İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

En azından gidişatım iyi yoldadır diyebileceğim bir ölçü olabilir mi? Hep kötü mü düşünmeliyiz?

Cevap

Hayır, sürekli kötüyü ve kötülüğü gündemimiz yapmamız gerekmez, doğru bile olmaz esasen. Belli ölçülerle yürümemiz yeterlidir. Örnek olarak şu noktalara dikkat ederek yürürsek biiznillah iyi yolda olduğumuz anlaşılır: a. İmanımızı ve Müslüman kimliğimizi yaşarken dış amellerimiz kadar iç amellerimize, kalp dünyamıza da dikkat ederiz. Özellikle tevazu, zühd, ihlas gibi başlıkları ihmal etmeyiz. b. Zamanı hassas kullanırız. c. Çevre konusunda hassas oluruz. Arkadaşlarımızın dini üzere olma inceliğini unutmayız. d. Allah’ın emir ve yasakları konusunda tavizsiz oluruz. e. Dinimizin yaşanması ve yaşatılması konusunda çalışmalarımız olur. f. Ahiret hayatını öteleyen bir anlayış içinde olmayız. g. Cahillikten sıyrılmaya gayret ederiz.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hayat, zorluk ve kolaylık gel-gitlerinin yaşandığı bir yerdir. Devamlı sıkıntı veya devamlı rahatlığın olduğu bir dünya yok. Dolayısıyla her ikisine de hazır bir halde yaşamımızı sürdürmeliyiz. Kişide bazen motivasyon düşüklüğünün verdiği sürçmeler olur. Önemli olan kişi tekrar esas değerlerine dönüş yapmasıdır. Dualarımızda hem dünyada hem de ahirette iyilik/hayr istemek zorundayız. Bu dengeyi kurarak yaşamak ölçümüz olmalıdır. Çevrende Müslümanlık derdini paylaştığın ve kaynaştığın dostların olsun. Aile bağlarının güçlü olmasına özen göster. Günlük bir sayfa da olsa Kur'an okumayı önemsemelisin.

Hocam bazen kendi niyetimi ve inancımı sorguluyorum. Allah'tan ahiret saadeti is
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hayır, aksine daha çok derdi olur kimi zaman, derdi olmaz sözü geçerli değildir. Fark olarak ne olur? O salih insan, asıl hayat olarak ahireti hedeflediği için, dünya hayatının başına getirdiği acılar ve sıkıntılardan dolayı çökmez. Şöyle anlamaya çalışın: Evinden çıkıp iki km yürünecek bir yola gidenin yorulacağı nokta kaç metredir, iki yüz km yürümek için evinden çıkan birinin yorulacağı nokta kaç km olur? İkisi de aynı yolu aynı bedenlerle yürürler ama biri, iki yüz km gitmek için girdiği yolda beş yüz metrede iken mola vermez. Verse yolu bitmez. Ama iki km gitmeyi planlayan, her iki yüz metrede bir çay molası verebilir. Bizim durumumuz aynen böyledir. Rabbi ile buluşmayı, Firdevs cennetinde olmayı samimi bir şekilde arzu eden için ara yerlerdeki levhalara takılmak olmaz. Elbette mü'min, “ben dünyada kalmak istiyorum” diyen insan değildir, herkesin derdi cennette olmaktır ama Allah’ın bazı kulları bu arzularını adeta evlerinin duvarlarına bile inandırdılar, bazı kulları da kendileri bile ne istediklerinin farkında değildirler. Allah yolunda iken bu dünyanın çilelerine takılıp kalmak veya yola devam etmek böyle bir şeydir. Bu da bir eğitim meselesidir. Ve çok yüksek oranda bir çevre meselesidir. Kimlerle oturup kalktığından, soluduğun havaya kadar her şey buna etki eder. Rabbim hepimize kolay etsin.

Hocam, derslerinizde sürekli Allah dostlarından ve peygamberlerden örnekler veri
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Herkes bir kere düğün yapar. Allah da hayatta bir kere olan iş için O'nu ne kadar sevdiğimizi görmek ister. Şeytan da 'bir kere' diyerek bizi sapıtmaya uğraşır. Çevre dediğiniz de budur zaten. Eğer beyaz veya siyah her ne ise normal zamanda kendinize onu caiz görmüyorsanız, düğününüzde de giymeyeceksiniz ki o gün mücahit olasınız. Bunu bir cihat kabul edin. Herkes bir kereliğine sınanıyor bu âlemde. Şehitlik de bir kereliğine önüne konur insanın. Böyle bir durumda eş adayları aralarında anlaşmalıdırlar. Onlar anlaştıktan sonra bütün dünyanın öbür taraf olması önemli değildir. En çok düğüne gelmeyeceklerdir. Gelmesinler, melekler gelir ya. Onlar bahşişi vermeyecekler. Olsun, Allah bereket verir ya! O çevre dediğiniz, kendileri bunu başaramadıkları için kıskanan tiplerdir. Ne mutlu size o zaman. Allah'a emanet olun.

Selamun aleyküm. Hocam müslüman bir bayanın kendi düğününde beyaz giymesi günah
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Tam bir fitne zamanında yaşıyoruz. İmanın fitneye kapılma ihtimali yüksek olan bir zamandır bu zaman. Buna göre de bir mü'min olarak ilk ve öncelikli vazifemiz, imanımızı korumak olmaktır. Başkaları ile ilgilenirken biz eriyor olabiliriz. İmanımızı, salih amellerimizi, mü'min çevremizi, cihat heyecanımızı, ahiret endişemizi eskitmeden korumakla başlayan bir görevimiz vardır. Bu bölümü teminat altına almalıyız. İkinci olarak da şunu bileceğiz: Biz kuluz. İnsanlar da bizim gibi kuldurlar. Kalplerimiz Allah Teâlâ'nın elindedir. Hidayet etmek onun işidir. Biz ses çıkarırız, yol alırız; neticeyi Allah Teâlâ verir. Sanki her sözümüz bir kişiyi hidayete erdirecek gibi bir beklenti içinde olamayız. Görevimizi iyi belirleyelim. Bizim görevimiz hidayete erdirmek değil hidayete davet etmektir. Bunu becerebilirsek gerisini Allah Teâlâ kolaylaştırır. Üçüncü olarak da şunu bileceğiz: İnsanlar sözlerden çok örneklerden etkilenirler. Biz iman iddiası olan mü'minler olarak iyi mü'min olma gayretinde olacağız. 'Bütün dünya fesada boğulsa ben tek başıma son iyi mü'min örneği olarak kalacağım' şuuru bize hakim olmalıdır. Başarı burada gizlidir. Anlatan, anlattığını kendi üzerinde örneklendiremeyen mü'min başarılı olamaz. Resmi görevli, memur mantıklı hocalık başarısızlık bir numaralı örneğidir. Bir başka temel husus da şudur: İnsanların kul olmaları ile alakalı derdi olanlar insanlarla mal ilişkisine girmeyecekler. Mal alıp verme ile sürdürülen ilişkilerin üzerine imani etki geliştirmek zordur. Ve özellikle Allah Teâlâ'nın bizi başarılı kılması için samimi dualar yapmaya mecburuz. Duamız kadarız biz, duamız! Rabbim muvaffak kılsın.

Çevremde İslamiyet’ten uzak, inancı olan fakat Allah'a karşı hiçbir görevini yer
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

a- İyi bir çevre arayışımız, daha iyisini arayışımız hiçbir zaman eksik olmamalıdır. Mümin pes eden insan olamaz. b- Çevre kötüdür diye kendimizi eve hapsetmeyi kabul edemeyiz. Hayattan kopma diye bir alternatif olamaz. c- ‘Nasibimiz bu imiş’ diyerek de kendimizi salamayız. d- İki aşırılığın ortasını bulmamız ise mümkündür; gördüğümüz kötülüklere elimizle, dilimizle müdahale etmemiz mümkün ise ederiz. İçimizdeki çirkinliğe karşı nefreti canlı tutarız. Ailemizi ve çocuklarımızı menhiyyattan korumak için azami tedbirleri alırız. Gerisini de Allah’a havale ederiz. Hayat budur, böyle yaşanacaktır.

Turistik bir semtte yaşıyorum. Yakın bir zamanda da başka bir yere geçme imkanım
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İnsanlarla iç içe yaşamayı tamamen terk edebileceğimiz bir hayat yaşayamayacağımız bir zamandayız. Artık gidilebilecek dağ başı bile yoktur. Evet, toplumdan uzak bir hayat ibadete yönelme, günahlardan uzak kalma, daha moralli olma, fitnelerden daha emin yaşama gibi faydalar getirebilmektedir. Bu doğrudur ama böyle bir mekân ve orada yaşayabilecek ekonomik imkân nasıl temin edilecektir? Hatta aile bireylerinin buna razı edilmesi ne kadar mümkün olacaktır? Gerçeğe yakın seçenekleri düşünmek, hayatı daha gerçekçi bakışlarla yaşamak şarttır. Biz bizim zamanımızın imtihanındayız, çözümlerimiz zamanımıza uygun olmalıdır. İnsanlarla iç içe bir hayat yaşamanın kendine göre üstünlükleri vardır. Bilgi alıp verme, faydalı olup ecir kazanma, mücahede ruhu ile daha aktif durumda olma gibi faydaları da vardır. Her iki uçtan birini tercih ederken her mü'minin kendi özel durumu, ailesi, yaşadığı şehir, sabır ve tahammül durumu, topluma katkı kapasitesi gibi farklılıklar dikkate alınırsa biiznillah daha isabetli olan tercih edilmiş olur. Hangisi tercih edilirse edilsin bu zamanın bir ruhi yalnızlık zamanı olduğunu bilmek ve ona göre yaşamak gerektiğini de tespit etmeliyiz. Mü'min nereye giderse gitsin derdi ile gidecektir, zaman ahirete daha yakın bir zamandır.

Hocam şöyle bir istişare yapmak istiyorum sizinle, umarım konuyu anlatabilirim:

ahiret konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Peygamberimiz aleyhisselamdan başka da Allah’ın şefaat izni vereceği kimseler vardır ama bunların bizzat şu kimsedir denmesi mümkün değildir.

Efendimiz aleyhisselamın şefaatinden başka âlimlerin ve hocaların şefaatinin ola
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sözünü ettiğiniz oluşumların hangisi tam güvenli, hangisi dünya ve ahiretimize dokunmuyor? Bir zaman “şimdi buna saldırıyoruz” der gibi hedef gösteriliyor sonra bakıyoruz değişen bir şey yok. Bu bir oyun. Kökten direnebiliyorsak ne ala. Zararı kendimizden ne kadar savabiliyorsak ona da şükür. Kanaatimiz budur.

Biliyorsunuz ki hepimizin kullandığı WhatsApp uygulaması ciddi bir güvenlik tehd
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah Teâlâ işini kolay etsin. Ürkerek gitme. Sen nereye gidersen veya nerede kalırsan kaderin seninledir. İnsanı kurşun öldürmez eceli öldürür. Orada imanlı bir gencin ideal örneği olarak bulunmaya çalış. Sabrı unutma, o senin miğferin gibi olsun. Namaz diye bir dert olamaz, korkma. Bizim şu kâinatta namaz kılamayacağımız bir yer yoktur. Başımızı olmadı gözlerimizi hareket ettirerek de olsa namazımızı kılarız biiznillah. Abdest alırız, alamazsak teyemmüm ederiz. Namazsız kalmayız yine de. Şimdiden öyle bir tereddüt yaşarsan şeytan sana namaz mazeretleri üretebilir. Namazsız bir dünya yoktur biiznillah, hiç korkma. Evden çıkarken Fatiha, Ayetelkürsi, İhlas, Felak ve Nas surelerini oku, üzerine üfle, öyle çık evden. Annenin babanın da duasını al. Daha korkma. Orada kendini esir havalarına daldırma. Ahiret derdi olmayanların dertlerine katılma. Boş vaktinde, normal yürürken zikirler yap. Ezber bildiğin yerleri oku. Mesela günde yüz Ayetelkürsi, yüz Fatiha gibi planlar yap. Göreceksin melekler adım adım seninle olacaklar. Garip kalmayacaksın Allah’ın izni ile. Biz de senin için dua ediyoruz. Allah emin kılsın, afiyetini daim etsin.

Hocam ben askere gideceğim, hem kendim için hem de orada ki kardeşlerim için tav
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Azap dünyada olur, ölürken olur, kabirde olur, ahirette olur ve hem dünyada hem ahirette olur. Dünyadaki azap bedenle hissedilen azap olur, içte hissedilen manevi azap olur. Neden biz, dünyada Allah’a asi olanların azaba uğradıklarını hemen göremiyoruz sorusu haddimizi aşan bir sorudur. Biz hayata, yaşadığımız an olarak bakabiliyoruz. Ne dünü ne de geleceği bilmiyoruz. Allah Teâlâ ise ezelden ebede olan süreç içerisinde her şeyi bir hikmetle yapmaktadır. Biz, bize göre bir uygulama isteriz ama biz yok denecek kadar kısa bir zaman için varız ve sadece kendi eksenimizde döneriz. Bütün kâinat içinde biz yok gibiyiz. Allah Teâlâ ise yaratan ve idare eden olarak hükmetmektedir. Yine de neden hemen azap etmiyor sorusuna bazı cevaplar tahmin edebiliriz: - Çünkü Allah çok mağfiret eden, çok merhamet edendir. Tevbe ederler diye asi kullarının azabını ertelemektedir. - Helim (yumuşak) olmak onun sıfatlarındandır. Azapta acele etmemek helim olmasının sonucudur. - Asi kullarının azabı kesindir, erteleme ile ne unutulur ne de azalır. Kıyamet gününe ertelenmiş olması büyük bakış açısından sonucu değiştirmez. Aksine azabı geciktikçe günahı artacağı için azabı da artacaktır. Bu anlamda da azabın gecikmesi de onlar için bir azaptır.

Madem dine inanmayanlar ve Allah’a karşı saygısız olanlar azabı hak ediyorlar, n
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Müslüman insan dünyada gülmez diye bir kural yoktur. Gülmek haram değildir. Gülerken gülünç duruma düşmek kötüdür. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin elinde en iyi nesil olarak yetişen ashabı kiram o muhteşem imanlarına rağmen gülüyorlardı da. Ancak Müslüman ve gülmek bir araya geldiğinde şu kurallar önümüze gelir: - Gülme TEBESSÜM şeklinde ve düzeyinde olmalıdır. Peygamber aleyhisselamın gülmesi o şekilde idi. Müslüman’ın Müslüman kardeşinin yüzüne tebessüm etmesi sadakadır, tebessüm sıradan bir tavırdan öteye sadaka düzeyinde bir tavır olabilir. - Sebepsiz gülmeler Müslüman için uygun değildir. - Zorlama gülme de olmamalıdır. Ağlamanın veya tefekkürün gerektiği bir yer ve zamanda gülmek de çizgiyi zorlamaktır. - Mübah da olsa gülme, aşırı olmamalıdır. Bu hayat, sürekli gülenlerin sırlarını yakalayabileceği kadar basit değildir. - Gülme, din, mukaddesat ve din önderleri üzerine olmamalıdır. - Dünya olayları, tabii hadiseleri gülme konusu olarak görmek de gaflettir. Dünyada çok gülüp ahirette çok ağlayanlardan olmamak gerekir.

Hocam, Müslüman gülmez mi hiç? Çevremiz dinimizi ve imanımızı her yerde sıkıştır
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu sorunun en net ve en kısa cevabı şudur: - İman eden, - Arzları yerine getiren, - Haramlardan kaçınan biiznillah cennete girecektir.

Cennete kim girecek sorusunun en özet cevabı nasıldır?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.