Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Mezhep imamlarımızın (Allah onlardan razı olsun) hataları var mıdır, bunları bilmemiz gerekir mi? Eleştirilebilirler mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Elbette ve elbette! Bütün tembel Müslümanlar, kendine düşkünler, menfaatine tapınanlar, becerebileceğini becermeyenler, zevklerinden feragat edemeyenler, Peygamber aleyhisselamı ve ashabı örnek almayanlar çok pişman olacaklar mahşer yerinde, çok!
Selamünaleyküm. Bir insan iman esaslarını kabul edip yaşadıktan sonra Mü'min olmanın gereklerini yerine getirmiş olur. Bu sözlerinden dolayı ona kâfir diyecek hâlimiz yoktur. Ama bu sözlerin durduğu sabit bir yer de yoktur.
Selamünaleyküm. Hangi mezhebe göre size dininiz öğretildi ise o mezhebe göre devam edeceksiniz.
Selamünaleyküm. Yılmadan devam edeceksiniz. Bin kere de yıkılsanız ayağa kalkacaksınız. Usanıp bırakırsanız şeytanı memnun edersiniz. Herkesin benzer sorunları olabilir. Direnip gayret edenler kazanacaklar.
Aleykümselam. Hiçbir mü'min cemaat hakkında bir şey düşünme iddiamız olamaz. Kimseye vahiy gelmiyor. Herkes Allah için bir şeyler yapmaya çalışıyor. İyi yapan da hata eden de Rabbinin huzuruna çıkacak. Sözünü ettiğiniz cemaat, kendi ilkeleri etrafında önemli işler yapıyorlar. Allah onlardan razı olsun. 'Şöylesi daha iyi olurdu' şeklinde beyanların yararı yoktur. Daha iyisini bilen onu yapmalıdır. Onları mü'min kardeşlerimiz olarak seviyor, himmetlerini beğeniyoruz. Uygulamalarındaki bazı hususlara itirazımız vardır. Bu da ne bizi sarsar ne de onları küçültür.
Selamünaleyküm. Böyle yapabildiğinizi zannetmeniz başka şey, becerebilmeniz başka şeydir. Eğer becerebiliyorsanız ne ala, keşke herkes bunu yapabilse deriz! Ama becerebildiğinize siz karar vermemelisiniz, bir ilim ehli size 'becerebiliyorsunuz' derse sakıncası yoktur.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Aleykümselam. Şunu kati bir sonuç olarak bilin güzel kardeşim: Cephenin en önünde, savaşın da en çetin anındasın. Allah seni korusun, melekleriyle seni himaye etsin. Aman çok sabırlı ol. İstikrarlı bir iman hayatı yaşamaya bak. Ailen ne derse desin, evlenme sürecini başlat. Şu kadar ki, evliliğini duygusallığa esir etme. Yaşça senden daha olgun birileriyle istişare ederek kararlar ver. Sabırlı ol. Sabırlı ol. Oruç senin durumun için yetmeyebilir. Oruç normal durumlarda kalkan olarak yetebilir de senin durumun normal bir durum değildir. Ne bulunduğun ortam normaldir ne de ailenin anlayışı. Kendini ona göre ayarla. Bir cihadın ortasındasın, kaybetmek de senin elindedir, kazanmak da. Sabredeceksin, kazanacaksın. Ailenle sürtüşme ama kendini de harama kaydırma. Onların saygınlığını koru, harama karşı tedbirini de bırakma. Allah yardımcın olsun.
Aleykümselam. Okumak ve yazmak mü'minler olarak bize ait iki kavramdır. Okur ve yazar bir ümmetiz. Öyle idik, inşaallah da öyle olmaya devam edeceğiz. Mevcut okuyamaz/yazamaz durumumuz ilk örnek neslimize uygun bir durum değildir. Bunu birinci kural olarak kaydetmeliyim. İkinci olarak da şunu söylememiz gerekir: Okumak, herkes için meslek olabilecek nitelikte geliştirilebilir değildir. Herkes okuyabilir, okumalıdır da ancak okumayı bir zevk hâline getirebilmek bir kabiliyettir. O kabiliyet herkes için söz konusu olamaz. Olmasını beklemek de doğru değildir zaten. Normal bir hayat için gereken kadar okuma ve yazma becerisi için adeta farz olan okuma ve yazma diyebiliriz. Daha ilerisi için ise Allah kime kabiliyet verdi ise o, okuma ve yazmayı geliştirecektir. Bilhassa yazma için bu tespit çok önemlidir. Üçüncü olarak da şu tespiti yapabiliriz: Okumanın ilaç gibi günlük etkisi olmaz. Okumak, gıda gibidir. Bugünkü kilonuz ve kaslarınızda yirmi yıl önce yediğiniz bir çikolatayı arasanız bulamazsınız ama büyük ihtimalle o çikolata kaslarınızda, kemiklerinizde bir yerdedir. Size katkısını gözle göremezsiniz ama vardır. Bir çikolata gibi, bir sayfa yazı da birikimimizin bir yerinde durur biz onu göremeyebiliriz, görmemiz de gerekmez. Doğal okuma yöntemleri ile okumaya devam ederiz, okuruz, anlamaya çalışırız. Neticede ise kaderimizde yazılan kabiliyetimiz gelişecek veya başka bir yöne kayacağız. Yazmada ise durum biraz daha farklıdır. Yazmada şöyle kabul edebilirsiniz: Ya doğuştan yazma kabiliyetiniz olacak ve yazdıkça yazacaksınız ya da yazabilecek kadar okuyacaksınız. Okuyarak yazmayı geliştirmek ise yüz kazanıp bir harcamaya benzer. Yani yüz sayfa okuyan bir sayfa yazabilir. Her ikisinde de yine kabiliyet devrede olacaktır. Okumak veya yazmak asıl gaye değildir neticede. Gaye kullukta muvaffak olmaktır. Onu becerdikten sonra okuma yazma bilmesek ne olur, olduğumuz gibi kalem olsak ne olur! Size dualar ederim, dualarınızı beklerim. Allah'a emanet olun.
Aleykümselam. Kur'an'ın tamamı Kur'an'dır ve şifadır. Belli âyetlerin özellikle şifa olarak okunması ise vardır. Mesela Âyet-el kürsi, Fatiha, Felak/Nas bunlardandır. Özellikle hangi âyetin ne için nerede okunacağına dair hadis-i şeriflerde verilen bilgilerin dışındaki tahminler bağlayıcı olmazlar. Bazı önemli şahsiyetlerin, Allah dostlarının tavsiyelerini, kendileri açısından bağlayıcı bulabiliriz ama hadislerdeki bilgilere ilave edilecek düzeyde bulmayız. Bakın, bir hadiste tavsiye ediliyorsa ona yapışın. Gerisini alıp almamada serbestsiniz.
Selamünaleyküm. Yine okumuş olursunuz elbette, bu bir nafiledir, zamana yayılmasında sakınca yoktur, ecri azalsa da nafiledir, ibadettir.
Selamünaleyküm. Bize ait olan selamı biz, kâfirlere vermeyiz ama onların vereceği selama karşılık verebiliriz. Selama benzer bir cevap vermemiz ise daha doğru olur.
Selamünaleyküm. Hapşırma veya öksürme ile kesinti olmaz. Kaldığımız yerden devam ederiz, sehiv secdesi de gerekmez.