederler diye asi kullarının azabını ertelemektedir. - Helim (yumuşak) olmak onun sıfatlarındandır. Azapta acele etmemek helim olmasının sonucudur. - Asi kullarının azabı kesindir, erteleme ile ne unutulur ne de azalır. Kıyamet gününe ertelenmiş olması büyük bakış açısından sonucu değiştirmez. Aksine azabı geciktikçe günahı artacağı için azabı da artacaktır. Bu anlamda da azabın gecikmesi de onlar için bir azaptır.
Hayır, sürekli kötüyü ve kötülüğü gündemimiz yapmamız gerekmez, doğru bile olmaz esasen. Belli ölçülerle yürümemiz yeterlidir. Örnek olarak şu noktalara dikkat ederek yürürsek biiznillah iyi yolda olduğumuz anlaşılır: a. İmanımızı ve Müslüman kimliğimizi yaşarken dış amellerimiz kadar iç amellerimize, kalp dünyamıza da dikkat ederiz. Özellikle tevazu, zühd, ihlas gibi başlıkları ihmal etmeyiz. b. Zamanı hassas kullanırız. c. Çevre konusunda hassas oluruz. Arkadaşlarımızın dini üzere olma inceliğini unutmayız. d. Allah’ın emir ve yasakları konusunda tavizsiz oluruz. e. Dinimizin yaşanması ve yaşatılması konusunda çalışmalarımız olur. f. Ahiret hayatını öteleyen bir anlayış içinde olmayız. g. Cahillikten sıyrılmaya gayret ederiz.
Müslüman insan dünyada gülmez diye bir kural yoktur. Gülmek haram değildir. Gülerken gülünç duruma düşmek kötüdür. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin elinde en iyi nesil olarak yetişen ashabı kiram o muhteşem imanlarına rağmen gülüyorlardı da. Ancak Müslüman ve gülmek bir araya geldiğinde şu kurallar önümüze gelir: - Gülme TEBESSÜM şeklinde ve düzeyinde olmalıdır. Peygamber aleyhisselamın gülmesi o şekilde idi. Müslüman’ın Müslüman kardeşinin yüzüne tebessüm etmesi sadakadır, tebessüm sıradan bir tavırdan öteye sadaka düzeyinde bir tavır olabilir. - Sebepsiz gülmeler Müslüman için uygun değildir. - Zorlama gülme de olmamalıdır. Ağlamanın veya tefekkürün gerektiği bir yer ve zamanda gülmek de çizgiyi zorlamaktır. - Mübah da olsa gülme, aşırı olmamalıdır. Bu hayat, sürekli gülenlerin sırlarını yakalayabileceği kadar basit değildir. - Gülme, din, mukaddesat ve din önderleri üzerine olmamalıdır. - Dünya olayları, tabii hadiseleri gülme konusu olarak görmek de gaflettir. Dünyada çok gülüp ahirette çok ağlayanlardan olmamak gerekir.
Bu sorunun en net ve en kısa cevabı şudur: - İman eden, - Arzları yerine getiren, - Haramlardan kaçınan biiznillah cennete girecektir.
Sözünü ettiğiniz oluşumların hangisi tam güvenli, hangisi dünya ve ahiretimize dokunmuyor? Bir zaman “şimdi buna saldırıyoruz” der gibi hedef gösteriliyor sonra bakıyoruz değişen bir şey yok. Bu bir oyun. Kökten direnebiliyorsak ne ala. Zararı kendimizden ne kadar savabiliyorsak ona da şükür. Kanaatimiz budur.
Doğrunun kenarında eğri bir tespit olmuş bu. İslam Şeriatı ile yönetilmeyen bir yerde had cezası olarak bilinen CEZALAR UYGULANMAZ. Kişi tevbesini yapar, o tevbeyi korur, Allah’ın mağfiretine umut bağlar.