Fetva Meclisi
Soru
Hocam, selamünaleyküm. Bir senedir namazda gülme problemim var, şöyle, namazda kıraat ederken nefesim daralıyor, tam nefesi çok hafif kuvvetli verince aklıma komik bir şey geliyor, namazda güldüm hissine kapılıyorum. Ama ne zaman ki kıraat etmeyip normal nefesi alıp vereyim hiç gülme problemine rast gelmiyorum. Bu yüzden oldukça imamın arkasında namaz kılmaya çalışıyorum. Ama teheccütlerde tahiyyat duasını okuyunca yine zorluyorum kendimi gülmemek için, bazen mağlub oluyorum. Hocam şunu da belirtmek isterim ki, bu gülmem bir nefes verme, "hahaha" "kikiki" "huhuhu" gibi bir gülme yok hocam, sadece bir nefes verme. Bu nefesi kendim duyuyorum hocam. Bazen de yalnız kılmam icap ediyor, şeytanın vesvesesi veyahut kendi vehimlerimden dolayı komik şeyler aklıma geldikten sonra "gülünce" ümitsizliğe kapıldığım oluyor. Şunu da fark ettim, kendimi bir şey yapmamak için zorladıkça, bu ters etki yapıp yapmama vesile oluyor, bu gülme gibi misal. Doktora gittim nefes borularında bir şeyin yok diyor. Bir senedir bu problemi yaşıyorum, nazar edildi zannına kapılıyorum.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Tabii görevlerinizden sonra yüzünüzün gülmesi ikinci bir merhaledir. Onu da zamana bırakın, inşaallah o da gerçekleşir. Gayret edin, cennet ucuz değildir!
Selamünaleyküm. Gülmenin bir sakıncası yok. Yellenmede ise SES VE KOKU duymadıkça kendinizi yellenmiş saymayın, işinize devam edin.
Güldüğünüz sanmakla namazınız bozulmaz. Bu meseleyi yok sayarak bir süre kılmaya devam edin, bir zaman sonra kurtulursunuz.
Selamünaleyküm. Bu durumu doktorla görüşmenizde yarar vardır.
Selamünaleyküm. Bu durumun sadece dini konularda olması zor ihtimaldir. Sizde genel bir sıkıntıdır bu. Muhakkak doktora görünün. Neticesini bize bildirin.
Kıymetli kardeşim, tabii ki samimi olup olmadığımız konusunda bir miktar endişelenmemiz normal hatta iyi bir şeydir. Fakat bu durumun bir vesveseye dönüşmesine ve bizi kilitlemesine, enerjimizi aşağıya çekmesine izin vermemeliyiz. Sizin durumunuz özelinde şöyle bir yöntem söyleyebiliriz. Bir süre, samimi olup olmadığınız konusundaki endişelerinizi kulak ardı edin. Samimi olsanız da olmasanız da namazlarınızı kılmaya ve diğer ibadetlerinizi güzelce yapmaya devam edin. Bu konudaki endişelerinizi kafanızda çok dolaştırmayın. Bu konuda bir başarıya ulaşamazsanız, bir psikologdan yardım almaya çalışın. Evlilikle alakalı durumunuzu değerlendirmeleri açısından aile büyüklerinizle, kendinize yakın hissettiğiniz diğer büyüklerinizle istişare edip bu konuda neler yapılabileceğini düşünün ve konuşun. Bu konuda atılması gereken adımları geciktirmeden bir an önce atın. Kendinizi küçük veya yetersiz görmeyin. Allah, hak yolunda gitmeye çalışanların yardımcısıdır, deyip tevekkül edin. Kendinize sevdiğiniz bir meşguliyet bulun. Öyle ki hem kalbiniz onla hoş olsun, hem zihniniz onunla meşgul olsun hem de bedeniniz onunla yorgun düşsün. Salih insanlardan oluşan topluluklarda bulunmaya çalışın. Oralarda Allah'ı zikretmeye çalışın. Allah'tan konuşun. Salih insanlardan dostlar, arkadaşlar edinin. Onlarla düzenli olarak görüşüp Müslümanlığınızda birbirinize yardımcı olmaya, birbirinize destek ve moral vermeye çalışın. Yalnız kalmayın. Boşlukta kalmayın. Allah'a sığının. Allah'a çokça dua edin. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Aleykümselam. Kesen kasabın hakkında aranan ana şart mü'min olmaktır. Günahkâr olmak kestiğinin yenmesine mani değildir. Günahkâr olmakla kâfir olmak arasındaki farkı biliyorsanız mesele yok demektir. Bunu bilmiyorsanız şöyle bir ölçü kullanabilirsiniz: Hiçbir hata, dinden çıkaran hata değildir. Günahın büyüklüğü veya küçüklüğü dinden çıkarmaz. Allah'a imandaki eksiklik dinden çıkarır. Günahlar, imanda sorun yoksa dinden çıkarmadığı için öyle birinin kestiği de yenebilir.
Aleykümselam. Bu geçicidir. İlgilenmez ve namazınıza devam ederseniz bir zaman sonra geçer. Bunu gündem yapar, üzerine üzerine giderseniz bir hastalık olarak kalabilir. Herkesin buna benzer sorunları olabilir. İlgilenmeyin ve namaza devam edin. Geçtiğini göreceksiniz biiznillah.
Aleykümselam. Evlenmek onca önemine binaen hayatımızın olmazsa olmazı değildir. Kimin ne zaman ve kiminle evleneceği bizim için meçhuldür. Buna göre siz ölümcül bir hastalığa yakalanmış biri gibi değilsiniz. Bir başka mesele de evlenmiş olmak huzurun teminatı da değildir. Evli olduğu hâlde bekarlara imrenen ve boşanmak için her şeyi feda edenleri de düşünmek gerekir. Neyin kime hayır olduğunu bilemeyiz. Mevcut durumu en iyi şekilde yaşamak için gayret edelim. Yarın iyi bir evlilik günü olabilir. Evlenmemiş olmak en iyi hâlimiz olabilir. Allah'a emanet olun.
Mesele takvimin miladî veya hicrî olmasından değildir. Hilalin izlenerek veya izlenmeden oruca başlanması ile bir mesele oluşmaktadır. Bu da üzerimizde otorite Kur'an sistemin dinimizin inceliklerine riayet etmesi ya da yok saymasının sonuçlarından biridir. Orucumuz ve haccımız açısından bizim gibi fertlerin endişe edilecek bir durumu yoktur inşaallah.
Aleykümselam. İbadetler, şahısların kanaatlerine göre ayarlanabilen görevlerimiz değildir. Nasıl emredildi ise o şekilde yerine getirilmesi gerekmektedir. Akıl ve mantıkla ibadet yapılamaz. Beş vakit, namaz ibadetinin yerine getirilmesi için kerahetli vakittir. Bu konu ile ilgili hüküm de birden fazla sahih hadisle sabittir. Fukahanın içtihadı ile değil özellikle hadisle sabit olduğunu bilmemiz gerekmektedir. Bu vakitler şunlardır: - Sabah namazı kılındıktan sonra güneşin doğmasına kadar olan boş vakit. - Güneş doğduktan sonra yaklaşık kırk dakika geçene kadar. - Öğlen ezanı vaktinden önceki kırk dakika. - İkindi namazı kılındıktan sonra akşam vaktine kadar nafile namaz. - Güneşin batmasına kırk dakika kalana kadar olan süre. Burada Şafii mezhebine istinat edildiği için karıştırıldığı zannettiğimiz husus şudur: Şafii uleması nezdinde Mekke'de Harem-i Şerif'de kerahet vakti yoktur. Bir de Cuma namazı öncesinde kerahet vakti yoktur.
Aleykümselam. Evlenecek bayanın tesettürlü olması nikâhın şartlarından değildir. Hüküm olarak açık bayanla yapılan nikâh da nikâhtır. Bunu böyle tespit edelim. Açık bir bayanla evlilik meselesine gelince şunlar dikkatimizi çekmelidir: a-İnsanlar tam tesettürlü, tam sakallı ile bile aradıkları huzuru bulamayabiliyorlar. Tesettür gibi ağır bir sorumluluktan taviz verenin ilerisini düşünememek ‘kendin ettin kendin buldun’ olur. b-İleride düzelir mantığı yanlıştır. İleride düzelse bile ilerisi için düzelecektir. Geçmişin açtığı yara ileride nasıl kapatılacak? c-Bu durum yani tesettürsüz olmak bayan ile Rabbi arasında bir durumdur. Eşi ondan ötürü vebal almayabilir ama böyle bir erkeğin yani sevgisi uğruna dininden taviz veren erkeğin kişilik sorunu inkâr edilemez.