Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Düğüne gelemeyen yakınlar, takılarını düğünde gelin veya damada takılması için ailelere gönderiyor. Aile de bu takıyı düğünde çok masraf yaptık diye evlenecek çifte vermiyor. Bu takılar kimin hakkıdır? Ailenin mi? Yeni evlenen çiftin mi? Yine düğüne gelemeyen yakınlar, takısını düğünde evlenen çifte değil de çiftin ailesine gönderiyor. (Düğün masraflarına destek olmak için) Bu durumda takılar kimin hakkıdır? Ailenin mi? Yeni evlenen çiftin mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Sizinkini evlilik olarak isimlendirmek çok zor, nasıl bir evlilik, nasıl bir insanlık bu? Böyle şeylerin sözü mü olur? Evet, kadına takılan takılar, onun malı idi, onun rızası olmayan bir şeyde kullanılmaları yanlıştır. Sen onları tespit et, zamanla ödeyeceğini söyle ve elin genişleyince öde. Diğer konularda ise hakkını helal etmemek gibi bir hakkı yoktur.
Selamünaleyküm. Böyle bir uygulamanın doğru olmadığını düşünüyorum ama size paranın peşine gitmemenizi tavsiye ederim. İnsanların para ile şakası yoktur. Bile bile ailenizin altını oymuş olursunuz.
Aleykümselam. Düğün hediyeleri konusunda örfe göre hareket edilebilir. Mesela sizin yörenizde 'hediye, kimin eline konursa konsun kadına aittir' şeklinde bir örf varsa elinizdekiler kadına ait olduğu için onları mehir olarak kullanamazsınız. Böyle bir örf yoksa size verilen sizin, eşinize verilen de onundur. Size verilenleri mehir olarak ona verebilirsiniz.
Selamünaleyküm. Takı kime takıldı ise onun malıdır. Aileden veya bir başkasının ona el koyması caiz değildir. Bu bir kul hakkıdır.
Selamünaleyküm. Kimsenin malı kimseye helal değildir. Bir insan evin kadınıdır diye, kocası onun malını alamaz. Rızası olmadan o malı harcayamazlar. İade etmeleri gerekir.
Selamünaleyküm. 'Düğünde takılanları mehir olarak' isteyen birisi, bunun ayrıntısını getirmemiş ise her hâlde sadece kendisine takılanlar kastedilmiş olur. Yine de aile büyüklerinin bundan ne anlaşılacağı sorulabilir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Başınızdaki kelliği gidermenizde sakınca yoktur. Vücudunuzdaki başka tüylerden alıp dikmeleri caizdir. Yaptırabilirsiniz. Bedeninizdeki tiksindirici tüyleri de aldırabilirsiniz.
Aleykümselam. Şu kadar veya bu kadar herkesin namazında vardır bunlar. Namazın kendisi bir eğitimdir. Namaz zaten bu esintileri düzeltmek içindir. Her şeye rağmen yılmayıp namaza devam edeceksiniz ve bir zaman sonra bunlar gitgide azalacak ama tamamen bitmesi yoktur. Çünkü namaz bir mücadeledir. O mücadelenin içinde sıkıntının olması kadar tabii ne vardır?
Aleykümselam. Öncelikle ve özellikle şunu bilmelisiniz: Rabbimizin bizi imtihanı, bizim imtihanın bütünü olarak gördüğümüz fakirlik, düşman baskısı ve benzeri başlıklarla sınırlı değildir. Bu başlıklar genellikle imtihan olarak dikkatimizi çeker ve Allah'ın imtihanı dendiğinde hemen akla gelen başlıklar olur. Biraz daha derin düşündüğümüzde ise imtihanın çok daha geniş alanlarda olabileceğini anlarız. Mü'min insanın kendisi gibi mü'min ailesi içinde imtihan ediliyor olması da bir imtihandır. Belki de en ağır imtihanlardan biridir öyle bir imtihan. İman konusunda herkes iddia sahibi olur ama imanı yaşamaya gelince biri o tarafa öbürü bu tarafa çeker ve özellikle gençleri ortada bırakırlar. Ashabı kiram üzerinde bile bunu görmek mümkündür. Eğer iman etmeyi bir imtihan kazanmak olarak görüyorsak buna dikkat edeceğiz. Böyle bir dikkatiniz olursa çevrenizde olup bitenleri daha iyi kavrar ve kalbinizdeki huzuru daha kolay korursunuz. Şimdi sorunuzdaki ne yapmanız gerekene geçebiliriz: a- İmana ait ve açık olan, herkesin anlayabileceği hususlarda kimseye hiçbir taviz verme sakın. Kim ne derse desin ve o kim, kim olursa olsun! İmanımız pazarlık konusu değildir. b- Allah'ın farzları ve bilhassa farzı ayın olan emirleri hususunda da kimse ile pazarlığın olmasın. c- Haram olduğu açık olan ve tartışılamaz bulunan konularda da kimseye esnek davranma sakın. d- İhtilaflı konularda yani bir şeyin haram mı olduğu mekruh mu olduğu gibi ihtilaf bulunan konularda muhataplarına esnek davranabilirsin. Bazen onların dediğini yaparken bazen da kendi kararına bağlı kalabilirsin. e- Mubah olan konularda ise yani haram olmayan veya farz olmayan bir şeyde ailenin büyüklerini üzmemeye önem ver. f- Şüpheli şeylerde ise kendini korumakta haklısın. g- Bütün bu kararları uygulamada en tatlı söz ve davranışların sahibi olarak bilinmelisin. Senin hırçın ve kaba tutumun muhataplarının dinden kopmasına neden olmamalıdır. Allah yardımcın olsun.
Selamünaleyküm. Bu dünyada kimse kimse için yaratılmış değildir. Herkes ancak Allah’a kulluk etsin için yaratılmıştır. En büyük ve en bağlayıcı hakikat budur. Erkek kadın için, kadın da erkek için bir imtihandır. Bunu söyleyebiliriz.
Aleykümselam. Evlenecek bayanın tesettürlü olması nikâhın şartlarından değildir. Hüküm olarak açık bayanla yapılan nikâh da nikâhtır. Bunu böyle tespit edelim. Açık bir bayanla evlilik meselesine gelince şunlar dikkatimizi çekmelidir: a-İnsanlar tam tesettürlü, tam sakallı ile bile aradıkları huzuru bulamayabiliyorlar. Tesettür gibi ağır bir sorumluluktan taviz verenin ilerisini düşünememek ‘kendin ettin kendin buldun’ olur. b-İleride düzelir mantığı yanlıştır. İleride düzelse bile ilerisi için düzelecektir. Geçmişin açtığı yara ileride nasıl kapatılacak? c-Bu durum yani tesettürsüz olmak bayan ile Rabbi arasında bir durumdur. Eşi ondan ötürü vebal almayabilir ama böyle bir erkeğin yani sevgisi uğruna dininden taviz veren erkeğin kişilik sorunu inkâr edilemez.
Mesele takvimin miladî veya hicrî olmasından değildir. Hilalin izlenerek veya izlenmeden oruca başlanması ile bir mesele oluşmaktadır. Bu da üzerimizde otorite Kur'an sistemin dinimizin inceliklerine riayet etmesi ya da yok saymasının sonuçlarından biridir. Orucumuz ve haccımız açısından bizim gibi fertlerin endişe edilecek bir durumu yoktur inşaallah.