Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Üniversite öğrencisiyim. Bölümde 90’a yakın kız, 8-9 tane erkek var ki, erkeklerin bir kısmı 90 tane kızın içinde olmaktan gayet memnunlar. Biz, birkaç arkadaş haramdan sakınmakta güçlük çekiyoruz, zorlanıyoruz. Bazen gözümüz, bazen gönlümüz kayabiliyor. Yaşım 20, aileme evlilik konusunu da açtım, pek kabul görmedi. Büyük sıkıntı çekmekteyim. Haramdan sakınmak adına pazartesi, perşembe veya Davud orucu tutmamızı öneren oldu. Bu konuda sizin de önerinizi ve nasihatinizi almak istiyorum. Allah razı olsun.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Katiyetle güzel düşünüyorsunuz. Allah’ın kulları, Allah’ın rızasını esas alarak düşünürler. Hemen evlenme sürecini başlatın. Önce kendinize, ideallerinizi takdirle karşılayacak bir eş adayı bulun. Onunla bunları açık seçik konuşun. Sonra durumu ailenize açın. Onların makul hiçbir gerekçeleri olmaması gerekiyor. İnat olsun diye itiraz ederlerse onlara bakmayın. Kız tarafının, babasından izinli olması yeterlidir sizin için. Bu işin en kolayı rızık tarafıdır. En garantili o duru. Çünkü rızık Allah’ın garantisindedir. Hemen yola koyulun.
Selamünaleyküm. Sizin bu derdiniz esasen bütün Müslümanların derdi olmalıdır. Dedikleriniz tamamen doğrudur, haklısınız ama kaçarak bir çözüm üretmek mümkün değildir. Biz, kötülüğü lanetleyerek bir yere ulaşamayız. Kötülüğün karşısına iyiliği dikerek asıl kimliğimizi ortaya koymuş oluruz. Siz samimiyetinizi koruyun, göreceksiniz Allah Teâlâ sizin karşınıza tertemiz birini çıkaracaktır. Yangına dalıp tutuşmak akıllılık olmadığı gibi yangını bırakıp kaçmak da Müslümanlık değildir. Ortasını bulacağız. Bir husus daha dikkatinizden kaçmasın. Sizin bu hassasiyetinizi şeytan kullanabilir. Hassasiyetler de hassaslık üretir duruma geldiğinde ipler elimizden kaçar. Şeytanın oyuncağı olmadan yolumuza devam ederiz. İçinde kaybolup gitmeden itfaiyeci mantığı ile çevremizin üzerine gideriz. İbadetlerimizi ihmal etmeyeceğiz. Muhakkak âyet ve hadis konuşulan bir ders halkası bulup katılacağız. İmtihanın para ve cinsellik üzerinden yürdüğünü anlamış olacağız. İyi bir evlilik için mücadele edeceğiz; evliliğin gecikmesi, korktuğumuzun başımıza gelmesi şeklinde sonuçlanabilir. İstişare edip dertleştiğimiz bir kardeş çevremiz bulunsun. Olaylardan büyük olmaya mecburuz. Kur'an okuyun, dua edin. Kendinize, bize, bütün Mü'minlere dua edin. Allah sizi de bizi de fitnelerden korusun.
Selamünaleyküm. Böyle bir şey için boşanmayı düşünmeyin. Sabırlı olun, nazik davranın, çocukları siz ikna edin. Alternatifler üretin. Ama muhakkak sabırlı olun; kırıp dökmeden iş görmelisiniz. Allah size sabırlar versin.
Selamünaleyküm. Evlenmek tek çaredir. Ondan sonraki çareler geçicidir. - Çevrenizi temiz tutacaksınız. - İbadetlerinizi ihmal etmeyeceksiniz. - Kendinize vaktinizden çok iş üreteceksiniz. Sizin gününüz yirmi dört saat değil yirmi saat olacak ve vakit size yetmeyecek. - Bulunduğunuz ortamı sık sık değiştirin. Mesela evinizdeki yatak şeklini öbür odaya o mümkün değilse odanın diğer tarafına taşıyın. Sık sık göz ve kulağınızı yenileyecek değişiklikler yapın.
Aleykümselam. Velev çocuklu olsun, dul kadınla evlenmenin hiçbir sakıncası yoktur. Ne var ki, evliliği uzun süreli düşünmemiz gerekmektedir. Bekar biri ile evlenmemeniz durumunda uzun vadede sizin iffetiniz ve aile huzurunuz açısından olumsuz bir sonuçla karşılaşabilirsiniz. 'Kırk kere ölçüp bir kere biçmek' deniyor ya, öyle bir hesap yapmalısınız. Meselenin bir de o hanım kardeşlerimizin psikolojisi açısından ele alınması gerekir ki, o durumda da sizin açınızdan olumsuzluk olabilir. Yaşınıza uygun ve fiziki güzelliği size hoş gelen bir eş adayı arayın. Durumları siz de görüyorsunuz. Çok dua edin. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Kardeşimiz, her şeyden evvel tesettürün de bir cihad olduğunu bilmelidir. Cihad sadece cephede değildir. Kardeşimiz kesinlikle yılmasın. Sabredip kazanmasını bilmelidir. Bir işi yapmaktan çok onu korumanın önemini anlamalıdır. Evlenme konusunda ise evlilik onun için farz durumda değilse baba ve annesini üzmeyecek. Farz duruma gelmiş ve duygusal düşünmüyorsa daha radikal kararlar verebilir. O da siz de biz de duayı unutmayalım.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Aleykümselam. Peygamberler hariç HATASIZ İNSAN OLMAZ. Mezhep imamlarımızın da hataları vardır ama HIYANETLERİ YOKTUR. Hataları olmasaydı, onların en yakın talebeleri onların sağlığında farklı şeyler söylemezlerdi. Biz onları bildiğimiz hatalarına rağmen sevip sayıyoruz. Allah onlardan razı olsun.
Aleykümselam. Kur'an'ın tamamı Kur'an'dır ve şifadır. Belli âyetlerin özellikle şifa olarak okunması ise vardır. Mesela Âyet-el kürsi, Fatiha, Felak/Nas bunlardandır. Özellikle hangi âyetin ne için nerede okunacağına dair hadis-i şeriflerde verilen bilgilerin dışındaki tahminler bağlayıcı olmazlar. Bazı önemli şahsiyetlerin, Allah dostlarının tavsiyelerini, kendileri açısından bağlayıcı bulabiliriz ama hadislerdeki bilgilere ilave edilecek düzeyde bulmayız. Bakın, bir hadiste tavsiye ediliyorsa ona yapışın. Gerisini alıp almamada serbestsiniz.
Aleykümselam. Okumak ve yazmak mü'minler olarak bize ait iki kavramdır. Okur ve yazar bir ümmetiz. Öyle idik, inşaallah da öyle olmaya devam edeceğiz. Mevcut okuyamaz/yazamaz durumumuz ilk örnek neslimize uygun bir durum değildir. Bunu birinci kural olarak kaydetmeliyim. İkinci olarak da şunu söylememiz gerekir: Okumak, herkes için meslek olabilecek nitelikte geliştirilebilir değildir. Herkes okuyabilir, okumalıdır da ancak okumayı bir zevk hâline getirebilmek bir kabiliyettir. O kabiliyet herkes için söz konusu olamaz. Olmasını beklemek de doğru değildir zaten. Normal bir hayat için gereken kadar okuma ve yazma becerisi için adeta farz olan okuma ve yazma diyebiliriz. Daha ilerisi için ise Allah kime kabiliyet verdi ise o, okuma ve yazmayı geliştirecektir. Bilhassa yazma için bu tespit çok önemlidir. Üçüncü olarak da şu tespiti yapabiliriz: Okumanın ilaç gibi günlük etkisi olmaz. Okumak, gıda gibidir. Bugünkü kilonuz ve kaslarınızda yirmi yıl önce yediğiniz bir çikolatayı arasanız bulamazsınız ama büyük ihtimalle o çikolata kaslarınızda, kemiklerinizde bir yerdedir. Size katkısını gözle göremezsiniz ama vardır. Bir çikolata gibi, bir sayfa yazı da birikimimizin bir yerinde durur biz onu göremeyebiliriz, görmemiz de gerekmez. Doğal okuma yöntemleri ile okumaya devam ederiz, okuruz, anlamaya çalışırız. Neticede ise kaderimizde yazılan kabiliyetimiz gelişecek veya başka bir yöne kayacağız. Yazmada ise durum biraz daha farklıdır. Yazmada şöyle kabul edebilirsiniz: Ya doğuştan yazma kabiliyetiniz olacak ve yazdıkça yazacaksınız ya da yazabilecek kadar okuyacaksınız. Okuyarak yazmayı geliştirmek ise yüz kazanıp bir harcamaya benzer. Yani yüz sayfa okuyan bir sayfa yazabilir. Her ikisinde de yine kabiliyet devrede olacaktır. Okumak veya yazmak asıl gaye değildir neticede. Gaye kullukta muvaffak olmaktır. Onu becerdikten sonra okuma yazma bilmesek ne olur, olduğumuz gibi kalem olsak ne olur! Size dualar ederim, dualarınızı beklerim. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Yine okumuş olursunuz elbette, bu bir nafiledir, zamana yayılmasında sakınca yoktur, ecri azalsa da nafiledir, ibadettir.
Selamünaleyküm. Bize ait olan selamı biz, kâfirlere vermeyiz ama onların vereceği selama karşılık verebiliriz. Selama benzer bir cevap vermemiz ise daha doğru olur.
Selamünaleyküm. Hapşırma veya öksürme ile kesinti olmaz. Kaldığımız yerden devam ederiz, sehiv secdesi de gerekmez.