Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Evleneceğimiz bayanın tesettürlü olup olmaması hususunda nasıl hareket etmeliyiz? Tesettürlü olmayıp da ilerde kapanır diyerek şansa bırakarak tesettürlü olmayan bir bayanla evlenmeye nasıl bakıyorsunuz? Erkeğin bayana tesettüre gir diye telkin, baskı yapması konusunda ne tavsiye edersiniz, nasıl hareket etmeliyiz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Allah'ın haramlarından bir haramı kimsenin hatırı için kabullenemeyiz. Siz, helal arayışınızda samimi olduğunuza inanıyorsanız eğer, bütün akrabalarınızı karşınıza almaya da hazır olmalısınız.
Selamünaleyküm. Böyle olaylara takılmaya gerek yoktur. Kaderinizde yazılı olan sizi bulacaktır. Sabretmeniz gerekir.
Selamünaleyküm. Bu, açık bir haddi aşmaktır. Söyleyebileceğimiz bir söz yoktur. Umarım anlattıklarınız aktarmada abartılmış sözlerdir.
Selamünaleyküm. Bize dışarıdan gelen kültürün süzülmeden olduğu gibi alınmasını kabul edemeyiz. Mü'min kimliğimizin sadece camide iken bizimle beraber olmasını isteyecek hâlimiz yok her hâlde. Camide de sokakta da mü'min olarak yaşamalıyız. Sokakta bir mü'minin eşinin omzuna elini koyması haram değildir. Buna haram diyecek kimse de yoktur. Fakat, kâfirlere ait bir görüntünün bizim üzerimizde çirkin göründüğünü de unutmayalım. Evet, o görüntü haram değil ama haramlara açılan yollar hep öyle başlıyor. Erimemek için dikkat etmemiz gerekir.
Selamünaleyküm. Bu hususta toplumumuzun bütününde bir sıkıntı vardır. Belki de en ağır tavizlerimizden biridir bu husus. Mümkün olduğunca kendimizi şeytana teslim etmeyeceğiz. Bu birinci ilkemiz olsun. İkincisi de, insanların ne dediğine dikkat edersek nefes bile aldırmazlar bize. Üçüncü ilkemiz de, konuyu farzlar, sünnetler diye ayırabiliriz. Farzları hiç taviz verilemezler olarak görürüz, diğerlerinde ise pozisyon kollarız. Sabırlı olun, adım adım yol almaya çalışın. Kendinizi kollarken ise bir bütün olmaya çalışın.
Selamünaleyküm. Bir bayan mü'min ise tesettürsüzdür diye evlenilmesinde dinen bir sakınca yoktur. Akıl ve hayata bakmak gerekir. Siz ise nasihat ve ricanın ilerisine gitmeyin; sizden soğumasın, kaçak iş yapmaya yeltenmesin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Mesele takvimin miladî veya hicrî olmasından değildir. Hilalin izlenerek veya izlenmeden oruca başlanması ile bir mesele oluşmaktadır. Bu da üzerimizde otorite Kur'an sistemin dinimizin inceliklerine riayet etmesi ya da yok saymasının sonuçlarından biridir. Orucumuz ve haccımız açısından bizim gibi fertlerin endişe edilecek bir durumu yoktur inşaallah.
Aleykümselam. Öncelikle ve özellikle şunu bilmelisiniz: Rabbimizin bizi imtihanı, bizim imtihanın bütünü olarak gördüğümüz fakirlik, düşman baskısı ve benzeri başlıklarla sınırlı değildir. Bu başlıklar genellikle imtihan olarak dikkatimizi çeker ve Allah'ın imtihanı dendiğinde hemen akla gelen başlıklar olur. Biraz daha derin düşündüğümüzde ise imtihanın çok daha geniş alanlarda olabileceğini anlarız. Mü'min insanın kendisi gibi mü'min ailesi içinde imtihan ediliyor olması da bir imtihandır. Belki de en ağır imtihanlardan biridir öyle bir imtihan. İman konusunda herkes iddia sahibi olur ama imanı yaşamaya gelince biri o tarafa öbürü bu tarafa çeker ve özellikle gençleri ortada bırakırlar. Ashabı kiram üzerinde bile bunu görmek mümkündür. Eğer iman etmeyi bir imtihan kazanmak olarak görüyorsak buna dikkat edeceğiz. Böyle bir dikkatiniz olursa çevrenizde olup bitenleri daha iyi kavrar ve kalbinizdeki huzuru daha kolay korursunuz. Şimdi sorunuzdaki ne yapmanız gerekene geçebiliriz: a- İmana ait ve açık olan, herkesin anlayabileceği hususlarda kimseye hiçbir taviz verme sakın. Kim ne derse desin ve o kim, kim olursa olsun! İmanımız pazarlık konusu değildir. b- Allah'ın farzları ve bilhassa farzı ayın olan emirleri hususunda da kimse ile pazarlığın olmasın. c- Haram olduğu açık olan ve tartışılamaz bulunan konularda da kimseye esnek davranma sakın. d- İhtilaflı konularda yani bir şeyin haram mı olduğu mekruh mu olduğu gibi ihtilaf bulunan konularda muhataplarına esnek davranabilirsin. Bazen onların dediğini yaparken bazen da kendi kararına bağlı kalabilirsin. e- Mubah olan konularda ise yani haram olmayan veya farz olmayan bir şeyde ailenin büyüklerini üzmemeye önem ver. f- Şüpheli şeylerde ise kendini korumakta haklısın. g- Bütün bu kararları uygulamada en tatlı söz ve davranışların sahibi olarak bilinmelisin. Senin hırçın ve kaba tutumun muhataplarının dinden kopmasına neden olmamalıdır. Allah yardımcın olsun.
Aleykümselam. Şu kadar veya bu kadar herkesin namazında vardır bunlar. Namazın kendisi bir eğitimdir. Namaz zaten bu esintileri düzeltmek içindir. Her şeye rağmen yılmayıp namaza devam edeceksiniz ve bir zaman sonra bunlar gitgide azalacak ama tamamen bitmesi yoktur. Çünkü namaz bir mücadeledir. O mücadelenin içinde sıkıntının olması kadar tabii ne vardır?
Aleykümselam. Kesen kasabın hakkında aranan ana şart mü'min olmaktır. Günahkâr olmak kestiğinin yenmesine mani değildir. Günahkâr olmakla kâfir olmak arasındaki farkı biliyorsanız mesele yok demektir. Bunu bilmiyorsanız şöyle bir ölçü kullanabilirsiniz: Hiçbir hata, dinden çıkaran hata değildir. Günahın büyüklüğü veya küçüklüğü dinden çıkarmaz. Allah'a imandaki eksiklik dinden çıkarır. Günahlar, imanda sorun yoksa dinden çıkarmadığı için öyle birinin kestiği de yenebilir.
Aleykümselam. Bu durum, bir psikoloğa gitmenizi de gerektiriyor. Muhakkak gidin, onun önerisini de yerine getirin. Fıkıh ve namaz açısından bir sorun yoktur. Bir şey yokmuş gibi namaza devam edin. Kendinizi cemaatten de alıkoymayın. Devam edin. Çok geçmiş olsun. Allah teala afiyetinizi iade etsin.
Aleykümselam. Bu konuda örf önemlidir. Örf, aileye yardım etme şeklinde ise ailenin sayılabilir. Örf evlenenlere yardım etme şeklinde ise ki, bildiğimiz böyledir gelen takıları ailenin alması yanlıştır.