İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam, Müslüman gülmez mi hiç? Çevremiz dinimizi ve imanımızı her yerde sıkıştırıyor diye biz gülmeyecek miyiz? Bunun bir ölçüsü ve kuralı yok mudur?

Cevap

Müslüman insan dünyada gülmez diye bir kural yoktur. Gülmek haram değildir. Gülerken gülünç duruma düşmek kötüdür. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin elinde en iyi nesil olarak yetişen ashabı kiram o muhteşem imanlarına rağmen gülüyorlardı da. Ancak Müslüman ve gülmek bir araya geldiğinde şu kurallar önümüze gelir: - Gülme TEBESSÜM şeklinde ve düzeyinde olmalıdır. Peygamber aleyhisselamın gülmesi o şekilde idi. Müslüman’ın Müslüman kardeşinin yüzüne tebessüm etmesi sadakadır, tebessüm sıradan bir tavırdan öteye sadaka düzeyinde bir tavır olabilir. - Sebepsiz gülmeler Müslüman için uygun değildir. - Zorlama gülme de olmamalıdır. Ağlamanın veya tefekkürün gerektiği bir yer ve zamanda gülmek de çizgiyi zorlamaktır. - Mübah da olsa gülme, aşırı olmamalıdır. Bu hayat, sürekli gülenlerin sırlarını yakalayabileceği kadar basit değildir. - Gülme, din, mukaddesat ve din önderleri üzerine olmamalıdır. - Dünya olayları, tabii hadiseleri gülme konusu olarak görmek de gaflettir. Dünyada çok gülüp ahirette çok ağlayanlardan olmamak gerekir.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Tam mü'mince olmalıdır. Hayat imtihandır, bu imtihan da iyisi ve kötüsü ile tatlısı ve acısı ile karışıktır. Rabbimiz bizden nimetlerini terk etmemizi istememiştir. Bizden istenen nimetlere dalıp ahireti unutmamaktır. İbadetlerimizi ihmal etmeden, insani görevlerimizi aksatmadan bütün nimetleri kullanabiliriz. Sürekli ağlamak gerekmiyor ama sürekli gülen biri olmak da yanlıştır. İtidali bulabiliriz, her şeyi yerinde kullanabiliriz. Mü'min olmamız bunu gerektirir.

Hocam Müslüman bir insan hayata karşı pozitif mi olmalıdır yoksa biraz daha nega
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hayat, zorluk ve kolaylık gel-gitlerinin yaşandığı bir yerdir. Devamlı sıkıntı veya devamlı rahatlığın olduğu bir dünya yok. Dolayısıyla her ikisine de hazır bir halde yaşamımızı sürdürmeliyiz. Kişide bazen motivasyon düşüklüğünün verdiği sürçmeler olur. Önemli olan kişi tekrar esas değerlerine dönüş yapmasıdır. Dualarımızda hem dünyada hem de ahirette iyilik/hayr istemek zorundayız. Bu dengeyi kurarak yaşamak ölçümüz olmalıdır. Çevrende Müslümanlık derdini paylaştığın ve kaynaştığın dostların olsun. Aile bağlarının güçlü olmasına özen göster. Günlük bir sayfa da olsa Kur'an okumayı önemsemelisin.

Hocam bazen kendi niyetimi ve inancımı sorguluyorum. Allah'tan ahiret saadeti is
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Öncelikli olarak şunu tespit edelim: Müslüman sakalını temiz ve bakımlı tutmalıdır. Onun sakalı üzerinden kâfirlerin veya kalbinde sıkıntı bulunanların dine hakaretine neden olmamalıdır. İkinci olarak da kural şudur: Bilerek ve kastederek dinin temel umdelerinden biri ile eğlenen, alay eden dinden çıkar. Dileriz sizin gördükleriniz bilmeden, kastetmeden yapmış olsunlar.

İş yerinde ve çevremizdeki insanlar sakalımızla ilgili ‘IŞİD’çi gibi olmuşsun’ v
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz için 'güler yüzlü' dememiz, güler yüzden ne anladığımıza bağlıdır. Tebessüm gerektiğinde tebessüm eden, çocukla şakalaşılacağı zaman onun mimiklerini yapan, kadınlarla konuşacağı zaman onların dilini kullanan ama ahireti anlatırken gözlerinden yaşlar boşalan biri arıyorsanız o Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem idi. Hep gülen değildi. Sürekli kaşları çatık da değildi. Dilinin anlattığına, gözlerinin gördüğüne, kulağının duyduğuna uyumlu bir yüz ifadesi vardı. Sallallahu aleyhi vesellem.

Hocam, peygamber efendimiz (sav) güler yüzlü müydü? Yoksa ciddi mi dururdu?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sünnetullah, Allah’ın koyduğu kurallar, yasalar demektir. Bu yasalar da evreni, insan toplumunu ve hayatı düzenlemek için koyduğu kurallardır. Sünnetullah değişmezlik, standartlık, devamlılık üzere konmuştur. Hayatın akışı içinde hak batıl mücadelesinin sürekli var olması, insanların sürekli bir imtihan içinde olması, belaların ve musibetlerin hayatla beraber sürekli var olması, insanların imanlarına göre değil de insan olarak var olmalarına göre olaylarla karşılaşmaları, toplumların yükseliş ve inişlerine ait sonuçlar, toplumların kendini değiştirmedikçe Allah’ın onları değiştirmeyeceği, hayatın sebep sonuç ilişkisine bağlı olarak sürmesi gibi gözlemlerimiz sünnetullah gereğidir. Sünnetullah yerine ADETULLAH ifadesi de aynı manada kullanılmıştır. Sünnetullah ve zalimlerin zulmü ile alakalı olarak şu tespitleri yapabiliriz: Sünnetullah denen olaylar ve kurallar Allah’a ait işleri yansıtır. Yani bunlar ilahidir. İlk insan toplumundan beri sünnetullah işlemektedir. Kur'an’ımız bunlardan bazılarını bize aktarmıştır. Bu da zulmün sebepleri, zalimlerin akıbetleri gibi konularda mü'minler ibret almak ve gereğini yapmakla yükümlüdürler. Bu aynı zamanda Allah’ın kullarını yanlış yolda olmaları halinde azabı ile tehdit etmesidir. Sünnetullah bilgisi bir tarih ve sosyal analiz bilgisi olarak da görülebilir; dünün zalim karakteri bugünün zalim karakteri olarak devam etmektedir. Allah’ın kanunu değişmiyor. Bu nedenle sünnetullahı iyi anlayan dini de iyi anlamış olur. Bugün cereyan eden olayları ve insanların halini de en temel kaynağından tahlil etmek kolaylaşmış olur. Sünnetullah iyi anlaşıldığında görülür ki Allah Teâlâ yeryüzünde zalimlerin yaptığını biliyor ama anında cezalandırma yapmıyor. Bilakis zalimlere bir mühlet vermeyi önde görüyoruz. Bu mühlet verme de onun takdir buyuracağı bir hikmet üzerinden yürüyor. Aslında bu mühlet verme yani cezasını ileri bir zamana erteleme zalimler için bir tuzaktır. Zalim bunu takdir edemediği için zulmüne zulüm katmakta ve hesabı daha ağır olmaktadır. Kafirler bu yüzden büyük bir gurur ve kendini güçlü görme bataklığına düşmüş olmaktadırlar. Yine de Allah Teâlâ, mühlet vermeden yani cezayı ileriki zamanlara yaymadan bir ümmeti topluca helak etmemektedir. Bu da insanlara bir rahmet esintisidir. Mazlum da başındaki sıkıntılarla imtihan içinde bir hayat yaşadığı için sebat edebildiği sürece kazanan olmaktadır. Sünnetullahın en çok görüldüğü alanlardan biri de istidractır. İstidrac, adım adım helake doğru çekmek anlamına gelen bir kavramdır. Kafirler her türlü nimet ve fırsatın ayaklarına geldiği bir ortamda yaşarken Allah Teâlâ onları ellerindeki nimetler sebebiyle tuzağa doğru çekmiş olur. Onlar bu durumu anlayamazlar; her istediklerini yapacakları bir gücün sahibi olarak kendilerini değerlendirirler. Vakti gelince de Allah’ın azabı onları bulur. O zaman görür ve anlarlar ki ellerindeki imkanlar onlar için bir tuzak imiş. Bu kural yani istidrac kuralı bireyler için geçerli olacağı gibi toplumlar için de geçerli olabilir. Allah’ın zalimleri helak etmesi onun dileyeceği ve hikmeti ile yapacağı bir zaman ve şekilde olur. Zalime bir başka zalimi musallat edebilir. Zalimi kendi içinde kahredebilir. Mü'minlerin eliyle yapabilir. Ekonomik veya siyasi sebeplerle onları parçalayarak yapabilir. Nasıl ve ne zaman dilerse helakleri öyle olur. Mazlum durumda olanlar ise insan olarak yapabileceklerini yapıp zalime karşı kendilerini korumaya çalışırlar. Son ve bitiren kararı ise Allah Teâlâ verir.

Dünya zalimlerinin Müslümanlara yaptığı zulümleri konu olarak ele aldığımızda ho
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Bu durum, bir psikoloğa gitmenizi de gerektiriyor. Muhakkak gidin, onun önerisini de yerine getirin. Fıkıh ve namaz açısından bir sorun yoktur. Bir şey yokmuş gibi namaza devam edin. Kendinizi cemaatten de alıkoymayın. Devam edin. Çok geçmiş olsun. Allah teala afiyetinizi iade etsin.

Hocam, selamünaleyküm. Bir senedir namazda gülme problemim var, şöyle, namazda k

ahiret konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Azap dünyada olur, ölürken olur, kabirde olur, ahirette olur ve hem dünyada hem ahirette olur. Dünyadaki azap bedenle hissedilen azap olur, içte hissedilen manevi azap olur. Neden biz, dünyada Allah’a asi olanların azaba uğradıklarını hemen göremiyoruz sorusu haddimizi aşan bir sorudur. Biz hayata, yaşadığımız an olarak bakabiliyoruz. Ne dünü ne de geleceği bilmiyoruz. Allah Teâlâ ise ezelden ebede olan süreç içerisinde her şeyi bir hikmetle yapmaktadır. Biz, bize göre bir uygulama isteriz ama biz yok denecek kadar kısa bir zaman için varız ve sadece kendi eksenimizde döneriz. Bütün kâinat içinde biz yok gibiyiz. Allah Teâlâ ise yaratan ve idare eden olarak hükmetmektedir. Yine de neden hemen azap etmiyor sorusuna bazı cevaplar tahmin edebiliriz: - Çünkü Allah çok mağfiret eden, çok merhamet edendir. Tevbe ederler diye asi kullarının azabını ertelemektedir. - Helim (yumuşak) olmak onun sıfatlarındandır. Azapta acele etmemek helim olmasının sonucudur. - Asi kullarının azabı kesindir, erteleme ile ne unutulur ne de azalır. Kıyamet gününe ertelenmiş olması büyük bakış açısından sonucu değiştirmez. Aksine azabı geciktikçe günahı artacağı için azabı da artacaktır. Bu anlamda da azabın gecikmesi de onlar için bir azaptır.

Madem dine inanmayanlar ve Allah’a karşı saygısız olanlar azabı hak ediyorlar, n
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu sorunun en net ve en kısa cevabı şudur: - İman eden, - Arzları yerine getiren, - Haramlardan kaçınan biiznillah cennete girecektir.

Cennete kim girecek sorusunun en özet cevabı nasıldır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Peygamberimiz aleyhisselamdan başka da Allah’ın şefaat izni vereceği kimseler vardır ama bunların bizzat şu kimsedir denmesi mümkün değildir.

Efendimiz aleyhisselamın şefaatinden başka âlimlerin ve hocaların şefaatinin ola
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Doğrunun kenarında eğri bir tespit olmuş bu. İslam Şeriatı ile yönetilmeyen bir yerde had cezası olarak bilinen CEZALAR UYGULANMAZ. Kişi tevbesini yapar, o tevbeyi korur, Allah’ın mağfiretine umut bağlar.

Geçmiş günahlarımıza tövbe etsek de tanıdığım bir hoca bu günahların dünyadaki k
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hayır, sürekli kötüyü ve kötülüğü gündemimiz yapmamız gerekmez, doğru bile olmaz esasen. Belli ölçülerle yürümemiz yeterlidir. Örnek olarak şu noktalara dikkat ederek yürürsek biiznillah iyi yolda olduğumuz anlaşılır: a. İmanımızı ve Müslüman kimliğimizi yaşarken dış amellerimiz kadar iç amellerimize, kalp dünyamıza da dikkat ederiz. Özellikle tevazu, zühd, ihlas gibi başlıkları ihmal etmeyiz. b. Zamanı hassas kullanırız. c. Çevre konusunda hassas oluruz. Arkadaşlarımızın dini üzere olma inceliğini unutmayız. d. Allah’ın emir ve yasakları konusunda tavizsiz oluruz. e. Dinimizin yaşanması ve yaşatılması konusunda çalışmalarımız olur. f. Ahiret hayatını öteleyen bir anlayış içinde olmayız. g. Cahillikten sıyrılmaya gayret ederiz.

En azından gidişatım iyi yoldadır diyebileceğim bir ölçü olabilir mi? Hep kötü m
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sözünü ettiğiniz oluşumların hangisi tam güvenli, hangisi dünya ve ahiretimize dokunmuyor? Bir zaman “şimdi buna saldırıyoruz” der gibi hedef gösteriliyor sonra bakıyoruz değişen bir şey yok. Bu bir oyun. Kökten direnebiliyorsak ne ala. Zararı kendimizden ne kadar savabiliyorsak ona da şükür. Kanaatimiz budur.

Biliyorsunuz ki hepimizin kullandığı WhatsApp uygulaması ciddi bir güvenlik tehd

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.