Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Ben namaz kılarken binbir türlü düşünceler geçiyor, çok huzursuz oluyorum. Huşu içinde namaz kılmak istiyorum ama bu düşüncelerimi atamıyorum, dilim dua okurken beynim dünya işlerinde. Ne yapmalı, bu düşüncelerimi atıp nasıl huşu içinde namaz kılabilirim?
Cevap
Benzer fetvalar
Sürekli aynı tempoda kalamayabilirsiniz. Bugünkü durum da geçer ve eskisinden de iyi olabilirsiniz. Eskinize göre dünya meşgalesini arttırmışsınızdır. Haramlara yakın ortamlarda bulunuyorsunuzdur. Gıybet başta olmak üzere caiz olmayan işleri en azından uzaktan seyrediyorsunuzdur. Bunlardan kurtulun, namaz heyecanınız geri gelsin. Namazlardan önce mesela Kur'an okuyarak kendinizi toparlayacak bir iş yapmaya bakın. Her namaz için abdestiniz olsa da tekrarlamaya bakın. Namazı daha sessiz ve sade ortamlarda kılın.
Huşu’ namazda Allah’ın huzurunda bulunduğun idraki ve pratiği ile namazı kılmaktır. Bu da dünyalık düşünceleri dışarıda bırakmak demektir. Tam bir huşu’ ile namaz kılmak mümkün değildir denemez. Mümkün olmayan bir şeyi Rabbimiz bizden istemez. Başlar başlamaz, namazları huşu’ ile kılmak da zordur. Bunun ortalaması şöyle bulunabilir: Her kılınan namaz, kılanı biraz daha huşu’ ile kılmaya yaklaştırır. Bu belki yıllar alır ama her namaz, aynı zamanda bir eğitim olur onun için. Dünya meşgalesi içinden geçilen bir namazda zihin meşguliyetlerinin olması biraz normaldir de. Mümkün olduğu kadar namaz öncesinde gergin olmamaya gayret edilir. Namaz kılınan ortam cami ve benzeri namaza tahsis edilmiş yer olur. Ses kirliliği, görüntü yoğunluğu gibi sıkıntılara karşı mümkün olduğu kadar tedbir alınırsa bir nebze huzurlu bir namaz kılınabilir. Netice olarak, namaz huşusuz olunca kabul olmaz diye bir kural yoktur. Huşu’ hedefine doğru yürüdükçe biiznillah sıkıntı da olmaz. Allah yardımcımız olsun.
Selamünaleyküm. Bu bir mücadeledir. Bir zaman sonra alışacaksınız ve bu dertten kurtulacaksınız. Şeytan herkesi bir yöntemle yıldırmaya çalışır, sizi de böyle deniyor. Takılmayın şeytana, devam edin.
Selamünaleyküm. Sıfır sorunlu bir namaz kılmak neredeyse mümkün değildir. En aza indirmeye çalışarak namaz kılacağız. Uğraşacağız ama yılmayacağız.
Aleykümselam. Namazlı bir arkadaş grubuna yönelmelisiniz. Arkadaşlarınız, akraba arasındaki beraber olmaktan haz aldıklarınız ilk değiştirmeniz gereken eyleminiz olmalıdır. İkinci olarak da bir ders halkasına muhakkak katılın. Üçüncü olarak da 'kılmıyorum/kılamıyorum' sözünü kullanmayın. Bu da şu demektir: Namaz kılmamayı normal gören sözler bile sarf etmeyin. Bir de dua etmeyi ihmal etmeyin. Her şeye rağmen hususi namaz duası yapın. Sabah akşam çokça dua edin. Acilen bir plan yapın ve namazlı hayata geçin. Allah yardımcınız olsun.
Aleykümselam. Bu geçicidir. İlgilenmez ve namazınıza devam ederseniz bir zaman sonra geçer. Bunu gündem yapar, üzerine üzerine giderseniz bir hastalık olarak kalabilir. Herkesin buna benzer sorunları olabilir. İlgilenmeyin ve namaza devam edin. Geçtiğini göreceksiniz biiznillah.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Aleykümselam. Bu konuda örf önemlidir. Örf, aileye yardım etme şeklinde ise ailenin sayılabilir. Örf evlenenlere yardım etme şeklinde ise ki, bildiğimiz böyledir gelen takıları ailenin alması yanlıştır.
Aleykümselam. Öncelikle ve özellikle şunu bilmelisiniz: Rabbimizin bizi imtihanı, bizim imtihanın bütünü olarak gördüğümüz fakirlik, düşman baskısı ve benzeri başlıklarla sınırlı değildir. Bu başlıklar genellikle imtihan olarak dikkatimizi çeker ve Allah'ın imtihanı dendiğinde hemen akla gelen başlıklar olur. Biraz daha derin düşündüğümüzde ise imtihanın çok daha geniş alanlarda olabileceğini anlarız. Mü'min insanın kendisi gibi mü'min ailesi içinde imtihan ediliyor olması da bir imtihandır. Belki de en ağır imtihanlardan biridir öyle bir imtihan. İman konusunda herkes iddia sahibi olur ama imanı yaşamaya gelince biri o tarafa öbürü bu tarafa çeker ve özellikle gençleri ortada bırakırlar. Ashabı kiram üzerinde bile bunu görmek mümkündür. Eğer iman etmeyi bir imtihan kazanmak olarak görüyorsak buna dikkat edeceğiz. Böyle bir dikkatiniz olursa çevrenizde olup bitenleri daha iyi kavrar ve kalbinizdeki huzuru daha kolay korursunuz. Şimdi sorunuzdaki ne yapmanız gerekene geçebiliriz: a- İmana ait ve açık olan, herkesin anlayabileceği hususlarda kimseye hiçbir taviz verme sakın. Kim ne derse desin ve o kim, kim olursa olsun! İmanımız pazarlık konusu değildir. b- Allah'ın farzları ve bilhassa farzı ayın olan emirleri hususunda da kimse ile pazarlığın olmasın. c- Haram olduğu açık olan ve tartışılamaz bulunan konularda da kimseye esnek davranma sakın. d- İhtilaflı konularda yani bir şeyin haram mı olduğu mekruh mu olduğu gibi ihtilaf bulunan konularda muhataplarına esnek davranabilirsin. Bazen onların dediğini yaparken bazen da kendi kararına bağlı kalabilirsin. e- Mubah olan konularda ise yani haram olmayan veya farz olmayan bir şeyde ailenin büyüklerini üzmemeye önem ver. f- Şüpheli şeylerde ise kendini korumakta haklısın. g- Bütün bu kararları uygulamada en tatlı söz ve davranışların sahibi olarak bilinmelisin. Senin hırçın ve kaba tutumun muhataplarının dinden kopmasına neden olmamalıdır. Allah yardımcın olsun.
Aleykümselam. Evlenecek bayanın tesettürlü olması nikâhın şartlarından değildir. Hüküm olarak açık bayanla yapılan nikâh da nikâhtır. Bunu böyle tespit edelim. Açık bir bayanla evlilik meselesine gelince şunlar dikkatimizi çekmelidir: a-İnsanlar tam tesettürlü, tam sakallı ile bile aradıkları huzuru bulamayabiliyorlar. Tesettür gibi ağır bir sorumluluktan taviz verenin ilerisini düşünememek ‘kendin ettin kendin buldun’ olur. b-İleride düzelir mantığı yanlıştır. İleride düzelse bile ilerisi için düzelecektir. Geçmişin açtığı yara ileride nasıl kapatılacak? c-Bu durum yani tesettürsüz olmak bayan ile Rabbi arasında bir durumdur. Eşi ondan ötürü vebal almayabilir ama böyle bir erkeğin yani sevgisi uğruna dininden taviz veren erkeğin kişilik sorunu inkâr edilemez.
Selamünaleyküm. Başınızdaki kelliği gidermenizde sakınca yoktur. Vücudunuzdaki başka tüylerden alıp dikmeleri caizdir. Yaptırabilirsiniz. Bedeninizdeki tiksindirici tüyleri de aldırabilirsiniz.
Mesele takvimin miladî veya hicrî olmasından değildir. Hilalin izlenerek veya izlenmeden oruca başlanması ile bir mesele oluşmaktadır. Bu da üzerimizde otorite Kur'an sistemin dinimizin inceliklerine riayet etmesi ya da yok saymasının sonuçlarından biridir. Orucumuz ve haccımız açısından bizim gibi fertlerin endişe edilecek bir durumu yoktur inşaallah.
Aleykümselam. Kesen kasabın hakkında aranan ana şart mü'min olmaktır. Günahkâr olmak kestiğinin yenmesine mani değildir. Günahkâr olmakla kâfir olmak arasındaki farkı biliyorsanız mesele yok demektir. Bunu bilmiyorsanız şöyle bir ölçü kullanabilirsiniz: Hiçbir hata, dinden çıkaran hata değildir. Günahın büyüklüğü veya küçüklüğü dinden çıkarmaz. Allah'a imandaki eksiklik dinden çıkarır. Günahlar, imanda sorun yoksa dinden çıkarmadığı için öyle birinin kestiği de yenebilir.