Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Kur'an-ı Kerim'de Allah'ın İsm-i A'zam’ı olan belirli ayetler var mıdır? Okuduğum tefsirde bunlar ile edilen duanın kabul olunacağından bahsediyor. Var ise bunlar hangileridir? Nasıl yararlanabiliriz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Kur'an iki tür ayet ihtiva eder. Biri, muhkem, diğeri de müteşabihtir. Muhkem, içeriği anlaşılan, bizden istediği belli olan ayet demektir. Müteşabih ise, yüzeysel olarak anlaşılması mümkün olmayan ayet demektir. Bizzat Kur'an, bu ayetlerin varlığından söz etmektedir. Allah kime ne kadar bildiriyorsa sadece onlar o ayetleri anlayabilirler. Neden Kur'an'da bu tür ayetler var derseniz deriz ki: Kur'an, bilgi kitabı değildir; iman kitabıdır. - Evet, Kur'an'da Peygamber aleyhisselamın açıklamadığı birkaç kısa ayet vardır. Surelerin başındaki harflerdir bunlar. - Hiçbir tartışmada hiçbir şey ispat edilemez. Tartışmanın ucu cehalettir. Kimse ile din hususunda tartışmayın. Kendi işinize bakın, kulluğunuzu yaşayın.
Selamünaleyküm. Kur'an'dan iki türlü istifade edilir. Biri, sözünü ettiğiniz ilimlere vakıf âlimler düzeyindedir. Diğeri de sıradan insanların anlayacağı düzeydedir. Bu düzeyde herkes bir şeyler muhakkak anlar. Anlamaz diye bir şey yok. Ne var ki bu anlama, asıl anlaşılması gerekenin ölçülemeyecek kadar altında olur ama anlar şüphesiz.
Selamünaleyküm. Anlaşılarak okunan bile şifa olmaz elbette, nerede kaldı ki anlaşılmadan okunan şifa olsun ama Kur'an’ın, kendisi şifadır, okunduğu için değil ona iman edildiği için şifa kaynağıdır. Onu sıradan bir tıp kitabı gibi görürsek elbette içinde ilaç bulunan bir kutu kimseye fayda vermez. Kur'an ise olduğu gibidir ona iman edene.
Selamünaleyküm. Kur'an üzerindeki her çalışma berekettir, faydalıdır. Ancak hiç biri, onu asıl dilinden okumak gibi değildir.
Aleykümselam. Kur'an okumanın 'okuma' olması için dil ile tekrarlanması gerekir. Bu da dudak hareketini gerektirir. Dudak hareketi düzeyinde olmayan okumaya okuma diyemeyiz.
Selamünaleyküm. Kur'an'ın muhtevasını anlamak için mealini okumakta hiç bir sakınca yoktur, bilhassa ilimdir. Ancak Kur'an okur gibi ibadet maksadı ile okunmasında sakınca bulunabilir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Aleykümselam. Şunu kati bir sonuç olarak bilin güzel kardeşim: Cephenin en önünde, savaşın da en çetin anındasın. Allah seni korusun, melekleriyle seni himaye etsin. Aman çok sabırlı ol. İstikrarlı bir iman hayatı yaşamaya bak. Ailen ne derse desin, evlenme sürecini başlat. Şu kadar ki, evliliğini duygusallığa esir etme. Yaşça senden daha olgun birileriyle istişare ederek kararlar ver. Sabırlı ol. Sabırlı ol. Oruç senin durumun için yetmeyebilir. Oruç normal durumlarda kalkan olarak yetebilir de senin durumun normal bir durum değildir. Ne bulunduğun ortam normaldir ne de ailenin anlayışı. Kendini ona göre ayarla. Bir cihadın ortasındasın, kaybetmek de senin elindedir, kazanmak da. Sabredeceksin, kazanacaksın. Ailenle sürtüşme ama kendini de harama kaydırma. Onların saygınlığını koru, harama karşı tedbirini de bırakma. Allah yardımcın olsun.
Selamünaleyküm. Yine okumuş olursunuz elbette, bu bir nafiledir, zamana yayılmasında sakınca yoktur, ecri azalsa da nafiledir, ibadettir.
Selamünaleyküm. Bize ait olan selamı biz, kâfirlere vermeyiz ama onların vereceği selama karşılık verebiliriz. Selama benzer bir cevap vermemiz ise daha doğru olur.
Aleykümselam. Peygamberler hariç HATASIZ İNSAN OLMAZ. Mezhep imamlarımızın da hataları vardır ama HIYANETLERİ YOKTUR. Hataları olmasaydı, onların en yakın talebeleri onların sağlığında farklı şeyler söylemezlerdi. Biz onları bildiğimiz hatalarına rağmen sevip sayıyoruz. Allah onlardan razı olsun.
Selamünaleyküm. Hapşırma veya öksürme ile kesinti olmaz. Kaldığımız yerden devam ederiz, sehiv secdesi de gerekmez.
Aleykümselam. Okumak ve yazmak mü'minler olarak bize ait iki kavramdır. Okur ve yazar bir ümmetiz. Öyle idik, inşaallah da öyle olmaya devam edeceğiz. Mevcut okuyamaz/yazamaz durumumuz ilk örnek neslimize uygun bir durum değildir. Bunu birinci kural olarak kaydetmeliyim. İkinci olarak da şunu söylememiz gerekir: Okumak, herkes için meslek olabilecek nitelikte geliştirilebilir değildir. Herkes okuyabilir, okumalıdır da ancak okumayı bir zevk hâline getirebilmek bir kabiliyettir. O kabiliyet herkes için söz konusu olamaz. Olmasını beklemek de doğru değildir zaten. Normal bir hayat için gereken kadar okuma ve yazma becerisi için adeta farz olan okuma ve yazma diyebiliriz. Daha ilerisi için ise Allah kime kabiliyet verdi ise o, okuma ve yazmayı geliştirecektir. Bilhassa yazma için bu tespit çok önemlidir. Üçüncü olarak da şu tespiti yapabiliriz: Okumanın ilaç gibi günlük etkisi olmaz. Okumak, gıda gibidir. Bugünkü kilonuz ve kaslarınızda yirmi yıl önce yediğiniz bir çikolatayı arasanız bulamazsınız ama büyük ihtimalle o çikolata kaslarınızda, kemiklerinizde bir yerdedir. Size katkısını gözle göremezsiniz ama vardır. Bir çikolata gibi, bir sayfa yazı da birikimimizin bir yerinde durur biz onu göremeyebiliriz, görmemiz de gerekmez. Doğal okuma yöntemleri ile okumaya devam ederiz, okuruz, anlamaya çalışırız. Neticede ise kaderimizde yazılan kabiliyetimiz gelişecek veya başka bir yöne kayacağız. Yazmada ise durum biraz daha farklıdır. Yazmada şöyle kabul edebilirsiniz: Ya doğuştan yazma kabiliyetiniz olacak ve yazdıkça yazacaksınız ya da yazabilecek kadar okuyacaksınız. Okuyarak yazmayı geliştirmek ise yüz kazanıp bir harcamaya benzer. Yani yüz sayfa okuyan bir sayfa yazabilir. Her ikisinde de yine kabiliyet devrede olacaktır. Okumak veya yazmak asıl gaye değildir neticede. Gaye kullukta muvaffak olmaktır. Onu becerdikten sonra okuma yazma bilmesek ne olur, olduğumuz gibi kalem olsak ne olur! Size dualar ederim, dualarınızı beklerim. Allah'a emanet olun.